1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Henüz geç kalmış sayılmayız...

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve PİNKY tarafından 18 Mart 2007 başlatılmıştır.

  1. PİNKY

    PİNKY Üye

    Katılım:
    16 Mart 2007
    Mesajlar:
    63
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    180
    Banka:
    0 ÇTL
    ;susmak ve öğrenmek
    ;Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar
    susacaktım.
    Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim
    tarzıydı. Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır
    onun gelişini iple çekerdim.
    Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim.
    Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca
    annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla.Onlar annemle
    konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım.
    Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım,
    birde sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle
    uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksın babanla?' diye çıkışır,
    beni odama gönderirdi.
    Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol
    alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip,
    hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de
    bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep
    birlikte otursaydık' derdim içimden;
    >ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.
    >Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon
    seyrederdi.
    >Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli birşey varsa
    beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı.
    >Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden
    başlardı. Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa
    susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım.
    >Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok
    beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu.
    >Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam
    afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odama göndermiyordu.
    >'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara anlatıyordu
    annem halimi.
    >Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı.
    >Annem 'Odanı topla!'diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı
    bilemiyordum.
    >Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı
    >beceremiyordum.
    >Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım.' dedi bir
    gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da
    elimden alırsa ben ne yapacaktım? Bu düşüncelerle bir aile tablosu
    yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım.
    >Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz
    çizdiğim resmi getirdim.
    >Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel olmuş.Bu adam benim herhalde.' dedi.
    Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam benim,
    bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi.
    >Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük
    kız da annem.' dedim.
    >Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?'
    dedi. Heyecanla başladım anlatmaya.Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup
    çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz.
    >Beliniz bükülecek, komşumuz Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük
    kalacaksınız.
    >Ben işten geldiğimde yorgun olacağım. Siz benimle konuşmaya
    çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile.
    Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza çekilin de
    kafa dinleyeyim.' diyeceğim. Ve bir de bağıracağım> >'Her şeylerini
    alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar' diye. Ve daha.
    >Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Duyduklarına
    >inanamıyorlardı. Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki
    sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi.> >
    >
    >--------------------------------------------------------------------------->
    > > > >--------------------------------------------------->
    >Farkında' Olmalı İnsan...Kendisinin, Hayatın Olayların, Gidişatın
    Farkında Olmalı Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli
    Bazen...Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını Fark Etmeli.Anne Karnına
    Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını Ve En Sonunda Bir Metre Karelik Yere
    Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını Fark Etmeli.Şu Çok Geniş Görünen
    Dünyanın, Ahrete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu Fark Etmeli.
    >Henüz Bebekken 'Dünya Benim!'Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı
    Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların
    >'Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum İşte!' Dercesine Apaçık Kaldığını Fark
    Etmeli. Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını Fark Etmeli. Baskın Yeteneğini
    Fark Etmeli Sonra.
    Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini, Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
    Fark Etmeli İnsan Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli. Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış
    Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini Fark Etmeli.Eşref-İ Mahlûkat
    (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu Fark Etmeli.Ve Ona Göre Yaşamalı.
    Gülün Hemen Dibindeki Dikeni Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü Fark
    Etmeli. Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde Çocuk Sahibi Olmaktan
    Korkmanın Mantıksızlığını Fark Etmeli.
    Eşine 'Seni Çok Seviyorum!' Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
    Fark Etmeli.
    Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini Ama Arka
    Sokaktaki Komşusunun O
    Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu Fark Etmeli.Zenginliğin Ve
    Bereketin Sofradayken Önünde Biriken Ekmek Kırıntılarını Yemekte
    Gizlendiğini Fark Etmeli.Annesinden Doğarken Tertemiz Teslim Aldığı
    Gırtlağını 60-70 Yıl Sonra Sigara Yüzünden Azrail'e Soba Borusu Gibi
    Teslim Etmenin Emanete Hıyanet Sayılacağını Fark Etmeli. 63 Yıllık
    Ömründe Hiç Karnı Doymayan Bir Peygamber'in Ümmeti Olarak Aşırı Beslenme
    Yüzünden Sarkan Göbeğini Fark Etmeli.
    FARK ETMELİ. Ömür Dediğin Üç Gündür,Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,O
    Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,O Da Bugündür
     
  2. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    Teşekkürler yazı için fakat lütfen ekleme yaparken direk kopyala yapıştır yapmayıp yazıyı biraz düzenleyin görüntü kirliliği olmaması açısından önemli bir konu
     
  3. PİNKY

    PİNKY Üye

    Katılım:
    16 Mart 2007
    Mesajlar:
    63
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    180
    Banka:
    0 ÇTL
    uyarı için teşekkürler acemiliğime sayın bu seferlik daha dikkatli olucam sevgiler...
     

Sayfayı Paylaş