1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Her nevi hisse senetlerinin kâr payları

Konusu 'Muhasebe' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 8 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Her nevi hisse senetlerinin kâr payları

    Hisse senetlerine ödenen kâr payları menkul sermaye olarak kabul edildikleri gibi Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları katılma belgelerine ödenen kâr payları ile kurucu hisse senetleri ve diğer intifa hisse senetlerine verilen kâr payları, pay sahiplerine hazırlık dönemi için faiz veya başka adlarla verilen her türlü ödemeler de menkul sermaye iradı sayılmaktadır.
    GVK’nın (94/6-b-i) maddesinde kârın sermayeye ilave edilmesinin kâr dağıtımı sayılmayacağı ifade edilmektedir. Ancak vergi idaresi bu hükmün 94’üncü madde için geçerli olduğu, diğer bir deyişle söz konusu hükmün, kârın sermayeye ilavesi halinde bu kâr payları üzerinden 94’üncü madde uyarınca kesinti yapılmayacağını ifade ettiği, dolayısıyla sermayeye ilave edilmiş bulunan kâr paylarının da gerçek kişiler tarafından elde edilmiş sayılacağını ve menkul sermaye iradı olarak vergilendirileceği görüşünü ileri sürmektedir ( 231 Seri sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği). Bununla birlikte yargı organlarının, madde hükmünün açık olduğu, bu nedenle söz konusu kâr paylarının menkul sermaye iradı olarak vergilendirilemeyeceğine ilişkin kararları bulunduğunu da belirtmek gerekir.
    Bu durum da, vergi yasaları üzerinde bir düzenleme yapılırken yasanın bütünü göz önünde bulundurulmak suretiyle düzenleme yapılmasının gerektiği, aksi halde yapılan düzenlemelerin yasanın bütünlüğünün bozulmasına neden olmakla beraber, madde hükümleri arasında çelişkilerin doğmasına da yol açtığını ortaya koymaktadır.
     

Sayfayı Paylaş