1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

hayatı beşle çarp

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve -araz- tarafından 18 Eylül 2012 başlatılmıştır.

  1. -araz-
    Ayyaş

    -araz- EYVALLAH... V.I.P

    Katılım:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    4.727
    Beğenileri:
    368
    Ödül Puanları:
    3.980
    Banka:
    439 ÇTL
    Kim bilir ne sıkıntısı olan vardır şimdi, ne büyük dertleri olanlar, ne zorlukların içinde boğuşanlar vardır. Hayatta öğrendiğim en önemli şey; ne olacaksa olacak, sen önüne geçemezsin! Ama hayatı kendin için güzelleştirebilirsin.
    Madem beş duyumuz var bizim, beş defa daha keyif alabiliriz demektir hayattan. Beş defa daha üstünüz bitkiden, güneşten, aydan; o zaman neden keyfini çıkarmayalım?
    İşitebiliyorsak eğer, bu çok değerli değil mi? Duyabiliyorsak en güzel melodileri, sevdiklerimizin sesini, annemizin ninnisini, Anadolu’nun türküsünü, Mozart’ın senfonisini; bunlar ne kadar değerli, öyle değil mi? Peki ya kalbimizin sesini?
    Hangi zamanda dara düşse başın, kalbin yetişir imdadına aslında. Hani içinden bir ses der ki…. Der ama duyabilene! Duymayı dene işte, daha güçlü dinle yüreğinin sesini….
    Görebiliyorsak denizin mavisini, çiçeğin pembesini, gülen bir çocuğun yüzündeki ifadeyi; bir hediyedir hayat aslında. En güzel resim dünyanın kendisi değil mi?
    O zaman görmeyi dene sen de, sevdiğinin senin için yaptığı o küçük fedakarlıkları, dostlarının küçük ama büyük sayılacak yardımlarını veya yolda karşıdan karşıya geçerken frene basıp sana yol veren şoförün jestini.. Gördükçe gülümse daha çok ve teşekkür et….
    Acıdan ağzımızın yanması, çok sıcak bir çayın dilimizi kavurması, lezzetli bir pastanın ağızda dağılması, tadabilmek ve hissedebilmek acıyı, ekşiyi, tatlıyı, bir mucize değil midir? O zaman tadını çıkar sevgiliyle yenilen en güzel yemeğin ve damağında uzun uzun gezdir yıllanmış bir şarabın yudumunu.
    Çocukluğumuzdan kalma anneanne çöreğinin kokusu, yağmurdan sonra toprağın kokusu, yeni doğmuş bebeğin süt kokusu… Koklamak hem anıları, hem insanları getirmez mi aklımıza?
    Sevdiğinin kokusunu içine çek doya doya, onsuz kaldığın zamanlarda bile onun kokusunu duy, anımsa, gülümse, aşk biraz da koklamaktır hayatı aslında….
    Bir kediyi sev mesela, o yumuşacık tüylerinin arasında gezdir elini, bir kuşun kanadında, bir gülün yaprağında dolaşsın parmakların. Hisset bakalım kadife mi daha hoş, lale mi? Sonra git sevdiğinin ellerini, yüzünü okşa! Çimlere bas ayaklarınla ve hisset dokunarak bu koca evreni…
    Kısacası madem yaşıyorsun, beş duyunla birlikte yaşa hayatı. Hisset, dokun, tat, dinle ve gör.. Laf olsun diye değil, hepsini yüreğinin derinlerinde hisset ve en çok sev çünkü hayat denilen bu mucize sevince daha güzel!


    Kaynak : Candan Ünal ​
     

Sayfayı Paylaş