1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hasan İle Emİne'nİn Aci ÖykÜsÜ

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve esmer23 tarafından 5 Haziran 2007 başlatılmıştır.

  1. esmer23

    esmer23 Katılımcı

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    7
    Ödül Puanları:
    880
    Meslek:
    henüz karar veremedim astronot olmak istiyorum :P
    Yer:
    istanbul
    Banka:
    30 ÇTL
    Ünlü Türk öykü ustası Sabahattin Ali (1907-1948) annesi tarafından Edremit' lidir.Yörede anlatılan bu trajik öyküyü dinlemiş ve ona edebi bir form kazandırarak öyküyü ölümsüzleştirmiştir.
    Bugün olduğu gibi 1800'lü yılların sonlarında da Edremit pazarı Çarşamba günleri kurulurdu. Yörenin tüm köylüleri Çarşamba günleri Edremit'e gelir malını satar, ihtiyacını alırdı. Kazdağı'nın 1500 m yüksekliğinde, Sarıkız zirvesinin eteğinde kıl çadırlarından kurulu yüksek obanın güzel kızı Emine de böyle bir Çarşamba günü Edremit pazarına iner ve Zeytinli Köyü'nün yakışıklı delikanlısı ile gözgöze gelir.

    Sevdalanan iki genç her Çarşamba günü buluşurlar. Emine beş saatlik yoldan getirdiği sütü, peyniri, balı Hasan'a verir, bahçıvan olan Hasan'dan ihtiyacı olan sebzeyi alırdı. Pazar dönüşü birlikte zeytinli Köyü'ne kadar yürürler, Emine oradan ayrılır ve daha dört saat sürecek olan zahmetli dağ yolundan obasına dönerdi.

    Gençler evlenmeye karar verirler. Hasan'ın içgüveysi olarak obaya gitmesi sözkonusudur. Onu babasız büyüten annesi oğlunun mutluluğu uğruna yalnız kalmaya razıdır. Emine'nin ailesi ise bu evliliğe karşı çıkar. Oba yörük obasıdır, Emine de yörük kızı. Aile, Hasan'ın zor doğa şartlarına dayanıp dayanamayacağını sınamaya karar verir. Sınav başarılı olursa Emine'yi istemiş olan obanın gençleri de yiğitlik gösteren Hasan'ı kabulleneceklerdir.

    Hasan annesi ile helalleşir, anlaşma gereği 40 okka (yaklaşık 60 kilo) tuz dolu çuvalı sırtlanır ve Emine ile obaya doğru yola çıkarlar. Önlerinde dört saatlik zorlu bir dağ yolu vardır. Bir saat sonra Beyoba Köyü'ne varırlar. Tuz hasan'ın sırtını yakmaya başlar.İkinci saatte şimdiki Sutüven Şelalesineulaşmışlardır. Yol dere içinde kaybolmuş, taştan taşa atlamak Hasan'ı yormuş, dizleri titremeye başlamıştır. Gökbüvet'e geldiklerinde Hasan'ın gücü biter ve yere düşer. Emine çaresizlik içinde Hasan'ı yüreklendirmeye çalışır, ancak hasan ayağa kalkamaz. Emine'ye yalvarır, başka yerlere kaçmayı teklif eder.


    Emine ise katıdır,ailesine ve obasına söz vermiştir.Hasan'ın yakarışlarına yanıt vermez ve çuvalı sırtlayarak obanın yolunu tutar.Hasan ise ardından "beni bırakma,senin köyüne gelemiyorum,köyüme de dönemem"diye acı acı haykırır.Emine derenin uğultusuna karşın Hasan'ın umutsuz çığlıklarını hep duyar.Obaya vardığında çok pişman olur ve geri dönmek ister.Ancak ailesi gece vakti onu ormana bırakmaz.
    Sabahın ilk ışıkları ile Emine,doğru Gökbüvet'e koşar ama Hasan yoktur.Annesine gider,Erdemit'e koşar ancak kimse Hasan'ı görmemiştir.Bir daha obasına geri dönmeyen Emine kulaklarında Hasan'ın onu çağıran sesiyle dere boyunca mecnun gibi dolaşır durur.Günler sonra Hasan'a hediye ettiği çevreyi Gökbüvet'in çılgın suları içinde fark eder."Yanına geliyorum Hasan" diyerek be çevre ile kendini ulu çınara asar.O gün bugün Gökbüvet'in adı Hasanboğuldu,dallarını büvetin suları içine sallandıran çınarın adı Emine Çınarı olur.
     

Sayfayı Paylaş