1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Haydar Dümen'den Özlü Sözler

Konusu 'Güzel Sözler' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 19 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    Fazla özveri, vereni çalıştırır, alanı tembelliğe alıştırır.
    Neşe ile keder geçimsiz iki kardeş gibidir. Aynı bedende yaşarlar ve kendilerine zarar verirler.
    İhanet en büyük bedeli, yapana ödetir.
    Arkaya bakmadan hep öne bakmak, kendinden kaçmaktır.
    Vefasız aşklar, cefasız kazanımlar gibi uçup gitmeye mahkumdur.
    Hayatı, dünya güzel diye sevmeyin. Onu ben güzel yapıyorum diye sevin.
    Doğanın adaleti, çok şeyi önceden haber vermesidir.
    Nefret ve sevgi, şeytan ve meleğin yan yana yaşaması gibidir.
    Canımızı ve namusumuzu teslim ettiğimiz hekim, bu konularda kumar oynayamaz.
    Gülümseme yüreğin gözle görülen resmidir.
    Akla asla sırtını dönme, öcünü alır.
    Hekimin verdiği ve dediği her söz, en hassas terazilerle tartılacak kadar doğru olmalıdır.
    Bütün aşklar bir ötekinin benzeridir. Ayrıntılar içtenlikte gizlidir.
    Doktor Tanrı’nın yer yüzündeki elidir.
    Sevgi, ruhu tadıyla sarhoş eder, nefret ise acısıyla komaya sokar.
    Demokrasinin de güneşi vardır. O da sizsiniz. Onu asla karartmayın.
    Allah ile baba arasında ne benzerlik vardır? Çocuklar ve insanlar başları sıkışınca onları daha çok ararlar.
    Hayata küsenler, sakın kendinize küsmeyin. Bu mutsuzluğun panzehiridir.
    Onur korkuya egemense insan ölebilir. Korku onura egemense ülke batar.
    Yürekli kafa+akıllı yol eşittir: İNSANLIK
    Hayatta, satranç taşları olmak yerine satranç oynayan biz olsaydık yaşamımız daha değerli olurdu.
    Herkes kendini arar, bulan kazanır, bulamayan batar.
    Umut sofraya düşmüşse, ortada ciddi bir sorun var demektir.
    İnsan olabilmek en yüce sanattır. Çünkü yüceliğinin sınırı yoktur.
    Dumanlı dağlar, dumanlı kafalar gibidir. Altında ne olduğu pek belli olmaz.
    Öfkeye dur demek insanlık sanatıdır.
    Beynin yemeği, öteki beyinlerin emeğidir.
    Düşünce kapasitenizi dış güçler belirliyorsa, yitirilmiş tutsaklarsınız demektir.
    Yaz aşkları mevsimliktir gönül eyler.
    Bilgi, sevgi ve güven arkadaş olmuşlar. Ya birbirimizi kaybedersek nasıl bulacağız diye sormuşlar.
    Bilgi: Her yerde varım. Kitaplar, ansiklopedilerde beni bulabilirsiniz.
    Sevgi: Ben de öyle. Annesinin çocuğunun, koyunun kuzusunun, sevgililerin kolları arasında her yerde ben de varım.
    Güvene sormuşlar. Arkadaşlar beni kaybederseniz bir daha bulamazsınız yanıtı vermiş.
    Birine çamur atarsanız, elleriniz de çamurlanır.
    “Yapraklarımdan hiç pişmanlık duymuyorum,” diyen insan ya ileri derecede bencil ya da kendisiyle yüzleşmekten korkan biridir.
    Herkesin bir hedefi vardır. Bir de hedefler aldatıcı olmasa.
    Yaşam önce kendini, sonra yeni yaşamları üretmek için, verilen bir uğraşı döngüsüdür.
    Aşkta ilk sıcaktık gözlerden, soğukluk sözlerden gelir.
    Romantizm su gibidir. İçmeden olmaz, ama karın doyurmaz.
    Hayatınız boyunca beyniniz yarış atınız olsun. Onu asla emekliye ayırtmayın. Ama fazla mahmuzlamayın ya da bir yere bağlamayın.
    Yarın son günün deseler, üzülüp ağlamak mı, yoksa ömür denilen gölge oyununa gülmek mi gerekir, işte sorun bu?
    “Hayat biter, yol bitmez” iyi ki öyle, ya bir de yol bitseydi.
    Beyaz atlı prens, krizden atını satmış ve haber salmış, artık gelemeyecekmiş beklemeyin.
    Akıl baştan gidince yeri boş kalır, orayı da öteki akıllar doldurur.
    Aşkın acemisi aşka inanmaz.
    Nankörlük onulmaz bir yara gibidir. Üzerine pomat sürdükçe daha da azar.
    Bilgi çatal bıçak gibidir. Kullanmasını bilmiyorsanız, yediğinizi üzerinize dökersiniz.
    Demokrasiyi küstürmeye gelmez.
    Akılsız onur, pusulasız gemi gibidir.
    Aşkı bir kumar sayarsan, kaybedeceğin kesindir.
    Karanlık bir ortamda mum ışığı bile bir umuttur ve yol gösterir.
    Pişmanlık elbise yaması gibidir. Yamalar çoğalırsa, giyecek giysiniz kalmaz.
    Akıl ile usta arasında ne fark vardır? Biri handır, öteki yamandır.
    Silinmez sanılan alın yazısını bile silecek biri mutlaka vardır. Hüner ve şans, onu bulmaktadır.
    Korku cesarete selam vermiş, cesaret başını çevirmiş. Cesaret korkuya selam vermiş, korku selamı almamış.
    Aklı ete muhtaç kılma.
    Mutluluk bankanızın sermayesi, içinizdeki kasada saklıdır. Onu sıkı sıkı kilitlemeyin.
    Elmas kendiliğinden pırlanta olmaz. Onu tıraş eden el, usta değilse toza çeviriverir.
    Alkış alkol gibidir, fazlası sarhoş eder.
    Özlem alev gibi yükselebilir. Zamanla küllenebilir de. Asıl olan, ateşin yürekteki izidir.
    Akıl aklın tuzağıdır.
    Bazı aşklar asansör gibidir. Dışarıdan bakınca, iniyor mu, çıkıyor mu? Belli olmaz.
    Ruh görünmez ama, bakmasını bilene kendini gösterir.
    Mutluluk konfeksiyon giyim gibi hazır değildir. O kişiye özel bir kostümdür.
    Aşk dalga okyanusta bir gemi gibidir. Dümen her zaman sizin elinizde değildir.
    Aklın en iyi kazanım silahı, güzel sözcüklerdir.
    Onurla açlık savaşa girmiş, akıl kıs kıs gülmüş.
    Acele edip koşmak yerine tempolu ağır adımlarla gitmek insanları hedefe daha çabuk ulaştırır.
    Umut kuş gibi hareketlidir. Tek kusuru daldan dala uçmasıdır. Sevginin olmadığı yürekte aşk çiçek açmaz.
    Kendini çok akıllı sananlar, en çok zarar görenlerdir.
    Erkekler: Evlenirken elmas madeni olan sevgilinizi, pırlanta yapacağım derken parçalayıp ufalamayın.
    İlkbahar aşkları gençliğin çiçeğidir. Ya sonbahar aşkları… Bir de açarsa kardelen olur.
    Karanlık ve aydınlığın arasında, elektrik düğmesi kadar yakınlık varsa, düğmeyi çevirmek size bağlıdır.
    Erkekler: Pampalı tüfek gibiyiz diye böbürlenmeyin. Kadınlar makineli tüfek gibidir.
    Yaşam gelişi sevinç, gidişi üzüntülü bir yolculuktur.
    Demokrasi kuralları sert de olsa bu da diktatörlük değildir.
    Hekim sütten çıkmış ak kaşık gibi olmak zorundadır. En ufak bir leke tüm hekimleri ilgilendirir.
    Sevgilinize yaranacağım diye fazla şaklabanlık yapmayın, güven duygusunu yerinden oynatmayın.
    Göze göre dağ yüce, insan cücedir. Ama o aklıyla dağları devirir.
    Hekimlikte vicdan teli, insanlık orkestrasının kakafonisi olmamalıdır.
    Aklını doyur, insanlığını kayır, yüreğine de pay ayır, gerisi teferruat.
    Akıl dağ başında da çalışır ama çalacak kavalı yoksa ne yapsın?
    Fazla özveri düşmanlıkla döner geri.
    Güzellik, bakan göze göre değişen çok boyutlu bir tablodur.
    Hayal karın doyurmaz ama iştah açar.
    Çığ bu öfke gibidir. Sınır tanımaz, çam da, dam da devirir.
    Sevginin sınırı, aşkın sınırını aşınca ilişkiler sağlam temele oturur.
    Gülümseyen gözyaşları ruhları yıkar. Karamsar gözyaşları ise ruhları yıkar.
    Demokrasi vicdan gibidir. Ucuza da gider, dünyayı bağışlasan benim kurallarım var der.
    Tedirgin aşklar karabasanlı uyku gibidir. Bitmesini isterken uyumaya devam edilir.
    Umutsuz aşkınızdan, ölümü bile düşünüyor ve bir örümcek sabrıyla, yollarına tuzak kurup bekleyen bir aşıksanız, siz tedaviye muhtaçsınız.
    Evren bir kaos mu, bir düzen mi, yoksa insanı sırlarıyla üzen mi?
    Duygulara yalan lekesi düşmüşse yemin onu temizlemez.
    Dalında gül, aşk gibidir. Koparılmış güllerden daha güzel ve canlıdır.
    Parası çok olan azlığından, insanlığı az olan çokluğundan söz eder.
    Aşk tanrıçaları hep kadınlardır. Savaş tanrıları da erkekler. Seç seç al.
    Açlık uçurumun kenarında otururken, demokrasi muhabbeti yapılmaz.
    Giden sevgili ardından yanık yüreğinizden fışkıran yeşil dallar bir haber sorar gibi gelene el sallıyorsa siz yaralı bir ceylansınız.
    Beyin hayalle beslenirken, peynir ekmek damağa bal börek gelir.
    Herkesin evreni kendi beyni kadar büyüktür.
    Kar fırtınası bile, pencere arkasından bakana güzel gelir.
    İnsanlığın evrensel zaaflarından birisi de egosunun esiri olmaktır.
    Hırsız toplantı yapmış, arsızlarla yolsuzları çağırmış.
    Sınırsız sevgi, sınırsız para gibidir. Bazen mutluluk yerine mutsuzluk getirir.
    Çağ ne kadar güçlü de olsa, doruklardan düşünce bir daha oraya çıkamaz.
    Her gülen neşeli, her ağlayan dertli değildir. Her ikisinin de sahtesi vardır.
    İnsan insanın büyüsüdür. Kara büyüsü gibi mutluluk veren öyküsü de vardır.
    Kötü niyet iyi niyetin parazitidir.
    Rüyalara umut bağlamak kanatsız uçmayı düşlemek gibidir.
    Dünyanın iki penceresi var.Biri aydınlık, öteki karanlık. Ama nedense karanlıktan bakanlar çoğunlukta.
    Eğer bir doktor ‘Ben Tanrı’nın yer yüzündeki eliyim’ deyimini benimsemişse, gerçekten Tanrı’nın eli olduğuna inanmıştır.
    Sevgiliye vereceğinizi armağanda paranın değil, yüreğinizin resmi olsun.
    Mutluluğu mutfakta aramayın ama, mutfağı da ihmal etmeyin.
    Özveri sevginin ürünüdür. Verenin tembelliğini bile siler süpürür.
    Bahar aşk ayıdır ama bereketini sonbahar toplar.
    Umut kuşun kanadında uçup gitmişse, onu yakalamak için kuşu vurmayın.
    İnsan olmak zor bir zanaattır. Buz üstünde kaymaya benzer. Düşüp bacağınızı kırmadığınız sürece ne mutlu size.
    Kolay kırılan bir ruh kolay tamir edilebilir. Ama her kırılan her yerde izi kalır.
    Hekimlikte onur, paranın ayakları altına serilmişse meslek paspas olur.
    Gökyüzünün maviliğine bakın, orada kendinizi görmeye çalışın. Denemeye değer.
    İnsan bir yaşam boyu gerçeği arar. Açtığı son kapıda yine kendisini bulur.
    Hekimlikte yürek ve akıl el ele vererek doruklara çıkılır.
    Romantizm su gibidir. İçmeden olmaz, ama karın doyurmaz.
    ;Aptallık akla, beni neden uyandırmadın? demiş. Akıl, o sırada komadaydın diye yanıt vermiş.
    Aşk, kimi zaman davetsiz misafir gibidir, ne zaman geleceği ve ne zaman gideceği bilinmez.
    Bazı rüyaların tadı gerçeğinden fazladır. Çünkü rüyalar özgüdür.
    Mutluluk beklemekle gelmiyor, “gelin beni yakalayın” diyor.
    Aşk terazinizde arıza varsa, ibreyi genellikle karşı taraf bozar.
    Hayal dünyasında yaşanan mutluluklar,rüya gibidir. Uyandığınız da uçar gider.
    Şiir aşkın dilidir, ya şiir gibi konuşun ya da 5-10 şiiri ezbere bilin.
    Çoğu zaman akıl, başlangıçta doğru yolda olduğunu sanır, ancak yolun sonunda aptallığına inanır.
    Eğer bir ortamda fıkra anlatırsınız, kendi fıkranıza kendiniz önce gülmeyin, özellikle de kahkaha atmayın.
    Demokrasiyi kuşa benzetirsen, herkes onu kuşa çevirir.
    İnsan insana borçlu doğar, borçlu ölür. Sorun bu borçları en aza indirmektir.
    Demokrasi olmadan adalet olmaz.
    Aşkın dili, gözler, sözler, ellerde yazılıdır, okumasını bilene!..
    Demokrasi içimizdeki özlemin resmidir. Herkesin özlemi de kendine göredir.
    Saygısız sevgi, tuzsuz yemek gibidir.
    Aşkta akılla aptallık kankadır.
    Aşkın rengi elimde olsa onu maviye boyardım. Okyanusların diplerinde, gökyüzünün derinliklerinde bile görmek için.
    Vicdanın iki rengi vardır. Ak ve kara. Ama insanların çoğunda gri renk hakimdir.
    Acıyla yanan bir yüreğin ateşini söndürebilirsiniz ama, izini asla yok edemezsiniz.
    Aşkın merkezi beyindir ama, ona yürek sahip çıkmıştır.
    Mutluluk gözyaşlarını sevmez, ama bol kahkahalardan da hoşlanmaz.
    Aşkın dili, yüreğin gülünün can suyudur.
    Şeytanın birinin başı derde girmiş, ötekine yakınıyor. “Sorma birader, insana uydum” diyor.
    Güzelliği korumak zordur. Ruhun güzelliğini sürdürmek ise daha da zordur.
    Akıl akıldan üstündür, onu bulana kadar iş işten geçer.
    Aşkın mumu da söner, aydınlığı ise daima ruhu besler.
    Özveri sevginin ürünüdür. Verenin tembelliğini bile, siler süpürür.
    Anan şöyle der, baban böyle der. Söyle çocuğum senin aklın ne der?
    Akıl çok çalışmalı ama, her şeyi sormalı, sorgulamalı.
    Ömer değer biçilseydi, herkes kendini en zengin görürdü.
    Aşkın acemisi aşka inanmaz.
    Elmas kendiliğinden pırlanta olmaz. Onu tıraş eden el, usta değilse toza çeviriverir.
    Sevgi: Ben de öyle. Annesinin çocuğunun, koyunun kuzusunun, sevgililerin kolları arasında her yerde ben de varım.
    Güvene sormuşlar. Arkadaşlar beni kaybederseniz bir daha bulamazsınız yanıtını vermiş.
    Birine çamur atarsanız, ellerinizde çamurlanır.
    “Yaptıklarımdan hiç pişmanlık duymuyorum” diyen insan ya ileri derecede bencil ya da kendisiyle yüzleşmekten korkan biridir.
    Herkesin bir hedefi vardır. Bir de hedefler aldatıcı olmasa.
    Yaşam önce kendini, sonra yeni yaşamlar üretmek için, verilen bir uğraş döngüsüdür.
    Akıl baştan gidince yeri boş kalır, orayı da öteki akıllar doldurur.
    Paranın azı, kadının nazı, Mardi’nin yazı, erkeğin kazı çekilmez.
    Rüyalara umut bağlamak, kanatsız uçmayı düşlemek gibidir.
    Açlık kapıyı çalınca evde yokum diyemezsin.
    Mutsuzsanız gülemezsiniz. Gülmezseniz mutlu olamazsınız… İşte evrensel bilmece.
    Sevgiliye vereceğinizi armağanda paranın değil yüreğinizin resmi olsun.
    Yalan güvenin depremidir.
    Evrenin sonsuzluğunu, sadece düşüncenin hızı aşar.
    Hayvan bildiğini okur, akıl kendi halısını dokur.
    Aklını hilede kaybeden çilede toplar.
    Nankör, gözü hakka kör olan bir varlıktır.
    Aşkında kuralları matematikseldir. Ne var ki, tartımlarımız yanlıştır.
    Neşe ile keder geçimsiz iki kardeş gibidir. Aynı beden de yaşarlar ve kendilerine zarar verirler.
    Sevgisiz saygının, saygısız sevginin ömürleri kısadır.
    Nankör ona bir dağ bağışlasanız, neden bir taşı eksik der.
    Dünyanın, zamanın aşındıramayacağı gerçek 7 harikası vardır. Aşk, sevgi, saygı, güven, özveri, bilgi ve insanlık.
    İnsan bir yaşam boyu gerçeği arar, açtığı son kapıda yine kendisini bulur.
    Aşk aklın alkolüdür. Etkisi ve süresi kişiye göre değişir.
    Hırsızlar çaldıklarını asla söylemezler. Ama kalp hırsızları yaptıkları her zaman, her yerde, herkese söylerler.
    Şiir saza geçince türkü, aşk naza geçince öykü olur.
    İhanetler patlamayan bombalar bile olsalar, yüreklerde potansiyel bir kuşku olarak kalır.
    İnsan kendini sorgularken tarafsız olamaz. Ancak taraflığının ölçüsü önemlidir.
    Uçuk hayaller denizde balık gibidirler.
    Sevilmeye çok alıştıysanız, sevmeyi unutabilirsiniz.
    “Aşk, saadet, umut” üçgeninde büyüyen çiçekler, yürekte hep canlı kalır.
    Tek başına aşka bel bağlamak, her yemekte sadece ekmek kadayıfı yemeğe benzer.
    İhanet, yüzdesi yüksek olan erkeklerin aşk şerbeti gibidir. İçen bir daha, bir daha içmek ister.
    ‘Islanmışın yağmurdan korkusu olmaz.’ Taa ki ıslaklı iliklerine geçene kadar.
    Ter ter, soluk soluk ve susuz ve teni kavruk ve bakışları sönük, ondan gelecek umuda dönük bir aşıksanız siz kara sevdaya yakalanmış birisiniz.
    Eğer sevdiğinizle, can kadar sıcak, onur kadar güçlü, ödünsüz ve büyülü bir ortam yaratmışsanız, siz mutlu bir aşıksınız.
    Her türlü gücün yansıdığı bir ayna vardır. Karar için aynaya değişik açılardan bakmalısınız.
    Rüyalar önce ruhlar alemiyle yorumlanırdı bilim bu inancın tsunamisi oldu.
    Yanlış ve doğrunun kesiştiği noktalarda yanlış yön gösteren tabelalara dikkat.
    Sevginin azı da çoğu kadar yıpratıcıdır.
    Güneş ısıtırken yakı verir de tıpkı aşklar gibi.
    İyilik meleği yüreğinizin resmidir. Onu kendi odanıza hapsetmeyin.
    Kıskançlık dalgalı bir deniz gibidir. Kıyayı çıkmaya çalıştıkça dalgalar sizi daha derinlere çeker.
    Cenneti bulmak istiyorsanız. Ruhunuzun derinliklerinde arayın.
    Parayı veren patronsa, doktorların patronları da hastalardır.
    Bir savaşta, ön yargılı düşmanlarınız ne kadar çoksa, sonunda kazandığınız zafer de o kadar büyük olur.
    Aşk çiçeğinizi kurutmamak için kıskançlık rüzgarlarınızı kontrol etmeyi öğrenin.
    Bir insanın ömrü yaşadığı yıllar kadar değil, ölümünden sonra da var olabildiği sürenin toplamı kadardır.
    Aşkı ne kadar tanımlasak da tamamı, ifade edemediğimiz son kelimenin içinde gizlidir.
    Aşk boş kadehlerin dibinde aranmaya başladığında çoktan bitmiş demektir.
    Derin aşağılık kompleksi olanlar, daha çok yüce değerlere saldırmayı yeğlerler.
    Disipline edilmeyen akıl, dümensiz gemi gibidir.
    Göz, aşkın köprüsüdür.
    Gülümseme ruhun çiçeğidir.
    Bilgi diken gibidir. Sadece yalınayak takımını rahatsız eder.
    Beş parmak bir değildir ama hepsinin kana ihtiyacı vardır. Hepsi de aynı derecede acır.
    Küfür ruhun dikenidir.
    Aklın en iyi savunma silahı güzel sözcüklerdir.
    Aşk, şifrelerini sevenle sevilenin bildiği, bir kasada saklanan değerli bir mücevher gibidir.
    Aşk çocukların oyuncağı, gençlerin yaşam suyu, yaşlıların düşüdür.
    Aşk, bedenimizdeki tüm hücrelerin, “seni seviyorum” çığlığıdır.
    Eğer bir doktor. ‘Ben Tanrı’nın yeryüzündeki eliyim’ deyimini benimsemişse, gerçekten Tanrı’nın eli olduğuna inanmıştır.
    Sevgiliye vereceğinizi armağanda paranın değil, yüreğinizin resmi olsun.
    Mutluluğu mutfakta aramayın ama, mutfağı da ihmal etmeyin.
    Özveri sevginin ürünüdür. Verenin tembelliğini bile siler süpürür.
    Bahar aşk ayıdır ama bereketini sonbahar toplar.
    Umut kuşun kanadında uçup gitmişse, onu yakalamak için kuşu vurmayın.
    İnsan olmak zor bir zanaattır. Buz üstünde kaymaya benzer. Düşüp bacağınız kırmadığınız sürece ne mutlu size.
    Kolay kırılan bir ruh kolay tamir edilebilir ama, her kırılan her yerde izi kalır.
    Hekimlikte onur, paranın ayakları altına serilmişse meslek paspas olur.
    Gökyüzünün maviliğine bakın, orada kendinizi görmeye çalışın. Denemeye değer.
    İnsan bir yaşam boyu gerçeği arar. Açtığı son kapıda yine kendisini bulur.
    Hekimlikte yürek ve akıl el ele vererek doruklara çıkılır.
    Acele edip koşmak yerine, tempolu ağır adımlarla gitmek, insanları hedefe daha çabuk ulaştırır.
    Kendini çok akıllı sananlar, en çok zarar görenlerdir.
    Her doktor, kendi saygı ve sevgi anıtını yapar.
    Nankörlük onulmaz bir ruh çarpıklığıdır.
    Alkışın fazlası sağanak yağmur gibidir. Ayağa düşüncesel olur. Önüne geleni sürükler götürür.
    Akılı yabana atma, her zaman da ona kanma.
    Adına aşk demişler, kimi yakar geçer, kimi yıkar geçermiş. Siz bu yangın ve yıkıntılar içinde, gene de onu arıyorsanız siz vefalı aşıksınız.
    Dürüstüm demek kolaydır zor olan onu taşımaktır.
    Uçuk hayaller denizde balık gibidirler. Onu kimin yakalayacağı belli olmaz.
    Hayal aşka kapılarını açarsa mutluluk kapının ardından bakar.
    Umut kuş gibi hareketlidir, tek kusuru daldan dala uçmasıdır. Sevginin olmadığı yürekte aşk çiçek açmaz.
    Kronik sevgi şeker hastalığı gibidir, biraz perhiz iradesi ister.
    Hekimin verdiği ve dediği her söz, en hassas terazilerle tartılacak kadar doğru olmalıdır.
    Rüyalar özlemlerin uçurtmalarıdır.
    Mutluluk insanı akılla ruhun birleştiği yerde bekler.
    Aklına çok güvenme, önce bilimi dinle, sonra yolunu bilirle ve o zaman ilerle.
    Tebessüm ruhlara açılan bir penceredir.
    Akıl güçlü bir iradeyle desteklenmiyorsa, çıkacağın yolda da, ona çok güvenme.
    Aşk mutluluk tableti değildir, mutluluk tabletlerini yaratan zengin bir kaynaktır.
    Saygısız sevgi, tuzsuz yemek gibidir.
    Evrenin kara deliği durmadan yutar. Siz bir benzetme yapsanız acaba kim kara delik olurdu?
    Aşk mutluluk tableti değildir, mutluluk tabletlerini yaratan zengin bir kaynaktır.
    Akıl akıldan üstündür, onu bulana kadar iş işten geçer.
    Aşkın mumu da söner aydınlığı ise daima ruhu besler.
    Özveri sevginin ürünüdür. Verenin tembelliğini bile, siler süpürür.
    Yapay dost yapay post gibidir. Üşütmez ama ısıtmaz da.
     

Sayfayı Paylaş