1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Helikopter aileler özgüveni yok ediyor

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve 'katniss' tarafından 10 Mart 2014 başlatılmıştır.

  1. 'katniss'

    'katniss' Üstat

    Katılım:
    13 Haziran 2013
    Mesajlar:
    1.477
    Beğenileri:
    264
    Ödül Puanları:
    2.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    memur
    Yer:
    Yerin altından
    Banka:
    1 ÇTL
    Onlara böyle deniyor çünkü, helikopter gibi sürekli çocuklarının başında dolanıp duruyorlar. Çocuklarına bir zarar gelmesini veya hatalarından ders çıkarmalarını engellemek için her zaman hazıroldalar. Onların istekleriyle çocuklarının isteklerinin çakıştığı da oluyor. Ama bu onlar için engel değil, nasıl olsa en iyinin ne olduğunu "bilen" yine onlar.

    Helikopter anne-babalar, çocuğun eğitimi sırasında fark ediliyorlar. Çocuğun okuldaki arkadaşlarıyla ilişkilerine kadar müdahale ediyorlar. Çocuk büyüdükçe belirtiler daha da göze çarpıyor. ABD’de, çocuklarının kolej başvuru mektuplarını yazan anne-babalara, helikopter anne-baba teriminin uzantısı olan, Black Hawks (Kara Kartallar) lakabının takılmasının nedeni de bu.

    Wall Street Journal’da yer alan bir makaleye göre, bu terim ilk kez 1991’de okul öğretmenleri tarafından kullanılmaya başladı. Ancak terimin yaygınlaşıp, üniversitelerde ve iş görüşmelerinde yaşanan olayların dergi ve gazetelere konu olması, 2000’lerin başına denk geliyor. Yani genç kuşak baby-boomer ailelerin, Milenyum Kuşağı çocuklarının üniversiteye ulaştığı zamana. Bu anne-babaların, çocuklarını her sabah derse gitmeleri için uyandırmak, aldıkları düşük notlar üzerine profesörlerin kapısını çalmak gibi davranışları yüzünden, bazı üniversiteler kampusun belli alanlarında cep telefonlarını yasaklamak gibi önlemler almaya bile kalkıştılar.

    Ama bu girişimler onları yıldırmak yerine, birbirlerine daha da kenetlenmelerini sağladı. "Helikopter anne-babalar" logolu tişörtler giyenler, Amerika Fakülte Ebeveynleri adlı bir örgüt kuranlar oldu.

    ÖZGÜVENİ YOK İZLENİMİ YARATIYOR
    Helikopter anne-babalara Türkiye’de de rastlanıyor. Tabii, çocuğunun çalıştığı yerin güvenilir olup olmadığından emin olmaya çalışan veya işyerinin bulunduğu bölgeyi iyi bilmediği için çocuğuna refakat eden anne-babaları ayırt etmek gerekiyor. Anne-babaların görüşmeye katılmaları, insan kaynakları profesyonelleri tarafından hiç hoş karşılanmayan bir durum. En fazla zararı da aday görüyor, çünkü görüşmeyi yapan İK’cının onunla ilgili ilk izlenimi "özgüvensizlik" oluyor. 36 yıllık İK’cı, Türk Telekom İcra Kurulu Baş Danışmanı Cemal Oğuzberk, "Ben bu durumu çocuğun kişiliğine tecavüz kabul ediyorum. Aile üyelerini görüşmeye kabul etmiyorum, ben çocuğunuzla konuşacağım diyorum. Zaten öyle bir aday bizim için uygun değil. Nerede çalıştıracağız onu? Çocukta da izleri belli oluyor. Tutucu ve özgüvensiz oluyor" diyor. Avea İnsan Kaynakları Bölüm Müdürü Mehmet Nihat Fırat, bir İK’cının böyle bir durum için her zaman hazır olması gerektiğini söylüyor. Unilever Türkiye Yetenek Direktörü Cezmi Özkunt, böyle bir olayla karşılaştığında anne-babaya orada olmasının doğru olmadığını, çocuğun kendisinin tercih yapması gerektiğini anlattığını belirtiyor. Arıkanlı Holding İnsan Kaynakları Müdürü Derun Bilsel de, "İK çalışanı önyargılı olmamalı. Belki genç ailesinin kendisine eşlik etmesini istemiyor ancak onların baskın karakterinden dolayı bu durumu ister istemez yaşıyor olabilir" diyor.

    Bu aileler, çocuğun birey olmasını kendileri için tehdit görürler

    Yorum Danışmanlık’tan Psikiyatr Prof. Dr. Aytül Çorapçıoğlu Özdemir: "Ne yazık ki her aile işlevsel ya da destekleyici değildir. Bazıları kendimizi değersiz, yetersiz, güvenilmez ve önemsiz hissetmeye yönlendirir; kimlikle ilgili sorunlar yaşamamıza yol açabilir. Ailenin gencin yaşamına gereğinden çok müdahalesi her zaman masumca bir sevginin dışavurumu anlamına gelmez. Ebeveynlerin kendi endişe ya da yetersizlik hisleriyle başa çıkmak için çocuğu kullanması sürecidir. Bu durumun bir başka nedeni de ana-babanın, çocuklarındaki değişimleri yani çocuğun kendilerinden uzaklaşmasını ve bağımsızlaşmasını yaşamın doğal bir parçası olarak görememesidir. Çocuğun bağımsız ve kendi kendine yeten bir birey olmasını kendilerine karşı birer tehdit olarak görürler. Onların değişim çabalarını engelleyip, kendilerine bağımlı hallerine dönmeye zorlarlar. Ebeveynlerin ’aslında ben ona güveniyorum ama ortama güvenemiyorum’ gibi lafları gerçeği değiştirmez. Ailenin bu tutumu beklendiği gibi evde aşırı agresif, astığı astık kestiği kestik, dışarıda ise çekingen, içe kapanık, hakkını arayamayan ve otoriteye karşı koyamayan bireylerin oluşmasına yol açar. Bu aşırı koruyucu tutum çocukluktan beri devam ettiği için dünya güvenilmez, tehlikelerle dolu bir yer olarak algılanır."

    Anne-babalar sadece adaya açıklayabiliriz deyince tepki gösteriyor

    KRM Vedior Genel Müdürü Kerim Paker, "Bulunduğumuz binaya güvenlikten geçip gelinebildiğinden ne sıklıkta olduğunu tam bilemiyoruz ancak görüştüğümüz 50-75 adaydan birisi yanında anne-baba veya başka bir akrabasıyla güvenliği aşıp, bizim olduğumuz bölüme kadar geliyor. Bunların bir kısmı, adayların ofisimizin bulunduğu bölgeyi iyi bilmemesi nedeniyle yakınlarının eşlik ettiği kişiler olabilir. Görüşme sonuçlarını takip eden ebeveynler, aday hakkında bilgiyi ancak adayın kendisine verebileceğimizi söylediğimizde karşı çıkıyor. Bazen bu konuda tartışma bile yaşanabiliyor" diyor.

    Bekleme odası anne-babaların sohbet odası haline geliyor

    Adecco Satış ve Pazarlama Müdürü Asiye Özçelik Yıldırım, görüşmeye çocuklarıyla gelen anne babalara sık rastladıklarını söylüyor: "Mülakat devam ederken anne-babalar sunulan iş imkanı ile ilgili çok farklı sorular sorabiliyor. Diğer adayların aileleri de varsa sohbete katılır ve bekleme odalarımız çocuklarının sıkıntılarını konuşan anne-babaların ortamı haline gelir. Sürekli karşılaşılan konu ise çocuğu adına iş arayan, iş başvurusunda bulunan, çocuğunun sürecini takip eden bu esnada ilgili kişi ile samimi diyalog kurarak ikna edebileceğini düşünen aileler. Bu tür durumların sonunda adayın işi kesinlikle istemediğini öğrenebiliyoruz. Ya da tam tersi, aday işte çalışmak istiyor ancak telefonlara ailesi çıkarak işi istemediğini söylüyor. Bir seferinde, üç amcası ile birlikte gelen kadın adayımız, mülakat sonuna kadar bekleme odasında bulunan amcalarının sert bakışları nedeniyle dikkat çekmişti. Ayrıca ofislerimize gelen ve konuyu aday olmaksızın konuşan ailelere sık rastlıyoruz.

    Özellikle üniversiteden yeni mezun veya lise mezunlarında görülüyor

    Avea İnsan Kaynakları Bölüm Müdürü Mehmet Nihat Fırat, kendisinin böyle bir durumla karşılaşmadığını ancak 7-8 yıldır bu işi yapan çalışma arkadaşının 10’dan fazla bu tip durumla karşılaştığını anlatıyor: "Bu durum özellikle yeni mezun, hiç iş deneyimi olmamış özellikle de liseden yeni mezun olmuş kişilerin başvurularında oluyor. Birinde, annesi kızını mülakata kadar getirmiş, sonra arkadaşımızın ricası sonucu istemeyerek dışarı çıkmış. Görüşme sonrasında da sonucu yine kendisi arayarak öğrenmeye çalışmış."

    Başvuranların yüzde 2’si anne babasıyla gelir hatta kızlar nişanlılarıyla geliyor

    DiaSA İnsan Kaynakları Direktörü Pascale Mourre Tankurt, "Bizim işyerimizde mağaza görevlisi pozisyonu için aylık ortalama yüzde 2 olarak anne-babalar ile görüşmeye geliyorlar" diyor. Kadın adayların nişanlılarıyla birlikte gelebildiklerini anlatıyor. Bir seferinde de, bir babanın 5 gün süren mağaza görevlisi eğitimine kızını her gün getirip, eğitim sırasında dışarıda beklediğine şahit olmuş.

    Annesiyle gelen adayı işe aldık ama annesi çocuğun her probleminde beni aradı

    Arıkanlı Holding İnsan Kaynakları Müdürü Derun Bilsel, yılda en az bir kez, çocukları ile birlikte mülakata gelen, hatta onlar adına arayarak görüşmeye katılacağını ifade eden anne-babalarla karşılaştıklarını anlatıyor: "Finans sektörü işe alımlarında çalıştığım dönemde bir anne, oğlu adına beni aradı. Şube personeli için açılan sınava oğlunun gireceğini ve nasıl sorular sorulduğunu merak ettiklerini söyledi. Oğul tabii ki annesi ile birlikte geldi. Geliştirdiğimiz önyargıya rağmen başarılıydı, süreci tamamlayarak kadroya girdi. Bundan sonra anne oğlunun işyerinde yaşadığı problemler konusunda hep bana ulaştı. Yaşanan sıkıntılar, ne yapılması gerektiğine dair fikir danışmalar... Bir nevi üniversitede öğrencilere danışmanlık yapan, akademik personel gibi olmuştum."

    Çocuğa sorduğum soruların yanıtlarını heyecanlı anneden aldığım oldu

    Unilever Türkiye Yetenek Direktörü Cezmi Özkunt, Ünilever İnsan Kaynakları’nda bu şekilde görüşmeye gelen hiçbir adaya rastlamadığını söylüyor: "Fakat bir türlü reddedemediğim ve çocuğunu tanıştırmak üzere, ileride yapacağı tercihler için danışmak üzere gelen ebeveynler oldu. Rastladığım vakalar içinde genelde çocukla konuşmaya çalışıp, sorular sorduğumda, cevaplarını heyecanlı ebeveynlerden aldığım oldu."

    Anne-kız, sözleşmeyi anlayamıyoruz gerekirse babamızla geliriz deyip gittiler

    Termikel İK Müdürü Korhan Sanal, "Çocuklarıyla, kardeşleriyle iş görüşmelerine gelen hatta görüşmeye girmek isteyen ailelerle karşılaşıyoruz" diyor. Son 7-8 yılda buna benzer 10-15 olayla karşılaşmış. Mülakat sonucunu öğrenmek için telefon eden hatta bizzat gelen ebeveynler olduğunu söylüyor. Başından geçen birkaç olay şöyle: "Kızıyla beraber görüşmeye gelen bir anne mülakatı odamda değil de misafirlerimizi aldığımız salonda yapmamızı istedi. Böylece kendisi de görüşmeyi izleyecekti. Bunun mümkün olmadığını söyleyince karışmayacağına dair söz de verdi. Neyse ki çok ısrar etmedi de mülakatı odamda yapabildim. Diğer bir olayda yine görüşmeye kızıyla gelen bir hanım, evin reisinin (yani babanın) kızının çalışmasına razı olmadığını ancak çok uygun bir yer olursa ikna olabileceğini belirtti. Bunun için de bütün çalışma ve ücret şartlarının bir kağıda yazılarak ve altı imzalanarak kendilerine verilmesini istedi. Bu kağıdı evin reisi okuyacak ve beğenirse kızının çalışmasına izin verecekti. Ben bunu yapamayacağımı ancak aday işe kabul edilirse zaten kendisiyle bir sözleşme imzalayacağımızı ve bu sözleşmede istenilen tüm bilgilerin bulunacağını belirttim. Sözleşmelerin çok karışık olduğunu belirterek ısrar etti. Sonuç alamayınca, gerekirse bir de babamızla geliriz, bize anlattıklarınızı ona da anlatırsınız diyerek gittiler. İki olayda da en ilginç olan, bu diyaloglar esnasında iş görüşmesi için çağırılan adayların konuşmaya hiç karışmadan sessizce oturmalarıydı."

    Erkek aday görüşme odasına eşi ve çocuğuyla birlikte girdi

    Boyden Genel Müdürü Özlem Ergün: "Ankara’da bir ilaç şirketi için bir otelde toplantı odasında yoğun görüşmeler yapıyordum. Erkek aday odaya eşi ve çocuğu ile girdi. Kanımca korumacılıktan ziyade merak nedeniyle ailecek gelmişlerdi. Eş ve çocuğa dışarıda beklemeleri gerektiğini söyleyerek mülakatı gerçekleştirdim. Zaman zaman eşiyle beraber gelen adaylara rastlıyoruz. Çocuğuyla gelene daha rastlamadım."

    Yazar: Gaye Güzelay
     

Sayfayı Paylaş