1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Harika Kaplumbağa

Konusu 'Çocuk Masalları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 28 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.782
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    384 ÇTL
    HARİKA KAPLUMBAĞA

    Bir Chippewa köyünün yakınında büyük bir göl varmış, bu gölde kocaman bir kaplumbağa yaşarmış. Sıradan bir kaplumbağa değilmiş bu, sık sık göldeki evinden çıkar, Kızılderili komşularını ziyaret edermiş. Ziyaretlerinin çoğunda da şefin çadırına gider, her defasında saatlerce oturur, tütün içer ve şefle sohbet edermiş.

    Kaplumbağanın çok akıllı olduğunu ve bilgece konuştuğunu gören şef ona büyük saygı ve ne zaman önüne karmaşık bir sorun gelse yardım istemek için kaplumbağaya başvururmuş.

    Bir gün kabilenin değişik grupları arasında büyük bir anlaşmazlık çıkmış, iki taraf da o kadar galeyana gelmiş ki, neredeyse kan dökülecekmiş. Şef iki grup arasında kararsız kalmış, bunun üzerine “Kaplumbağayı çağıracağım. Hakkınızda o karar versin” demiş.

    Kaplumbağa yoldayken şef, iki tarafı da dinleyip karar verene dek oturması için yerini boşaltmış. Kaplumbağa gelmiş, şefin yerine oturmuş, iki tarafı da dinlemiş, kararını bildirmeden önce iki tarafın da hoşuna gidecek bir karar vermeye çalışmış. Karar iki grup tarafından da iyi karşılanmalıymış. Kaplumbağa uzun bir konuşma yapıp iki tarafın da haklı olduğu yönleri açıklamış:

    “İkiniz de bazı yönlerden haklı, bazı yönlerden haksızsınız. Bu nedenle ikinizin de aynı derecede haklı olduğuna karar verdim” demiş.

    Bu kararı duyduklarında kaplumbağanın hakylı olduğunu görmüşler ve gösterdiği bilgelik için onu uzun uzun alkışlamışlar. Bütün köy bu bilgece karar sayesinde kan dökülmesinin önlendiğini görmüş. Böylece onu köyün yargıcı seçmişler, bu duruma çok memnun olan şef de biricik kızını kaplumbağaya eş olarak vermiş.

    Şefin kızı Chippewa halkının en güzel kızıymış, sevgisini kazanıp onunla evlenebilmek için yüzlerce mil uzaktaki kabilelerden gençler gelirmiş. Ama bunun hiç faydası yokmuş, çünkü kız babasının seçeceği kişi dışında kimseyi kabul etmezmiş. Kaplumbağa çok gösterişsizmiş ama sağduyulu ve bilgeymiş, babası onu seçtiğinden kız da kabul etmiş.

    Köyün gençleri çok kıskanmış ama kıskançlıklarının bir faydası olmamış. Kız kaplumbağa ile evlenmiş. Gençler şefin damadıyla dalga geçmek için sormuş: “Karnın nasıl bu kadar dümdüz olabiliyor?”

    Kaplumbağa cevap vermiş: “Dostlarım benim yerimde olsaydınız sizin de karnınız dümdüz olurdu. Bu düz karnım sayesinde burada bulunuyorum. Chippewaler ve Siouxlar arasında büyük bir savaş vardı, Chippewalara göre çok kalabalık olan Siouxlar düşmanı o kadar hızlı öldürmeye başlamıştı ki, Chippewalar çareyi kaçmakta buldu. Ben Chippewaların tarafındaydım ve Siouxlar beşimizi sıkıştırmıştı, hızla üstümüze geliyorlardı. Yüksek otların olduğu bir yerde yüzükoyun yere yattım, karnımı yere yapıştırdım, böylece beni göremediler. Yanımdan geçip gittiler, ama benimle birlikte olan dört kişiyi öldürdüler. Siouxlar gittikten sonra kalktım ki ne göreyim, karnım işte bu gördüğünüz hale gelmiş. Kendimi yere o kadar bastırmışım ki, bir daha hiçbir zaman eski halime dönemedim.”

    Kaplumbağanın görünüşündeki bozukluğun nedenini böyle açıklaması üzerine gençler, “Kaplumbağa cesurmuş. Artık ona dokunmayalım” demişler. Bir süre sonra Siouxlar Chippewalara saldırmış, bütün köyler boşaltılmış. Kaplumbağa diğerleri kadar hızlı ilerleyemiyormuş, geride kalmış. Sonbaharın olağanüstü sıcak bir gününde çok susayıp acıkmış. Sonunda burnuna su kokusu gelmiş. Kokunun geldiği yer doğru süründüğünde büyük bir göle varmış, suya atlayıp bir güzel serinlemiş, ardından gölün ortasına doğru yüzdüğünde dipte büyük kayalar görmüş, aralarına yatıp uykuya dalmış. Uyandığında yukarı çıkmış.

    Kıyıya doğru geldiğinde artık yaz geldiğini görmüş. Bütün kış boyunca uyumuş imiş. Kuşlar şakıyor, yeşil çimenler ve yapraklar güzel kokular saçıyormuş.

    Gölden çıkıp Chippewa köyünü aramaya başlamış. Birkaç gün sonra köyü bulmuş ve karısını aramış. Onu köyün bir ucunda bulabilmiş. Kadın bebeğiyle ilgileniyormuş, kaplumbağa görmek isteyince bebeği ona uzatmış. Kaplumbağa bebeğin çok güzel olduğunu ve hiçbir şekilde kendisine benzemediğini görünce çok kızmış, tekrar büyük göle dönmüş, orada sinek ve yakalayıp ömrünün geri kalanını yosunlar arasında geçirerek kendini teselli etmiş.
     

Sayfayı Paylaş