1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Halbe Muharebesi

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 11 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Halbe Muharebesi

    Halbe Kuşatması, (bazı kaynaklarda Halbe Muharebesi), II. Dünya Savaşı'nın sonlarında Doğu Cephesi'nde gerçekleşen bir çatışmadır. General Theodor Busse komutasındaki Alman 9. Ordu'sunun, Berlin Harekâtı sırasında Sovyet kuvvetlerince bir savaş gücü olarak imha edilmesiyle sonuçlanan muharebedir, 24 Nisan - 1 Mayıs 1945 tarihleri arasında yer almıştır.

    Alman Vistül Ordular Grubu'na bağlı 9. Ordu, Berlin'in güneydoğusunda, Spree Nehri kıyısında ormanlık geniş bir bölgede tuzağa düşmüştü. Kuşatmayı yarmak için Halbe'ye doğru batı yönünde bir yarma girişiminde bulunuldu. Bunda amaç, Berlin'in güneyinde ormanlık bölgedeki General Walther Wenck'in 12. Ordu'su ile temas kurularak Batılı Müttefiklere teslim olmaktı. 9. Ordu'nun bunu başarabilmesi, Mareşal İvan Konev'in 1. Ukrayna Cephesi kuvvetlerinin oluşturduğu üç hattı muharebe ederek aşmaları gerekiyordu. Aynı zamanda Ordu'nun artçı birliklerine kuzeydoğudan saldıran Mareşal Georgi Jukov'un 1. Beyaz Rusya Cephesi kuvvetleriyle de muharebe edilmekteydi.

    Çok şiddetli çatışmaların ardından üçte biri Sovyet kuvvetlerince kuşatılmış olan yaklaşık 25 bin Alman askeri, görece güvenli olan 12. Ordu cephe hattına ulaşmayı başarmıştır. Bu birliklerin üçte biri ya çatışmalarda öldü, ya da Sovyet birliklerine teslim oldu.

    Harekât öncesi

    Kızıl Ordu birliklerinin Berlin'e yönelik genel taarruzu (Berlin Harekâtı), üç Sovyet Cephesine bağlı kuvvetlerin Oder-Neisse hattından 16 Nisan 1945 tarihinde taarruza geçmeleriyle başladı. Bu taarruzlar karşısındaki Alman hatları, 21 Nisan 1945 tarihinde yarıldı ve Kızıl Ordu birlikleri Berlin'i kuşatma manevralarına başladılar. Kızıl Ordu taarruzları başladığında 9. Ordu, Mareşal Jukov'un 1. Beyaz Rusya Cephesi kuvvetleri karşısında Seelow Tepesi hattını tutmaktaydı. Fakat Mareşal Konev'in 1. Ukrayna Cephesi, Merkez Ordular Grubu karşısında Neisse nehri geçişlerinden taarruz ederek Alman savunmasını aşmıştı. Bu durumda 9. Ordu mevzileri de savunulabilir olmaktan çıkmıştı. Bu durumda 9. Ordu, Berlin yaklaşımlarını 1. Beyaz Rusya Cephesi kuvvetlerine terk ederek Berlin'in güneydoğusu yönünde çekilmek zorunda kaldı.

    Mareşal Konev kuvvetlerinin hızlı ilerleyişi nedeniyle 9. Ordu kuşatılma tehdidi altındaydı. Alman kuvvetleri açısından bulunduğu mevzilerde kalmak, doğudan ve güneyden Berlin üzerine ilerleyen iki Sovyet Cephesine bağlı kuvvetlerinin oluşturmak üzere oldukları dev kıskaçların arasında kalmak olacaktı. Bu kıskaçlardan güneydekini oluşturan 3. Muhafız Tank Ordusu ve 4. Muhafız Tank Ordusu, zaten önlerindeki Alman savunmasını yarmış ve şimdiden 9. Ordu cephe hattının gerisindeki bölgeye ulaşmışlardı.

    Kuvvetler

    Alman


    9. Ordu - General Theodor Busse (11. SS Panzer Kolordusu, 5. SS Dağ Kolordusu, 5. Kolordu)
    12. Ordu - General Walther Wenck (39. Panzer Kolordusu, 41. Panzer Kolordusu, 48. Panzer Kolordusu, 20. Ordu)
    destek birlikleri (10. SS Panzer Tümeni "Frunsberg", 21. Panzer Tümeni)

    Kızıl Ordu

    1. Beyaz Rusya Cephesi - Mareşal Giorgi Jukov (3. Ordu, 33. Ordu, 69. Ordu, 2. Muhafız Süvari Kolordusu)
    1. Ukrayna Cephesi - Mareşal İvan Konev (3. Muhafız Tank Ordusu, 4. Muhafız Tank Ordusu, 13. Ordu, 28. Ordu)

    Kuşatma

    Alman muharebe düzeni


    Merkez Ordular Grubu'na bağlı 4. Panzer Ordusu'ndan Vistül Ordular Grubu bünyesindeki 9. Ordu'ya bağlanan 5. SS Dağ Kolordusu da 9. Ordu ile birlikte Forst'un kuzeyinde tuzağa düşmüştü. Kolordu halen Cottbus'da tutunuyordu. Merkez Ordular Grubu'nun büyük kısmı, 1. Ukrayna Cephesi'nin ilerleyişiyle kendi gerisindeki ulaşım hatları üzerinden Çekoslovakya'nın güneybatısına çekilmek zorunda kalmıştı. Bu arada Ordular Grubu'na bağlı 4. Panzer Ordusu'nun güney kanadı, 1. Ukrayna Cephesi kuvvetlerinin kuzey kanadına karşı bazı başarılı yerel karşı taarruzlara girişmişti. Bu aşamada Hitler, askeri durumun gerçekliğini kavrayışının, iyiden iyiye zayıfladığının gösteren bazı emirler verdi. Hitler, 9. Ordu'ya Cottbus'u elde tutmasın ve batıya bakan bir cephe oluşturmalarını emretti. Buradan kuzeye ilerleyen Sovyet kollarına karşı bir taarruza girişilecekti. Aslında bu hareket tarzı, güneyden geri çekilmekte olan 4. Panzer Ordusu'nun 1. Ukrayna Cephesi kuvvetleri tarafından kuşatılıp imha edilmeden önce onlara ulaşabilmesini sağladı. Aslında, 3. Panzer Ordusu'nun güneyden bir taarruz başlatacağını, kendilerinin de bu kuşatma harekâtının güney kıskacı olacaklarının ve 1. Beyaz Rusya Cephesi kuvvetlerinin SS Generali Felix Steiner'in 3. SS Kolordusu tarafından Berlin'in kuzeyinde imha edileceğini umuyorlardı. Günün ilerleyen saatlerinde General Steiner o planı yaptı, fakat böyle bir planı uygulamaya koymak için gereken tümenler elinde yoktu. Daha sonra General Heinrici, Hitler'e 9. Ordu derhal geri hatlara çekilmeyecek olursa Sovyet kuvvetleri tarafından kuşatılmaktan kurtulamayacaktı. Bunların yanı sıra, birliğin Berlin'in kuzeyine kaydırılması için zaten artık çok geç olduğunu ve batıya çekilmek zorunda kalınacağını özellikle belirtti. General Heinrici son olarak Hitler'in batı yönünde harekete geçmesine izin vermemesi durumunda komutanlık görevinden affını isteyeceğini bildirmiştir.

    Hitler de 22 Nisan öğleden sonraki durum değerlendirme toplantısında, önceki günkü planının uygulanabilir olmadığını kabul etti. Bu durumda savaşın kaybedildiğini kabul etti. Bütün bunlardan generallerini suçladı ve kendisinin sonuna kadar Berlin'de kalacağını ve sonunda intihar edeceğini açıkça belirtti. Genel Kurmay Başkanı General Alfred Jodl Hitler'in öfkesini yatıştırmaya çalışarak, Amerikan kuvvetleri karşısındaki 12. Ordu'nun Berlin'e getirilebileceğini ileri sürdü. Çünkü Amerikan kuvvetleri zaten Elbe Nehri'ne ulaşmışlardı ve daha doğuya ilerlemeleri pek olası görünmüyordu. Hitler bu görüşü derhal benimsedi ve birkaç saat içinde Ordu Komutanı General Walther Wenck'e, Amerikan birlikleriyle muharebeyi kesip, Berlin savunmasını takviye etmek üzere kuzeydoğu yönünde harekete geçmesi emredildi. Sonra fark edildi ki 9. Ordu batıya hareket edecek olursa 12. Ordu ile temas sağlayacaktır. Aynı akşam General Heinrici'ye bağlantı kurmak için izin verildi.

    Ancak Hitler'İn, 9. Ordu'nun 12. Ordu ile temas kurmasına izin vermesi, aslında oldukça büyük ölçüde Alman birliğinin batıya ricat edip Amerikalılara teslim olması için de bir geçit sağlıyordu. Bu ise General Wenck ve General Busse'nin yapmakta anlaştıkları şeydir. 25 Nisan gece yarısından az önce, General Buss'ye, en iyi taarruz yönünü belirleme konusunda yetki verildi.

    9. Ordu'nun durumu

    Seelow Tepeleri Muharebesi'nde kuşatılmadan önce 9. Ordu, zaten ağır kayıplara uğramıştı. Kuşatmanın başında ordu emrinde binden az top ve havan, 79 tank ve muhtemelen toplam 150 - 200 muharebeye hazır zırhlı muharebe aracı kaldığı tahmin edilmektedir. Kuşatma altında toplam 80 bin adam vardı. Bunların büyük bölümü, 9. Ordu bünyesindeki 11. SS Panzer Kolordusu, 5. SS Dağ Kolordusu ve yeni katılan 5. Kolordu unsurlarıdır. Ayrıca Frankfurt Garnizonu'ndan da bir kısım birlik bulunmaktaydı. [4] Tank sayısı, 502. SS Ağır Panzer Taburu'nun 14 Tiger II'si de dahil olmak üzere 11. SS Panzer Kolordusu da dahil 36 olarak rapor edilmiştir. [5] Hava yoluyla ikmal sağlamak için 25 ve 26 Nisan'da girişimlerde bulunuldu. Fakat bu girişimler, kalkan uçakların ikmal malzemesini bırakacakları bir alan bulamamaları nedeniyle sonuç getirmedi ve kuşatılan orduyla bir temas sağlanamadı.

    1. Beyaz Rusya Cephesi ve 1. Ukrayna Cephesi kuvvetleri tarafından kuşatılarak baskı altına alınan Alman 9. Ordu'su ormanlık ve sulak bir bölgededir. Sovyet kuvvetleri, birincil hedefleri olan Berlin'i kuşattıktan sonra 9. Ordu'nun kuşatma altındaki birliklerini imha etmen için bu yöne döndüler. Mareşal Jukov'un emirleri gereği Sovyet3., 33. ve 69. Orduları ve ormanlık araziler gibi zor arazilerden geçiş konusunda esnek olan 2. Muhafız Süvari Kolordusu ile birlikte bu bölgeye 25 Nisan öğleden sonra kuzey doğudan taarruza geçtiler. Mareşal Jukov'un taarruzu kuzeydoğudayken Mareşal Konev, 3. Muhafız Ordusu'nu, 28. Ordu'yu takviye etmek üzere gönderdi. 28. Ordu, zaten olası kaçış yolu olan Berlin - Dresden otoyoluna yakın konumdaydı.

    Kızıl Ordu muharebe düzeni

    Alman 9. Ordu'suna saldıracak olan Sovyet kuvvetleri yaklaşık olarak 280 bin kişilik, 7.400 parça top ve havanlık, 280 tank ve kundağı motorluk topluk ve 1.500 uçaklık bir kuvvettir. Nisan ayının 25'inde toplanan bu kuvvetlere 6. Hava Kolordusu ve 1. Muhafız Taarruz Topçu Tümeni de dahildir.

    Kuşatma çemberinin batı kesiminde Sovyet kuvvetleri halihazırda başlayarak zaten derinlikte mevzilenmişti.

    Alman birliklerinin geri çekilme hattı üzerinde olan 3. Muhafız Ordusu ve 13. Ordu, harekât boyunca yoğun biçimde takviye edilmişlerdir.

    Önemli bir takviye de Teurow - Briesen bölgesinde mevzide olan 3. Muhafız Ordusu emrine verilen 1. Muhafız Taarruz Topçu Tümeni'dir.

    Alman taarruzu

    12. Ordu taarruzu ve 9. Ordu planı


    Alman kurtarma girişimi 12. Ordu'nun General Wenck komutasındaki 20. Kolordusu tarafından 24 Nisan'da başlatıldı. Thedor Körner RAD Tümeni, General P. Yermakov komutasındaki Sovyet 5. Muhafız Mekanize Kolordusu'nun Teurow - Briesen mevzilerine gece boyu taarruzlarını sürdürdü. Ertesi gün Scharnhorst Tümeni, Sovyet 4. Muhafız Tank Ordusu'na bağlı 6. Muhafız Mekanize Kolordu'sunun zayıf kanadına yüklenerek geriye doğru sardı. Scharnhorst Tümeni ve onun doğu kanadındaki Ulrich von Hutten Tümeni, Berlin'e uzanan bir koridor oluşturmak için Postdam yönünde ilerlemeye çalışırken, 12. Ordu'nun diğer birlikleri de General Wenck ve General Busse arasındaki mutabakata uyarak, 9. Ordu ile birleşmek üzere doğu yönünde harekete geçti.

    General Busse, 9. Ordu'nun batı yönündeki taarruzunu planlayan General Wenck'e, "bir tırtıl gibi" benzetmesini yapmıştır. General Busse planına göre taarruzun başını 502. Ağır Panzer Taburu'nun Tiger II tankları çekecektir. Tırtıl benzetmesi bir bakıma oldukça yerinde bir benzetmedir çünkü, ileri unsurlar yolu açmak için, artçı ise izleyen Sovyet kuvvetleriyle muharebeyi kesip çekilmek için sert mücadeleleri yürütmek zorundaydı.

    Hitler, 25/26 Nisan gecesi her iki orduya da bir emir yayınladı. Bu emre göre,

    12. Ordu'nun doğu yönünde taarruzla Beelitz hattına ulaşıp Sovyet 4. Muhafız Tank Ordusu'nu geri atarak 9. Ordu ile temas kurmaya çalışması,

    9. Ordu'nun doğudaki cephesini tutarak 12. Ordu ile temas kurmak üzere batı yönünde taarruz etmesi,

    Her iki ordunun birleşerek kuzey yönünde taarruz etmesi ve Kızıl Ordu'nun Berlin kuşatmasını yarması.

    9. Ordu'nun taarruzdan önceki son kurmay toplantısı 28 Nisan, saat 15:00'da yapıldı. Bu sıralarda 5. Kolordu ve 5. SS Dağ Kolordusu ile temas kaybedilmişti. Toplantıda, tek çıkış yönünün Halbe yönünde olacağı anlaşılmıştır. Bunu anlamak Sovyet komutanlığı için bile güç değildi. Öte yandan 9. Ordu, kendi hatlarıyla 12. Ordu arasındaki Kızıl Ordu kuvvetlerinin durumu hakkında neredeyse hiçbir bilgi elde edemiyordu. Bu toplantıdan itibaren 9. Ordu'da sevk ve idare çökmüştür. Gerçekte 9. Ordu Karargahı ile Vistül Ordular Grubu Karargahı arasında hemen hemen hiç iletişim yoktu, Karargahla ordu birlikleri arasında ise çok sınırlıydı. Planlamayı ve harekâtları yürütmek için birliklerde çok az harita vardı ya da hiç yoktu.

    Tony le Tisser, Halbe'de Kıyım adlı kitabında, kuşatma altındaki ordunun sevk ve idaresindeki yetersizlik nedeniyle General Busse suçlanır. Sonuçta, kuşatmayı yarma girişimlerinin başarısızlığında bu sevk ve idare zaafının da etkisi olmuştur. Yazara göre, Karargahın başlangıçtaki tutumu, General Busse'nin tüm birlikler üzerindeki kumanda yeterliliğini kaybetmesine neden oldu. Onun yarma planında 9. Ordu Karargahı, yarma harekâtının ileri unsurlarının hemen gerisinde olacaktı. 502. SS Ağır Tank Taburu, onun birlikler düzeyinde komutan etkinliğini ciddi biçimde azalttı. Ayrıca Generali, ilk yarma girişimine yeterli biçimde komuta edememekle de suçlamaktadır. Alman yarma planının öncü kuvveti 28 Nisan'da 502. SS Ağır Panzer Taburu ve Kurmark Panzer Tümeni'nden kalanlar olmuştu. Bu birlikler iki kol halinde ayrıldı. Kuzey kol, 502. Ağır Panzer Taburu'ndan, 9. Ordu Karargahı'ndan, 11. SS Panzer Kolordusu Karargahı'ndan ve Kurmark Panzer Tümeni Karargahı'ndan oluşuyordu. 21. Panzer Tümeni'nin kılıç artıkları kuzeybatı yönünü örtmekteydi. 32. SS Panzer Tümeni kalan kısmı ise doğu yaklaşımını örtmek ve artçılık görevlerini üstlenmişti.

    İlk taarruz

    General Busse 25 Nisan sabahı iki muharebe grubuna emirlerini verdi. Albay von Luck'un müfrezesi, 21. Panzer Tümeni ve Pipkorn Müfrezesi (35. SS Tümeni ve Polis Mekanize Tümeni) Baruth yolu yönünde taarruz emri aldılar. Albay von Luck, esas olarak 125. Panzer Mekanize Alayı'nı ve 22. Panzer Alayı tanklarını kullanarak Hable'den harekete geçti. Pipkorn Müfrezesi ise 35. SS Tümeni ve 10. SS Panzer Tümeni tanklarıyla Schleepitz'den harekete geçti. Albay von Luck'a verilen emirler, bir koridor açarak 9. Ordu birlikleri için bu koridoru, sadece 9. Ordu birlikleri için açık tutmaktı. Bu koridoru sivillerin kullanmasına izin verilmedi. Albay von Luck'un kuvvetleri, Sovyet 50. Muhafız Piyade Tümeni'nin Baruth'taki savunma hatlarına kadar başarılı bir ilerleme sağladılar. Bu bölgedeki Sovyet savunması, yarı gömülmüş ve iyi mevzilenmiş Joseph Stalin Tanklarıyla takviye edilmişti. Muharebe grubu, önce 329. Piyade Tümeni ve aralarında Panther tankların da olduğu zırhlı araçlarıyla Sovyet savunmasına yüklendi, fakat savunma karşısında dağıldı. Baruth önlerinde yaşanan bu meydan muharebesi, Alman muharebe grubu için aslında baştan kaybedilmiş bir muharebedir. General Busse bu durumu haber alınca, Albay von Luck'a bölgede kalmasını ama taarruzu devam ettirmemesini emretti. Ancak Albay emre uymadı ve muharebe grubu dağıldı, sonuçta askerler bireysel ya da küçük gruplar halinde taarruzları sürdürmeye çalıştılar.

    Baruth civarındaki muharebeler ertesi gün de devam etti ve bazı Alman tank imha grupları bir kısım Sovyet tankını mevzilerinde imha ettiler. Teneke kutulardaki bazı ikmal malzemesi hava yoluyla bölgeye iletildi fakat yine de Alman muharebe grubunun gücü, bir Sovyet karşı taarruzunu durdurmakta yetersiz kaldı. Öğlen sıralarında Sovyet 4. Hava Bombardıman Kolordusu'na bağlı 55 uçaklık bir hava akınını 8 - 10 uçaklık bir dizi taarruz daha izledi. Bu uçakların yaklaşık 500 dalışı, Alman kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdi ve birlikleri iyice dağıttı. İki Alman muharebe grubunun savaş gücü tümüyle çöktü. Sovyet kaynakları, 5 bin tutsak alındığını, 40 tank ve kundağı motorlu topun imha edildiğini, 200 top ve havan ele geçirildiğini ileri sürmektedir. Kuvvet ve silah yönünden kayıplar, daha sonraki yarma girişimlerinde daha fazlasıyla gerçekleşti. Diğer muharebe grubu Komutanı Pipkorn, muharebe sırasında öldü. Von Luck ise 27 Nisan'da Sovyet kuvvetlerince esir alındı. Sağ kalan az sayıda Alman askeri Elbe'ye ulaşmayı başardı.

    İkinci yarma girişimi

    Ertesi sabah Alman öncü unsurları iki Sovyet ordusu arasında bir gedik keşfettiler. Sovyet kuvvetlerinin gediği kapatmasından önce bir kısım Alman kuvveti muharebe ederek bu gedikten otobana ulaşabildi. Çatışmalar oldukça şiddetliydi ve Sovyet 2. Hava Ordusu'nun savaş boyunca geliştirdiği hava akınları kesintisizdi ve oldukça etkiliydi. Hatta, patlayan bombaların etkisiyle ağaçlardan kopup büyük bir hızla sağa sola savrulan parçalar, muharebe alanı üzerine yağmur gibi yağmıştır. Tüm savaş boyunca Sovyet hava kuvvetleri 2.459 hava taarruzu ve 1.683 bombardıman çıkışı yapmışlardır. [15] Alman zırhlı araçları, beklendiği kadar etkili olamadı. Zırhlı araçlar asfalt yollarda daha fazla hasar gösteriyordu ve çam ormanlarının kumlu zemininde iyi bir kavrama sağlayamıyordu. Alman öncü unsurlarının 96 no'lu otobana ulaşmayı başardığı bir Luftwaffe uçağı tarafından rapor edilmiştir. Hitler, General Busse'nin batı yönünde yarma girişiminde bulunduğunu, Berlin'e gelmek niyetinde olmadığını öğrenince adeta çılgına döndü. Komutanına, orduyu Berlin yönünde döndürmesini emreden birkaç mesaj gönderdi, ancak herhangi bir yanıt alamadı.

    O gece ve ertesi gün 27 Nisan'da, Alman kuvvetleri Halbe'nin güneyinden ve Teupitz'in kuzeyinden iki eksen üzerinde taarruzlarını yenilediler. Bu taarruzlar da bir önceki günkü gibi, (bazı gruplar Sovyet hatlarına sızmayı başardılarsa da) genel olarak başarısız oldu.

    Cephe hattı, yoğun ormanlık arazide olması nedeniyle açık değildi. Görüş mesafesi birkaç metre ile sınırlı kalıyordu. Bu yüzden ani bir baskına uğramak, pusuya düşmek her iki taraf için ciddi bir tehlikeydi. Patlayan top mermilerinin ya da uçak bombalarının neden olduğu orman yangınları sonucu çıkan yoğun duman Alman birlikleri için bir kalkan oluşturdu ve Sovyet kuvvetlerinin hareketini sınırladı. Çünkü, bu durumda hava keşfi ve hava saldırılıları yapılamadı. Öte yandan ormanlık alanlarda çıkan yangınlar yaralı Alman askerleri için ölümcül olabilmekteydi, hızla yayılan alevlerden yeterince hızlı uzaklaşamıyorlardı. Ayrıca havanın güneşsiz olması ve birliklerde pusula bulunmaması da güçlük yaratmıştı, birçok Alman birliği hangi yöne hareket edecekleri konusunda karar vermekte zorlandılar. Kumluk arazi de siper kazmayı engellemiştir. Bu tarz arazide siper kazarken gereken ek düzenlemeler için de yeterli zaman hiç olmadı. Bu durum top mermileriyle savrulan ağaç parçalarına karşı birlikleri savunmasız bıraktı. Bu durumu fark eden Sovyet topçusu da kasten ağaç tepelerine ateş açmıştır.

    Üçüncü yarma girişimi

    Halbe civarındaki Alman kuvvetleri 28 Nisan akşamı geniş kapsamlı bir yarma harekâtı girişiminde daha bulundular. Bu girişim Sovyet 50. Muhafız Piyade Tümeni hatlarını yarmayı başardı ve Halbe'den batı yönünde bir koridor açtı. Fakat bu başarı, büyük kayıplar pahasına elde edilebilmiştir. Sovyet kanat kuvvetleri Nisan'ın 28 ve 29'unda takviye edildi ve güney kesimden, Halbe dolaylarına toplanan Katyuşa (silah) ve topçu ateşi ile bir taarruz boşaltıldı.

    Bu zamana kadar Alman kuvvetleri geniş bir bant üzerinde yayılmıştı. Artçı kuvvetler Storkow'daydı ve öncü unsurlar 12. Ordu ile Beelitz'te temas kurmuştu. Halbe civarında halen büyük gruplar bulunmaktaydı. Sovyet savaş planı Alman yürüyüş kolunu General Busse'nin benzetmesiyle "tırtıl"ı, parçalara ayırmak ve sonra parçaları tek tek imha etmek esasına dayanıyordu. Alman harekât planı ise batı yönünde olabildiğince hızlı hareket etmek ve bu koridoru açık tutmaktır.

    Halbe'de durum, Alman kuvvetleri açısından umutsuzdu. Emirler, birlikler için düzenlenmişti ama hali hazırda bu birlikler birbirine karışmış durumdaydı. Waffen-SS birlikleriyle Wehrmacht birlikleri arasında büyük bir gerginlik yaşanmaktadır. Her grup diğer grubu, kendi grubu için mücadele etmekle, zor durumdaki diğer grup için çaba harcamamakla suçlanıyordu. Halbe'de bazı siviller çok genç askerlere acıdı ve onlarla kendi giysilerini değiştiler ve onların sivil kıyafetler içinde sivillerin arasına karışmasına yardımcı oldular. Bir belge de bir SS'in, 40 sivil ve genç Wehmacht askerlerinin olduğu bir mahzenin kapısına Panzerfaust ile ateş etmek üzereyken başka bir asker tarafından vurulduğunu belgelemektedir.

    İzleyen günlerde Alman birlikleri açısından savaş daha da içinden çıkılmaz bir hal aldı. Alman birlikleri, bir Kızıl Ordu birliğiyle muharebeye girdiğinde sadece karacılarla muharebe etmiyordu, Sovyet topçusu ve hava unsurları derhal üzerlerine geliyordu. Her iki tarafın da kayıpları çok yüksektir. Nisan sonu, Mayıs başı gibi çatışmalar sona erdi. Yaklaşık 25 bin Alman askeri kuşatmadan kurtulup 12. Ordu'ya ulaşmayı başardı.

    Sonuç

    Her iki tarafın kayıpları da çok yüksektir. Bugün Halbe'deki askeri mezarlıkta yaklaşık 30 bin Alman askerinin mezarı vardır. Almanya'da, II. Dünya Savaşı ile ilintili en büyük mezarlık burasıdır. Bu mezarlıkta yatan askerlerin yaklaşık 20 bin kadarı, 1945 yılının ilk yarısında ölen, kimliği saptanamamış askerlerdir. Sovyet kaynakları, 60 bin Alman askerinin öldüğünü, 120 esir alındığını ileri sürmektedir. Yaklaşık 20 bin Kızıl Ordu askeri de bu muharebede ölmüş ve çoğu yakındaki bir mezarlığa gömülmüştür. Bunlar bilinen kayıplardır. Her sene savaşta ölenlere ait kalıntılar buluna gelmektedir. Ama, ölenlerin gerçek sayısı görünüşe göre hiçbir zaman tam olarak bilinemeyecek. Öte yandan kaç sivilin öldüğünü halen kimse bilmemektedir. Fakat, bu konudaki rakamın on binin üzerinde olması mümkündür.

    Antony Beevor'un değerlendirmesi;

    « Olup bitenlerin en şaşırtıcı yanı ölenlerin ya da teslim olmak zorunda kalanların sayısından çok, 25 bin askerin ve birkaç bin sivilin, Sovyet birliklerinin üç hattını da geçebilmiş olmalarıdır.
     

Sayfayı Paylaş