1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hayati iskalamayin

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 24 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Dart oynarken elinizdeki okları bir bir hedefe atarsınız. Oka siz yön verirsiniz. Gideceği mesafeyi ölçer, hangi kuvvetle oku atacağınıza siz karar verirsiniz. Sonuçta ya hedefi vurur, ya da ıskalarsınız. Hedefi vurmak sizi mutlu eder, kazanırsınız, ya ıskalamak. O zaman pek önemsemez ve okları alır yeniden tahtaya fırlatırsınız. Peki, hayat böyle mi? Hayatı ıskalarsanız ne yapacaksınız? Elinizde kaç tane ok var? Ne kadar ıskalama şansınız var? Unutmayın, hayatın silgisi yoktur. Hayatın size karşı bir torpili de yok.

    Bizim kültürümüzde iki günü aynı geçen bir insan için “zarar” ettiği söylenir. Yani dün ile bu gün arasında hiçbir fark yok ise, iki günümüz birbirinin aynısı ise biz zarardayız. Bu neden söylenmiş olabilir? Sanırım kendimize her gün ama her gün küçük küçük artılar katmamız gerekiyor...

    İhtiyacımız olan her şey mükemmel zamanlama ile, mükemmel bir sıralama ile bize geliyor. Biz Hayat dolu, sağlıklı ve başarılı olmaya inandığımız sürece dünyamızda ki her şey iyi gidecektir.

    Geçenlerde bir arkadaşımla sohbet ediyordum. Bana ne kadar şanssız olduğundan bahsetti. Hatta biraz daha abartıp, “denize ayağımı atsam, deniz kuruyacak” gibi bir karamsar kelime kullandı. Çok şaşırdım. Bir insanı böyle bir düşüncenin içine ne itebilir? Arkadaşımın bu fikri kafasından atması için onunla konuşmaya başladım. Bilinçaltımız telkine açıktır. Çünkü bilinçaltı sizin daha önceden kabul ettiğiniz düşünce kalıplarını, uygun zaman geldiğinde pişirip tekrar önünüze koyar. Bu kısır döngüden kurtulmak için bastırdığımız ve karanlıklara itmeye çalıştığımız duyguları gün yüzüne çıkartıp tamamen yok etmemiz gerekiyor. Konu ile ilgili kişisel web sitemdeki diğer makeleleri de inceleyeblirsiniz.

    Arkadaşıma her gün aşağıdaki cümleleri tekrar etmesini söyledim. Hatta bunları buzdolabının üzerine yapıştırmasını da istedim. Bu cümleler onun kişisel yasaları olacak:

    Hayatım sevinç ve mutlulukla dolu.
    Her şeye rağmen buradayım ve olduğum yerde çok mutluyum
    Seviyorum ve bir çok dostum tarafından seviliyorum.
    Elimi attığım her yerde başarılı oluyorum.
    Hayattan korkmuyorum, onu ıskalamaktan korkuyorum.
    Ben güçlüyüm, ve benim dünyamda her şey iyidir.
    Her gün sevginin başka bir yolunu keşfediyorum.
    Akıllıyım, yetenekliyim ve yeteneklerimi arttırıyorum.
    Her zaman güvendeyim.
    Ben hayatla uyum içindeyim.
    Sonuç olarak; arkadaşım yukarıdaki düşünce kalıplarını hayatına soktu. Şu an geçmişteki düşünce kalıplarını, bunlar ile değiştirmeye çalışıyor. Artık eskisi kadar karamsar değil...

    Toprak ile uğraşanlar bilirler. Toprağa emek vermezseniz, verim alamazsınız.
    Katı, verimsiz ve çorak bir toprak parçasını ele alıp, zengin ve verimli bir toprağa dönüştürebilirsiniz. İşe zararlı otları sökerek başlayabilirsiniz, taşları ve kaya parçalarını temizleyin. Toprağı güzelce çapalayıp havalandırın ve doğanın kusursuz hediyesi olan tohumları toprağın kalbine saçın. Düzenli olarak sulayın, yakında hasatı toplayabilirsiniz.

    Zihinde böyledir. Yıkıcı düşünceler ve kalıplarla dolu bir zihin, hiçbir şekilde verimli olamaz. Düşüncelerinizi hayatınıza zenginlik katacak şekilde değiştirin, zararlı otları yani kötü düşünceleri kökünden söküp atın. Olumsuz, korku ve nefret getiren her şeyi kendinizden uzaklaştırın. Sonunda zihninizi ve ruhunuzu iyileştirebilirsiniz. Ne ekerseniz, onu biçersiniz...

    Mülk suresi ikinci ayette: “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır”

    buyrulmaktadır. Burada dikkatinizi çeken bir şey var mı? Neden önce ölümü, sonra hayatı yaratan denmektedir. Oysaki insanlar önce doğar, sonra ölür. Biraz araştırdım ve şu açıklamalara ulaştım:

    Bir başak önce sararır, oysa sararmak ölmek kurumak demektir. Sonra başağı keserler, kesmek öldürmektir. Tanelerini ayırırlar ve un elde etmek için ezerler. Ezmek de öldürmektir. Sonra undan ekmek yapıp ateşte pişirirler. Yakmak öldürmektir. Masamıza gelen ekmeği ısırıp çiğneriz, buda öldürmektir. Özetle insanın yaşaması için bir başak tanesi defalarca ölüyor. Et yememiz için, tavuk veya balık yememiz için bu hayvanların ya da bitkilerin ölmesi gerekiyor. İnsan ırkının yaşaması için bu dünyadaki her şey onun emrine verilmiştir. Bizim haricimizdeki canlıların ölümü, bizim hayatımız devam ettirmemiz sebep oluyor. Kısacası bu koca kainat bizim emrimize verilmiştir. Onarın ölümü bizim için hayattır...

    İnsan böyle değerli bir varlık. Her birimiz bir amaç için yaratılan üstün varlıklarız. Hepimizin hayatının bir anlamı var, yaşadığımız hayatlar kutsaldır. Bu yüzden hayatı ıskalamayın...

    Biz sevginin merkeziyiz, yaradılışımızın temelinde sevgi var. Sevgi ile görüp, sevgi ile yaşıyoruz. Her insan bana ait parçanın bir aynası. Hiçbir bebek, kız veya erkek olsun fark etmez; dünyaya cinayet işlemek için gelmiyor. Kargaşa çıkarmak içinde gelmiyor. Nefret tohumları ekmek içinde gelmiyor. Peki, insanları bu hale getiren şey ne?

    İş Hayatı

    İşinizi seviyor musunuz? Yoksa nefret ettiğiniz bir işte mi çalışıyorsunuz? Sadece geçiminizi sağlamak için mi çalışıyorsunuz? İşe gitmek size işkence gibi mi geliyor? Eğer böyle düşüncelere sahipseniz, bunları olumluları ile değiştirmenin vakti geldi.

    Vaktimizin büyük bir kısmını işyerinde geçiriyoruz. Hatta gün içinde ailelerimizden çok iş arkadaşlarımız ile zaman geçiriyoruz. Bu durumda kişinin işyeri hakkında ürettiği olumsuz düşünceler, hayatını çekilmez hale getirecektir.

    İşyerinizdeki bir çalışandan hoşlanmıyor musunuz? Kendinize şöyşl telkin verin: “İşyerindeki herkesle harika bir ilişkim var. Buna ...... da dahil.” O kişiyi her anımsadığınızda bu ifadeyi tekrar edin. Eğer bir insana kafayı takarsanız, size su verse de ondan nefret edersiniz, yemek getirse de ondan nefret edersiniz.Adeta o kişinin yaptığı her davranış size rahatsızlık verir. Bu durum öyle bir hal alır ki, varlığına bile dayanamazsınız. Şimdi, bu düşünce yapısından kurtulmanın tam vakti.
    Ne düşünürseniz onu yaşarsınız. Kime nasıl davranacağınızı düşünceleriniz belirliyor. Rekabet içinde olduğun bir insana olumsuz yönde odaklanırsanız, enerjinizin çoğunu o kişi düşünerek geçirirsiniz. Bu durumda ideallerini, hayalleriniz sizden uzaklaşır. Bu da rakip olduğunuz kişinin işine yarar.

    İşyerinde başarılı olmaya odaklanın, hatta müdürünüzden terfi aldığınız anı düşünün. Bunu düşünmek sizi o güne şartlayacaktır. Tüm çalışmalarınız o güne endekslenecektir. İnsanlar kazanç etmenin yanında başarılı olmak ve tatmin olmak içinde çalışırlar. Size yaptıklarınızla guru duyun. İşyerinde çalışan büyük bir makinenin içinde, devamlılığı sağlayan bir çarksınız. Siz orada bir bütünsünüz.

    Eğer şu an yaptığınız işten nefret ediyorsanız, bu nefret duygusunu beraberinizde götüreceksiniz. Eğer bir hoşnutsuzluk dünyasında yaşıyorsanız, nereye giderseniz gidin o karşınıza çıkacaktır. Aşağıdaki cümlelere odaklanmaya çalışın:

    Çalıştığım iş yerini her zaman severim.
    Yaptığım her işten zevk alırım
    Her şey yolunda
    Nerede olursam olayım, ya da ne olursa olsun her zaman başarılı olurum.
    Patronu ve iş arkadaşlarımla saygıya dayalı bir atmosferde iyi geçinirim.
    İş yerimde bulunmak bir kefiytir.
    Herkes için yeterince iş var, benim için de.
    Eğer iş yerinden kovulduysanız lütfen kötü duygularınızdan olabildiğince çabuk kurtulun. Kötü düşünceler, güzel şeyler getirmez. “Benim için daha iyi olan şeye gidiyorum” şeklinde düşünün. Ardından yeni bir iş kazanmak için olumlu ifadeler kullanın. Hayat size ne verirse, en iyi şekilde kullanmak için çalışın.

    Atılım yapmaktan korkmayın. Korku beynimizin ürettiği bir şeydir. İnsanın bir şeyden korkması aslında kendinden korkmasıdır. Gereksiz yere ürettiğiniz korkularla hayatınızı çekilmez hale getirmeyin. Birçok insan ekonomik krizden korkar. Battım, batıyorum, batıcam derken gerçekten iflas eder. Korkuları, olumsuz düşünceleri birden gerçek olur
     

Sayfayı Paylaş