1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hegemonya Nedir?

Konusu 'Türkçe Sözlük' forumundadır ve Suskun tarafından 26 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Hegemonya Nedir?

    Hegemonya Yunanca "hegemonia" kelimesinden gelmektedir. Bir sistem içerisindeki bir elemanın diğerlerinden üstün, baskın olduğunu belirtir. Marksist teoride daha teknik ve has olarak kullanılmıştır. Antonio Gramsci'nin eserlerinde baskın sınıfın boyun eğenlerin izniyle gücü kazanması olarak bahsedilmiştir. Zoraki bir yönetim olmayan hegemonya daha çok burjuvazi değerlerine göre işleyen kültürel ve ideolojik bir method olarak anlaşılır. Politik ve ekonomik boyutu vardır: müsaade; maaş, ücret artması ve politik veya sosyal reform ile idare edilebilir.

    Bir toplumda hakim sınıf ya da yönetici sınıfın iktidarını doğal ve meşru göstermesi, kendi sınıfsal çıkarla*rını evrensel çıkarlar olarak ifade etmesi du*rumu; Marksist teorisyen Antonio Gramsci tarafından kapitalist bir toplumda, yönetici sınıfın ideolojisini kitlelere çok büyük bir çoğunlukla güce hiç başvurmaksızın empo*ze edişini açıklamada kullanılan kavramdır.
    Marx'ın tarihsel materyalizminde orta*ya çıkan hegemonya kavramı esas Antonio Gramsci'nin çalışmalarıyla daha büyük bir önem ve anlam kazanmıştır. Burjuva hege*monyasının en önemli aracının sivil toplum olduğunu öne süren Gramsci'ye göre, hakim sınıfların tahakkümü, güç kullanımı ya da doğrudan kontrolden ziyade, bağımlı sınıf ya da kümelerin rızasıyla sağlanır. Hakim sınıf alternatif bakışları, farklı söy*lemleri dışlar ya da marjinelleştirirken, belli düşünce ve bakışlar üretip, onları yerleşik hale getirir. O, burjuva kapitalizminin inanç sisteminin, söz konusu ideolojinin ilkelerini kitleler için özlenen idealler olarak veya şeylerin doğal düzeni diye takdim eden sa*natlar ve kitle iletişim araçları tarafından iletildiğini savunur.
    Antonio Gramsci'nin düşüncelerinden yola çıkan yapısalcı Marksist teorisyen Louis Althus*ser ise hegemonyayı açıklarken, Batı top*lumlarının çok çeşitli “ideolojik devlet ay*gıtları” (İDA) ile “baskıcı devlet aygıtı” (BDA)'ndan meydana geldiğini söyler. Ona göre, hakim sınıfın ideolojik ilkelerini, gün*delik yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelecek şekilde topluma yaymak, İDA'ların, yani eğitim sisteminin, sanatların, kitle ileti*şim araçlarının görevidir. İDA'ların amacı*na ulaşamamaları durumunda. BDA yani hükümet, polis ve ordu, düzeni şiddet ihtiva eden yollarla oturtmak ve yerleştirmek için vardır.
    Postmodernist düşüncede, hegemonya kavramı Ernest Laclou ve Chantal Mouffe tarafından yeniden ele alınıp gözden geçiril*miştir. Buna göre, hegemonyanın olumsal doğasını vurgulayan düşünürler, Marksist teorinin aşikar başarısızlıklarını tashih etmek üzere geliştirilmiş bir şey olduğuna işaret ederler. Klasik Marksist teorinin köşe taşlarından birini oluşturan tarihsel zorunlu*luğa göre, işçi sınıfının sonunda kendisini sömürenlere karşı ayaklanmaları gerekmek*tedir. İşte hegemonya bunun niçin gerçek*leşmediğini açıklarken klasik Marksist ta*rihsel zorunluluk anlayışını kuşkulu hale getirir. Onların gözünde hegemonya çoğul*cu bir Marksizmin geliştirilmesine duyulan ihtiyacın bir kanıtı olmak durumundadır.
     

Sayfayı Paylaş