1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

HDR (High Dynamic Range) Fotoğraf Nedir

Konusu 'Fotoğraf - Ünlü / Amatör' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 18 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    Modern dijital kameraların dinamik aralığı, insan gözünden daha düşüktür. Bu nedenle çoğu zaman çektiğimiz fotoğraflar bizi hayal kırıklığına uğratabilir: gökyüzünü fotoğraflardaki gibi rengi atmış veya gölgeleri fotoğraflardaki kadar karanlık görmeyiz. Doğal olarak, bunu engellemenin yolu var: PC gücünü kullanarak yüksek dinamik aralıklı fotoğraf işleme algoritmaları kullanmak. -

    Bir dijital kamera aldığımızda, genellikle sensörün çözünürlüğüne (megapiksel sayısı), görselleri JPG mi yoksa RAW olarak mı ürettiğine ve yakın/uzak nesneler için farklı lensler kullanmaya izin verip vermediğine dikkat ederiz. Genellikle sensörün dinamik aralığına (diğer bir deyişle sensörün yakalayabileceği ışık seviyelerine) önem vermeyiz.

    Eski stil filmlerin CCD’lerden daha az dinamik aralığa sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanında film, düşük ışık yoğunluğunda daha parazitlidir.
    İki kamera türü de insan gözüne kıyasla daha düşük bir ışık seviyesi aralığına sahiptir. Bu nedenle bir manzara fotoğrafı çektiğimizde gökyüzünün rengi atmış, gölgelerin ayırt edilemeyen siyahlara dönüşmüş olduğunu görürüz.
    Makinenizin gördüklerinizin aynısını kaydetmemesi sinirinizi bozabilir, ancak hepimiz bu soruna alışmış durumdayız.

    HDR nedir?

    [​IMG]

    Bunun üstesinden gelmek üzere HDR görsel işleme adında bir algoritma seti kullanılmakta ve dinamik aralık artırılmaktadır.
    HDR ile insan gözünün görebileceğinden çok daha yüksek bir ışık seviyesine sahip, hatta hiç de gerçek gibi görünmeyen bir görsel meydana getirmek mümkündür.
    Ancak burada da bazı sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Örneğin fotoğraflara bakmakta kullandığımız monitörler de insan gözünden daha düşük bir dinamik aralığa sahiptir.
    Filmli fotoğraf makinesi zamanlarında, bir fotoğrafın dinamik aralığını artırmak, filmi geliştirip bastıktan sonra mümkündü. Ansel Adams gibi fotoğrafçılar, “dodging” ve “burning” olarak bilinen bu tür görsel değiştirmede uzmanlardı.
    Dodging, baskının pozlamasını düşürerek alanı daha aydınlık bir tona getirir, burning ise tonları koyulaştırır. Negatifteki koyu alanlar, baskı kağıdında aydınlık alan olarak görünür, çünkü kağıt üzerindeki ışığa duyarlı gümüş tozları daha az ortaya çıkar ve dolayısıyla daha aydınlık görünür. Aydınlık alanlar ise daha fazla ışık gümüş tuzlara çarptığından baskıda daha karanlık görünür.

    Fotoğrafçı, baskıya dodging uygulamak için kart gibi saydam olmayan bir maddeyi keserek manzaranın bir kısmını engeller, ardından baskı kağıdı ile projektör ve kağıt arasındaki kağıdı ışığa açar. Manzaranın bu bölümüne daha az ışık vurduğundan daha aydınlık görünür.
    Burning efekti de benzer şekilde gerçekleştirilir, ancak bu kez fotoğrafçı, manzara kısmını daha ışığa daha çok maruz bırakacaktır.
    Kullanılabilecek farklı teknikler ve materyaller de mevcuttur, ancak hayal edebileceğiniz gibi bu yolla dodging ve burning efekti uygulamak, yoğun bir çalışma gerektirir ve genellikle sadece sanatsal fotoğraflarda kullanılır.
    Dijital fotoğraflarla ve resim düzenleme programlarıyla yüksek dinamik aralığa sahip fotoğraflar oluşturmak, çok daha kolaydır.

    HDR süreci şöyle gelişmektedir: Öncelikle sahnenin en az üç fotoğrafını çekersiniz. İdeal olarak bu fotoğraflar, tripod üzerindeki bir makine ile çekilir, böylece üç fotoğraf da birbirinin tamamen aynısı olur.
    Sahne de mümkün olduğu kadar hareketsiz olmalıdır: hareketli parçalar (uçan yapraklar, deniz dalgaları, yoldan geçen arabalar, insanlar gibi) her fotoğrafta aynı olmayacak ve HDR görüntünüzü bozacaktır.
    Fotoğrafları tamamen aynı yerden, aynı odak ve diyafram ayarı ile çekersiniz, ancak pozlama süreleri farklıdır. En iyi sonuçlar için bir fotoğrafı normal, birini iki durak daha düşük, birini iki durak daha yüksek pozlama ile çekmelisiniz.
    Fotoğrafçılıkta dinamik aralık, fotoğrafın en koyu ve en açık bölümündeki detayları çözebildiğiniz durak sayısıdır. DSLR‘ler, genellikle düşük ISO değerlerinde 11 durağa sahiptir. Point-and-shoot fotoğraf makineleri ise bir durak veya daha azına sahip bulunur.
    Farklı diyafram ayarlarında üç fotoğrafı çektikten sonra, sıra onları işlemeye geliyor. İlk aşama, bu üç fotoğrafı tek bir HDR fotoğrafta birleştirmek üzere analiz etmektir.

    Fotoğrafları kodlama

    Geleneksel görseller, renk bilgisini her piksel başına üç bayt olarak kodlar (bir bayt kırmızı, bir bayt yeşil, bir bayt mavi). Her piksel için her kanal, 256 farklı seviye belirtebilir, her piksel tek başına bir 24-bit değer taşıyabilir.
    Bir HDR görseli ise farklıdır. Basitçe anlatmak gerekirse HDR, standart göresellere göre renk başına daha fazla bit kodlar. Ancak bundan da fazlası var. Bunu anlamak için ‘gamma düzeltme‘nin anlamını öğrenmemiz gerekiyor.
    Gamma, bir pikselin renk değerleri ile ne kadar aydınlık algılandığını belirler. Bir fotoğraf makinesinde, sensördeki pikseldeki ışığı iki katına çıkardığınızda, orijinalinin iki katı olan bir değer algılanır – pikselin değeri ile parlaklığı arasındaki ilişki doğrusaldır.

    Bu doğrusal ilişki, gözlerimiz için geçerli değildir. Düşük ışık seviyelerinde parlaklığı artırdığımızda, ışıkta daha fazla bir yükselme algılarız. Daha yüksek ışık seviylerinde ise bu artışları algılamayız. Gözlerimiz, karanlık tonlardaki değişikliklere aydınlık olanlara göre daha hassastır.
    Bu farkı hesaba katmaya gamma düzeltme denir. Bir fotoğraf makinesi, gamma düzeltmeyi fotoğrafı JPG dosyası olarak kaydetmeden önce yapar. Bu, RAW dosyalarıyla çalışan resim işleme yazılımlarında da aynıdır. Bir diğer deyişle, sensör tarafından rapor edilen değerleri işlemek yerine, öncelikle bir gamma düzeltme uygulanır (endüstri standardı değer 1/2.2).
    JPG’leri birleştirmeden önce gamma düzeltmesini geri almanız gerekebilir. JPG kayıplı bir sıkıştırma algoritmasıdır ve bu nedenle üç fotoğraf da RAW biçiminde olmalıdır.
    HDR görselde renkler, söylediğimiz gibi gamma düzeltmesi ile dönüştürülür ve bir kayan nokta sayısı olarak kodlanır (32bit veya 64bit doğruluğunda). Bu dönüştürme/kodlama işleminde üç standart fotoğraf da kullanılır.
    Çok miktarda gereksiz bilgi bulunduğundan birçok popüler HDR biçimi, RGB tonu verilerini üç sabit nokta değeri olarak sıkıştırır, bir ek bayt ortak katsayıyı saklar.

    HDR’yi görüntüleme
    Şimdi özel bir kodlama şeması yoluyla yüksek uygunlukta kodlanmış bir HDR görselimiz var. Ancak bunu görüntülemek için öncelikle JPG olarak kaydetmeliyiz.
    +/- 2 durak dilimleri nedeniyle, HDR fotoğrafı kabaca 14 durağa sahiptir. Bu ise hemen hemen insan gözünün göreceği kadar çoktur. Ancak bu geniş dinamik aralığı, kullandığımız ekranların 10 durak aralığına indirmemiz gerekmektedir. HDR tonlarını monitörde görüntülenebilecek şekilde düzenlemeliyiz. Veri miktarını azaltacağımızdan, bunu yapmak tek yönlü ve kayıplı bir işlem olacaktır. Bu aynı zamanda bir miktar yoruma bağlı bir işlemdir ve iyi bir göz, dikkat, bol miktarda deneme-yanılma ve zaman gerektirir.
    Her HDR fotoğraf işleme uygulamasında ton eşleştirme için birkaç ayar düğmesi bulunacaktır. Bu sayede nihai düşük dinamik aralıklı fotoğrafı (LDR olarak bilinir) önizlemeniz mümkün olabilir.

    HDR fotoğraflarını LDR sürümüne dönüştürebilecek bazı ton eşleştirme algoritmaları vardır. Ancak bu alan etkin olarak araştırılmaktadır ve hızla değişmektedir.
    En önemli sorun, otomatikleştirilmiş algoritmaların ton eşleştirmesini çözerken kontrastı (karşıtlığı) düşürmesidir.
    Bazı algoritmalar ise fotoğrafın kontrastta geniş bir çeşitliliğe sahip olan bölümlerini dikkate almaktadır. Algoritmalar, LDR fotoğrafını oluşturmak için birçok yöntemden faydalanmaktadır. Örneğin bazıları, fotoğraflara tek yönlü olarak ton-eşleştirme uygular, ardından yerel yüksek çeşitliliğe sahip bölgeleri kontrastı korumak için farklı bir yöntemle eşleştirir.
    Sizlerinde anlayacağı gibi HDR fotoğraflarını işlemede hala birtakım sorunlar bulunmaktadır. Yine de fotoğrafları yüksek kontrast ile işlemek, kabul edilen bir yol haline gelmekte ve baş döndürücü fotoğraflar ortaya çıkarılabilmektedir.
     

Sayfayı Paylaş