1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hekimbaşı nedir?

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 15 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Hekimbaşı nedir?

    Hekimbaşı, Reisü'l-Etıbba olarak da bilinir, Osmanlı Devleti'nde hükümdar ve sarayda yaşayanların sağlığından sorumlu olan, en yüksek sağlık işleri görevlisi. Hekimbaşılık, hünkâr imamlığı, ordu kadılığı gibi seçkin görevlerdendi. Bu göreve 19. yüzyıla değin yalnızca İlmiye sınıfından kişiler atanmıştır.


    Fatih Sultan Mehmet döneminde (1451-81) atanan İranlı Kutbeddin Efendi bu göreve resmen getirilen ilk kişi oldu. Enderun ileri gelenlerinden başlalanın buyruğunda olan hekimbaşı, saraydaki etıbba-i hassa, cerrahin-i hassa ile kehhalbaşının, tabib-i ruhani-i hassanın ve saray eczacılarının amiriydi. Padişah ve yakınları için, II. Mehmet döneminde yaptırılan Başlala Kulesi'nde otururlardı ve burada yazılan reçetelere göre ilaç hazırlanırken hekimbaşı da nezaret eder, ilacın konduğu kabı başlala mühürlerdi. Bir görevi de sağlık konularında padişaha danışmanlık etmekti. Ayrıca yemeklerde padişahın yanında bulunurdu.

    Günde 500 akçenin yanı sıra kendisine Gelibolu, Aydın ve Serfiçe arpalıkları da verilen hekimbaşına, kış ve ilkbahar avaidi (tahsisat) olarak kumaş verilmesi de bir gelenekti. Padişah saraydan çıkacağı zaman hekimbaşı da nöbetçi tabiplerle alaya katılırdı. Her yıl Nevruz'da anver, afyon özü ve kokulu otlardan nevruziye macunu hazırlatarak padişaha ve saray ileri gelenlerine sürmesi de gelenekler arasındaydı. Yazışmalarını doğrudan sadrazamla yapan hekimbaşı ülkedeki tüm darüşşifa, bimarhane ve öteki sağlık kurumlarının cerrahlarıyla tabiplerini atar ya da azleder, İstanbul'daki tabip ve cerrahların işyerlerini denetleyerek yetersiz gördüklerini kapattırırdı. Teşrifatta en son sırada yer alır, törenlere sancaklı aba, örfi sarık ile katılırdı. Görevine yeni atanan hekimbaşına önce sadrazam, sonra darü's-saade ağası hil'at giydirirdi. Padişah ölünce hekimbaşı yasa gereği görevinden uzaklaştırıldı.

    Hekimbaşılar 1836'ya değin ilmiye sınıfından, bu tarihten sonra mülkiye sınıfından da atanmaya başladı, 1844'te ise unvanları ile hekimbaşı adı kaldırılarak yerine "ser tabib-i şehriyari" denen saray başhekiminin atanması öngörüldü. 1850'de Tıbbiye Nezareti kurulunca sertabib-i şehriyarinin görevi saray doktorluğu ile sınırlandırıldı.

     

Sayfayı Paylaş