1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

hakkın kazanılması ve kaybedilmesi

Konusu 'Hukuk Köşesi' forumundadır ve -araz- tarafından 20 Şubat 2013 başlatılmıştır.

  1. -araz-
    Ayyaş

    -araz- EYVALLAH... V.I.P

    Katılım:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    4.727
    Beğenileri:
    368
    Ödül Puanları:
    3.980
    Banka:
    439 ÇTL
    HAKKIN KAZANILMASI VE KAYBEDİLMESİ

    Kişinin bir hakkın sahibi konumuna gelmesine hakkın kazanılması, hak sahibi konumundan çıkmasına ise hakkın kaybedilmesi denir. Hakların kazanılması veya kaybedilmesi, bir hukuki olay, hukuki fiil veya hukuki işlem sonucu gerçekleşir. Hukuki olay; hukukun kendisine sonuç bağladığı olaydır. Hukuki fiil ise; kendisine hukuki sonuç bağlanmış insan fiilleridir. Geniş anlamda kullanıldığı zaman hukuki olay deyimi hukuki fiilleri de kapsar Hukuki işlemler ise : hukuki sonuç doğurmaya yönelmiş iradi açıklamalardır.

    Hakkın Kazanılması: üç yolla olur. Aslen, devren ve tesisen.



    Aslen kazanma: bu durumda hak sahibi bu hakkın ilk sahibi olarak, doğrudan doğruya hakkı kazanmaktadır. Hakkın daha önce bir sahibi yoktur. Örnek: avlanmak suretiyle bir hayvanın mülkiyetinin elde edilmesi.
    Devren Kazanma: burada hak bir başkasından devren kazanılmaktadır. Bir kişi şey üzerindeki hakkını kaybederken, bir diğeri bu şeyin sahipliğini kazanmaktadır. Hakkın devren kazanılması külli halefiyet (tümden geçiş) veya cüz’i halefiyet (tekten geçiş) tarzında ortaya çıkar. Tümden geçişin tipik örneği mirastır. Miras bırakanın ölümü nedeniyle tüm mal varlığı herhangi bir devir işlemine gerek kalmaksızın bir bütün olarak mirasçılarına geçer. Cüz’i halefiyette ise kişinin malvarlığını oluşturan şey tek olarak (münferiden) bir başkasına devredilmektedir. Bu şeyin hak sahipliğinin devralana geçmesi için taşınmazlarda “tescil”, taşınırlarda “teslim”, alacaklarda ise “temlik” işlemine gerek vardır. Ancak bir işletmeyi aktif ve pasifiyle devralan kimse alacaklılara bildirdiği ve gazetelerde duyurduğu tarihten itibaren onlara karşı malvarlığının veya işletmenin borçlarından sorumludur, ancak iki yıl süre ile, eski borçluda yenisi ile birlikte müteselsilen borçludur.
    Tesisen Kazanma: Burada mevcut bir hakka dayanarak bir başka hak kurulmaktadır. Bir malın maliki bu mal üzerinde bir başkası lehine (borcuna karşılık) bir rehin hakkı kurmaktadır.

    HAKKIN KAYBEDİLMESİ

    Bir hakkın sona ermesi ya hakkın bir başkasına geçmesi ya da hakkın yok olması sonucu meydana gelir.
    HAKLARIN KAZANILMASINDA İYİNİYET (SUBJEKTİF İYİNİYET)



    Subjektif iyiniyet; kişinin bir hakkın kazanılmasına engel olan bir eksikliği bilmemesi veya gerekli tüm dikkat ve özeni gösterse dahi bilecek durumda olmaması şeklinde tanımlanır. Subjektif iyiniyet hakların kazanılmasındaki iyiniyettir. İyiniyetin koruyucu etkisinden yararlanacak kimse, iyiniyetli olduğunu ispatlamak zorunda değildir. İyiniyet karinesine göre bunu ispatlamak karşı tarafa aittir. Karşı taraf korunan kimsenin iyiniyetin ilişkin olduğu engeli öğrenmek için gerekli dikkat ve özeni sarf etmediğini ispatlarsa, bu, karinenin çürütülmesi için yeterli olacaktır.
    Subjektif iyiniyetin unsurları

    Hakkın kazanılmasına engel olan bir eksiklik bulunmalıdır.
    Kişi bu engeli bilmemeli ve bilecek durumda da olmamalıdır.
    Kanun hakkın kazanılması için iyiniyeti aramış olmalıdır.



    İyiniyetin Korunduğu haller
    Bir taşınırın mülkiyetin iyiniyetle kazanılıp kazanılmayacağını incelerken, üzerinde mülkiyet kazanılacak taşınırın sahibinin elinden rızası ile çıkıp çıkmadığına bakılarak bir ayrım yapmak gerekir. Hakkın kazanılmasındaki iyiniyeti, malın sahibinin elinden rızasıyla çıktığı hallerde korumuştur. Burada iyiniyetten emin sıfatıyla üçüncü kişinin kazanımı korunur. Emin sıfatıyla zilyed, mal sahibi tarafından malın kullanılması, saklanması, korunması ve bir başkasına iletilmek üzere bırakıldığı kişidir. Kanun, mal sahibinin bu durumu kendisinin yarattığını düşünerek üçüncü kişiyi tam olarak korumuştur.
    Buna karşılık, taşınır malın sahibin rızası dışında elinden çıkması durumda üçüncü kişi iyiniyetli olsa bile üçüncü kişi bu malın mülkiyetini kazanamaz. Ancak belli koşullar altında üçüncü kişinin iyiniyetli olmasına sonuçlar bağlanmıştır. Bunlar,

    Para ve hamiline yazılı senetler çalınmış, kaybedilmiş, sahibinin elinden rızası dışında çıkmış da olsa, bunları iyiniyetle elde eden kimsenin bu kazanımı tam olarak korunur.
    Bir taşınır malı bir açık artırmadan veye pazardan veya ona benzer eşya satan bir tacirden iyiniyetle kazanan kişi, ancak ödediği bedel kendisine iade edilirse malı iadeye mecbur olur. (bedel karşılığı iade, kısmen korumadır)
    Bunun dışında, çalınmış, kaybedilmiş veya sahibinin rızası dışında elinden çıkan malları iyiniyetle sahibi zilyedlere karşı beş senelik bir hak düşürücü süre vardır. Bu süreden sonra dava açılamaz. Oysa zilyedliği kötüniyetle kazananlarda böyle bir durum söz konusu değildir.

    Taşınmazlarda iyiniyetin korunması

    Tapu sicilindeki kayda güvenerek mülkiyet ve diğer aynı hak kazanan kişinin bu kazanımı geçerlidir.



    HAKLARIN KULLANILMASINDA İYİNİYET (OBJEKTİF İYİNİYET)

    Herkes haklarını kullanmakta ve borçlarını ifade hüsnüniyet kaidelerine riayetle mükelleftir. Yani hakların kullanılmasındaki iyiniyet objektif iyiniyettir. Hakkın kötüye kullanılmasını kanun korumaz. Mk.2 maddesinin birinci fıkrası dürüstlük kuralını ikinci fıkrası hakkın kötüye kullanılmasını yasağını düzenlemektedir. Böylece hakkı kullanılmasını sınırlamak için dürüstlük kuralına başvurulmamalı, ancak yasada başka bir sınır bulamadığımız takdirde dürüstlük kuralına başvurulmalıdır. Dürüstlük kuralı ise: orta zekalı ve dürüst bir kişinin, toplumda gösterebileceği ve herkesce benimsenen davranış biçimidir.
    DÜRÜSTLÜK KURALININ ETKİLERİ



    Dürüstlük kuralı genel bir ilkedir. Özel hukukun tüm alanlarında uygulanması gerekir. Bu ilke dava sırasında hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Yasada başka bir sınır bulunmadığı takdirde hakkın kullanılmasının sınırlarını belirlemektedir.

    Hakların kullanılmasında ve borçların ifasında:.
    Sözleşmenin yorumunda, yeniden gözden geçirilmesinde, tamamlanması ve değiştirilmesinde,

    HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI : kanun hakkın kötüye kullanılmasını korumaz. Şartları ise

    Hak sahibinin hakkın kullanılmasında haklı bir yararı bulunmamalı
    Hakkın kullanılması başkasına zarar vermeli veya zarar tehlikesi yaratmalıdır.
    Hakkın kullanılmasında hak sahibine sağladığı yarar ile başkasına verdiği zarar arasında aşırı dengesizlik olmalıdır.
    Hakkın kötüye kullanılmasını yasaklayan özel bir kural olmamalıdır.



    HAKKIN KORUNMASI: Bir hak sahibinin hakkı bu hakka uyma zorunda olanlar tarafından ihlal edilince, ortaya hakkın korunması sorunu çıkar.hak sahibi ilk önce karşı taraftan hakkına uymasını talep eder. Ayrıca kişi hakkına kavuşmamadan veya geç kavuşmadan dolayı uğradığı zararların tazminini de isteyebilir. Ancak bu yolla sonuç alınamazsa dava yoluna gidilir. Başlıca dava türleri şunlardır.

    Eda davası : davacı karşı tarafı birşey yapmaya birşey vermeye veya bir şey yapmaktan kaçınmaya mahkum edilmesini ister . Eda davası bir hakkın korunması değil bir zararın giderilmesini amaçlıyorsa tazminat davası adını alır . verilen kararı davalı kendiliğinden yerine getirmezse cebri icra yoluna gidilir.
    Tesbit davası : bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığını tesbit etmek için açılan davalardır. İlişkin varlığı tesbit edilmek isteniyorsa müsbet tesbit davası, yokluğu tesbit edilmek isteniyorsa menfi tesbit davası adını alır.
    Yenilik doğuran dava : yenilik doğuran hakların kullanılması amacıyla açılan davalardır. Başanma davası.
     

Sayfayı Paylaş