1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hadım ağaları

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 3 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Genellikle harem hizmetlerinde çalıştırılan erkekliği giderilmiş kimselere Hadım ismi verilir.

    Terimin aslı, Arapça "hizmet etmek" anlamındaki hıdme masdarının ism-i fai*li olan hadimdir ("hizmetkâr"; çoğulu hadem, huddâm). Kelime zamanla Türk*çe'de hadım şeklini almış ve saray hiz*metkârlarının çoğunun, özellikle harem kısmında çalışanların tamamının erkekli*ği giderilmiş kişiler olmasından dolayı "iğdiş" anlamını kazanmıştır.

    Câhiliye devrinde iğdişle ilgili birkaç hadise zikredilmekle birlikte bunun yaygın olduğu söylenemez. Kur'ân-ı Kerîm'-de "evin hanımına şehvet duymayan erkek hizmetçilerden" (en-Nür 24/31) söz edilerek bu hususa atıfta bulunulur, ancak Asr-ı saadet'te de bu işlemin yaygın olmadığı anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber, ashaptan Osman b. Maz'un'un kendisini iğdiş etme isteğini reddetmiş, bunu duyan Sa'd b. Ebu Vakkas da. "Eğer Resul-i Ekrem ona izin verseydi hepimiz kendimizi iğdiş ederdik" demiştir (Buharri, "Nikah", 8).

    Resul-i Ekrem'in hizmetçilere karşı iyi davranmayı emreden hadislerine ve İslâm dininin insanları, hatta hay*vanları iğdiş etmeyi yasaklamasına rağ*men hadım hizmetkar kullanımı Emevî Halifesi I. Muaviye'ye kadar uzanmaktadır. Eski Ön Asya, Grek. Roma, Bizans ve İran saraylarında hadımların bulunduğu ve bunların bir kısmının çok önemli görevlere geldiği bilinmektedir. Bizans İm*paratorluğu 'nda bazı aileler çocuklarını kilisenin hizmetine vermek için onları hadım ederlerdi. Aslında İznik Konsili hadımların rahip olmasını açıkça yasaklamıştı. Bu sebeple hadımlar ancak Doğu kiliselerinde görev yapabilirlerdi. İmparator Romanos Lakapenos, oğlu Theophylaktos'u İstanbul patriği yapmak için böyle bir operasyondan geçirmişti. Câhiz, dinî kanunların hâkim olduğu mil*letlerde mabedlerin hizmetine giren çocukların hadım edildiğini belirtir.

    Siyahî hadımların kaynağı Afrika idi. Sekiz-on bir yaşları arasında toplanan çocukların Mısır'da yapılan bir operas*yonla erkeklikleri giderilir, daha sonra başta İstanbul olmak üzere büyük merkezlere şevkleri yapılırdı. Ancak devlet kademelerinde zaman zaman bu uygu*lamaya karşı çıkıldığı anlaşılmaktadır. Meselâ 1560'ta Prizren'de bir alay beyi, böyle bir ameliyat sırasında üç reaya çocuğunun ölümüne sebebiyet verilmesi yüzünden cezalandırılmış (EP [İng.j, IV, 1093), Şehid Ali Paşa’nın(ö. 1716) sadrazamlığı sırasında da Mısır valisine ve kadısına gönderilen bir fermanla Habeşiler'in kısırlaştırılmaması istenmiştir (Raşid, IV, 175-176}. Fakat daha sonra bu fermana uyulmadığı ve Ebutic, Asyut'un güneyi ve Sudan'dan yukarı Mısır'a gelen güzergâhta her yıl 100-200 gencin iğdiş edildiği bilinmektedir. 1813-1814'te Yukarı Mısır'ı ziyaret eden Burckhardt biri Borgo bölgesi, diğeri Darfur olmak üzere İki iğdiş merkezi bulunduğunu ve Kıbti keşişlerin bu işi ücret karşılığında yaptığını tesbit etmiştir (Trauels in Nubia, s. 294-296). Uygulamanın kesin olarak ancak Sultan Abdülmecid döneminde (1839-1861) durdurulduğu görülmektedir.



    Hadımlar karakter bakımından kadın ve çocuklarla kıyaslanabilir. Hadımlar özellikle kuşlarla oynamaktan hoşlanır ve yemeye içmeye düşkün olurlar. Neşe ve öfkelerini çok çabuk açığa vuran ha*dımlar dedikoduya meraklı olup normal insanları aşağılar, ancak zengin ve güçlü insanları takdir ederler. Bu nedenle Hadım ağalar içerisinde devlet işlerine karışan kişiler sık sık çıkmıştır.

    Ev işlerinden hoşlanmakla beraber ağır işlere gele*mezler. Uzun süre at sırtında kalabilir, iyi ok atabilirler. Ticarî hayatta başarılıdır*lar. Özellikle Horasanlılar bu yönleriyle temayüz etmişlerdir. İğdiş edildikleri için büyük bir hınçla doludurlar ve bundan dolayı erkekleri kıskanır, onlardan nefret ederler. Cinsî arzu ve yeteneklerini ta*mamen kaybettikleri sanılırsa da özellik*le bulûğ çağından önce iğdiş edilenlerin cinsî istekten büsbütün yoksun olmadığı bilinmektedir. Emevî Halifesi Muaviye'nin. karısı Fahite'nin itirazı üzerine hare*me sadece yaşlı hadımların girmesine izin vermesi de bunu teyit etmektedir.

    Osmanlılar da harem görevlilerinin çok çirkin ,zenci ,dişleri dökük ,şaşı ,çarpık bacaklı ve tamamen iğdiş edilmiş zenciler olma*sına dikkat ederlerdi.Böylelikle saray kadınları yada cariyeleri ile aralarında bir olumsuz münasebet olmaması amaçlanırdı.

    Hadımlar genellikle efendilerinin ya*nında yaşarlardı. Kolaylıkla tanınıp ken*dileriyle alay edildiğinden halkın arasına pek fazla karışmazlardı. Sarayda rahatça gezebilir, efendileriyle onların hanımları ve cariyeleri arasında bir aracı vazifesi görürlerdi.
     

Sayfayı Paylaş