1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hasip ÇİFCİ - Bir Mesafelik Can..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 9 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL




    Diyordum ya hep bir şiirin ezgisinde
    Senli bir kırık kırlangıç türküsü yüklenir
    Omuzlarımda dinmeyen ağrılar
    İmam efendi minberden yeni indi
    Biraz ağıt mı yükseliyor tahta oyuklardan
    Biraz zayıf mı kalıyor dilim hüzünlere…

    Hani aşk yanığı cümleler yükselirken göklere ay kutsanmış bir mabet gibi korunmuştur
    kendini rüzgârdan dumanlar yükselirken gök sancılar içinde bir sabahın gelişine haber verir,
    sancı artar kızıl bir bulut belirir tan yerinde kıskandığın bütün kelimeler döküldükçe,
    alnından aşağı sızan kan kırmızısı renkleri düşlerine katarsın…

    Aşk değildi bu, öyle sevdanın adı konmamış cehennem yüklü sevdalıları da değil,
    olsa iki kelime eşelerken yüreğimi bir kalemin ucuyla hayretler içinde izleniyorsun,
    bilmediğin bir yürek kanıyor sen kalemi batırırken içine…

    Derdim ya derdim, diye derdini sahiplenen
    Dertsiz bir düş yolcusu çıksa da eşiğine
    Git diyemeyen bir lâl olur dilim
    Ateş nasıl kavurursa toprağı
    Ateşe ahenk veren aşkın sahibine
    Bir hamd edasıyla yaklaşmaya çalışırsın…

    Oysa birkaç cümle kurulsa bilirsin ki bütün yolculuklar sonucun başlangıcı,
    bütün ölümler yaşamın sonsuzluğu,
    bütün kelimeler biten bir şiirin son mısrasında yer alır.
    Dediğim dediklik bir şeytani vasıfla kahır yüklü bir merkepten farkı varsa insanın,
    düşünerek doğru yolu bulması yahut gittiği her yolun doğrulara ermesidir…

    Ölürken bir ağaca sırtını verir, sonra ağaç sırtlanlaşır birden arkana bir taşı almadığına bin pişman.
    Ellerinde gözyaşlarından arda kalmış kum fırtınaları,
    ellerinde bir Leyla’nın göz kapakları son nefesini kolunda vermiş bir sevgili varken
    ihanetin duvarları karşında bir ağlama ve utanç kitlesi,
    düştüğünü sanarak aslında en dipte düşmemek için tutunmak,
    yükseklerde olduğunu sanan bir aptalın sureti yüzünde…

    İçimde küllenmiyor bir kan sehpası,
    Ayaklarım ucunda idam/ın karabasanları
    Son kalan devrik kalmış hüzün yüklü cümleler
    Daha zamanın var diyen Azrail yanı başımda
    Koyu bir muhabbet var ölmekle kalmak arası
    Koyu bir gün batımı aydınlığın karşısında…

    Ve ucu çatallanmış ölü bir şehrin isyan karargâhında kaç mertebe düştük,
    düşünürken bir kırık mızrap ardında sallanan darağacı,
    kendi ellerinle suladığın sümbül ağaçları karşında.
    Duyabildiğini sanmadığım bir haykırışla en sevgiliye yalvarışlar
    duymadığını sandığımız sessiz ağlayışlar…

    Sürüngenlik diz boyu yükselirken tufanlardan, geriye kalmış birkaç taş üstüne taş,
    bağladığın beline şerit değil; damarlarımdan çektiğin kızıl kan sevdiğim…

    Dipsiz bir düşüşle düşerken en derine, en aşağılık mertebe senindir bundan böyle.
    Birkaç kelime ya da birkaç gözyaşı kaldı ellerinde.
    Tutunmaya çalıştığın ağırlıklar seni dibine çekiyor hüzünlerin,
    oysa ölmeyi ölümlü bir hayalde becerebilenlere yemin ederken
    birkaç lahzalık vakit vardı yanında ve birkaç umut treni…

    Her şeye rağmen sahipsiz köle satıcılarında
    sahibini satan kölenin ahuzarını almış bir efendi kadar aşağılanmış aşklar var…

    Söz ölmeyeceğim bundan ibaret bir son baharda
    dileğimiz odur ki bir Leyla’nın kollarında değil
    bir cennetlik hurinin kollarında şehadet şerbeti içen şehitler ölmüyor sevgili…
    Ölmüyor…


    Hasip ÇİFCİ
     

Sayfayı Paylaş