1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hamileliğe Hazırlık

Konusu 'Anne - Çocuk Sağlığı' forumundadır ve Suskun tarafından 14 Nisan 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Gebelik öncesi dönem, sağlıklı bir bebek sahibi olabilmek için çiftlerin kendilerini fiziksel ve psikolojik olarak hazırlayabileceği bir süreçtir.

    Döllenme ve implantasyon (döllenen yumurtanın rahmin iç tabakasına tutunması) ile başlayan gebelik sürecinde bebeğin organlarını oluşturan hücreler büyük bir hızla bölünerek çoğalır ve oluşturacakları organ sistemlerine göre farklılaşır. Dolayısı ile gebeliğin bebeğin organlarının oluştuğu bu ilk dönemi çok önemlidir. Bu dönemin en sağlıklı şekilde geçirilebilmesi için anne adayı gebeliğin 2-3 ay öncesinden başlayarak 9 aylık gebelik dönemine hazırlanmalıdır.

    YAŞAM TARZI

    Günümüzde gebeliğin ilk haftalarının önemi daha iyi anlaşılmıştır, ilk 12 haftada bebeğin organları oluşur. Birçok kadın henüz gebe olduğunu anlamadan bebeğin birçok organı gelişmiştir. Anne adayının yaşam şekli gelişmekte olan bebeği etkiler. Çocuk sahibi olmaya karar veren çiftler yaşam tarzlarını gözden geçirip düzenlemelidir.

    Sigara

    Gebeliğe hazırlık dönemi sigarayı bırakmak için çok uygun bir dönem olabilir. Sigaranın zararlarını bilmesine rağmen birçok kişi sigara içmeye devam eder, bir bebeğin sağlığından sorumlu olmak anne adaylarının sigarayı bırakabilmek için daha çok çaba göstermesini sağlar. Sigara içen kadınlarda bir yıl içinde gebe kalabilme olasılığı sigara içmeyenlere oranla %25 daha düşüktür. Sigara yumurta kalitesini bozar, yumurtanın döllenmesini ve döllenen yumurtanın rahme tutunmasını zorlaştırarak gebeliği önler. Sigara içen kadınlarda dış gebelik ihtimali de artar. Nikotin küçük damarların büzülmesine neden olarak vücuttaki kan dolaşımını yavaşlatır, bundan plasenta da etkilenir ve bebeğin gelişmesi için gereken oksijen ve besinlerin bebeğe ulaşması zorlaşır. Sigara anne adayının beslenmesini de bozar, vücuttaki C vitamini seviyesi düşer. Sigara içen kadınların bebekleri düşük doğum ağırlıklıdır. Bu bebeklerde düşük doğum ağırlığının yanında gelişme geriliği de sık görülür. Gebelik döneminde günde 10 adet sigaradan fazla içen kadınların erken doğum yapma riski %80 artar. Gebelik döneminde sigara içilmesi bebeğin akciğer gelişimini ve kapasitesini olumsuz etkileyerek bebeğin ileride akciğer problemleri ile karşılaşmasına neden olur. Gebeliklerinde sigara içen kadınların çocuklarında okul döneminde öğrenme güçlüğü tespit edilmiştir. Bunun da anne karnında bebeğin karbonmonoksit gazına maruz kalmasına ve beynine giden oksijenin azalmasına bağlı olduğu düşünülmektedir.

    Gebelik döneminde sigara bırakmayı kolaylaştıran nikotin sakız veya bantları gibi maddelerin kullanımı önerilmez.

    Pasif İçicilik

    Sigara içmeyenler restoranlarda, işyerlerinde hatta kendi evlerinde sigara dumanına maruz kalabilirler. Pasif içicilik olarak adlandırılan bu durum gebelere ve gelişmekte olan bebeklerine zarar verir. Pasif içicilik de bebeğin doğum ağırlığının düşük olmasına neden olur. Pasif içicilikten korunmak için çalışma ortamınızda ve evinizde iyi havalanan bir yerde oturmaya özen göstermelisiniz. Eşiniz sigara içiyorsa bu dönemde sigarayı bırakması bebeğin doğum sonrası sağlığı için de çok önemlidir.

    Alkol

    Gebeliğe hazırlık ve gebelik döneminde alkol tüketiminden kaçınmak gerekir. Alkol kadınların vücudundan daha uzun sürede atılır, gebelik öncesi dönemden itibaren alkol kullanılmamalıdır. Alkol doğumsal anomalilere neden olur. Alkollü içeceğinizi dilüe etmeniz (sulandırmanız) veya içkiden evvel bir şeyler yenmesi alkole karşı reaksiyonunuzu yavaşlatır, fakat alkolün bebeğe geçmesine engel olmaz.

    Fötal Alkol Sendromu

    Günümüze dek fötal alkol sendromunun sadece gebeliği sırasında fazla miktarda alkol alan kadınların bebeklerinde görüldüğü düşünülmekteydi, fakat daha az miktarda alkol alan kadınların bebeklerinde de problemlerin görüldüğü ortaya çıktı. Gebelik döneminde az miktar alkol alan annelerin bebeklerinde düşük doğum ağırlığı ve gelişme geriliği görülmektedir. Günlük alınan alkol miktarı fazla ise bebeklerde gelişme geriliği, yüz ve kulak deformasyonları, yarık damak ve yarık dudak, sinir sistemi fonksiyon bozukluğu, zeka geriliği, diş gelişiminde problemler, iskelet sistemine ait bozukluklar, kalp, karaciğer ve üreme sistemine ait problemler görülür. Bu çocuklarda daha ileri yaşlarda davranış bozukluğu, hiperaktivite ve okulda başarısızlık da görülür. Fazla miktarda alkol alan kadınların bebeklerinde nöral tüp defektleri ve kromozomal anomalilere de rastlanır.

    Gebeliğin ilerleyen zamanlarında alkol alımı kesilse dahi bebekteki gelişim geriliği devam eder. Gebeliğin ilk dönemlerinde alınan alkol bebeğe büyük ve kalıcı zararlar verir. Fazla miktarda alkol alan kadınlarda gebelik öncesinden itibaren alkol alımı kesilmezse bebekte görülebilecek doğumsal problemleri önlemek mümkün olmaz. Anne için alkol tüketiminin güvenli olduğu bir miktar belirlenememiştir. Gebelikten önce alkol alımını tamamen kesmek gerekir. Eğer doğum kontrolü uygulanmıyorsa menstrual siklusun ikinci yarısında kesinlikle alkol alınmaması gerekir.

    Kafein

    Kafein gebelik döneminde uzak durulması gereken bir maddedir. Kahve, çay ve kola gibi kafein içeren ürünlerin tüketimi mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır. Birçok araştırma gebelik döneminde kafein kullananlarda kullanmayanlara göre daha yüksek oranda doğum defektlerinin görüldüğünü göstermiştir. Gebelik döneminde kafeinin =)=)=)=)bolizması değişir, yarılanma ömrü yani vücuttan atılma süresi uzar.

    Eğer kahve ya da diğer kafeinli içecekler fazla tüketiliyorsa, gebelik öncesinde bunların kademeli şekilde azaltılması gerekir. Gebelik öncesi dönemden itibaren kola ve bitki çaylarından da uzak durulması faydalıdır. Bazı hayvan deneylerinde kafeinsiz kahvenin bebeğin gelişimine olumsuz etkisinin olabileceği gösterilmiştir. Araştırmalara göre dekafeinizasyon işleminde kullanılan bazı kimyasalların gelişim geriliğine neden olabileceği düşünülmektedir.

    Suni Tatlandırıcılar

    Günümüzde Nutrasweet (aspartam) veya diğer suni tatlandırıcı maddeleri içeren birçok diyet gıda maddesi yaygın olarak tüketilmektedir. Bu ürünlerin kullanımı gebe olmayan kişilerde güvenlidir. Gebelik sırasında suni tatlandırıcıların kullanımı ile ilgili çok fazla çalışma yoktur. Gebelik döneminde suni tatlandırıcılar ve bunları içeren ürünlerin mümkün olduğu kadar az tüketilmesi önerilir.

    Aspartam vücutta =)=)=)=)bolize edildiğinde =)=)=)=)nol, aspartik asit ve fenil alanin adı verilen maddeler ortaya çıkar . Bunlardan aspartik asit plasentayı geçemez, =)=)=)=)nol de çok düşük düzeyde olduğu için zararlı değildir. Bir aminoasit olan fenil alanin ise FKU (fenilketonüri) hastalığı olan kişilere zararlıdır. Çocukluk döneminde diyet ile tedavi edilebilen bu durum erişkin kadınlarda gebelik döneminde göz önünde bulundurulmazsa bebeğe zarar verebilir. Bu madde sinir sistemine zarar vererek ağır zihinsel geriliğe neden olabilir. FKU hastalığı olan gebeler aspartam içeren ürünleri kullanmaktan kesinlikle kaçınmalıdır.

    Katkı Maddeleri

    Birçok hazır gıdanın tazeliğinin korunabilmesi için nitrat içeren katkı maddeleri kullanılır. Gebelik döneminde bu ürünlerin tüketilmemesi önerilir. Bunun yanında taze meyve ve sebzelerin de üretim sırasında kullanılan böcek ilaçları ve gübrelerin içerdiği kimyasallardan arınabilmeleri için yenmeden önce çok iyi yıkanması gerekir.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL




    BESLENME


    Sağlıklı Beslenme


    Dengeli ve sağlıklı beslenme sağlıklı çocuk sahibi olabilmek için çok önemlidir. Çiftlerin sağlıklı beslenmesi yumurta ve sperm kalitesini ve döllenmeyi etkiler. Gebelik öncesi dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının edinilmesi ve bunların gebelik süresince devam ettirilmesi çok önemlidir. Düzenli beslenme alışkanlığı anne adayına, ailesine ve gelişecek bebeğin sağlığına katkıda bulunur.

    Gebelik öncesi dönemden itibaren temel besin gruplarının hepsinden her gün alınmasına, günde 3 öğün yemek yenmesine ve kalsiyum, demir, folik asit gibi önemli vitamin ve mineralleri içeren besinlerden yeterli miktarlarda alınmasına dikkat edilmelidir.

    Önerilen ideal diyet aşağıdakileri içermelidir;

    Protein 4 porsiyon
    Süt ve süt ürünleri 4 porsiyon
    Tahıl 3 porsiyon
    Yeşil sebze 2 porsiyon
    C Vitamininden zengin meyveler 1 porsiyon
    Diğer sebze ve meyveler 4 porsiyon

    Vitaminlerin en iyi kaynağı taze sebze ve meyvelerdir. Fazla pişmiş, dondurulmuş ve uzun süre bekletilmiş gıdalar içerdikleri vitaminleri kaybeder. Konservelerin birçoğunun da besin değeri azalır. Etlerin yenmeden hemen önce pişirilmesi sağlıklıdır. Taze sebzeleri haşlamak yerine buharda pişirmelidir.

    Vejetaryen olan kadınlar yeterli miktarda protein, kalsiyum ve demir alamazlar. Vejetaryen olan kadınların mutlaka gebelik öncesinde protein alımını arttırması ve vitamin takviyesine başlaması gerekir.

    Vitamin ve Mineraller

    Gebelik öncesinde vitamin kullanan kadınların hekime danışarak gerekirse kullandıkları vitamin haplarını değiştirmeleri gerekebilir. A, C, ve D vitaminleri yüksek dozda alındıklarında gelişmekte olan bebeğe zarar verebilirler. Gebelik döneminde vücudun vitamin ihtiyacı değişir.

    Demir; Birçok kadında demir eksikliği görülür. Gebelik öncesinde fazla yakınmaya neden olmayan bu durum gebelikle beraber artar. Demir eksikliği anemiye (kansızlığa) yol açar. Gebelik öncesinde demir eksikliği belirlendiği taktirde mutlaka tedavi edilmelidir. Demir ihtiyacının sadece besinlerle karşılanması zordur.
    Folik Asit; Sağlıklı gebelik için en önemli vitamin folik asittir. Döllenmeden hemen sonra omurilik ve sinir sisteminin gelişmesinde önemli rol oynar. Gebelikten önceki 3 aylık dönemden itibaren günde 400 mg folik asit takviyesi nöral tüp bozukluklarının oluşmasını engeller. Folik asit narenciyede, yeşil yapraklı sebzelerde, fındık, badem ve baklagillerde bulunur. Gebelik öncesi dönemden itibaren doğal besinlerle alınan folik asit yanında 400 mg folik asit içeren multivitaminler veya folik asit tabletleri önerilir.

    A Vitamini; Protein sentezi, kemik ve diş gelişimi, deri hücreleri ve gözde retina hücrelerinin gelişimi için gerekli bir vitamindir. Genellikle gıdalardan yeterli miktarda alınabilir. Günde 5000 ünitenin üzerinde alındığında doğumsal anomalilere yol açabilir.

    D Vitamini; Güneşten veya gıdalardan alınabilen bu vitamin kemik gelişimi için gereklidir. Süt ürünleri ve balık bu vitaminden zengin gıdalardır. Fazla miktarda alındığında doğumsal anomalilere yol açabilir.

    E Vitamini; Antioksidan olan bu vitamin fazla alındığında vücutta birikerek toksik düzeylere ulaşabilir ve gelişmekte olan bebeğe zarar verir.

    K Vitamini; Kanın pıhtılaşması için gerekli olan bu vitaminin eksikliği ancak karaciğer hastalığı olan veya uzun süre antibiyotik kullanan kişilerde görülür. Gebelik döneminde fazla miktarda alınması bebeğe zarar verebilir.

    C Vitamini; vücudun birçok fonksiyonunda rol oynar. C vitamini gereğinden fazla alındığında emilimi azalır ve fazla alınmasına rağmen hem gebede hem de bebeğinde eksiklik görülebilir. Gıdalarla ve prenatal vitamin preparatları ile yeterli miktarda alındığı için C vitamini takviyesine gerek yoktur.

    B Vitaminleri; B kompleks vitaminleri vücudun birçok fonksiyonu için beraberce çalışır ve gereklidir. En sık B6 vitamininin eksikliği görülür. Bu vitamin lifli gıdalarda, tahıllarda, süt, yumurta ve yeşil sebzelerde bulunur. Gebelik döneminde B1 vitamini ihtiyacı da artar. B1 vitamini eksikliği olan annelerin bebeklerinde ani bebek ölümlerinin daha sık görüldüğü düşünülmektedir. Prenatal vitamin preparatları yeterli miktarda B kompleks vitaminleri içerir.

    Vücut Ağırlığınız

    Gebe kalmadan önceki vücut ağırlığınız önemlidir. Boy uzunlukları ile orantılı olarak normal kilolarının üzerinde veya altında olan kadınlar gebelikleri sırasında, vücut ağırlıkları normal olan kadınlardan daha fazla problem yaşarlar. Gebelik sırasında kilo almanız veya vermenizdense, gebelik öncesi kilonuzun bebeğin doğum kilosu üzerinde etkisi vardır. Gebelik planı yapıyorsanız sorunsuz bir hamilelik geçirmek ve sağlıklı bir bebek sahibi olmak için gebelik öncesi ideal kilonuza ulaşmayı sağlamalısınız.

    Normalden Düşük Kilo

    Vücut ağırlığınız ideal kilonuzdan % 10 daha düşük ise zayıf sayılırsınız. Zayıf kadınlarda yetersiz beslenme, vitamin ve mineral eksiklikleri sık görülür. Zayıf olan kadınların gebelik öncesi kilo almaları ve prenatal vitamin takviyesine başlaması gerekir. Bu kadınlarda erken doğum ve bebeğin düşük doğum ağırlıklı olma ihtimali artar. Bu bebeklerde gelişme geriliği de görülür. Gebeliğin ilk üç aylık döneminde hızlı kilo alınması sakıncalıdır. Bu dönemde çok fazla gıda alınması bebeğin ilerideki kilosunu etkileyebilir. Gebelik döneminde fötal yağ hücreleri hızla çoğalır.

    Gebelik döneminde iki kişilik yemek yemek yaygın ve yanlış bir inanıştır, bu dönemde tek kişilik ve dengeli beslenmek gerekir. Kalori alımı biraz arttırılmalı ve bu ekstra kaloriler karbonhidratlardan alınmalıdır.

    Fazla Kilo

    Obezite, kilonuzun ideal kilonuzdan % 20 daha fazla olmasıdır. Fazla kiloluysanız gebelikten önce kilo vermeye çalışmanız önemlidir çünkü gebelik döneminde diyet yapılması önerilmez. Gebelikte diyet yapmak sizin ve bebeğinizin ihtiyacı olan temel gıdaların eksilmesine neden olur. Diyet sırasında vücutta depolanan yağlar tüketilir, bu durum vücudun =)=)=)=)bolik dengesini bozar. Ketozis olarak adlandırılan durum ortaya çıkabilir, ketozis bebeğin sinir sistemini etkiler ve düşük IQ' lu olmasına neden olur.

    Fazla kilolu olan kadınlar büyük bebekler dünyaya getirirler. Bu durum bebek ve anne için travmatik doğum nedenidir, forsepsle veya sezaryen ile doğum yapılmasını gerektirir. Fazla kilolu kadınlarda preeklampsi-eklampsi (gebelik zehirlenmesi), yüksek tansiyon, diabet, pıhtılaşma bozuklukları ve kalp problemleri daha fazla görülür.

    Gebe kalmadan önceki dönemde yağdan fakir, liften zengin diyet uygulanarak ve egzersiz yaparak kilo verilmesi uygun olur. Haftada 1 kg vermek güvenlidir, daha hızlı kilo vereceğiniz diyetler gebe kalma şansınızı düşürüp, gebelik öncesi besin depolarınızı azaltır.

    Beslenme alışkanlıklarını değiştirip, düzenli beslenerek ideal kiloya ulaşılması en doğrusudur.

    EGZERSİZ​


    Günümüzde birçok kadın sağlıklı yaşam için egzersiz programı uygulamaktadır. Yapılan egzersizin miktarı ve çeşidi önemlidir. Gebelik döneminde yapılan çok ağır egzersizler gelişmekte olan bebeğe zarar verebilir. Gebelik öncesinde egzersiz programı tekrar düzenlenmelidir.

    Egzersizin gebeliğe etkisi; Gebelik döneminde birçok vücut fonksiyonu değişir. Bu değişiklikler bebeğin beslenebilmesini ve yeteri kadar oksijen alabilmesini sağlar. Gebelik döneminde kan hacmi, kalbin iş yükü, böbrek fonksiyonları, solunum ve =)=)=)=)bolizma artar. Egzersiz sırasında kalp hızlanır, kas ve cilde kan akımı artar ve vücut ısısı yükselir. Gebelik öncesi dönemde özellikle doğum kontrol yöntemi uygulamıyorsanız menstrual siklusun ikinci yarısında vücut ısınızı arttıracak egzersizlerden kaçınmanız gerekir. Egzersiz sonrasında sıcak duş almaktan veya saunaya girmekten de kaçınılmalıdır.

    Gebelik öncesi dönemde karın ve sırt kaslarınızı güçlendirmeye yönelik egzersizler yapılabilir. Gebelik döneminde dağcılık, binicilik, dalma, sörf gibi riskli sporları yapmaktan kaçınılmalıdır. Gebeliğe hazırlık döneminden itibaren egzersiz yaptığınız süreyi kısaltmak ve nabzınızı kontrol ederek dakikada 140' ın üzerine çıkmamasına dikkat etmek gerekir.

    Kalp hastalığı olan kadınlar ile tekrarlayan düşük, erken doğum, anormal kanama ve rahim ağzı yetmezliği öyküsü olan kadınlar gebelik döneminde egzersiz yapmaktan kaçınmalıdır. Diabet, tiroid bezi hastalığı, anemi veya hipertansiyon problemi olan gebelerin de ancak hekim kontrolünde egzersiz yapmaları gerekir.

    Ev, çalışma ortamı ve çevredeki kimyasal ve benzeri maddelerin birçoğunun gebelik ve gelişmekte olan bebek üzerindeki etkileri çok iyi bilinmemektedir. Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi Klinik Direktörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Seval Taşdemir, Mynet okurları için yazdı.

    Bir çift çocuk sahibi olmaya karar verdikten sonra gebelik öncesi dönemden doğuma kadar olan süreçte mümkün olduğunca bu maddelere maruz kalmaktan kaçınmalıdır. Gebelik öncesi dönemde bulunduğunuz ortamlarda size zararlı olabilecek maddelerin varolup olmadığını araştırarak gerekli önlemleri almanız gerekir.

    Çevremizdeki zehirli maddeler gebelik öncesi dönemde kadının vücudunda birikerek çok erken dönemde embryoya, gebelik döneminde gelişmekte olan fetusa veya anne ve babanın üremede rol oynayan hücrelerine kalıcı zarar verebilir.

    Toksik Maddeler Üreme Sağlığını Nasıl Etkiler?

    Bu maddelerin bir kısmı yumurta, bir kısmı ise sperme etki ederek çocuk sahibi olmayı zorlaştırır. Bazı maddeler gelişmekte olan bebeği etkileyerek doğumsal anomalilere bir kısmı da doğum sonrası anne sütüne karışarak yeni doğan bebeğe zarar verebilir. Bazı maddeler ise erkeklerde impotansa (iktidarsızlık), kadınlarda erken menopoza yol açar.

    =)=)=)=)ller: Çalışma ortamında ve çevremizde birçok =)=)=)=)le maruz kalabiliriz. Bu =)=)=)=)ller üreme sağlığını ve gelişmekte olan bebeği olumsuz etkiler.

    - Kurşun; Etrafta yaygın olarak bulunur ve çevre kirliliğine yol açar. Benzinin yanması ile ortaya çıkan kurşun, trafiğin çok yoğun olduğu bölgelerde yaşayanları etkiler. Boya imalatında çalışanlar, ressamlar, seramikçiler, tekstil imalatında ve benzincilerde çalışanlar kurşuna fazla maruz kalır. Kurşun hem erkeği hem de kadını etkiler. Kurşuna maruz kalan erkeklerin sperm sayısının ve kalitesinin azalmasının yanında eşlerinde de düşük ve ölü doğum görülme olasılığı artar. Kurşuna maruz kalan kadınlarda menstrual düzensizlikler, infertilite, düşük, ölü doğum ve bebeklerinde sinir sistemine ait problemler görülür.

    - Bor; Kozmetik, boya, deri, cam, porselen, elektrik, fotoğrafçılık ve çelik endüstrisinde çalışan kişiler fazla miktarda bora maruz kalabilir. Borun kadın ve erkeklerde infertiliteye neden olduğu, gebelik döneminde maruz kalındığında ise bebekte gelişme geriliğine ve çeşitli anomalilere yol açabileceği düşünülmektedir.

    - Civa; Elektrik malzemeleri, boya ve termometre üretiminde çalışanlar civa buharına maruz kalır. Civanın sulara karışması ile balıklara ve bu balıkları tüketenlere bulaşır. Civa santral sinir sisteminde ve üreme organlarında birikir. Civa infertilite ve düşüğün yanı sıra düşük ağırlıklı bebeklerin doğmasına ve gelişmekte olan bebekte sinir sistemi anomalilerine yol açabilir.

    - Arsenik; Cam, seramik, boya, böcek ilaçları ve deri imalatında kullanılan kimyasal maddeler arsenik içerir. Arsenik kromozomal bozukluklara yol açar, testislere zarar vererek erkeklerde infertiliteye neden olur. Arseniğe maruz kalan kadınlarda düşük görülme olasılığı artar. Arsenik fetusta gelişme geriliğine, sinir sistemi ve iskelet anomalilerine neden olur.

    - Manganez; Cam, seramik, boya, lastik ve çelik endüstrisinde çalışanlar manganeze maruz kalırlar. Erkeklerde hormonal düzensizliğe bağlı infertiliteye ve gelişmekte olan fetusta sinir sistemi problemlerine neden olurlar.

    Bitki ve Haşere İlaçları: Bitki ve haşere ilaçlarının içerdiği toksik maddeler doğaya karışarak insan sağlığını tehdit eder. Birçok meyve ve sebzeye bulaşan bu ürünler ürüme sağlığına da zarar verir. Bu maddelerle direkt temas eden kadınlarda menstrual siklus düzensizlikleri, yumurtalık fonksiyonlarında bozulma ve infertilite sık görülür. Bu maddeler erkeklerde de sperm sayısını azaltarak infertiliteye neden olur. Bu maddelerin içerdikleri kimyasallar kromozomal bozukluklara ve düşüklere de yol açar.

    Kimyasal Çözücüler: Elektronik ürün imalatında ve inşaat işlerinde çalışanlar, marangozlar, boyacılar ve makinistler çözücülere çok yoğun olarak maruz kalır. Yapıştırıcılar, cilalar ve boyalar kimyasal çözücüleri içerir. Bu maddeler sinir sistemine zarar verir, sperm sayısını azaltır, menstrual siklus düzensizliklerine, düşüklere ve doğumsal anomalilere neden olur.

    Formaldehit: Kağıt, deri ve tekstil üretiminde yaygın olarak kullanılan bir maddedir. Tıpta patoloji için alınan örneklerin saklanmasında koruyucu olarak kullanılır. Sperm sayısının azalmasına, menstrual siklus düzensizliklerine, gebelik sırasında maruz kalındığında anne adayında anemiye (kansızlık), bebekte ise gelişim geriliğine neden olur.

    Anestezik Maddeler: Anestezi uzmanları, cerrahlar, hemşireler, ameliyathane personeli ve diş hekimleri anestezi uygulamak için kullanılan maddelere maruz kalır. Bu maddelerin zararlı etkisinden korunmak için ameliyathanelerin havalandırma sisteminin iyi olması gerekir. Anestezik maddeler düşük ve doğumsal anomalilere neden olur. Gebelik planlandığından itibaren ve gebelik döneminde, çalışılan birim değiştirilerek bu maddelerden uzak durulması gerekir.

    Etilen Oksit: Tıbbi cihaz ve malzemelerin sterilizasyonunda kullanılır. Erkeklerde testislere zarar vererek infertiliteye yol açan bu madde DNA ve kromozomlara da zarar verir. Düşük ihtimalini arttıran bu maddeye maruz kalmaktan gebelik öncesi dönemden itibaren kaçınılmalıdır.

    Çalışma ortamında toksik maddelere maruz kalan kadınlar çocuk sahibi olmaya karar verdiklerinde işyerinde kullanılan maddeler ve muhtemel zararları ile ilgili mümkün olduğunca fazla bilgi edinerek bunlardan korunmalıdır. İşveren ve iş arkadaşları ile görüşerek çalışma ortamında ve koşullarında gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

    Evde Karşılaşılan Zararlı Maddeler: Evde günlük hayatımızda kullandığımız birçok ürün gebeliğe zarar verebilir. Gebelik öncesi ve gebelik döneminde evi boyatmaktan, duvar kağıdı kaplatmaktan, ilaçlatmaktan kaçınılmalı veya bu işlemlerden sonra iyi havalanma sağlanmadan evde kalınmamalıdır. Bunun yanında temizlik maddelerini kullanırken eldiven giyilerek cilt temasından kaçınılmalı ve iyi havalanan ortamlarda çalışılmalıdır.

    Radyasyon: Radyasyon bir tür enerjidir, gözle görülebilen dalga boyundan büyük olan radyasyon iyonize radyasyon olarak adlandırılır ve bu tip radyasyon anormal hücre büyümesine (kanser) ve genetik yapıda değişikliklere neden olur. İyonize radyasyona maruz kalabileceğiniz bir işte çalışıyorsanız mutlaka gebelik öncesi dönemden itibaren işinize ara vermeniz gerekir. Gebelik döneminde veya doğum kontrol yöntemi uygulamıyorsanız menstrual siklusun ikinci döneminde röntgen filmi çektirmemeniz önerilir. Mutlaka film çekilmesi gerektiğinde ise karın bölgesi kurşun yelek ile korunmalıdır.

    İyonize olmayan radyasyon, televizyon, bilgisayar, fotokopi makinesi ve mikrodalga fırınlar gibi birçok cihazdan yayılan radyasyon biçimidir. İyonize olmayan radyasyona maruz kalarak çalıştığınız bir işiniz varsa radyasyon kaynağından mümkün olduğu kadar uzak mesafede çalışarak ve çalışma saatlerinizi kısaltarak korunabilirsiniz. Bilgisayar ekranlarının özellikle arka kısımlarından radyasyon yaydığını düşünerek, çalışma ortamınızdaki yerinizi değiştirip bilgisayarla çalışıyorsanız 2 saatte bir 15 dakika dinlenmeniz gerekir.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    İLAÇ KULLANIMI​


    Hamilelik dönemi ve öncesinde reçeteli veya reçetesiz satılan tüm ilaçları kullanmadan önce bu dönemde kullanılıp kullanılamayacaklarının araştırılması gerekir. Gebelik dışında kullanıldığında hiçbir yan etkisi olmayan ilaçlar dahi gebelik döneminde kullanıldığında gelişmekte olan bebeğe zarar verebilir. Herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmayan bir kadın menstrual siklusun ikinci yarısında gebe olduğunu düşünerek gerekli önlemleri almalı ve kendine zarar verebilecek şeylerden kaçınmalıdır.

    Baba adayının aldığı birçok ilaç da gebeliğe etki edebilir. Prekonsepsiyon döneminde erkeğin kullandığı ilaçların spermi direkt olarak etkileyerek bebekte doğumsal anomalilere neden olduğunu gösteren bazı çalışmalar vardır. Bazı ilaçlar ise ejekülata (meniye) karışarak cinsel ilişki sırasında annenin rahim ağzından emilir ve gelişmekte olan embryoya zarar verebilir. Bu konuda daha fazla bilimsel araştırmaların yapılması gerekmektedir.

    Doktora danışmadan kullandığınız, yan etkisi az olan ve reçetesiz satılan birçok ilaç gebelik sırasında kullanıldığında gelişmekte olan bebeğe zarar verebilir;

    - Alerji için kullanılan birçok ilaç doğumsal anomalilere yol açar, gebeliğin ilk üç aylık döneminde bu ilaçların kullanılmaması ve doktora danışılması gerekir.

    - Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçları kullanmadan önce hekime danışmalısınız. Gerekli hallerde asetominofen türevi ilaçlar kullanılabilir.

    - Öksürük için kullanılan birçok ilacın da gebelikte güvenilirliği konusunda kesin bilgiler yoktur. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında bu ilaçları kullanmaktan kaçınmak gerekir.

    - Mide ekşimesi ve hazımsızlık için kullanılan ilaçların gelişmekte olan bebek üzerinde olumsuz bir etkileri gösterilememiştir. Bu ilaçlar hekime danışarak kullanılabilir.

    - Mide bulantısı için kullanılan ilaçlardan mümkün olduğu kadar sakınmak gerekir. Bunlar gelişmekte olan bebeğin iskelet, dolaşım ve sindirim sisteminde anormalliklere neden olabilir.

    - Kabızlık için kullanılan ilaçlar ancak doğal önlemler ile barsak problemlerinin çözülemediği durumlarda hekime danışarak kullanılabilir.

    - Yüzeyel olarak kullanılan kaşıntı gidereci, lokal anestezik gibi ilaçlar sistemik alınmadığı sürece gelişmekte olan bebeğe zarar vermez, ancak hekime danışarak kullanılmalıdır.

    - Birçok kadının menstrual kanama bittikten sonra kullandığı vajinal duşlar, birçok hekim tarafından gebelik dışında da kullanımları önerilmeyen ürünlerdir. Bunlar gebelik öncesi dönemde kullanıldığında enfeksiyon riskini ve düşük ihtimalini arttırır. Bu duşların bir kısmı embryoya toksik olabilecek maddeler içerdiğinden doğum kontrol yöntemi uygulanmadığı dönemlerde kesinlikle kullanılmamalıdır.

    Gebelik öncesinde sağlık sorunlarına bağlı ilaç kullanan anne adayları;

    Hipertansiyon, şeker hastalığı ve epilepsi (sara) gibi sürekli ilaç kullanımını gerektiren durumlarda doğum kontrol uygulaması kesilmeden önce gebelik döneminde anne adayının önceden varolan sağlık probleminin tedavisine nasıl devam edileceği belirlenmelidir. Gebelik öncesinde kullanılan ilaçların birçoğu gebelik döneminde kullanılamaz. Gebelik dönemi anne adayının kullandığı birçok ilacın dozunun tekrar ayarlanmasını gerektirir. Anne adayını gebelik öncesindeki sağlık problemi nedeni ile takip eden doktor ve gebeliği takip edecek olan jinekolog beraber değerlendirmeli ve gebeliği süresince beraber takip etmelidir.

    GENETİK​


    Genetik danışmanlığa ne zaman ihtiyacınız var?


    Gebeliğe karar verdiğiniz zaman sizin ve eşinizin ailelerindeki bireylerde Down Sendromu, zeka geriliği, kan hastalıkları, doğuştan kalp hastalıkları, iskelet sistemine ait problemler, kas hastalıkları, epilepsi (sara), kistik fibroz, =)=)=)=)bolik hastalıklar olup olmadığını değerlendirmeniz ve araştırmanız gerekir. Akraba evliliği, anne yaşının ileri olduğu gebelikler, önceki gebeliklerin düşükle sonlanmış olması, ölü veya anomalili bebek dünyaya getirmiş olmak genetik danışmanlık almanızı gerektirir.

    ÜREME SAĞLIĞI​


    Gebeliği etkileyen jinekolojik hastalıklar;

    Üreme organlarının durumu ve hastalıkları gebeliği direkt olarak etkiler. Planlanan gebelik öncesinde hekiminize danışarak kullandığınız doğum kontrol yöntemini ne zaman bırakmanız gerektiğini öğrenebilirsiniz.

    - Myomlar: Myom küçük ise genellikle gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam etmesini engellemez. Gebelik döneminde myomlar büyüyerek rahim ağzını kapatıp doğumu güçleştirebilir, bu durumda sezaryen ile doğum önerilir. Büyük myomlar erken doğum riskini arttırır.

    - Endometriozis: Karın içine kanamalar yapan bu hastalık gebe kalmayı güçleştirebilir. Gebelik elde edildikten sonra sağlıklı devam eder ve gebelik döneminde endometriozis hastalığı iyileşir.

    - Önceden geçirilmiş jinekolojik operasyonlar...

    Önceden geçirilen operasyonlar bazen skar (nedbe) dokusunun gelişmesine neden olabilir, bu durumda gebe kalmak zorlaşabilir ve düşük ihtimali artar.

    Gebelik öncesindeki kontrolde anne adayından tüm bu enfeksiyonların değerlendirilebilmesi için gerekli örnekler alınarak testler yapılmalıdır.

    İLERİ YAŞ GEBELİK


    Günümüzde ileri yaşta çocuk sahibi olmak isteyen kadınların sayısı artmıştır. Kadının yaşı ilerledikçe yumurtalıkların fonksiyonları yavaşlar ve yumurtalar yaşlanır dolayısı ile gebelik elde edilmesi zorlaşır. Otuzbeş yaştan sonra her menstrual siklusta ovulasyon (yumurtlama) olmayabilir. Yaş ilerledikçe Down Sendromu gibi kromozomal hastalıkların görülme olasılığı ve düşük ihtimali artar.

    İleri yaş gebeliklerde hipertansiyon, kalp problemleri, preeklempsi (gebelik zehirlenmesi), diabet daha sık görülür. Gebelik öncesi dönemden itibaren iyi takip edilirse ileri yaştaki birçok kadın sağlıklı çocuk sahibi olabilir.

    Tübal cerrahi geçirmiş, endometriozis hastalığı veya myomları olan kadınlara ve diabet, kalp hastalığı, hipertansiyon gibi sağlık problemleri olan kadınların mümkün olduğu kadar erken bebek sahibi olmaları önerilir.

    ÖNCEDEN VAROLAN SAĞLIK PROBLEMLERİ

    Gebelik kadının vücudunda birçok değişimin meydana geldiği bir dönemdir. Gebelik öncesinde kontrol altında olan birçok sağlık problemi gerekli önlemler alınmazsa gebelik döneminde hem anne hem de bebeğin sağlığını tehdit eder.

    Sağlık problemi olan kadınlar hem jinekolog hem de takibinde oldukları hekimin incelemesinden sonra gebeliğe karar vermelidir. Kronik hastalık nedeni ile ilaç kullanan kadınların ilaç dozlarının gebeliğe göre ayarlanması ve daha yakından takip edilmesi gerekir. Anne adayındaki sağlık problemlerinin kontrol altında olması bebeğin sağlığı açısından çok önemlidir.

    Hipertansiyon: Kan basıncının yüksek olduğu durumlara verilen addır. Gebelik sırasında hipertansiyon bebeğe yeteri kadar kan gitmesini ve bebeğin beslenmesini engeller, annenin böbreklerine de zarar verebilir. Gebelik döneminde anne adayının hipertansiyon için önceden kullanmakta olduğu ilaçlar değiştirilebilir, idrar söktürücü ilaçların gebelikte kullanılması sakıncalıdır.

    Kalp Hastalıkları: Gebelik döneminde kalbin iş yükü arttığı için önceden varolan kalp hastalıklarına bağlı yakınmalar da artabilir. Kalp hastalıkları anne ve bebeğin sağlığını ciddi olarak tehdit edebileceği için mutlaka gebelikten önce anne adayının detaylı olarak incelenmesi ve tedavisinin planlanması gerekir.

    Akciğer Hastalıkları: Tüberküloz, astım gibi akciğer hastalıkları kontrol altında oldukları taktirde gebeliğe zarar vermez. Tüberküloz günümüzde nadir görülür, gebelik sırasında alınırsa gebeliğin sonlandırılmasına gerek yoktur. Tüberküloz antibiyotikler ile tedavi edilebilir. Astım toplumda oldukça yaygın görülür, gebelik döneminde astım krizine neden olan maddelerden uzak durmak gerekir. Tedavi için kullanılan birçok ilaç gebelik döneminde güvenlidir. Gebelik döneminde alerji için uygulanan aşı tedavisine de devam edilebilir.

    Böbrek ve İdrar Yolu Hastalıkları: İlk üç aylık dönemde böbreklerin fonksiyonu % 50 artar ve gebelik sonuna dek böbrekler fazla çalışmaya devam eder. Gebelik döneminde idrar yollarına ait en önemli ve en sık görülen problem enfeksiyonlardır. Bu enfeksiyonlar erken doğuma neden olabilir ve erken teşhis edilmediğinde ilerleyerek böbreklere zarar verebilir. Sık idrar yolu enfeksiyonu geçiren kadınların gebelik öncesinde incelenmesi ve tedavi edilmesi gerekir. Böbrek taşı olan gebelerde enfeksiyon daha sık görülür. Gebelik döneminde ağır böbrek hastalığı olan anne adaylarında hipertansiyon, bebeklerde ise erken doğum ve büyüme geriliği görülebilir. Gebelik öncesi sağlık kontrollerinde mutlaka idrar incelemesi yapılmadır. Dialize girmek zorunda olan anne adaylarının, gebelik süresince dialize girme sıklığı artabilir.

    Böbrek transplantasyonu geçirmiş kadınlarda gebelik döneminde pre-eklempsi (gebelik zehirlenmesi) görülme ihtimali %33' tür. Bu gebelerde erken doğum ihtimali artar ve bebeklerde gelişme geriliği görülür. Bu gebeler çok yakın takip edilmeli ve gerekirse gebelik dönemini hastanede geçirmelidir.

    Gastrointestinal Sistem Hastalıkları: Mide barsak sistemine ait problemler de gebeliği etkileyebilir.

    - Peptik Ülser; Mide, onikiparmak barsağı ve yemek borusunda görülen ve mide asidinin artmasına bağlı oluşan bu yaralar gebelik döneminde iyileşme eğilimi gösterir. Gebelik döneminde antiasit kullanımının güvenli olduğu düşünülür.

    - Ülseratif Kolit; Kalın barsağın iltihabi bir hastalığı olan bu durum kadınlarda daha fazla görülür. Karın ağrısı, ishal, kilo kaybı, ateş ve kansızlığa yol açan ataklar görülür. Gebelik iyileşme döneminde elde edilmişse hastaların %50-70'inde gebelik döneminde atak görülmez.

    Karaciğer Hastalıkları: Karaciğer vücudun en kompleks organlarından biridir. Tüm =)=)=)=)bolik ve kimyasal fonksiyonlar için gerekli olan bu organ besinlerin sindirilmesinin yanında ilaç, alkol, kimyasal maddeler ve benzeri zehirli maddelerin temizlenmesinde rol oynar. Gebelik öncesinde veya önceki gebelikler sırasında karaciğer fonksiyonlarında bozukluk olan anne adaylarının detaylı olarak incelenmesi gerekir.

    Şeker Hastalığı: Şeker hastalığı olan kadınların gebelikten 2 ay öncesinden itibaren kan şekerinin kontrol altında olması gerekir. Şeker hastası olan birçok kişi hastalığının farkında olmadığı için tüm anne adaylarının şeker hastalığı yönünden incelenmesi gerekir. Gebeliğin ilk 8 haftasında bebeğin organlarının geliştiği dönemde kan şekerinin kontrol altında olması çok önemlidir. Gebelik döneminde insülin kullanan anne adaylarında insülin dozunun ayarlanması ve bu gebelerin daha sık kontrol edilmeleri gerekir.

    Tiroid Bezi Hastalıkları: Boyundaki bu bez vücudumuzdaki =)=)=)=)bolik olayları kontrol eder. Tiroid bezinin çalışması ile ilgili problemler üreme sağlığını direkt olarak etkiler. Tiroid bezi hastalıkları gebe kalmayı güçleştirdiği gibi düşüğe ve erken doğuma da neden olabilir. Gebelik öncesi tiroid hormon düzeyleri belirlenerek problem varsa tedavi edilmesi gerekir.

    Kan Hastalıkları: Anemi (kansızlık) kadınlarda sık görülür ve yorgunluk, çarpıntı, nefes darlığı, solukluk gibi yakınmalara yol açar. Gebelik öncesi dönemde kan sayımı yapılarak aneminin varlığı belirlenmeli ve mutlaka tedavi edilmelidir. Gebelik sırasında demir ve folik asit ihtiyacı arttığından bu maddeler yeteri kadar alınmazsa anemi görülür. Gebelikten önce anemi varsa gebelik süresince daha da derinleşir. Özellikle Akdeniz Anemisi gibi kalıtsal kan hastalığı olan anne adaylarının gebeliğe karar vermeden önce gerekli incelemelerden geçerek genetik danışmanlık alması gerekir.

    Pıhtılaşma ile ilgili kan hastalığı olan kadınlar da gebelik ve doğum sırasında kanama yönünden çok dikkatli izlenerek takip edilmelidir.

    Nörolojik Hastalıklar​


    - Epilepsi (Sara) ; Bu hastalarda genellikle gebelik döneminde nöbet sıklığı artar. Hastalığın durumuna göre gebelikte seçilecek ilaçlar ve dozlar ayarlanmalıdır. Kontrol altında olmayan hastalarda nöbetler sırasında gebenin ve bebeğin oksijenlenmesi bozulur.

    - Migren ; Damarların genişlemesine bağlı görülen baş ağrıları kadınlarda çok sık görülür. Özellikle menstruasyon sırasında görülen migren baş ağrıları olan kadınlarda gebelik döneminde başağrıları düzelebilir. Migren ağrısını arttıran gıdalardan uzak durulmalıdır.

    - Multiple Skleroz (MS) ; Vücuttaki sinirleri kaplayan myelin adı verilen maddenin bozulması ile karakterize bir hastalık olan MS gebelik elde edilmesini veya gebeliğin devamını güçleştirmez. Bu hastalığı olan gebelerin %25'inde gebelik sırasında veya doğumdan sonra bir atak görülebilir.

    Kanser : Hangi organ sisteminin tutulduğu, görülen tedavinin cinsi ve tedavinin sonucuna göre elde edilecek gebelik etkilenir. Bütün kanserlerin tedavisinden sonra, gebelik düşünüldüğü zaman kansere ve diğer organlara yayılımına yönelik tüm testlerin yapılması gerekir.

    Bağ Dokusu Hastalıkları : Bağışıklık sistemindeki bozukluklara bağlı ortaya çıkan bu hastalıklar kadınları daha fazla etkiler. Lupus hastalığı (SLE), skleroderma, romatoid artrit gibi bağ dokusu hastalıkları bağışıklık sistemindeki bozukluklara bağlı olarak ortaya çıkar.
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL


    Sigara içmek gebeliğimi nasıl etkiler?
    Sigara bebeğin oksijenlenmesini azaltarak büyüme geriliğine ve erken doğuma neden olur.

    Bebeğinizin sağlıklı olması için gebelik döneminde sigarayı mutlaka bırakmanız gerekir.

    - Hamile olduğumu düşünüyorum, hamileliğin belirtileri nelerdir?

    Hamileliğin en önemli belirtisi adet gecikmesidir. Bunun yanı sıra bulantı, yorgunluk, göğüslerde hassasiyet, sık idrara çıkma da gebeliğin ilk dönemlerinde sık görülen yakınmalardır.

    - Altı ay önce doğum yapmama rağmen tekrar hamile olduğumu fark ettim.

    Tekrar bebek sahibi olmam için çok mu erken?

    Hamilelik ve doğumdan sonra vücudun eski haline dönmesi zaman alır. Bebeğinizi emziriyorsanız adetleriniz doğumdan 6 hafta sonra başlayabilir ve tekrar gebe kalabilirsiniz. Doğumdan altı ay sonra tekrar gebe kalmak size fiziksel bir zarar vermez, fakat psikolojik olarak gebeliklerin arasının en az 2 yıl olması önerilir.

    - Adetim üç hafta gecikmesine rağmen doktorum 8 haftalık gebe olduğumu söylüyor. Bu nasıl olur?


    Doktorunuz son adet tarihini referans alarak gebeliğinizin haftasını hesaplar ve yaklaşık doğum tarihini belirler. Döllenme ve gebelik son adet tarihinizden 2 hafta sonrasına denk gelen günlerdeki yumurtlama döneminde gerçekleşir. Buna rağmen kolaylık ve doğru olması açısından gebelik haftası hesaplanmasında son adet tarihi kullanılır.

    - Bebeğin cinsiyeti nasıl belirlenir?

    Bebeğin cinsiyeti döllenme esnasında genetik olarak belirlenir. Kadınlar 2 tane X cinsiyet kromozomu, erkekler ise bir tane X bir tane de Y cinsiyet kromozomu taşır. Eğer yumurtayı döllemeyi başaran sperm X kromozomu taşıyorsa bebek kız, Y kromozomu taşıyorsa bebek erkek olur.

    - Sekiz haftalık hamileyim ve çok sık başım ağrıyor, ne yapmalıyım?

    Gebeliğin ilk onaltı haftasında, kan damarlarında genişleme ve baş ağrısı görülür. Bu ağrıların bir kısmı dinlenme ile geçer. Baş ağrıları genellikle gebeliğin 3.ve 4.ayında kaybolur.

    - Tahmini doğum tarihi nasıl hesaplanır?

    Gebelik son adet tarihinden itibaren 40 haftadır. Son adet tarihine 7 gün ekleyip 3 ay geri gidildiğinde tahmini doğum tarihi bulunabilir; son adet tarihi 5 Mart 2001 olan bir gebenin tahmini doğum tarihi 12 Aralık 2001'dir.

    - Kendimi çok yorgun ve uykulu hissediyorum, neden?

    Bu hormonal ve damarsal değişikliklere bağlı olarak gebeliğin ilk dönemlerinde sık görülen bir durumdur. Bu yakınmalara sık olarak baş ağrısı da eşlik eder. Gebelik ilerlediğinde bu yakınmalar kendiliğinden geçer.

    - Gebelik testim pozitif fakat adetlerim çok düzensiz , yaklaşık doğum tarihini nasıl hesaplarım?


    Adetleri düzensiz olan hastalarda yumurtlama ve döllenmenin ne zaman olduğunu tahmin etmek zordur. Gebeliğin büyüklüğü ve tahmini doğum tarihi son adet tarihine göre değil de ultrasonografik ölçümlere göre belirlenir.

    - İlk ultrasonografi ne zaman yapılmalı?


    Beklenen adet günü geçtikten yaklaşık iki hafta sonra gebelik ultrasonografik olarak tespit edilir ve bebeğin gelişimi izlenir.

    - Bebeğimin kalp atışlarını duymaya ne zaman başlayacağım?


    Bebeğin kalp atışları 10-12. haftalar arasında duyulmaya başlanır. Bebeğinizin kalp atışlarını hekiminiz Doppler cihazı veya Doppler ultrasonografi ile size dinletebilir.

    - İlk gebeliğim düşükle sonlandı. Tekrar düşük olmaması için ne yapmalıyım?

    Gebeliklerin %20'i düşükle sonlanır. Gebeliğin ilk döneminde görülen düşükler genellikle genetik bozukluklara bağlı olur ve bunların önlenmesi mümkün değildir. Ayrıca bazı enfeksiyonlar, progesteron adı verilen hormonun eksikliği ve bağışıklık sistemindeki bozukluklar da düşüklere neden olabilir. Önceki gebeliği düşükle sonlanan kişilere gerekli incelemeler yapılmalı ve bu gebeler gebelikleri süresince doktor kontrolü altında olmalıdır.

    - Az miktarda lekelenmem (vajinal kanamam) oldu, acaba düşük mü yapıyorum?


    Gebe kadınların hemen hemen yarısında gebeliğin ilk 8-12 haftasında lekelenme görülür. Bu gebeliklerin yarısı düşükle sonlanır. Ayrıca dış gebelikte de vajinal kanama görülebilir. Gerekli hormon tetkikleri ve ultrason incelemesi ile kanamanın nedeni ve gebeliğin devam edip etmediği anlaşılır.

    - Düşüğün bulguları nelerdir?

    Vajinal kanama ve takiben kasıklardaki kramplar düşük habercisi olabilir. Uzun süren kanama ve kramplar çoğunlukla düşükle sonlanır. Bu bulgular saptandığında derhal doktorunuza başvurmanız gerekir. İstirahat ve doktorunuzun önereceği ilaçlar düşüğü önleyebilir.

    - Tekrarlayan düşük nedir?

    Yirmici gebelik haftası öncesi ve bebeğin ağırlığı 500 grama ulaşmadan gerçekleşen 2 veya daha fazla sayıdaki düşüğe tekrarlayan düşük denir. Hamileliğin en sık görülen komplikasyonu düşüktür. Birçok kadın çok erken dönemde düşük yaptığından düşüğü ağır bir menstrual kanama zannederek fark edemeyebilir. Gebeliklerin %20'si düşükle sonlanır. Bu durum üreme çağındaki çiftlerin % 5'inde infertilite nedenidir.

    - Tekrarlayan düşüklerin tedavisi nedir?

    Tekrarlayan düşüklerin tedavisi düşük nedenine bağlıdır. Rahimdeki anormallikler için cerrahi tedavi gerekebilir. Bu işlemler histeroskopik ve laporoskopik olarak yapılabilir. Progesteron eksikliğine bağlı düşüklerin tedavisinde progesteron hormonu verilerek başarılı sonuçlar alınabilir. Rahim ağzı yetmezliği düşünülen vakalarda gebeliğin 10.haftasında serklaj (rahim ağzına dikiş atma) işlemi uygulanır.

    - Bağışıklık sistemindeki bozukluklara bağlı düşükler nasıl tedavi edilir?

    Annenin bebeğe ve plasentaya (bebeğin eşine) ait dokulara karşı gösterdiği anormal cevap sonucu düşükler gerçekleşir. Bebeğe ve plasentaya ait proteinlere karşı annede oluşan antikorlar kan yolu ile bebeğe ulaşır ve zarar verir. Normal gebeliklerde mevcut olan bloke edici faktörler bunu engeller. İmmunoterapi ile amaçlanan anne adayında, gelişen bebeği koruyabilmek için gereken bağışıklık sistemi cevabının oluşturulmasıdır.

    İmmunoterapi aktif veya pasif yolla sağlanabilir.

    Aktif İmmunoterapi (Aktif aşılama); baba adayından alınan kandan ayrıştırılan lenfosit adı verilen hücreler anneye verilerek bloke edici faktörlerin oluşması sağlanır. Bu tedavi ile birçok kadın sağlıklı çocuk sahibi olabilmektedir. Canlı doğum olasılığının artması yanında bu tedavi sonrası elde edilen gebeliklerde büyüme geriliği, erken doğum ve anomali riskinin de azaldığı gösterilmiştir. Bu aşının başarısı annede bloke edici faktörlerin oluşabilmesine bağlıdır. Hastaların %75'inde bu faktörlerin oluştuğu tespit edilmiştir.

    Pasif İmmunoterapi (pasif aşılama);intravenoz immunglobulin uygulaması (damar içine immunglobulin verilmesi) ile yapılır. Genellikle gebelik öncesinde başlanan tedaviye ayda bir kez olmak üzere gebeliğin 28.haftasına dek devam edilir.

    Heparin ve bebek aspirini de özellikle pıhtılaşmaya neden olarak düşüğe yol açan bağışıklık sistemi bozukluklarının tedavisinde kullanılabilir.

    - Kan grubum Rh negatif, bu bir problem yaratır mı?

    Kan grubu Rh negatif olan kadın kan grubu Rh pozitif olan bir erkek ile evli ise ve Rh pozitif bir bebek taşıyorsa kan uyuşmazlığı görülebilir. Kan grubu Rh negatif olan bir gebenin kan dolaşımına Rh pozitif kan (bebeğin kanı) karışırsa bağışıklık sistemi uyarılır ve oluşan antikorlar plasentaya geçer. Varolan gebelikte veya sonraki gebeliklerde bebeğe zarar verir. Bu durumun engellenmesi için gebelere 28.haftada RhoGAM adı verilen immünglobulin preparatı uygulanır. Düşüklerde de sonraki gebeliklerin sağlıklı olabilmesi için RhoGAM uygulanmalıdır.

    - Midem sürekli bulanıyor, bu bulantılar ne zamana kadar devam edecek?

    Gebeliğin 8.haftasında başlayan bulantılar 16.haftaya kadar sürebilir. Gebelikte yükselen B-HCG hormonuna bağlı oluşan bulantı çoğul gebeliklerde daha fazla olur. Sık sık ve az yemek ile önlenebilen bulantılar sağlıklı bir gebeliğin göstergesidir.

    - Aldığım vitaminler kusmama neden oluyor, bu normal mi?

    Vitaminleri tok karnına veya yatmadan önce alırsanız mide bulantısını önleyebilirsiniz.

    - Trimester ne demek?

    Gebelik süresi birinci, ikinci ve üçüncü (ilk, orta ve son) trimester olarak üç döneme ayrılır. İlk trimester ilk 12 hafta, ikinci trimester 12-24. haftalar arası ve üçüncü trimester de 24.haftadan doğuma dek olan dönemdir.

    - Vajinaya baskı ve sık idrara çıkma hissi normal mi?

    Hamilelik döneminde rahim büyüyerek mesaneye baskı yapar. Bu da baskı hissine ve sık idrar çıkmaya neden olur. Bu durum gebeliğin ilk 12 haftasında devam ettikten sonra rahmin yükselmesi ile kaybolur fakat gebeliğin son döneminde tekrar görülür.

    - Sürekli kabız oluyorum ne yapmalıyım?

    Kanda düzeyleri yükselen gebelik hormonları ve dietiniz buna neden olabilir. Bol sıvı alarak ve lifli besinlerden zengin beslenerek kabızlık önlenebilir.

    - İlk trimesterde kaç kilo almalıyım?

    Tüm hamilelik boyunca 8-10 kg alınması sağlıklıdır. Bunun ilk trimestere düşen kısmı yaklaşık 2 kg'dır. Hamileliğin ilk üç ayında fazla kilo alan kadınlar genellikle gebeliğin sonuna dek istenenin üzerinde kilo alırlar.

    - Ben sağlıklı bir insanım. Sağlıklı bir bebek sahibi olmak için ne yapmalıyım?

    Gebelik süresince sağlıklı ve dengeli beslenmek, sigara, alkol ve diğer zararlı maddelerden uzak durmak, düzenli olarak doktor kontrolüne gitmek sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmenize ve sağlıklı bir bebek sahibi olabilmenize yardımcı olur.

    - Bütün anneler bebeklerinin anormal olacağı hakkında endişeye kapılır mı?

    Genellikle gebelerin çoğu doğuma dek zaman zaman anormal bir bebek sahibi olma endişesine kapılır. Majör doğum anomalilerinin görülme sıklığı % 3'tür.

    - Doğum kontrol hapı kullanırken gebe kaldım. Bebeğime bir zararı olur mu?

    Doğum kontrol hapları düzenli kullanıldığında gebelik oluşmaz, çok nadir görülen bu durumda bebek için bazı riskler olsa da yapılan çalışmalar bu gebeliklerin diğer gebeliklere göre daha yüksek oranda anormal bebek doğumu veya düşük ile sonlanmadığını göstermiştir. Gebelik fark edildiği anda doğum kontrol hapı hemen kesilmelidir.

    - Hamile olduğumu fark etmeden biraz alkol aldım. Bebeğime bir zararı olur mu?

    Gebelik henüz fark edilmeden alınan alkol bebeğe zarar vermez fakat gebelik döneminde alkol kullanımına kesinlikle son verilmelidir.

    - Şiddetli öksürüyorum. Doktorum göğüs röntgeni çektirmemi istedi. Çektirebilir miyim?

    Gebelik döneminde çok gerektiğinde karnı çelik yelek ile koruyarak göğüs röntgeni çekilebilir.

    - Hamileyim ve şiddetli grip geçiriyorum. Ne yapmalıyım?

    Soğuk algınlıklarını yatak istirahati yaparak, bol sıcak sıvı alarak, gerektiğinde doktorunuza danışarak alacağınız parasetamol türevi ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçları kullanarak daha hafif geçirebilirsiniz.

    - Bebeğimin hareket ettiğini ne zaman hissedebilirim?

    Bebeğinizin hareketlerini 20.hafta civarında hissedebilirsiniz. Gebeliğin 24.haftasına dek bebeğin hareketlerini hissedemediyseniz mutlaka hekiminize başvurun.

    - Ultrason ile bebeğimin cinsiyeti ne zaman belli olur?

    Bebeğinizin cinsiyeti deneyimli doktorlar ve gelişmiş bir ultrason cihazı ile 12. haftadan itibaren belirlenebilir. 20. haftadan sonra daha kesin olarak bebeğinizin cinsiyetini öğrenebilirsiniz.

    - Hamileyken seyahat etmek sakıncalı mıdır?

    Hamileliğinizin son ayına kadar seyahat etmenizde bir sakınca yoktur, yalnız uzun süreli yolculuklarda sık sık kalkıp dolaşmak ve bol sıvı almak yararlı olur.

    - Hamileyken kahve içmeyi bırakmalı mıyım?

    Fazla miktarda kahve içmenin düşüklere, erken doğuma ve düşük doğum ağırlıklı bebeklere neden olduğunu gösteren çalışmalar vardır. Gebelik döneminde günde bir iki fincandan fazla kahve içilmemesi önerilir.

    - Hamileyken günlük rutin egzersiz programımı değiştirmeli miyim?

    Ağır ve tehlikeli egzersizler yapmadığınız sürece günlük egzersiz programına devam edebilirsiniz. Yorgunluk hissettiğinizde egzersiz yapmaya ara vermelisiniz. Karnınıza zarar verebilecek ve dengenin gerekli olduğu egzersizlerden kaçınmalısınız.

    - Hamileyken saçlarıma perma yaptırabilir miyim?

    Perma ve boya için kullanılan maddelerin hamilelikteki etkileri pek bilinmemektedir. Hayvan deneylerinde herhangi bir anomali artışı saptanmamasına rağmen insanlar üzerinde yapılan çalışmalar yoktur.

    - Hamileyken bilgisayar kullanmak zarar verir mi?

    Bilgisayar kullanırken yayılan ışınlardan etkilenmemek için bilgisayardan 50 cm uzakta oturmak gerekir. Bu cihazlar arka ve yanlarından daha fazla ışın yaydıkları için kullanmadığınız diğer cihazlardan da 1 metre uzakta oturmaya özen gösterin.

    - Dişlerime dolgu yaptırmam gerek. Hamilelik sırasında yaptırabilir miyim?

    Tıbbi açıdan gerekli ise dolgu yapılmasında bir sakınca yoktur, bu sırada kullanılan lokal anestezik maddeler bebeğe zarar vermez. Fakat kozmetik amaçlı işlemlerin gebelik sonrasında yapılması önerilir.

    - Hamile kaldığımdan beri saçımda değişiklikler görüyorum. Saçlarım hamilelikten sonra yine eski halini alacak mı?

    Hamilelik döneminde artan hormonlara bağlı olarak saçlarda dökülme görülebilir. Bu durum hamilelik sonlandıktan sonra düzelir ve saçlar eski sağlığına kavuşur.

    - AFP testi nedir?

    Alfafetoprotein (AFP ) bebeğin karaciğerinden salgılanan ve annenin dolaşım sistemine geçen bir proteindir. Bu protein düzeyinin normalin altında veya üstünde olması bebekteki bazı anomalilerin göstergesi olabilir. Bu test gebeliğin 16-18. haftalarında yapılmalıdır.

    - Amniyosentez nedir?

    Amniyosentez bebeğin içinde yüzdüğü sıvıdan örnek alınarak incelenmesi için yapılan bir işlemdir. Otuzbeş yaş üstündeki anne adaylarında, riskli gebeliklerde ve AFP testinin sonucunun normal olmadığı durumlarda bu işlem yapılır. Sıvıdan yapılan incelemelerle bebekteki genetik bozukluklar tespit edilir.

    - Rahim içi araç varken gebe kaldım ne yapmalıyım?

    Gebelik tespit edildiğinde spiral rahimde aşağı yerleşimli ise çıkartılabilir. Eğer rahim içinde yukarı yerleşimli ise çıkartılmaz, gebeliğe bir zararı yoktur.

    - Dış gebelik teşhisi konan bir arkadaşım var. Ara sıra sağ kasığımda ağrı oluyor. Dış gebelik mi var?

    Dış gebelik tüm gebeliklerin %1-2'sinde görülür. Dış gebelik öyküsü, geçirilmiş enfeksiyon veya cerrahi işlem varsa risk %5-10'a yükselir. Kasık ağrısı ve kanamanız varsa doktorunuza başvurmalısınız.

    - AIDS testi ve hepatit (sarılık ) testi yaptırmalı mıyım?

    Kolay bulaşan bir hastalık olmadığı için eğer kan transfüzyonu, şüpheli cinsel ilişki ve ilaç bağımlılığı gibi risk faktörleri yoksa AIDS testi yaptırmanıza gerek yoktur. Fakat ülkemizde oldukça yaygın olan ve gebelikte bebeğe de bulaşabilen Hepatit B enfeksiyonu için testler yapılmalıdır. Anne taşıyıcı ise bebekte enfeksiyon oluşmasını engellemek için doğum sonrası gerekli serum ve aşılar yapılır.

    - Hangi laboratuvar testleri mutlaka yapılmalı?

    Hamilelik döneminde idrar testi, kan grubu tayini, kansızlığın tespiti için kan sayımı, Hepatit B, Rubella (kızamıkçık), Sifiliz (frengi), Toksoplazma, Herpes vb. gibi bazı enfeksiyonları araştıran testler yapılmalıdır.

    - Hamile kaldıktan sonra cildim bozuldu. Ne yapmalıyım?

    Hamileliğin ilk döneminde yükselen hormonlara bağlı ciltte değişiklikler görülür. Vücudunuz bu hormonlara alıştıktan sonra cildiniz düzelir.

    - Hamileliğim sırasında vücudumda çatlaklar oluşmaması için ne yapmalıyım?

    Cildinizin yapısına göre gerilmeye bağlı çatlaklar oluşabilir. Cildinizde çatlakların oluşmasını kesin olarak engelleyen herhangi bir ürün yoktur. Cildin nemli tutulmasını sağlayan kremler çatlak oluşumunu engellemede yararlı olabilir.
     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    İKİNCİ 3 AYLIK DÖNEM


    - Karnımın ortasında oluşan koyu çizgi kalıcı mı?

    Özellikle açık tenli kadınlarda gebelikte artan hormonlar meme ucunda koyulaşmaya, karnın ortasında koyu renkli çizgi belirmesine ve yüzde lekelenmelere neden olur. Güneşe maruz kalındığında artan bu lekeler ve koyulaşmalar engellenemez. Genellikle doğumdan sonra kaybolur.

    - Vajinal akıntım arttı, ne yapmalıyım?

    Vajinal akıntı hamilelik sırasında en sık yakınmalardan biridir. Vajinal akıntının rengi ve kokusu önemlidir. Eğer akıntı şeffafsa, kötü kokulu değilse ve kaşıntı yoksa enfeksiyon düşünülmez. Bu akıntı yükselen hormonlara bağlıdır. Pamuklu iç çamaşırları kullanılması ve temizliğe dikkat edilmesi önerilir. Akıntı sarı renkli, kokulu ise ve kaşıntı eşlik ediyorsa enfeksiyon düşünülerek hekime başvurulması ve gerekli tedavinin yapılması önerilir.

    - Karnım ne zaman büyüyecek?

    İlk gebelikte 16.haftadan itibaren karnın alt kısmında şişlik belli olmaya başlar. Daha sonraki gebeliklerde karın kaslarındaki ayrılmalardan dolayı gebelik biraz daha erken, 12-14.haftalarda belli olmaya başlar.

    - Evimize boya yaptırmayı düşünüyoruz zararlı mı?

    Ev boyandıktan sonra çok iyi havalandırılırsa zararlı olmaz. Bu ev temizliğinde kullanılan kimyasal maddeler için de geçerlidir. Eğer mesleğinizden dolayı bu maddelere sürekli maruz kalıyorsanız hamilelik döneminde kendinizi ve bebeğinizi korumak için bunlardan kaçınmalısınız.

    - Evimde iki tane kedim var. Hamileliğim sırasında problem yaratır mı?

    Kediler Toksoplazma gondi olarak adlandırılan ve toksoplazmozis hastalığına yol açan paraziti taşır. Hamilelik döneminde bu parazit alınır ve bebekte enfeksiyon oluşursa, zeka geriliğine, körlüğe ve diğer bazı anormalliklere yol açar. Bu parazit kedi dışkısı ve iyi pişmemiş etler ile bulaşır. Bu parazitle karşılaşan kişiler genelde enfeksiyonu fark etmeden hafif bir grip gibi atlatırlar. Çiğ et yemekten kaçınmak, çiğ etle temas ettikten sonra ağzı ve gözleri ellememek, sebze ve meyveleri çok iyi yıkamak, kedi dışkısı ile temas edileceğinde eldiven kullanmak gibi basit önlemler ile bu enfeksiyondan korunulabilir.

    - Suni tatlandırıcı (Nutrasweet) kullanabilir miyim?

    Düşük dozlarda alındığında zararlı olmadığı düşünülür. Nutrasweet içeren diet gazlı içeceklerden günde bir adet tüketilmesinin zararlı olmadığı düşünülmektedir.

    - Sıcak banyo sakıncalı mı?

    Sıcak su vücut ısısını arttırarak zararlı olabilir. Ilık su ile alınacak banyonun hiçbir zararı yoktur.

    - Arabada emniyet kemeri takmam sakıncalı mı?

    Arabada mutlaka emniyet kemeri kullanmak gerekir. Emniyet kemeri kullanmadığınız zaman bir kaza olursa karnınız direksiyona çarpar ve pelvis kemiklerinde kırık oluşur, plasenta (bebeğin eşi) rahimden ayrılarak bebeğin kaybedilmesine neden olabilir. Karnınız büyüdükten sonra kemeri rahmin aşağısında, pelvik kemiklerin hemen üzerinde kullanmak gerekir.

    - Hamileliğim sırasında güneşlenebilir miyim?

    Çok dikkatli olarak, kısa süre ve koruyucu kremler kullanarak güneşlenilebilir. Güneş ışınlarının derideki lekelenmeleri arttırdığı unutulmamalıdır.

    - Hamileliğim sırasında sakıncalı olan sporlar var mı?

    Dengenin önemli olduğu jimnastik, dağcılık ve benzeri sporlardan kaçınılmalıdır. Rahminizin büyümesine bağlı olarak vücudunuzun ağırlık merkezi değişir ve dengenizi kaybedebilirsiniz. Çarpışma riski olan her spordan da uzak durulmalıdır.

    - Tükürüğümün arttığını hissediyorum. Bu normal mi?

    Fitalizm olarak adlandırılan bu durum artmış tükürük salgısından, azalmış mide hareketlerinden ve mide bulantısına bağlı görülen yutma güçlüğünden kaynaklanabilir. Gebeliğin ilk döneminde daha sık görülür ve gebelik ilerledikçe azalır.

    - Doktor kontrolüne daha sık gitmeye ne zaman başlamalıyım?

    Yirmisekiz haftadan sonra doktor kontrolleri sıklaşır. Her 2-3 haftada bir kontrole gitmek gerekir. Otuzaltıncı haftadan itibaren her hafta doktor kontrolüne gitmek gerekir.

    - Bazen kasıklarımda çok şiddetli ağrılar hissediyorum, neden?

    Dış gebelik ihtimali olmadığı zaman bu ağrıların round ligament adı verilen bağın gerilmesinden kaynaklandığı düşünülür. Ağrı genellikle sol tarafta daha çoktur, çünkü rahim sağa doğru hareket ederek soldaki ligamentin gerilmesine neden olur. Ağrı dinlenince azalır. Hamilelikte görülen ağrıların nedeni mutlaka hekim tarafından araştırılmalıdır. Apandisit, yumurtalıkların dönmesi ve plasentanın ayrılması da ağrıya yol açar.

    - Anaokul öğretmeniyim, hamilelik sırasında beşinci hastalık geçirmek zararlı mı?

    Parvo virüs adı verilen virusun yol açtığı bir enfeksiyon olan beşinci hastalık hamilelik döneminde geçirildiğinde bebeğe zararlı olabilir. Bu virus kırmızı kan hücrelerini parçalayarak zarar verir ve gebeliğin ilk döneminde geçirildiğinde düşüğe neden olabilir. Bu enfeksiyon doğumsal anomalilere yol açmaz. Gebeliğin ilerleyen dönemlerinde enfeksiyon alınırsa 6-8 hafta süresince her hafta ultrasonografik takipler ile bebek değerlendirilerek bebeğin etkilenip etkilenmediği tespit edilir. Bebeğin enfeksiyonu aldığı vakalar kan transfüzyonu (kan verilmesi) ile tedavi edilebilir.

    - Hamilelik sırasında aşı yaptırabilir miyim?

    Özellikle hamileliğin ilk üç ayında tüm aşılardan kaçınmak gerekir. Kızamık, kızamıkçık ve kabakulak gibi canlı virüs aşıları yaptırmaktan hamile kalmadan üç ay öncesinden itibaren hamilelik döneminde kaçınılmalıdır. Ölü bakteri aşıları salgınlarda ve gerekli olduğu zaman yapılabilir. İnaktive edilmiş virüs aşıları da gerekli olduğunda kullanılabilir. Kuduz riski veya hepatit riski olan durumlarda gebeler aşılanmalıdır. Gelişmekte olan ülkelerde tetanus aşısının uygulanması önerilir.

    - Ara sıra çarpıntı ve nefes darlığı hissediyorum, normal mi?

    Büyüyen rahim derin nefes almayı güçleştirir. Kalp atım hızı da gebelik döneminde artar. Kahve içilmesi, pozisyon değişiklikleri ve yorgunluk çarpıntıya neden olabilir. Bu şikayetler dinlenince kısa sürede geçer.

    - İlk hamileliğim sırasında tansiyonum yükselmişti, ikinci gebeliğimde de bu durum tekrarlar mı?

    Hamilelikte tansiyon yükselmesinin çeşitli nedenleri vardır. Pre-eklempsi denilen durumda tansiyon yüksekliğinin yanında özellikle ellerde, bacaklarda ve yüzde ödem (şişlik) de vardır. İdrarda protein tespit edilebilir. Bu durum doğum sonrasında düzelir. İlk gebeliğiniz sırasında pre-eklempsi geliştiyse sonraki gebeliklerinizde gelişme riski % 10-15 'tir.

    - Bacaklarımda oluşan mor çizgiler nelerdir?

    Örümcek ağı görünümündeki mor lekeler varistir. Bu lekeler artmış östrojen düzeyleri ve artmış damar içi basınca bağlı oluşur. Hamilelerin bir çoğunda görülür. Bazı kadınlarda ayak ve bacaklardaki damarlarda da şişlik ve ağrı oluşur.

    - Ellerimde şişlik ve karıncalanma oluyor normal mi?

    Ellerde ödeme (su toplanmasına) bağlı olarak karıncalanma hissedilir. Ellerin yukarı kaldırılması ve suya sokulması ile bu yakınmalar azalabilir.

    - Hamileliğim sırasında tırnaklarıma oje sürebilir miyim?

    Ojelerde sabitleştirici olarak formaldehid denen kimyasal kullanılır, bu maddenin tırnaklardan emilimi fazla olmaz fakat ojenin iyi havalandırılan bir odada sürülmesi önerilir.

    - Ara sıra burnum kanıyor, daha sık olarak da dişlerimi fırçalarken diş etlerimde kanama oluyor, ne yapmalıyım?


    Artmış damarlanmaya ve artan kan miktarına bağlı olarak bunlar görülür. Kanama bozuklukları olmayan hastalarda önemli değildir.

    - Geceleri çok sık rüya ve kabuslar görüyorum, doğal mı?

    Hamilelikte artan hormon düzeylerine ve bebekle ilgili kaygılara bağlı olarak kabusların görülmesi normaldir.

    - Hangi tarafıma yatarak uyuduğum önemli mi?

    Hamilelik sırasında sol tarafın üzerine yatılması önerilir. Birçok kadın sabah uyandığında sırtüstü yatar durumda olduğunu ve bunun bebeğe zararlı olup olmadığını merak eder. Yatarken arkanızı bir yastıkla desteklemeniz sırtüstü pozisyona gelmenizi engeller. Bazı kadınlar sırtüstü pozisyonda yattıklarında karındaki damarların sıkışmasına bağlı olarak ani kan basıncı düşmesi ile kendilerini bayılacakmış gibi hisseder. Tekrar yana yatıldığında bu yakınmalar geçer.

    - Doktorum bebeğimin hareketlerini saymamı istedi. Bebeğin hareketlerini her saat saymalı mıyım?

    Hayır, her bebeğin kendine göre bir günlük ritmi vardır, günün belli saatlerinde bebek daha aktif olabilir. Gebeler bebeklerinin daha çok hareket ettiği zamanları bilir. Bu saatlerde bebeğin hareketlerine dikkat edilerek her zamankinden bir farklılık varsa doktora haber verilmesi gerekir.

    Hamilelik döneminde anne adayının enerji, protein, mineral ve vitaminlere ihtiyacı artar. Gün içinde düzenli olarak tüketilecek üç öğünde; süt ve süt ürünleri, meyve ve sebzeler, ekmek ve tahılgiller ile yüksek proteinli gıdaların bulunmasına dikkat edilmeli. Hamilelikte artan protein gereksinimi için balık, et, süt ve süt ürünleri ile kurubaklagiller tüketilmeli. Balık yağıyla, D vitamini ve çinko ihtiyacı karşılanmalı. Bebeğin iyot ihtiyacı için iyotlu tuz kullanılmalı. Hamilelik döneminde alkol alınmamalı, sigara içilmemeli, kahve ve çay gibi kafein içeren içecekler mümkün olduğunca az tüketilmeli. Salam, sucuk ve sosis gibi katkı maddesi olan besinlerden de uzak durulmalı. İçeriği bilinmeyen hazır gıdalar, sodyum yani tuz içeriği yüksek besinler, katkı maddelerince zengin yapay besinler başta olmak üzere fast food gıdalara da mönülerde yer verilmemeli.
     

Sayfayı Paylaş