1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hak Ve Hakikatin Sahibi

Konusu 'Mustafa CİLASUN' forumundadır ve MustafaCİLASUN tarafından 14 Ocak 2015 başlatılmıştır.

  1. MustafaCİLASUN

    MustafaCİLASUN Twitter:@mustafacilasun Özel üye

    Katılım:
    20 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    2.164
    Beğenileri:
    729
    Ödül Puanları:
    3.830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Kamuda yönetici- http//www.facebook.com/mcilasun
    Yer:
    Kayseri
    Banka:
    0 ÇTL
    [​IMG]




    Nasıl cüret ederim
    Miskin ve sefil bir haldeyim
    Acziyet ve nedamet benim, rahmet senin
    Mağfiretin için ümit ederim, yoksa dünyayı neyleyim
    Hali perişanlığımla hadsiz ve zafiyet içinde niyaz eylerim


    Hangi âleme baksam
    Gözlerin kararıyor nasıl anlatsam
    Güven ve samimiyet için hangi kapıyı çalsam
    Yitik sevdaların ibretine kansam, aşkı Huda için el açsam
    Ne kadar dert ve çilem varsa bir lahza unutsam ve adansam


    Sözüm olmaz dervişlere
    Senin pak zatı celalini zikredenlere
    Ecir ve inayet için gece gündüz kendinden geçenlere
    Her sır, hikmette sabırla, metanetle, basiretle hamt edenlere
    Sende var olan, varlığından arınan, o gönül münevverlerine


    Arifi ne çok severim
    Senin hududunu koruduğu için güvenirim
    Dünya ve nimetleri için avutan şeyhleri neyleyim
    Kendi ve efradına dokunulmazlık zırhı giydirenleri bilirim
    Senin kullarını aldattıkları, avuttukları için şikâyet ederim


    Kendi halinde fakirim
    Ne kadar cemiyet ve cemaat tanıdıysam
    Sohbet ve irşatlarından nasiplenmek arzusundaysam
    Mürit ve şeyhlerin zehap ve zafiyetleriyle karşılaştıysam
    Taaccüp ettim, cehaletime verdim, sükûta çekilmekle kaldım


    Anlayışta bir yanlışlık vardı
    Tasavvur denilen irfan ve izan çok uzaktı
    Rengârenk kıyafet, sünnet diye tercih edilenler tuhaftı
    Bir dönemin geleneksel örf ve adetlerini yaşatmak farktı
    Akide ve İbrahim’i bir inancın müntesibi olmak çok uzaktı


    Sualler boşlukta kaldı
    Her hoca veya şeyh kendi zaviyesinden baktı
    Farklı düşüne ve fikrini söyleyenleri tekfir ederek dışladı
    Ümmet şuuru, vahdet hassasiyeti artık çöl bedevilerine kaldı


    Mustafa Cilasun
     

Sayfayı Paylaş