1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hani insanın içinden ağlamak gelir ya..

Konusu 'Makaleler, Araştırma Yazıları' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 15 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Nedensizce...


    Benim de geliyor.



    Yaz yağmuru efkarı bastı beni.



    Öylesine duygusallık var içimde.



    Her yerimde güzel müzikler çalıyor.



    Her tınısı insana kendi mazisinden, hayatından izler hatırlatan cinsten müzikler.



    Hani var ya Sertab’ ın “Hatıralarla yaşanmaz ki yazık olur!” nağmesinden...hah işte, o tatda..



    Deniz ışıl ışıl bakmayı bekliyor bana sahilden; ben de ona kavuşmayı bekliyorum sabırla.



    Ama ne sabır be kardeşim!



    Ya sabır...



    Bitsin iş, çıkayım şu ofisten kaçayım geniş alanlara diye sayıklayıp tatile çıkacağım günün saatlerini, dakikalarını sayıyorum.



    Çocuklarıma kavuşacağım,



    Onların hiç susmadan saatlerce konuşarak beni bunaltacak oldukları anı bekliyorum.



    Tanımını tam yapamadığım garip bir hazla kısa hikayeler yazıyorum, ağzımın suları akarak. “Bu sefer olacak Yonca, kaçmak yok!” diyerek, hayallerden gerçeklere varacağım anı bekleyerek; hafiften heyecanlı, azıcık sancılı günler geçiriyorum kendi kendime kitabımı bitirmek için.



    Ve...



    Deli gibi müzik dinliyorum durmadan, dinmeden.



    İçimden müzik fışkırıyor hem de en yüksek perdeden!



    Benim hayatımda müzik olmayan tek bir saniye yok.



    Evde, arabada, iş yerimde, yürürken kulağımda; banyo yaparken banyomda, uyandığımda salonda, uyurken odamızda, yazarken yanı başımda...



    Elimde kumanda, ruhumdan ne geçerse o anda basıp dinliyorum doya doya.



    Öyle müthiş müziklerden öyle inanılmaz bir liste hazırladım ki kendime... Dinleyerek yürürken, bazen araba altında kalıp ezilivericem diye endişe ediyorum.



    Veya araba kullanırken yine duvara toslamaktan korkuyorum.



    Ama umursamıyorum müziğin bana verdiği dalgınlığı.



    Çok hoşuma gidiyor.



    Beni bir ağlatıyor, bir güldürüyor, bir çocukluğuma götürüyor, bir gençliğime. Bir de bakıyorum yaşlanıvermişim, aman ne de güzel torunlarım var düşlerimde...



    Klasik müzik dinlerken duygularım başka,



    Türk müziğinde başka,



    Rock veya Hiphop dinlerken bambaşka.



    Metal de dinlerim ben... Kimse inanmaz ama; orta okul yıllarımdan kalma, Slayer vardır hayatımda, bir de Queensryche mesela...



    Yonca yine daldan dala!



    Beni tanıyan herkesin, hayatıma değmiş, tanık olmuş herkesin aklına ben geldiğinde, müzik de gelsin isterim ayrıca.



    Ölesiye seviyorum müzik dinlemeyi.



    Ölesiye!



    Coşmayı...



    Dans etmeyi...



    Kendimden geçmeyi...



    Yonca hep böyleydi, böyle kalacak yazın bir kenara.



    Sırf dinlediğim nağmenin içinden geçen tek kelime yüzünden oturup kırk saat düşüncelere dalmayı,



    Etrafımda tanıdık tanımadık kim var ona hislerimi acaba ilgilenir mi diye hiç düşünmeden bencilce anlatmayı,



    “Deli mi be bu kadın!” denmesine aldırmadan müziği paylaşmayı seviyorum.



    İstiyorum ki, benim sevdiğim ve dinlediğim o parçayı herkes bilsin, sevsin ve böylece dinlerken hep beraber herkes aynı delilikte kendini kaybetsin.



    Müzikten başka hiçbirşey düşünülmesin.



    Herkes aynı şarkıyı dinliyor geçiyor.



    Ben dinlerken kendimi kaybediyorum.



    Bu da Yonca’ nın müzik hali!



    Mesela...



    Siz hiç Vivaldi dinlerken ağladınız mı?



    Ben ağlıyorum, siz de ağlayın istiyorum.



    Depeche Mode “I want you now” diye derin derin nefes alırken, dayanamayıp bir kadeh şarap içmeyi istediniz mi?



    Ben istiyorum.



    Sema Taş Plak tadında Mazi’ yi müthiş bir büyü ile söylerken, gözleriniz sulanınca gidip rakıyı çay bardağına koyup kendinize evde kalan artıklardan bir küçük tabak meze yapıp



    Peynirle yudumladınız mı mesela?



    Ben yudumluyorum.



    Müziğin şerefine kadeh kaldırıyorum:



    “Hayata...!” diyorum.



    İdil Biret piyanosunun başına oturduğunda,



    Tüm kötülükler, art niyetler, provokasyonlar demir kapının arkasında bırakılıp



    Müziğin büyüsünden sarhoş olunsun istiyorum.



    Ben oluyorum.



    Müzik olduğu sürece kulağımda “gerisi teferruattır” deyip



    Yaşamaya devam ediyorum.



    Yonca

    “iBret”
     

Sayfayı Paylaş