1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hayat Dersi - Aşk Mektupları

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve kelebek tarafından 11 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    AŞK MEKTUPLARI

    Rasim, bir akşam okuldan döndüğü vakit, kendi ismine gelmiş bir zarf buldu.
    İçinde, çiçekli bir kağıt üstüne, şu satırlar yazılıydı:
    'Rasim Bey, Ben sizi uzaktan uzağa seven bir genç kızım. Çok güzel olduğumu
    Korkmadan söyleyebilirim. Dünyada en büyük emelim sizin tarafınızdan
    Sevilmek ve sizin eşiniz olmaktır. Fakat yaşlarımız çok küçük olduğu için zannederim ki
    birkaç sene beklemek gerekecek. Şimdilik kendimi size tanıtmayacağım.
    Mektuplarınızı ..... Adresine taahhütlü olarak gönderiniz. Benim çok mutaassıp bir beybabam
    vardır ki, çok AZ sokağa çıkmama müsaade eder. Bununla birlikte belki bir gün ayaküstü
    görüşebiliriz. Kendimi şimdiden sevgiliniz ve nişanlınız saydığım için
    Sizinle görüşmeyi fena ve ayıp bir şey saymıyorum. Evde yalnızlıktan çok canım sıkılıyor.
    Mektuplarınız benim için bir teselli olacaktır.'
    On altı yaşına gelmiş her okul çocuğu gibi, Rasim için de hayatta sevilip
    Sevmekten daha önemli bir şey yoktu. Bu mektubu okur okumaz yüreğine bir ateş düştü.
    Tanımadığı bu kızı deli gibi sevmeye başladı.
    O gece sinemaya gidecekti, vazgeçti, erkenden odasına çekilerek kendisini
    Seven bu genç kıza uzun bir mektup yazdı. Mektubu posta kutusuna attığı zaman
    Birdenbire on yaş büyümüş gibi gurur duyuyordu. İsminin Bedia olduğunu söyleyen bu genç
    kız, Rasim' in mektuplarına düzenli olarak cevap veriyor, eğer bir iki gün
    Geciktirecek olursa kıyametleri koparıyordu.
    'Sizi NE kadar sevdiğini ve sizin mektuplarınızdan başka tesellisi olmadığını söyleyen
    Bir zavallı kızın gözlerini yollarda bırakmak doğru olur mu? Hem mektuplarınızı çok
    kısa yazıyorsunuz. Bir Rica daha: mektuplarınızı biraz okunaklı yazıyla
    Yazamaz mısınız?'
    Genç okullu, akşamları erkenden odasına kapanıyor, sevgilisine kendini
    beğendirmek için saatlerce müsveddeler yaparak, kitaplar gibi uzun mektuplar yazıyordu.
    Bedia aynı zamanda meraklı bir kızdı. Bazen şöyle sorular sorduğu DA oluyordu:
    'Evlendiğimiz zaman balayımızı geçirmek için acaba İtalya' ya mı gidelim,
    İsveç' e MI? Bu iki memleket acaba nasıldır? Halkı nasıl yaşar NE iş görür? Oralara
    Gitmek için hangi denizlerden hangi memleketlerden geçilir?' Yahut DA 'Sen Abdülhak
    Hamit Bey in Eşber ini okudun mu? Nerelerini en çok beğendiysen yaz DA ben de
    okuyayım...'
    Genç okullu, nişanlısına karşı küçük düşmemek için, coğrafya ve edebiyat kitapları karıştırıyor,
    Onun istediği bilgiyi toplamak için günlerce çırpınıyordu.
    Bedia bir mektubunda ona söyle darıldı: 'Sizinle muhakkak görüşmeye karar
    vermiştim. Dün okul dönüşünde yolunuzu bekledim. Fakat bir genç kızın
    Sevgilisi olduğunuzu hatırlamamış, çok fena giyinmiştiniz. Üstünüz başınız,
    ayakkabınız çamur içindeydi. Çocuk gibi arkadaşlarınızla MI boğuştunuz acaba? Bunu görünce
    Sizi mahcup etmekten korkarak yanınıza gelemedim.'
    Rasim fena halde utandı ve üzüldü. O günden sonra olağanüstü dikkat ve
    özenle giyinmeye başladı. Bedia bir kere de onun okuldan çıkar çıkmaz eve
    Gitmemesinden, geceye kadar sokakta dolaşmasından şikayet etmişti. Acaba kendisi evde onun
    için ağlarken, o, başka kızların peşinde MI geziyordu?
    Rasim dünyada Bedia' sından başka hiçbir kızı sevemeyeceğini yeminlerle
    yazdı ve sokakta dolaşmaya, tesadüf ettiği kızlara göz ucuyla bile bakmaya cesaret
    Edemez oldu.
    Bir akşam, Rasim'in annesi Nedime Hanim kocası Ahmet Beyi matemli bir
    çehre ile karşıladı, ağlamaklı bir tavırla: 'Ah Bey, başımıza gelenleri sorma.
    Oğlumuza Bedia isminde bir kız musallat olmuş. Bugün Rasim in odasını
    düzeltirken mektuplarını buldum.
    Evladımız elden gidiyor. Bir çare bul.' Ahmet Bey de hiçbir meraklanma
    işareti görünmüyor, tersine kıs kıs gülüyordu. Sesini alçaltarak: 'Korkma Hanım,'
    Dedi, 'oğlana aşk mektuplarını yazan kız benim! Oğlandaki haylazlık arttıkça
    artıyordu. Ne okuldaki öğretmenler, NE ben, bütün gayretimize rağmen, ona doğru dürüst
    yazmayı bile öğretemiyorduk. Nihayet düşüne düşüne bu çareyi buldum. Rasim in kıza
    yazdığı mektuplar sayesinde yeni yazıyı mutlaka öğreneceğinden ve bu sene sınıfı
    geçeceğinden eminim. Doğrusunu istersen, ben de eski yazıyı bir zamanlar
    Sana mektup yaza yaza öğrenmiştim.'

    REŞAT NURİ GÜNTEKİN
     

Sayfayı Paylaş