1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hastalık Nedir?

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Joker7238 tarafından 4 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. Joker7238

    Joker7238 _Pure Love_

    Katılım:
    23 Haziran 2013
    Mesajlar:
    562
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Eczacı Teknisyeni
    Yer:
    Batman
    Banka:
    16 ÇTL
    Hastalık Nedir?


    Bir canlının sağlıklı olabilmesi için bütün organlarının uyum içinde çalışması ve her birinin üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerekir. Bu uyumu ve dengeyi bozan iç ya da dış etkenler nedeniyle vücutta*ki fizyolojik işlevlerin aksaması hastalık de*nen çeşitli rahatsızlık ve bozukluklara yol açar.
    İnsanlar tarihin başlangıcından bu yana hastalıklarla savaştıkları halde bu çabaların bilimsel bir temele oturtulması ancak 200 yıl öncesine dayanır. Çünkü o zamana kadar hastalıkların nedeni bilinmiyor ve korkunç salgınlara yol açan bulaşıcı hastalıkların önü*nü almak için hiçbir şey yapılamıyordu. Orta*çağ boyunca milyonlarca insan vebadan öldü ve insanlar "Kara Ölüm" dedikleri bu hastalı*ğı bir alınyazısı gibi kabul ettiler.
    18. yüzyılın sonlarına doğru İngiliz doktor Edvvard Jenner'ın çiçek aşısını geliştirmesi bu bulaşıcı ve tehlikeli hastalığın büyük ölçü*de önlenmesini sağlamıştı. Ama ölümle sonuçlanan birçok bulaşıcı hastalıktan aşıyla korunma yolunda en önemli adımlar Fransız bilim adamı Louis Pasteur'ün 1860'lardaki çalışmalarından sonra atılabildi. Pasteur birçok hastalığın gözle görülemeye*cek kadar küçük canlılardan ileri geldiğini ortaya koyarak 17. yüzyıldan beri varlığı bilinen bu mikroskobik canlılar ile hastalıklar arasındaki ilişkilerin araştırılmasına öncülük etti. Hepsi birden mikrop adı altında toplanan bu tekhücreli canlıların başlıcaları bakteriler virüsler riketsiyalar ve tekhücreli hayvansal a*****lardır.



    Tıbbın Bilimsel Temelleri


    Eskiçağlarda hastalıkların tanrılarca verilmiş bir ceza olduğuna ve insanların içine giren "kötü ruhlar"dan kaynaklandığına inanılırdı. Zamanla doktorlar her hastalığın doğrudan doğruya canlının yapısına ya da çevreden gelen bozucu etkenlere bağlı bir nedeni olma*sı gerektiğini kavradılar. Bir hastalığı önle*mek ya da tedavi etmek için her şeyden önce nedenini bilmek gerektiğinden hangi hasta*lıkların nerede ne zaman ve kimlerde ortaya çıktığını sistemli bir biçimde araştırmaya baş*ladılar. Böylece hastalıkların toplumda dağı*lımını ve nedenlerini istatistik yöntemleriyle inceleyen yeni bir tıp dalı doğdu. Epidemiyoloji denen bu tıp dalında çalışan uzmanlar her hastalık için şu soruların yanıtlarını araştı*rırlar:
    •Söz konusu hastalık belirli bir işte çalışan ya da aynı meslek grubundan olan kişilerde daha mı sık görülüyor?
    •Belirli türden yiyeceklerle beslenen top*luluklarda daha mı yaygındır?
    •Bu hastalığa yakalanan kişiler belirli bir bölgede ya da hep aynı tip yerlerde mi yaşıyorlar?
    •Hastanın ailesinde bu hastalığı geçirmiş ya da geçirmekte olan başka kişiler var mı?
    Bunlara ve benzeri sorulara verilen yanıtlar doktora ne tür bir hastalıkla karşı karşıya olduğu konusunda fikir verir. Bu tarama sonuçlarının değerlendirilmesinden sonra dünyanın her yerindeki hastane enstitü ve laboratuvarlarda yapılan çalışmalarla çeşitli hastalıkların nedenleri belirlenebilmiştir.


    Hastalıkların Sınıflandırılması


    Hastalıklar genellikle nedenlerine göre sınıf*landırılarak birkaç grupta incelenir:
    Bulaşıcı hastalıklar çocukluk çağından baş*layarak her yaş grubunda karşılaşılan en yaygın ve en büyük hastalık gruplarından biridir. Bu hastalıklar mikroplardan yani bakteri virüs riketsiya ya da tekhücreli a*****lardan ileri gelir ve hastalığın etkeni olan mikrobun "alınmasıyla" insandan insana bulaşır.
    Ölümcül hastalıklardan çoğunun nedeni bakterilerdir. Ama güçlü mik*roskopların ve gelişmiş laboratuvar teknikle*rinin bulunmasından sonra verem difteri (kuşpalazı) zatürree boğmaca tifo veba cüzam kolera şarbon kızıl tetanos ve me*nenjit gibi ağır hastalıkların etkeni olan bak*teriler kesin olarak saptanabilmiştir.
    Bütün mikroplar içinde en küçükleri ve en dirençlileri olan virüsler ise kızamık kızamık*çık kabakulak suçiçeği çiçek kuduz çocuk felci sarıhumma AİDS grip ve soğuk algın*lığı gibi çeşitli bulaşıcı hastalıklardan sorum*ludur.
    Bakterilere çok benzeyen ama virüsler gibi ancak canlı bir hayvan hücresine girdiklerinde çoğalabilen riketsiyaların neden olduğu en önemli hastalıklar tifüs ile trahomdur.
    Sıtma hastalığı anofel cinsi sivrisineklerle uyku hastalığı ise çeçe sinekleriyle taşınan tekhücreli hayvansal a*****lardan ileri gelir


    VİRÜSLERİN BİR HÜCREYE GİRİŞİ


    Amipli dizanteri uyuz ve şistozomiyaz da gene tekhücreli a*****ların neden olduğu hastalıklardır a***** yaşayan bazı tekhücreli mantarlar da kolayca bulaşan çeşitli hastalıklara yol açar. Ama bu hastalıklardan hiçbiri bakteri ve virüslerden kaynaklanan hastalıklar kadar ağır ve tehlikeli değildir.
    Hastalık etkenlerinin belirlenmesinden sonra bulaşıcı hastalıklardan çoğu çeşitli yol*larla denetim altına alınmıştır. Hatta mikro*bunu tümüyle yok etmekle bir hastalık yeryü*zünden büsbütün silinebilir. Bunun en canlı örneği bir zamanlar en korkulan hastalıklar*dan biri olduğu halde bugün çağdaş tıbbın başarısıyla tarihe karışmış olan çiçek hastalı*ğıdır. Düzenli aşılamayla çocuk felci ve difteri gibi bazı hastalıkların önü alınmış toplum sağlığı ve temizlik hizmetlerinin iyileştirilme*siyle kolera ve tifo hastalıklarının görülme sıklığı eskiye oranla azalmıştır. İyi beslenme daha iyi konutlarda yaşama ve erken tedavi sayesinde verem de artık geçen yüzyıllardaki kadar yaygın ve ürkütücü bir hastalık değil*dir. Ayrıca antibiyotikler gibi etkili ilaçlarla bugün birçok bulaşıcı hastalık tedavi edilebili*yor.
    Beslenme bozuklukları ya da beslenme ye*tersizlikleri vücuda gerekli olan protein vita*minler mineraller ve öbür temel besin mad*delerinin yiyeceklerle yeterince alınamama*sından ileri gelir. Bu gruptaki hastalıkların en önemlileri iskorbüt beriberi raşitizm ve pellagradır. Afrika'nın yoksul ülkelerinde yeter*siz beslenmeye bağlı çeşitli hastalıklar milyon*larca insanı etkilemektedir.

    Hormon hastalıkları bazı iç salgıbezlerinin gereğinden az ya da çok hormon üretmesin*den kaynaklanır. Örneğin şeker hastalığının nedeni pankreas bezinin yeterince ensülin hormonu salgılayamamasıdır.
    Kanserler ölüm nedenleri arasında en üst sıralarda yer alan çok önemli bir hastalık grubudur. Bu hastalıklarda vücut hücreleri denetimden çıkarak hızla çoğalır ve "kötü huylu ur" denen yumrular oluşturarak vücu*dun başka bölgelerine yayılma eğilimi gösterir . Kanserlerin nedeni henüz tam olarak anlaşılamamıştır; ama bazı kanserlerin çevre koşullarıyla belki de havadaki zararlı ışınımlar (radyasyon) ve tozlarla ilişkili oldu*ğunu gösteren kanıtlar vardır.
    Kalıtsal hastalıklar'da genetik yapıdaki her*hangi bir bozukluk kuşaklar boyunca aynı ailenin bireylerine kalıtım yoluyla aktarılır. Ama bozuk genlerin aktarılması ailedeki her bireyin mutlaka hastalıklı doğacağı anlamına gelmez. Örneğin ana babadaki şeker hastalığı bazen çocuklarında yaşam boyu ortaya çık*mayabilir. Buna karşılık az rastlanır kalıtsal bir sinir hastalığı olan Huntington koresinin ana babadan çocuklara kalıtımla geçme olası lığı yüksektir. Mongolizm ve hemofili de kalıtım yoluyla aktarılan genetik yapı bozuk*luklarıdır.
    Vücudu mikroplara ve öbür yabancı etken*lere karşı korumakla görevli olan bağışıklık sistemi de bazen hastalıkların kaynağı olabilir . Örneğin bu sistemin toz tüy gibi yabancı cisimlere karşı aşırı tepki vermesinden ileri gelen astım ve saman nezle*si gibi alerjiler birer bağışıklık hastalığıdır Bağışıklık sisteminin yabancı cisimlere yaptığı gibi doğrudan vücut hücrele*rine savaş açması da romatizmamsı artrit gibi özbağışıklık hastalıkları'na neden olur.
    Vücuttaki her organın ya da organlar siste*minin kendine özgü hastalıkları vardır. Örne*ğin kalbi ve kan damarlarını etkileyen çeşitli kalp-damar hastalıkları ya da dolaşım bozuk*lukları arasında yüksek tansiyon (kan basıncı*nın artması) damar tıkanıklığı ve damar sertliği sayılabilir. Bütün vücut dokuları atar*damarlarla taşınan oksijen yüklü temiz kanla beslendiği için kalp-damar hastalıkları çok ciddi sorunlar yaratır. Batı ülkelerinin çoğun*da bu hastalıklara bağlı ölüm oranı bütün öbür hastalıklardakinden daha yüksektir.
    Kalp hastalıkları tek bir nedene bağlı olmayan hatta birçok etkenin bir arada bulunmasıyla ortaya çıkma olasılığı artan hastalıkların belki de en iyi örneğidir. Ailesin*de kalp hastalığı olan sigara içen yağlı yemekler yiyen şişman ve hareketsiz kişilerin ileride kalp hastalığına yakalanma olasılığı normalden daha yüksektir.
    Çalışma koşullarından kaynaklanan ve aynı iş kolunda görülme sıklığı yüksek olan hasta*lıklara meslek hastalıkları denir. Örneğin sü*rekli olarak kurşun ya da cıvayla çalışanlarda bu maddelerin yavaş yavaş vücut dokularınca emilmesi nedeniyle zehirlenmeler görülür. Sanayide kullanılan bazı kimyasal maddeler de sarılığa karaciğer hastalıklarına ve bazı kanser türlerine yol açar. Maden işçileri çok küçük toz parçacıklarını solunumla aldıkları için bu iş kolunda akciğer hastalıkları çok yaygındır. Nükleer enerji santrallarında çalı*şanların her an zararlı ışınımlarla karşı karşıya kalmaları da birçok tehlikeyi beraberinde getirir.

    Mikroplu hastalıklar kanserler ve başka etkenler beyne ve sinir sistemine de zarar verebilir. Bu durumda beyinde bir doku yıkımı ve yapı bozukluğu söz konusu olduğu için bunlar yapısal sinir hastalıkları'dır ve çoğu zaman kişinin davranışlarını da etkiler. Ayrıca dokularda herhangi bir yozlaşma ya da yıkım olmadığı halde sinir sisteminin göre*vini tam olarak yerine getiremediği işlevsel sinir hastalıkları da vardır. Örneğin sara genellikle yapısal çok ender olarak işlevsel bir sinir hastalığı özelliği gösterir.

    Hiç alışılmadık yadırgatıcı ya da akıldışı davranışlarda bulunan kişilerin durumu ise genellikle ruhsal bozukluk ya da ruh hastalığı olarak adlandırılır. Çok çeşitli olan bu hasta*lıklar hafif bir ruhsal çöküntüden (depresyon*dan) şizofreniye kadar uzanır. Genellikle kalıtsal ve toplumsal etkenlerden ileri geldiği düşünülen bu hastalıkları bazı uzmanlar beyindeki yapısal ve kimyasal değişikliklere bağlarlar. Bütün öbür hastalıklar gibi ruh hastalıklarının da nedeni anlaşıldığında tedavi ve iyileşme umudu artacaktır.
     

Sayfayı Paylaş