1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hayat Bir Imtihan

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve wien06 tarafından 20 Aralık 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Dünya imtihan yeridir. Imtihan deyince hastalik, fakirlik, ölüm gibi aci seyler akla gelir.
    Fakat imtihan sadece bunlar degildir. Insan, sihhat, zenginlik ve rahatlik ile de imtihan edilir.
    Hayir ya da ser, her seyin içinde imtihan vardir.
    Insanin dünya hayatinda yasadigi büyük imtihan Yüce Allah?a kulluk ve dostluk imtihanidir.
    Bunun için melekler ve cinler yaratilmistir, peygamberler gönderilmistir.
    Içimize nefs, karsimiza seytan, önümüze helal ve haramlar konulmustur
    Sonra bütün bunlarin arasinda bir tercih yapmamiz istenmistir.
    Önüne gelen her iste Allah rizasini seçenler, Hak katinda en akilli, en kazançli ve en sevgili kullardir
    Islerinde harami ve seytanin tarafini seçenler, gerçekte en akilsiz, en zararli ve en sevimsiz kullardir.
    Bazen hayri, bazen harami seçenlerin isi ise Allah?a kalmistir. Onlarin kalbi hastadir, gönül huzuru yoktur.
    Ta ki tevbe edip haramlardan kurtulana kadar.
    Ilk insandan, en son insana
    Ilk insanla imtihan baslamistir, son insana kadar devam edecektir.
    Peygamberler dahil, bütün mükellef insanlar bu imtihan meydanina çikarilmis, akilli olup büluga eren herkes için imtihan baslamistir.
    Bundan kaçmanin ve kurtulmanin imkani yoktur. En iyisi gönül hoslugu ile güzel olana katilmaktir.
    Bu imtihanda her kulun kalbindeki iman kontrol edilir, niyetine bakilir, neyi niçin sevdigi belirlenir, hayattan beklentileri bilinir,
    yaptigi isler tespit edilir. Böylece lehine veya aleyhine deliller birikir ve sonuçta Yüce Allah herkese hak ettigini verir.
    Bu imtihanla, mümin münafik birbirinden seçilir, Yüce Allah?i sevenlerle dünyaya gönül verenler,
    hayirlara kosanlarla güzel islerden kaçanlar birbirinden ayrilir, görevli melekler tarafindan herkesin yaptigi yazilir.
    Ahirette kazanan da kaybeden de bir delil, sebep ve sahide göre sonuç alir. Hiç kimseye haksizlik edilmez.
    Peygamberler de sinandilar
    Peygamberlerin niçin aci ve hastalik çektikleri,
    insanlar tarafindan hakaret gördükleri, yalnizliga itildikleri, yurtlarindan çikarildiklari, taslandiklari,
    aç kaldiklari dogru anlasilmazsa, insan vesvese ve fitneye düser. Çünkü peygamber Allah?in dostu ve elçisidir.
    Seytan insana gelir ve: ?Yüce Allah, peygamberlerini niçin bu hallere düsürdü?
    Yerin gögün hazineleri O?nun ise, neden sevdiklerini aç birakti? Herseye gücü yeten Allah,
    neden düsmanlarina firsat verip peygamberlerini taslatti?? seklinde vesvese verip kulu dininde fitneye düsürür.
    Halbuki bütün bunlarda pek çok hikmetler ve büyük ibretler vardir.
    Imtihanin manasi, bilinmeyen seyi tesbit etmektir. Burada bilinmesi gereken sey, insanin içindekilerdir.
    Insanin içini bilecek ve görecek olan Yüce Allah degil, insanlardir.

    Yüce Allah zaten herkesin gizli açik her seyini bilmekte ve görmektedir.
    Bunun için ayet-i kerimede: ?Allah yolunda cihat edenlerinizi belirlemek,
    sabredenlerinizi tespit etmek ve haberlerinizi ortaya koymak için sizi imtihan edecegiz.? (Muhammed, 31) buyrulmaktadir.

    Insanliga örnek olsun diye
    Bütün peygamberler, iman ve ahlâkta örnektirler. Yaradilislari tertemiz, kalpleri ilâhi ask ve edeple doludur.
    Onlar, her halleri ile ilâhi ahlâki temsil eder. Iste onlardaki bu güzel hallerin ve yüksek ahlâkin gözükmesi için bir sebep gerekir.
    Aydinligin taninmasi için karanligin lazim oldugu gibi. Insandaki sabir seviyesi de aci hallerde belli olur.
    Edep, edepsiz insanlarla anlasilir. Mertlik ve adalet, düsmanlarla ortaya çikar.
    Takdire riza hali, afet, dert ve hastaliklarda kendini gösterir. Allah?a teslimiyet zor ve dar anlarda anlasilir.
    Kisaca, ateste yanmadan, altin cevheri ortaya çikmaz.
    Bunun için Allahu Tealâ, Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz?in serefli kalbindeki iman ve ilâhi aski ortaya çikarmak için O?nu en agir
    ve aci imtihanlara tabi tutmustur.
    Sikinti atesleri içine salarak gönlündeki sakli sevgiyi, merhameti, sabri, azmi, edebi ve diger güzel halleri ortaya çikarmistir.
    Böylece Efendimiz s.a.v. Allah?a dostluk yolunda insanlara örnek olmustur.
    Bu yolun ne kadar kiymetli ve tatli oldugunu çektigi çilelerle göstermistir.
    Ilâhi askin insana neler yaptiracagini, en siddetli sikinti ve zorluklara gönül hoslugu ile sabrederek ispat etmistir.
    O?nun günlerce açlik çekmesi, kavmi tarafindan terk edilip yalniz birakilmasi,
    hiç hak etmedigi hakaretleri görmesi, taslanmasi, hasta olmasi, yakinlarinin ölüm acisini tatmasi, savaslarda yaralanmasi,
    sevdiklerini sehit vermesi; evet bütün bunlar az önce belirttigimiz hikmetler içindir.
    Allah Rasülü s.a.v. Efendimiz, bunca sikintilar yaninda, yerlerde ve göklerde hiç kimseye nasip olmayan bir
    heybet, izzet, seref, itibar, sevgi, hürmet, iltifat, zafer ve devlete de ulastirilmistir.
    O, bunca nimetler içindeki imtihani da en mükemmel sekilde vermistir. Acilara sabrederek, güzelliklere sükrederek,
    her iki halde de büyük bir tavazu ve edebe bürünerek Yüce Allah?a dostlugunu ve kullugunu en üst seviyede yerine getirmistir.
    Bütün peygamberlerin çektigi çileler bu manadadir.
    Onlar, Allah yolunda en aci ve agir sikintilari bizzat yasayarak, insanlara yol açmislar,
    korkak ve tembel nefislerin kulluk yolunda engel gördügü bos bahaneleri ortadan kaldirmislardir.
    Her halimiz bir imtihan
    Iman, Yüce Allah?i tercih etmektir. Mümin, Yüce Allah?a dost olmak isteyen kimsedir.

    Yüce Allah her müminden bu dostlugun geregini istemektedir. Ayette, ben inandim diyen bütün insanlara:
    Sözde kalmayin, imanin geregini yapin, sadik ve samimi oldugunuzu kullugunuzla gösterin,
    Allah?a kavusmak isteyenler ölüme hazir olsunlar.?
    (Ankebut, 2-5) uyarisi yapilmistir.

    Müminin imtihani su üç alanda gerçeklesir: Ibadetleri yerine getirmede, haramlari terk etmede, bela ve musibetlere sabretmede.
    Bunlarin özü ilâhi muhabbet ve samimiyettir.
    Allah dostu deyince bunlar akla gelir. Dinde bos davalara ve iddialara yer yoktur.

    Ben Allahin dostuyum diyenlerden dostluk istenir.
    Arifler demistir ki: Bir kul, bütün ibadetleri yapsa, fakat bütün haramlardan sakinmasa, Allah?in dostu olamaz.
    Isin asli, kalbin Yüce Allah?i sevmesi ve O?nun rizasini her seye tercih etmesidir.

    Mümin, kalbinin halini aci-tatli her iste ve ibadette kontrol etmelidir.
    Namazda ihlâsli oldugu gibi, bir sikintiya sabrederken de ihlâsli olmalidir.
    Bir günahtan kaçarken de Allah rizasini aramalidir.
    Kuldan hastalik halinde edep, tavazu, riza ve teslimiyet beklendigi gibi, sihhat, afiyet, genislik ve zenginlik
    halinde de ayni seyler beklenmektedir.
    Kisaca imtihanin merkezi kalptir; kalpte aranan samimiyettir.

    Hedef, iç ve disla Allaha yönelmektir.
    Bunun için ayette: Kötülükleri terkedip hakka dönmeleri için biz onlari iyilik ve kötülüklerle imtihan ettik.
    (Araf, 168) buyrulmustur.

    Allah dostlarindan Süfyan es-Sevrî k.s. kadin velilerden Rabia Adeviyye k.s.nin yanina geldi. Sordu:
    - Her kullugun bir sarti ve her imanin bir hakikati vardir.
    Senin kulluk sartin ve imaninin hakikati nedir?? Su cevabi aldi:
    -Ben Allahin atesinden korkarak O?na ibadet etmem. Yoksa, efendisinin korkusundan ona itaat eden hizmetçi gibi olurum.
    Ben cennet muhabbeti ile de kulluk etmem. Böyle yaparsam, kendisine bir seyler verildiginde efendisine hizmet eden hizmetçi gibi olurum.
    Ben ancak Yüce Rabbim?i sevdigim ve Ona kavusmak istedigim için ibadet ederim. (el- Mekkî, Kûtu?l-Kulûb)

    Urve b. Zübeyr rh.a.in bir hastalik sebebiyle bir dizinden asagisi kesildi.
    Buna karsilik o: ?Benden ayagimin birisini alan Allah?a hamd olsun. Ya Rabbi, sen birisini aldiysan, digerini biraktin.
    Bir bela verdi isen, afiyet de verdin. dedi ve o geceki virdini, gece ibadetini ve zikrini terketmedi. (Gazalî, Ihya)

    Yine Ihyada su olay nakledilir: Hz. Isa a.s. bir adama ugradi. Adam, gözleri kör, iki tarafi felçli, kötürüm bir halde yatiyordu.
    Bütün bu dertler içinde adam söyle diyordu:
    - Insanlarin çogunu düsürdügü hastaliktan beni kurtaran Allah?a hamd olsun. Hz. Isa a.s. sordu:
    - Allah seni hangi hastaliktan kurtardi ki, sükrediyorsun?? Adam su cevabi verdi:
    - Ben, Allahin kalbime koydugu marifet (O' nu tanima) nuru sebebiyle, kalbine koymadigi kimselerden daha iyi haldeyim.
    Hz. Isa a.s. dogru söyledigini belirtti, adamin elini tuttu, dua etti, o da sifa buldu.
    Bundan sonra bu adam Hz. Isa a.s.in yakin arkadasi oldu.

    Cenneti hakedebilmek
    Rasulullah s.a.v. Efendimiz, cennetin sikintilarla, cehennemin ise nefsin hosuna gidecek seylerle sarildigini haber vermistir.
    (Tirmizî, Hakim, Elbanî)
    Allahu Tealâ, cenneti çok kiymetli ve serefli yaratmistir.
    Sevdiklerine cemalini orada seyrettirecektir. Bu hedefe yönelen müminlerden gayret ve hasret beklemektedir.
    Bunun için cennet yolunun basi aci, sonu tatli yapilmistir.
    Allahin razi oldugu isleri nefs istemese de, müminin akli ve imani güzel bulup pesine düsmelidir.
    Nefse günahlarin çekici, hayirli islerin ¤¤¤¤¤¤ gelmesi, imtihanin en zor yanidir. Aslinda isin tadi ve sirri burada gizlidir.

    Allahu Tealâ, benim yolumda sizden öncekiler gibi çile ve zahmet çekmeden cenneti beklemeyin? diyor. (Bakara, 214)

    Allah yolunda çekilecek çilelerden birisi de, Allah için sevilen müminlerin sikintilarina sabredip, dostlugu bozmamaktir.
    Bunda hem gönlü, hem de cenneti kazanmak vardir. Insanin en büyük imtihani yakinlariyla olur. En büyük sikinti tanidiklardan gelir.
    Çünkü onlarla paylasilan bir hayatla birlikte birçok haklar vardir.
    Cennetlik müminlerin en belirgin vasfi, geçimi zor insanlara yumusak davranmak,
    onlari Allah için idare etmek, kalbinde hiçbir mümine kin, haset ve intikam hirsi tasimamaktir.
    Insanlarin yükünü çekmek ve onlarla güzel geçinmek, peygamberlerden kalan en faziletli ve en gerekli sünnettir.

    Dr. Dilaver Selvi

    [alinti]
     

Sayfayı Paylaş