1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hamidiye Alayları nedir?

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 2 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Hamidiye Alayları nedir?

    Hamidiye Alayları ya da Hamidiye Hafif Süvari Alayları, Osmanlı padişahı II. Abdülhamit'in Doğu Anadolu'da oluşturduğu çalışmalarına 1890 yılında başlanılmış, 1891 yılında fiilen kurulmuş Kürtler'den, Doğu Anadolu'da yaşayan Türk halklarından, Türkmenler'den ve Yörükler'den oluşan Osmanlı birlikleridir.

    Ermenilerin 13 Haziran 1878'de Berlin Konferansı'na "Ermenistan'a ilişkin Proje" sunması ve bu projenin olumlu karşılanmasından sonra Osmanlı Devleti sınırları içindeki terör ve katliam eylemleri hızlandı. Ermeni Hınçak ve Taşnak örgütleri düzenli ordu haline dönüştü. Rusya "Şark Vilayetleri"ne yönelik emellerini açıkça ifade etmekteydi ve işgal hazırlıklarına başlamıştı. II. Abdülhamit, doğu meselesi adı altında, Avrupalı devletler tarafından istenilen reformların, Hıristiyan tebaa için önce özerklik sonra bağımsızlık; Osmanlı Devleti için de zayıflama ve parçalanma anlamına geldiğini düşünüyordu. Bölgede "asayişin temini, Ermeni şaki ve katillerin tedip edilmesi ve Rus işgaline karşı" halktan silahlı güçler oluşturmayı kararlaştırdı. Bu sebeple, 1890 yılı sonrasında Doğu Anadolu'da bir Ermenistan devletinin kuruluşunu engellemek amacıyla Hamidiye Alayları'nın kurulmasını sağladı.


    Alayların kuruluş sebepleri

    Resmi kaynakların dışında, Hamidiye Alaylarının kuruluş gerekçeleri farklılık arzetmektedir. M.S. Lazarev,Hayal Olan Kürdistan ve Kürt Sorunu isimli kitabının 151. sayfasında alayların kuruluş gerekçesini şöyle açıklamaktadır:

    "Hamidiye alayları ile, Kürtleri Rusya karşısında güçlü bir askeri siper, İran'a karşı saldırı aracı durumuna getirme amacı yanında önemli amaçlarından biri, Kürtleri Türk idari makamlarının sıkı gözetimi altında durmaya alıştırmaktı. Bununla birlikte, Hıristiyan ulusal azınlıkların, özellikle de Ermenilerin yükselen özgürlük hareketlerine karşı kullanmak amacıyla kuruldu."

    Nihat Gültepe, alayların kuruluş amacını şöyle açıklıyor:

    "Hamidiye Alaylarının kurulması ileşunlar amaçlanmıştır: Askeri disiplin içine alına aşiretlerden Doğu Anadolu için kolluk kuvveti olarak faydalanmak, düzenli süvari birlikleri oluşturarak, olası bir Rus işgaline karşı elde hazır kuvvet oluşturmak, dış tahriklere kapılan ve isyana kalkışacakları açık olan unsurları yola getirme, aşiretleri iskan ettirmek ve bunları medenileştirmek; onları disiplin altına alarak eğitmek, aşiret kavgalarına son vererek bu yöndeki bütün potansiyeli devlet lehine kullanmak, bu vesile ile yol, köprü, okul binaları vs. yaparak Doğu Anadolu'nun imarına çalışmak.
    Kuruluşu

    Dördüncü ordu kumandanı Müşir Zeki Paşa'nın da desteklediği bu projeye, paşaların büyük bir kısmı karşı çıktı. Buna rağmen Abdülhamid, Zeki Paşa'yı bu işle görevlendirdi. Kendisine Erzincan'ı merkez seçen Müşir Zeki Paşa, 1891 ilkbaharında faaliyete geçti. İlk iş olarak Mirlivâ Mahmûd Paşa'yı Van, Malazgirt, Hınıs taraflarına gönderip aşiretlerden Hamidiye Alayları'nın kurulumunu başlattı. Bu faaliyet beş yıl sürdü. 1896'da Erzincan, Dersim, Erzurum, Diyarbakır, Van, Malazgirt, Urfa ve doğuda daha birçok yerde Hamîdiye Süvâri Alayı meydana getirildi. Bu dönemde sâdece Erzurum vilâyeti dâhilinde 8 alay kuruldu.

    2. Abdülhamit'in emri ile alaylar, İbrahim ve Kerim paşalar tarafından kurulmaya, alt yapıları oluşturulmaya başlandı. Böylece, Türk tarihinde ilk gayrinizami harp usullerini uygulayanlar İbrahim ve Kerim paşalar olmuşlardır.[9].Daha sonra resmi statüde yapılan ilk düzenleme 1891 yılında olmuştur. 1896 ve 1910 yılında da bu yasa düzenlemelerden geçmiştir. İlk başta alay sayısı 50 civarında iken, zaman içinde alay sayısı artarak 1908 yılında 65 olmuştur. Teşkilat büyük ölçüde Vilayat-ı Sitte'nin Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır ve Erzurum vilayetlerinde görülür. Sivas vilayetinde ise bir alay kurulmuştur. Kurulan alaylardan sadece 4 tanesi 5. Ordu, diğerleri ise 4. Ordu mıntıkasındadır. Ancak Anadolu dışında Trablusgarp'ta da bu teşkilatın kurulduğu görülmektedir.İsim olarak ise ilk kez 1880 yılında biraz farklı olmakla beraber Yemen'de görülür. II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra teşkilatın mahiyeti ve adı değişmiştir. Hamidiye ismi 1910 yılında İttihat ve Terakki Partisi tarafından 1910 yılında son yapılan düzenleme ile Aşiret Hafif Süvari Alayları Nizannamesi ile ortadan kaldırılmıştır. Bu alayların ismi Aşiret Süvari Alayları olarak değiştirilmiştir.
    Kaynakları ve Altyapısı

    Hamidiye Alayları ile ilgili kanunun 19. maddesinde alayların yapısı ve kimliği hakkında şu bilgilere yer verilmiştir:

    1891'de ilk olarak çıkarılan elli üç maddelik nizamnâmede Hamîdiye Süvârî Alayları'nın nasıl kurulacağı ve özelliklerinin nasıl olacağı açıklanmıştır. Buna göre; bu alayların isimleri Hamidiye Süvari Alayları'dır. Bu alaylar, dört bölükten az, altı bölükten fazla olmayacaktır. Her bölük; dört takımdan, her takım da 32 neferden az, kırk sekiz neferden fazla olmayacaktır. Her alay en az 512, en fazla 1152 kişiden meydana gelecektir. Her dört alay bir liva sayılacaktır. Büyük aşiretlere bir veya birden fazla alay, küçük aşiretlere ise birkaç bölük kurma hakkı verilecektir. Ancak alay kurulması ve eğitim maksadıyla aşiretlerin birleştirilmesi önlenecek, merkezi otoritenin veya ordu kumandanlarının emri ile sadece savaş zamanında birleştirilecekti. Her alaydan iki çavuş Ordu-yu Hümayun merkezine gönderilip mektep alayında eğitime tabi tutulacaktı. Ayrıca her alaydan bir çocuk seçilerek İstanbul'a gönderilecek, orada süvari mektebinde tahsil gördükten sonra mülazımlık (teğmen) rütbesiyle memleketine ve alayına dönecekti.

    Asakir-i Hamidiye Süvari Alayları Kürt ve Arab aşairinden mürettep olduğundan bu akvama mensup olanlardan her birinin mensup olduğu kabail ve eşairin iktiza edegeldikleri şekil ve kıyafette bulunması münasip ve muvafık olacağından şimdilik üç nümune intihab olunmak...şarttır. Üzerlerindeki ahali-yi saireden fark olunacak surette alayın isim ve numarası yazılı bir alamet-i farika bulunacaktır."

    Alayların subayları ise İstanbul'da askeri eğitim görmüş aşiret çocuklarından oluşacaktı.Bu ihtiyacı karşılamak için İstanbul'da Aşiret Mektebi adıyla Askeri okullar kuruldu. Bu subaylar gösterdikleri başarılar ile üst mertebelere çıkabileceklerdi.

    Ruslara yönelik olarak Şafii Kürtler’den oluşturulan Hamidiye Alayları amacına uygun faaliyette bulunmaz. Hamidiye Alayları daha çok eşkiyalık yapar. Ermeni ve Alevi köylerine baskınlar düzenleyip çapulculuk yaparlar 23 Temmuz 1908 ‘de İkinci Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra Eylül 1908 ayında Kürt Hamidiye Alayları’nın silahlarını ellerinden almak isteyen İttihat’çılar bunu başaramazlar.

    Şafii Kürtlerin ağa ve aşiret reislerinin çocuklarının eğitildiği İstanbul’daki “Aşiret Mektebi”nde ve Hamidiye Alaylarında ise Kürt milliyetçiliği filizlenmiş ve örgütlenmeye başlamıştır. Bu durum Doğu Anadolu’da Alevi-Şafii çatışmasını beraberinde getirir. Sonuçta; Okul Müdürü Kolağası Kamil Bey; “bunlar aşiret değil haşerat!” der...

    40. Alay Sivas'ta olup, Mihrali Bey tarafından Kars'tan Sivas'a yerleşen Karapapak Türklerinden teşkil edilmiştir. 1892 yılında kurulmuştur. Diğer alaylar civariyet itibariyle birbirine yakın olmasına karşılık 40. Alay onlardan ayrı, bağımsız ve müstakil görülmektedir. Bu yüzden diğer alaylar livalar şeklinde örgütlenmişken 40. Alay diğerlerinden uzak olduğu için herhangi bir livaya bağlanmamıştır. Doğrudan doğruya Sivas Fırkası'na bağlı olarak kalmıştır. Bu alayın en önemli özelliklerinden birisi, mensuplarının çoğunun Mihrali Bey ile birlikte 1877-1878 Rus savaşında Kafkas cephesindeki savaşlarda görev yapan kahramanlardan meydana gelmiş olmasıdır. Diğer yandan 40. Alay, tarihimize Komutanı Mihrali Bey ile birlikte 1905 yılında Yemen'e gitmesi ile geçmiştir. Mihrali Bey başta olmak üzere alayın büyük kısmı Yemen'den gelememiştir.

    Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra iktidara geçen İttihad ve Terakki partisi, Hamidiye Alayları'nın teşkilatını lağvetti. Aşiret hafif süvari alayları adıyla yeniden düzenlendi ve sayıları da azaltılarak 24'e indirildi. Doğuda meydana gelen Ermeni isyanlarında önemli faydası görülen bu alaylar, Balkan Savaşı'nda yerinden oynatılmadı.

    1913 yılında, alaylar yeni bir teşkilatlanma içerisine sokularak ihtiyat süvari alayları adı altında, iki fırka halinde, merkezi Erzurum olan Dokuzuncu kolorduya bağlandılar. I. Dünya Savaşı'nda doğuda dinç ve zinde olarak Ruslara karşı çarpışan bu alaylar, Rus birliklerini geri çekilmeye zorladılar. Ermenilerin tehcir edilmesinde etkin oldular.
     

Sayfayı Paylaş