1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Her 10 Kadından Birinde Görülüyor

Konusu 'Kadın - Erkek Sağlığı' forumundadır ve Papatya tarafından 12 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.254
    Beğenileri:
    5.753
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    4.885 ÇTL


    Genç kadınlarda en sık görülen rahatsızlıklardan biri olan “polikistik over sendromu”; adet düzensizliği, tüylenme, sivilcelenme, saçlarda seyrelme ve kilo verememe gibi birçok belirti ile kendini gösterir. Düzensiz hormon üretimine bağlı olarak ortaya çıkan bu hastalık, her 10 kadından birinde görülebilmektedir. Memorial Ataşehir Hastanesi ve Etiler Tıp Merkezi Endokrinoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Gökhan Özışık, polikistik over sendromunda tedavi yaklaşımları hakkında bilgi verdi.

    Regl düzeni 21 günden az, 36 günden fazla ise…


    Sağlıklı kadınların çoğunda iki adet dönemi arasında geçen gün sayısı hafif farklılık gösterebilir; ancak 21 günden az veya 36 günden fazla ise “düzensiz adet görme” olarak kabul edilir. Ergenliğe girişle birlikte ilk 3 yıl adet düzensizliği normal kabul edilebilir; fakat tüylenme ve aşırı kilo alma da varsa bu süreyi beklemeden mutlaka bir hekime danışılmalıdır.
    Hormonal denge bozulursa…


    Polikistik yumurtalık sendromu, üreme çağında yani 15-45 yaş arasındaki kadınların %5-10’unda görülen ve genetik kökenli olduğu düşünülen bir hastalıktır. Her hastada farklı belirtiler gösterebilir. Özellikle hafif formları kolayca gözden kaçabilir. Her ne kadar tanımında “yumurtalıklarda birçok kist” vurgusu olsa da, hastaların %30’unun ultrasonunda hiç kist görülmeyebilir. Bu polikistlerin kaynağı ise beyinden yumurtalıkların çalışmasını kontrol eden merkez ile yumurtalık hücreleri arasında hormonlar aracılığı ile kurulan iletişimin bozulması ve bu sinyal karmaşasının “folikül” adı verilen ve yumurta adayını içeren özel yapıların her ay beklenenden daha fazla sayıda ortaya çıkmasıdır. Yumurtalıklar üzerindeki hormonal kontrolün kaybolması ise aşırı erkeklik hormonu ve insülin üretimine yol açar. Bunlar da; ciltte yağlanma, sivilce, tüylenme, insülin direnci, kilo alma (bazen de kilo problemi olmadan şeker düşmesi atakları), karaciğerde yağlanma ve kolesterol yüksekliğine neden olur.


    Şikayetlere yönelik tedavi seçenekleri uygulanıyor



    Belirtilerin sayı ve şiddeti, her hastada farklı olabilmektedir. Kimi hasta sadece geçmeyen sivilceler, ense, koltukaltı, kasık cildinde koyulaşma gibi yakınmalara nedeniyle dermatoloğa gitmektedir. Hastalardan bazıları kilo verememe ve tüylenme nedeniyle endokrinoloğa, bazıları da hiç adet göremediği ya da adetleri düzensiz olduğu için jinekoloğa başvurabilmektedir.
    Bebek sahibi olmayı zorlaştırabiliyor


    Adet düzensizliği, yumurtlamanın hiç olmaması veya zamanlamasının bozulmasından kaynaklanır; dolayısıyla hamile kalmayı güçleştirebilmektedir. Polikistik yumurtalık hastalığı, kalıcı bir kısırlık nedeni değildir; ancak gebe kalmakta zorlanmanın en sık nedenidir. Çocuk sahibi olmakta hiç sıkıntı çekmeyen hastalar olabileceği gibi, hamileliğin bu hastalığın düzelmesine katkısı olacağı düşünüldüğünden gebelik planının geciktirilmemesi hekimlerce önerilmektedir.
    İlaç, egzersiz ve doğru beslenme ile tedavi


    Detaylı sorgulama ve hormon ölçümleri ile tanının bir an önce konulması, ileriki yıllarda doğabilecek metabolik bozuklukları önlemeye yardımcıdır. Tedavinin başarısındaki en önemli iki faktör, hasta ve yakınlarını doğru bilgilerle yönlendirerek doğru ilaçların kullanımının sağlanmasıdır. Doğum kontrol hapları; 35 yaşın altındaki, sigara içmeyen ve henüz gebelik beklentisi olmayan hastalar için en uygun seçenektir. Bu ilaçlar, aşırı uyarılan yumurtalıklara bir müddet dinlenme fırsatı vereceğinden çoğu hastada başarılı sonuçlar elde edilmesini sağlamaktadır. Tıbbi duruma göre uygun bir diyet ve egzersiz programı da kişiye önerilir. Bununla birlikte insülin direncini kıran ve erkeklik hormonunun etkisini bloke eden ilaçlar da verilebilmektedir. Omega-3 yağ asitlerinden zengin beslenmek (balık, tereyağı, yumurta, ceviz gibi) veya hekim tavsiyesi ile bunları içeren besin destekleri almak da düzensiz hormon üretiminin normale dönmesine yardımcı olabilmektedir.

     

Sayfayı Paylaş