Halk Ozanları-Türk Halk Ozanları

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve Suskun tarafından 3 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.256
    Beğenileri:
    219
    Ödül Puanları:
    5.730
    Yer:
    Türkiye


    [video=youtube_share;TBADNv_krME]http://youtu.be/TBADNv_krME[/video]



    [​IMG]
    Davut Sulari
    (Erzincan,1925- Erzurum,1985)

    Erzincan'ın Çayırlı ilçesinde doğdu. Asıl adı Davut Ağbaba'dır. İlkokulu Çayırlı'da okudu.
    17 yaşında bade içerek aşık oldu. Tasavvuf şairi olan dedesi Kaltık Mehmet Ağa'dan ilk bağlama, şiir ve türkü derslerini aldı. Paşa Doğan adlı akrabasından da aşıklık geleneği ve bağlama konusunda yardım gördü. O dönemden sonra çalıp söyledi.

    Konya Aşıklar Bayramının oluşturulmasında emeği geçen Sulari, 4 yıl kadar Ankara ve İstanbul Radyolarında usta bölge sanatçısı olarak çalıştı.

    Türkü, atışma, güzelleme dallarında büyük bir yeteneğe sahipti. Özellikle Alevi kökenli aşıklar içerisinde atışma alanında farklı bir yeri olan Sulari'ye bu özelliği, türkülerindeki zenginliğin gelişmesinde önemli katkı sağladı.

    Türkiye'nin birçok yerini at sırtında gezerek her gittiği yerde türküler, güzellemeler söyledi. Uzun yıllar çeşitli Avrupa ülkelerinde de dolaşan Sulari, kendine özgü türkü söylemesiyle birçok insanı etkiledi ve kendine özgü bir biçim oluşturdu. Ayrıca Daimi (1932-1983), Beyhani (1933-1971), Kelkitli Serdari gibi birçok aşığa ustalık yaptı.

    Aşık Reyhani ile birlikte Türkiye'nin çeşitli yerleri dışında, İran, Irak ve Suriye'yi dolaşarak çalıp söyledi. Özellikle 1970'li yıllarda ise çeşitli Avrupa ülkelerinde uzun süre dolaşarak konserler verdi.

    Davut Sulari alışılagelmiş bir aşıklar meclisi sırasında Erzurum'da öldü ve Çayırlı'da toprağa verildi.

    Davut Sulari Şiirlerinden Örnekler

    Eylesin


    Bu yola talip ol bağlandın ise
    Peyik sofulara beyan eylesin
    Hakikat aşkı ile dağlandın ise
    Git kendi pirine derman eylesin

    Museyibini aldırasın dara
    Dört başın mamur et olma mudara
    Müminler fakırdır değıl fukara
    Bu hakin ceminde cavlan eylesin

    Kemer best bağladık başında tacı
    Kulağında küpe gürhunacı
    Güdül bir kabbedır yapta ol hacı
    Davut Sulari'ye nişan eylesin

    Aşıktır (Benden Sorulursa)

    Benden sorulursa aşık olanlar
    Manen pir elinden dolan aşıktır
    Meclis olup değerini bulanlar
    Kendi cenazesin' kılan aşıktır

    Kişisel olanı kainat tanır
    Darb-i aşk olanlar cihan dolanır
    Gahi berrak akar gahi bulanır
    Olgun mertebede kalan aşıktır

    Ben aşık değilim yoksul ozanım
    İçimde dert kaynar bünyem kazanım
    Bazı yalçın dağım bazı sazanım
    Davut Sulari'den kalan aşıktır

    Ne Yazık (İşte Yetimlerin)

    İşte yetimlerin yetimi benim
    Çok cahdettim gülemedim ne yazık
    Bu dünyaya geldiğimden yoksulum
    Ben neyim hiç bilemedim ne yazık

    Her kimlere el attımsa koptu dal
    Ne takatim kaldı ne de bir mecal
    Bir yakınım yok ki olam hasbi hal
    Fesat hile olamadım ne yazık

    Giden gitme mihnet bırakmaz peşin
    Gel Davut Sulari yok ahbap eşin
    Yaren akraba tavlukat kardeşin
    Dediğimde kalamadım ne yazık

    Çok Evvel Oldu

    Elde düğün bayram benim neyime
    Benim kurbanlarım çok evvel oldu
    Sorayım fakire bir de beyime
    Dem-i devranlarım çok evvel oldu

    Eller güler oynar içim kan ağlar
    Alem al yeşilde can kara bağlar
    Değişti asırlar silindi çağlar
    Merdan-ı meydanım çok evvel oldu

    Davut Sulari'yem çağladım aktım
    Riyakar kullardan nefretten bıktım
    Şöhret kalasını kökünden yıktım
    O ahd u peymanım çok evvel oldu

    Sonra Git (Yar Senin Derdinden)

    Yar senin derdinden derbeder oldum
    Derd-i derunumu sor da sonra git
    Hasretinden Mecnun misali oldum
    Ne hale düşmüşüm gör de sonra git

    Aşık olan maşukunu atar mı
    Gül yerine kara çalı biter mi
    Aslan yatağında tilki yatar mı
    Gözle on ikiden vur da sonra git

    Ağırgöl Dağında Gahmut Yaylası
    Hangi gün inersen hoştur havası
    Gel ey düzgünüm gel çektirme yası
    Sulari kulunu gör de sonra git
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.256
    Beğenileri:
    219
    Ödül Puanları:
    5.730
    Yer:
    Türkiye


    [video=youtube_share;TBADNv_krME]http://youtu.be/TBADNv_krME[/video]



    [​IMG]
    Davut Sulari
    (Erzincan,1925- Erzurum,1985)

    Erzincan'ın Çayırlı ilçesinde doğdu. Asıl adı Davut Ağbaba'dır. İlkokulu Çayırlı'da okudu.
    17 yaşında bade içerek aşık oldu. Tasavvuf şairi olan dedesi Kaltık Mehmet Ağa'dan ilk bağlama, şiir ve türkü derslerini aldı. Paşa Doğan adlı akrabasından da aşıklık geleneği ve bağlama konusunda yardım gördü. O dönemden sonra çalıp söyledi.

    Konya Aşıklar Bayramının oluşturulmasında emeği geçen Sulari, 4 yıl kadar Ankara ve İstanbul Radyolarında usta bölge sanatçısı olarak çalıştı.

    Türkü, atışma, güzelleme dallarında büyük bir yeteneğe sahipti. Özellikle Alevi kökenli aşıklar içerisinde atışma alanında farklı bir yeri olan Sulari'ye bu özelliği, türkülerindeki zenginliğin gelişmesinde önemli katkı sağladı.

    Türkiye'nin birçok yerini at sırtında gezerek her gittiği yerde türküler, güzellemeler söyledi. Uzun yıllar çeşitli Avrupa ülkelerinde de dolaşan Sulari, kendine özgü türkü söylemesiyle birçok insanı etkiledi ve kendine özgü bir biçim oluşturdu. Ayrıca Daimi (1932-1983), Beyhani (1933-1971), Kelkitli Serdari gibi birçok aşığa ustalık yaptı.

    Aşık Reyhani ile birlikte Türkiye'nin çeşitli yerleri dışında, İran, Irak ve Suriye'yi dolaşarak çalıp söyledi. Özellikle 1970'li yıllarda ise çeşitli Avrupa ülkelerinde uzun süre dolaşarak konserler verdi.

    Davut Sulari alışılagelmiş bir aşıklar meclisi sırasında Erzurum'da öldü ve Çayırlı'da toprağa verildi.

    Davut Sulari Şiirlerinden Örnekler

    Eylesin


    Bu yola talip ol bağlandın ise
    Peyik sofulara beyan eylesin
    Hakikat aşkı ile dağlandın ise
    Git kendi pirine derman eylesin

    Museyibini aldırasın dara
    Dört başın mamur et olma mudara
    Müminler fakırdır değıl fukara
    Bu hakin ceminde cavlan eylesin

    Kemer best bağladık başında tacı
    Kulağında küpe gürhunacı
    Güdül bir kabbedır yapta ol hacı
    Davut Sulari'ye nişan eylesin

    Aşıktır (Benden Sorulursa)

    Benden sorulursa aşık olanlar
    Manen pir elinden dolan aşıktır
    Meclis olup değerini bulanlar
    Kendi cenazesin' kılan aşıktır

    Kişisel olanı kainat tanır
    Darb-i aşk olanlar cihan dolanır
    Gahi berrak akar gahi bulanır
    Olgun mertebede kalan aşıktır

    Ben aşık değilim yoksul ozanım
    İçimde dert kaynar bünyem kazanım
    Bazı yalçın dağım bazı sazanım
    Davut Sulari'den kalan aşıktır

    Ne Yazık (İşte Yetimlerin)

    İşte yetimlerin yetimi benim
    Çok cahdettim gülemedim ne yazık
    Bu dünyaya geldiğimden yoksulum
    Ben neyim hiç bilemedim ne yazık

    Her kimlere el attımsa koptu dal
    Ne takatim kaldı ne de bir mecal
    Bir yakınım yok ki olam hasbi hal
    Fesat hile olamadım ne yazık

    Giden gitme mihnet bırakmaz peşin
    Gel Davut Sulari yok ahbap eşin
    Yaren akraba tavlukat kardeşin
    Dediğimde kalamadım ne yazık

    Çok Evvel Oldu

    Elde düğün bayram benim neyime
    Benim kurbanlarım çok evvel oldu
    Sorayım fakire bir de beyime
    Dem-i devranlarım çok evvel oldu

    Eller güler oynar içim kan ağlar
    Alem al yeşilde can kara bağlar
    Değişti asırlar silindi çağlar
    Merdan-ı meydanım çok evvel oldu

    Davut Sulari'yem çağladım aktım
    Riyakar kullardan nefretten bıktım
    Şöhret kalasını kökünden yıktım
    O ahd u peymanım çok evvel oldu

    Sonra Git (Yar Senin Derdinden)

    Yar senin derdinden derbeder oldum
    Derd-i derunumu sor da sonra git
    Hasretinden Mecnun misali oldum
    Ne hale düşmüşüm gör de sonra git

    Aşık olan maşukunu atar mı
    Gül yerine kara çalı biter mi
    Aslan yatağında tilki yatar mı
    Gözle on ikiden vur da sonra git

    Ağırgöl Dağında Gahmut Yaylası
    Hangi gün inersen hoştur havası
    Gel ey düzgünüm gel çektirme yası
    Sulari kulunu gör de sonra git
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.256
    Beğenileri:
    219
    Ödül Puanları:
    5.730
    Yer:
    Türkiye

    [video=youtube_share;TnGXSsccGTI]http://youtu.be/TnGXSsccGTI[/video]


    Ali Ekber Çiçek,
    (d. 1935, Ulalar Köyü-Erzincan - ö. 26 Nisan 2006 İstanbul).
    Türk halk müziği sanatçısı.


    Çiçek, babasını 1939 Erzincan depreminde yitirdi ve küçük yaşlarda rençberlik (çiftçilik) yapmaya başladı. Bu arada bağlamayı öğrendi ve cem toplantılarında kulağı Alevi deyişleri ve ezgileriyle doldu. İlkokul öğreniminden sonra maddi olanaksızlıklar sonucu öğrenimini sürdüremedi, ancak ağır yaşam şartlarına karşın müzikten hiç kopmadı.

    Müzik aşkı ağır basınca İstanbul'a göç etti ve halk müziğinin önemli isimleriyle tanıştı. Askerden sonra TRT'nin açtığı sınavı kazanarak, Muzaffer Sarısözen döneminde TRT Ankara Radyosu'na ve Yurttan Sesler Korosu'na girdi. 35 yılı aşkın bir sürede 400'den fazla türküyü derleyerek geniş kitlelere ulaştırdı.

    TRT arşivlerinde 54 kaseti bulunan Ali Ekber Çiçek'in Türkiye'deki bütün türkücüler tarafından derlemeleri söylenmektedir. 2003 yılının başlarında TRT Belgesel Programlar Müdürlüğü tarafından Ali Ekber Çiçek'in hayatını anlatan Cahilden Uzak Dur, Kemale Yakın isimli belgesel çekilmiştir.

    Başta Haydar Haydar olmak üzere Türk halk müziğine bir çok unutulmaz türkü armağan eden bağlama sanatçısı ve derlemeci Ali Ekber Çiçek yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak, 2006 yılında, 71 yaşında hayata veda etti.

    Ali Ekber Çiçek'ten Derlenen Bazı Türküler

    Böyle İkrarınan Böyle Yolunan
    Bunca Olan Emeğimi
    Derdim Çoktur Hangisine Yanayım
    Ey Erenler Akıl Fikir Eyleyin
    Gönül Gel Seninle muhabbet Edelim
    Gurbet Elde Bir Hal Geldi Başıma
    Gurbet Elde Yadellerin Derdini
    Gül Yüzlü Sevdiğim
    Hazin Hazin Esen Seher Yelleri
    İsmini Sevdiğim Saadetli Dostum
    Nasıl Yar Diyeyim Ben Böyle Yare
    Ondört Bin Yıl Gezdim Pervanelikte

    Ali Ekber Çiçek'in Derlediği Bazı Türküler

    Bir Güzeli Kethedeyim
    Çoktan Beri Yollarını Gözlerim
    El Vurup Yaremi İncitme Tabib
    Gönül Gel Varalım Gülşen Bağına
    Şepke'nin Kavakları
    Yolumuz Gurbete Düştü
    Ağlama Gözlerim
     

Sayfayı Paylaş