1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Halkla İlişkilerin Tarihsel Gelişimi

Konusu 'BilgiBANK' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 14 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Halkla İlişkilerin Tarihsel Gelişimi

    20. yüzyılın fenomeni olan halkla ilişkilerin kökleri tarihin derinliklerine dayanır ve medeniyet kadar eskidir. Yönetim-yönetilen ikiliğinin ortaya çıktığı dönemden bu yana, yani yönetimin (devletin) ortaya çıkmasıyla birlikte halkla ilişkiler uygulamasının değişik görünüm ve biçimlerine rastlanmıştır (Kazancı, 1982). Okuryazarlığın olmadığı toplumlarda halkla ilişkinin etkili şekli yüz yüze ilişkiler, söylev ve konferanstan oluşur. Babil, Yunan, Roma uygarlıklarında, hükümetin otoritesi ve dinin kabul edilmesi için günümüzde de kullanılmakta olan kişilerarası iletişim, konuşma, sanat, edebiyat ve duyurumdan yararlanılarak halk ikna edilmeye çalışılmıştır. Eski Yunan uygarlığında iletişim becerisine sahip olmak büyük bir değerdir.

    En iyi konuşmacı, genellikle liderlik pozisyonları için seçilmiştir. Bazen politikacılar, sözlü iletişimi kullanma konusunda sofistlerden yardım almışlarıdır. Sofistler, günümüzün lobicileri gibidirler. Etkili iletişim teknikleri kullanarak yasa yapıcıları etkilemeye çalışılmıştır. Çeşitli konulardaki bilginlerin, filozofların halk önünde tartışması için forumlar düzenlenmiştir.

    İlk çağların büyük filozof ve konuşmacıları olan, Cicero ve Demosten bu forumlarda ün kazanmışlar, inandırıcı ve halkı etkileyici kişiler olarak ortaya çıkmışlardır. Halkın sesi hakkın sesidir deyimi, eski Roma’da “Halkın sesi Tanrının sesidir” şeklinde söylenmekte ve halkla ilişkilerin önemine dikkat çekmektedir. Halkla ilişkilerin kökleri propagandanın gelişiminde yatar. 1600’lü yıllarda propaganda “inancı yaymaya yardım etmek” için kullanılan ve olumsuz bir çağrışıma sahip olmayan bir kavramdır.

    Kiliseler dinin yararları hakkında kamuoyunu bilgilendirmek istediklerinde propaganda kullanılmıştır 1. Dünya savaşı sırasında Amerika’nın savaştaki rolünü güçlendirmek için kamuoyunu bilgilendirme komiteleri oluşturulmuştur. Edward Bernays içinde bulunulan durumu, tarih boyunca ilk kez bilginin savaş silahı olarak kullanıldığı bir dönem olarak yorumlar. Halkla ilişkilerin şekillenmesinde, doğru bilginin kamuoyuna yayılmasında dini kurumlarının da katkısı olmuştur.
     

Sayfayı Paylaş