1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hem sorumlu, hem mağdur mu?

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 2 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    Yılbaşı gecesi dünya televizyonlarındaki haberleri tararken çoğunda Uludere Kaymakamı'na yapılan linç girişimi ile başta Hakkâri olmak üzere Güneydoğu'daki gergin atmosferin haberleştirildiğini gördüm.
    Türkiye'nin ardından da Suriye'yi veriyorlardı...

    ***

    Genelkurmay Başkanlığı feraset göstererek yılbaşı kutlamalarını iptal etti, ben aynı tavrı merkezi ve yerel yönetimlerden de beklerdim...

    Özellikle büyük şehir yönetimleri Güneydoğu'da ölen otuz beş gencecik insanımıza aldırmaz gibiydiler... Ölenler, Güneydoğu'nun kaçakçılık yapmak mecburiyetinde kalan yoksul ve çaresiz insanları olmasa, yılbaşı kutlamalarındaki merkezi ve yerel yönetimlerin bu vurdumduymazlığı söz konusu olur muydu?

    Türkiye bölünüyor ise bu çifte standart dolayısıyla bölünmekte...

    Dünkü gazetelere bakınca, sanki otuz beş insanımızın ölümüne neden olan skandalın bir an önce unutulmasını isteyen bir hava var gibiydi...

    Demokratik ülkelerde böyle bir skandalın siyasal bir muhatabı olur.

    Biz garip bir şekilde sorumluyu ‘asker, istihbarat' gibi bir alt bölümde arıyoruz.

    Neden?

    Çünkü devletin içinde Ergenekon denen bir bela var.

    ***

    Şırnak'taki korkunç katliamın asıl kurbanları elbette ölen otuz beş çaresiz insanımızdır...

    Siyasal iktidar ise hem sorumlu, hem de ikincil derecede kurban konumunda...

    İktidar bu büyük facianın siyasal sorumlusu ama aynı zamanda siyasal mağduru, çünkü belli ki korkunç bir tezgâhın kurbanı...

    Hükümet her şeye fazlasıyla hâkim olduğunu sanır ve bunun kibriyle aşırı bir şekilde övünürken bir anda aslında pek de bir şeye hâkim olmadığını görüverdi.

    Sırf benim çığlıklarım duyulsa bile yeterdi...

    Ne kadar zamandır ‘Ergenekon, Ergenekon' diye yazıp duruyorum...

    İnternet Andıcı Davası'nın baş sanıklarından Tümgeneral Mustafa Bakıcı'nın muazzam bir örgütsel destek sayesinde elini kolunu sallayarak kaçması gibi onca çarpıcı örneği söyleyip avaz avaza bağırsak da...

    Ankara aldırmıyor.

    Sadece Ergenekon'a mı?

    Sistemli, kurumsal, kalıcı ve geri dönülemez reform taleplerine de muazzam bir duyarsızlık var.

    AB reformları ise zaten çok uzun zamandır sizlere ömür...

    Kürt sorunu, Alevi sorunu, Roman sorunu, Ermeni sorunu, Kıbrıs sorunu...

    Hamle yapmayınca, belli ki hamleyi Ergenekon yapıyor...

    ***

    AK Parti ‘değişimin' iktidarı olarak işe başladı...

    Görünürde iktidar idi ama devlet statükosunun acımasız saldırısı karşısında rejim muhalifi muamelesi görüyordu...

    Ama on yıl sonunda bu tablo epeyce değişti...

    Şike ve milletvekili maaşları hattında ‘Ankara iktidarı' görünümü şimdilerde çok daha ağır basmakta...

    Zaten otuz beş insanın hayatına mal olan korkunç olay da gelinen noktadaki güç dengesini çok net bir biçimde gösteriyor...

    ‘Yeni' kurumsallaşmayınca, ‘eski' var gücüyle devreye giriyor...

    Dostane eleştirilerin hiç hoş karşılanmadığını ben bizzat yaşayarak görüyorum...

    Ama o eleştiriler dinlense, hem bu tuzağa düşülmez, hem de insanlar ölmezdi...

    Demek ki bunca çözülmesi gereken yapısal sorun dururken, radikal reformlara boş verip, ‘her şeye hâkimim' inancı çok tehlikeli...

    Askere de, istihbarata da hâkim olunsa böylesi bir gol yenir miydi?

    ***

    Demokratik bir ülke olsak, Genelkurmay'ın sorumlusu Savunma Bakanı'ndan hesap soracaktık. Düşünün ki ‘yeni Türkiye' sözlerine rağmen o noktada bile değiliz...

    Ortada ‘siyasal sorumlu' yok, Ergenekon'u tümüyle ortadan kaldıracak kararlı irade de yok, Güneydoğu'da çaresizce ölen, büyük kentlerde umarsızca havai fişek patlatanlar var...

    Acaba bu tablo 2012'de değişir mi?

    Umutlu olmak istiyoruz ama ne yazık ki umutlu olmak hiç de kolay değil...

    Mehmet Altan
     

Sayfayı Paylaş