1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Harfler Marşı Anısı

Konusu 'Hayatından Kesitler' forumundadır ve ezgi3535 tarafından 15 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. ezgi3535

    ezgi3535 Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    20 Mart 2014
    Mesajlar:
    1.349
    Beğenileri:
    1.243
    Ödül Puanları:
    3.830
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    muhasebe öğrencisi
    Yer:
    İzmir/Karşıyaka
    Banka:
    78 ÇTL
    Osman Zeki (Üngör) Harfler Marşı’nın nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor:

    “...Yeni Türk harfleri çıktığı zaman eskiye alışmış olanlar ve bilhassa Anadolu’nun bazı yerlerindekiler yeniyi pek tabiî olarak yadırgamamışlardı. İşte o sırada bir akşam Rusuhi Bey’e telefon ettirmiş beni çağırtmıştı. Gittim. İlk sözü:

    -Yeni (Türk) harfleri benimsemeyenler var. Sen şuna bir marş yapsan... iş daha kolaylaşır...

    Düşündüm: A.B.C... diye tutturup nasıl marş yapayım? Bunu bir şeye benzetmek kolay değil... Fena olursa bana dudak bükecek... Hemen.

    -Paşam dedim sizde iştirak ederseniz yaparım...

    Herhalde maksadımı anladı. Güldü:

    -Peki!.. dedi.

    Derhal piyanonun başına oturdum.

    A.B.U.İ... diye bir hava tutturduk gitti. Marş da bitti.

    Tekrar çaldım. Beğendi ve Falih Rıfkı’ya:

    -Yarınki gazeteye bu marşı koyun! emrini verdi.

    O akşam tuttu aşçı soför seyis kapıcı odacı... Köşkte kim varsa hepsini ve sofra arkadaşlarını topladı hep birilikte bu yeni marşı meşkettik. Görülecek manzara idi bu... Herkese güzelce belletip öğreninceye kadar tekrar ettik durduk.

    Sabaha karşı köşkten ayrılınca muavinimi çağırdım. O devirde Yenişehir’deki Kızılay merkezi bahçesinde her akşam bando nöbet çalardı. Muavinime:

    -Al şu notayı...Çabuk yaz bandoya ver ve hemen meşk etmelerini söyle. Bu akşamki nöbete mutlaka yetiştirsinler. Çalışsınlar... dedim.

    Gittim biraz yattım... Öğleyin kalktığım zaman hepsi olmuş bitmişti. Saat üçe doğru dört beş talebeyi “Şayet Gazi gelir de bu yeni marşı dinlerse siz de söyleyin!” diye bandonun olduğu yere gönderdim. Gazi tahmin ettiğim gibi tam ikindi vakti bandonun başına gelmiş otomobilini durdurmuş şefe:

    -Harfler marşını çalar mısın? demiş.

    Marşı henüz bandodan başka kimse bilmiyor duymamıştır.

    Bando şefim:

    -Emredersiniz!.. deyişiyle marş da çalınmaya başlıyor...

    Yarı yerde Gazi otomobilden inerek oraya birikmiş halka hitapla:

    -Ey ahali!.. Bu yeni marşı içinizden bilen var mı?

    Deyince bizim talebeler de:

    -Var efendim!.. diye ortaya çıkıyorlar.

    Gazi memnun:

    -Söyleyin bakalım!.. diyor…

    Bando tekrar başlıyor ortalık neşeleniyor bilmeyenler de kulak kabartarak marşa katılmak istiyorlar. Gazi de bastonuyla hareketler yaparak şefe uyuyor… Bir hangamedir kopuyor.

    Zannederim birkaç defa da tekrar edildikten sonra Gazi:

    -Bu gördüğünüz gibi bizim harflerin marşıdır. İşte öğrendiniz. Bilmeyenlere de öğretiniz. Hepinizin öğrenip söylemesi vazifedir!.. diyerek oradan pürneşe ayrılıyor.”

    Kaynak: Başöğretmen Atatürk 1919-1928 Ahmet Bekir Palazoğlu Ankara 1991 Cilt.1 s.324-325
     
    ZeyNoO ve Çağlayağmur bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş