1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hakkari Ve Adalat(ALINTI)

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve cırcırböcee tarafından 9 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

  1. cırcırböcee

    cırcırböcee V.I.P V.I.P

    Katılım:
    13 Haziran 2006
    Mesajlar:
    3.525
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    335 ÇTL
    Bir acelesi olduğunu, onu görür görmez anlamıştım. Sağanak hâlinde yağan
    yağmura aldırış bile etmiyor ve bükülmüş beline rağmen sağa sola
    koşuşuyordu.
    Yanına sokularak:ı Hayrola teyzeciğim, dedim. Bir derdiniz mi varı Sıcak
    bir tebessümle:
    - Buraların yabancısıyım evlâdım, dedi. Hastahane tarafına gidecek bir
    araba arıyorum.
    -Biraz beklerseniz aynı dolmuşa binebiliriz, dedim. Oraya geldiğimizde
    size haber veririm. Teşekkür ederek yanıma yaklaştı ve küçük bir çocuk
    gibi şemsiyemin altına girdi. Nurlu yüzü yağmur damlacıklarıyla ıslanmış
    ve yanacıkları pembe pembe olmuştu.
    -Torunlarımdan biri menenjit geçirdi, diye devam etti. Ziyaret saati
    bitmeden dolaşmak istemiştim. Saatime baktıktan sonra:
    -20 dakikanız var, dedim. Hastahane yakın ama, bu havada pek araba
    bulunmuyor.
    Durağa herkesten önce geldiğimiz için dolmuşa da rahatça bineceğimizi
    zannediyordum. Ancak araba yanaştığında, arkamızda duran 4-5 kişinin bir
    anda hücum ettiğini gördüm. İçeriye doluşan ve arkadaş oldukları anlaşılan
    adamlara:
    - İlk önce biz gelmiştik, dedim. Sırayı bozmaya hakkınız var mıı Ön
    koltukta oturanı:
    -Hak istiyorsan Hakkâri’ye gideceksin arkadaşım, dedi. Hem oradaki
    haklardan K.D.V. de alınmıyormuş. Bu lâf üzerine attıkları kahkahalarla
    bindikleri araba sarsılmış ve sinirlerim allak bullak olmuştu.
    Sakinleşmeye çalışarak:
    - Ben biraz daha bekleyebilirim, dedim. Ama şu ihtiyar teyzenin
    hastahaneye yetişmesi gerekiyor. Bu defa şoför lâfa karışıp:
    - Teyzenin arabaya falan ihtiyacı yok be kardeşim, dedi. Okuyup üfledi mi
    hastahaneye uçuverir. Tekrar kopan kahkahalarla birlikte araba uzaklaşıp
    gitti. Yaşlı kadına baktım, tevekkülle susuyordu. 5-10 dakika sonra gelen
    bir başka dolmuşa onunla beraber bindim ve şoföre, teyzeyi hastahanede
    indirmesini söyledim. Yaşlı kadın, yapacağı ziyaretten ümitsiz görünmesine
    rağmen şikâyet etmiyordu. Üstelik trafik de yarı yolda tıkanıp kalmıştı.
    Şoför:
    -Yolun bu durumu hayra alâmet değil, dedi. Sebebini anlasam iyi olacak.
    Arabayı çalışır vaziyette bırakıp ileriye doğru yürüdü ve biraz sonra
    döndüğünde:
    - Kısmete bak yahu, dedi. Bizden önce kalkan dolmuşa kamyon çarpmış.
    Heyecanla:
    - Bir şey olmuş mu, diye atıldım. Yâni yaralı falan var mıı
    - Herhalde, diye cevap verdi. Dolmuşta bulunanları, teyzenin gideceği
    hastahaneye kaldırmışlar.
    Göz ucuyla yaşlı kadına baktım. Solgun dudaklarıyla bir şeyler
    mırıldanıyor ve sanki onlar için dua ediyordu. Şoför, koltuğuna yavaşça
    otururken:
    -Kısmet işte, diye tekrarlayıp duruyordu. Sen kalk koca bir kamyonla
    çarpış. Hem de Türkiye’nin öbür ucundan gelen Hakkâri plâkalı bir
    kamyonla.
    Adalet er veya geç yerini bulur. Ama mutlaka bulur.
     

Sayfayı Paylaş