1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

"her şeye Hazırıklı Olmamız Lazım"

Konusu 'Galatasaray' forumundadır ve Misafir Üye tarafından 29 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

  1. Misafir Üye

    Misafir Üye Usta

    Katılım:
    9 Ekim 2006
    Mesajlar:
    608
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    30 ÇTL
    Galatasaray’ın ve Türk futbolunun yaşayan efsanesi Hakan Şükür, “Aslanlar Konuşuyor” isimli programda Mustafa Muratoğlu ve Veli Yiğit’in sorularını yanıtladı.

    En çok merak edilen soruyu soralım. Hakan Şükür şimdi ne yapacak? Futbolu bırakacak mı? O, 9 numaralı efsane parçalı forma gollerini sıralamaya devam mı edecek? Yoksa bizim biraz da üzerinde görmeyi yadırgayacağımız başka bir formayla futbol hayatını sürdürecek mi Hakan Şükür?
    O konuda şüphesiz şu anda oturmuş bir fikrim var. Ancak özellikle şampiyonluktan sonra geçen bu 15 günlük süreci yaşamak istedim. Galatasaray seyircisinin bu şampiyonluğun sevincini doyasıya yaşamasını istedim çünkü onlar bu şampiyonluğu gerçekten hak ettiler. Futbolcular da taraftarlar da büyük emek vererek bu şampiyonluğu kazandırdılar. Futbolcuların bu şampiyonluktaki emeklerini parayla pulla gerçekten ölçemeyiz. Nihayetinde benim kontratım bu sezon sonu bitti. Şu son 15 günde en azından yönetimin benimle ilgili kararını bilmek isterdim. Genelde medyadan duydum bazı şeyleri. Kalli’nin son açıklamalarından sonra da biraz farklı bir düşünce içerisine girdim. O açıklamalar açıkçası beni de biraz üzdü. Yöneticilerimiz her zaman bana, Hasan Şaş’a diğer tecrübeli isimlere karşı duyduğu sevgiyi dile getirdi.

    Ben futbol oynamak isteyen birisiyim. Bundan 4 yıl önce çok büyük paraları tepip buraya geldim. Para benim için hiçbir zaman önemli olmadı bunu açık yüreklilikle söylüyorum. Gitmek isteseydim 4 yıl önce giderdim. Daha çocuklarım okula başlamamıştı. Düzenimi kurabilirdim başka bir ülkede, ancak bunu kabul etmedim çünkü Galatasaray sevgisi benim için parayla ölçülemez.

    Ben hep günlük planlarla hareket etmek zorunda kaldım; bu bağlamda Milli Takım için de İtalyan bir kondisyonerle çalışmaya başlamıştım. Formda bitirdiğim bir sezonda Euro 2008’de yer alacağımı tahmin ederek planlarımı yapmıştım. Kalli benim çok saygı duyduğum bir isim. Yaşadığımız kadro dışı kalma olayına rağmen benimle ilgili hem çalışma ahlakım hem de formayı hak ederek aldığımı belirtmesi beni gerçekten çok mutlu etti. Son açıklamasında da Kasım ayındaki gönderilecekler listesinde benim de ismimin yazılı olduğunu öğrenmem beni açıkçası kırdı biraz. Bunu biraz hissetmiştim aslında ve o dönem bunu hissetmeme rağmen bu şampiyonlukta pay sahibi olmam, benim bu kulübü ne kadar çok sevdiğimin bir göstergesidir.

    Yurtiçinden ve yurtdışından. 37 yaşında olmama rağmen büyük rakamlar teklif ediliyor benim için. Dubai olsun Amerika Birleşik Devletleri olsun çok ciddi teklifler aldım. Ben parayı hiçbir zaman düşünmediğim için ailemi ön planda tutmak durumundayım. Özellikle kızım Zeynep şu anda belirli bir kültürün, belirli bir arkadaş grubunun içinde eğitimini sürdürüyor. Eğer o, okula başlamamış olsaydı karar verip gitmek daha kolay olurdu benim için. Çocuklarımın yabancı dil eğitimlerini alıp farklı kültürler de öğrenerek eğitim hayatlarını tamamlamasını istiyorum. Belki onlar için zor olacak böyle bir durum ancak olayı fazla da dramatize etmemek lazım. 1 Hazirana kadar Galatasaray’ın futbolcusuyum ve 1 Haziran’da boşta kalacağım. Tabi bu da benim için üzücü bir durum olacak.

    Peki bunu Hakan Şükür’den ayrılık sinyali olarak algılayabilir miyiz?
    Her şeye hazırlıklı olmamız lazım tabi ki. Adnan Polat benimle ilgili sorulan soruya “Hayat sürprizlerle dolu” diye cevap verdi. Şimdi ben de aynı şeyi söylüyorum, hayat gerçekten sürprizlerle dolu. Mantıklı hareket etmek ve düşünerek hareket etmek zorundayım. Elbette üzülebilirim bunun sonucunda. Artık benim sözleşmem bitti ve yönetimin vereceği karar önemli.

    Fatih Terim’e kırgın mısın peki? Türk futbolunun tarihini değiştiren ikili olarak gösterebiliriz sizi. Hatta bir röportajında başarının sırrıyla ilgili olarak “Önce alın terim sonra Fatih Terim” demiştin. Ve Euro 2008 kadrosuna alınmadın. Formda girdiğin son haftaların ardından bu formayı bekliyordun. Neler düşünüyorsun Fatih Hoca’nın bu kararıyla ilgili olarak?
    Açıkçası böyle bir kırgınlık olması mümkün değil. Futbol hayatımın başından sonuna kadar beraber çalıştığımız bir isme karşı böyle bir kırgınlığa girmem söz konusu olamaz. Bu benim karakterime aykırı bir durum. Orda olmayı çok istedim çok da iyi hazırlandığımı düşünüyorum Euro 2008 için ama olmadı; üzüldüm. Ama bu Fatih Terim’in bir takdiridir. Kadroya aldığı oyuncular da çok önemli oyuncular ve iyi de bir hazırlık dönemi geçiriyorlar. Kırgınlığım yok sadece gitmediğim için üzüldüm. Zaten buna üzülmeseydim Fatih Hoca üzülürdü. Nihayetinde ikimiz de birbirimizin kariyerinde etkili olduk bir şekilde. Bundan dolayı kırgınlığım asla olamaz.

    Türk spor kamuoyunda ve medyasında Hakan Şükür hep tartışıldı.
    Neden tartışılır Hakan Şükür?
    Hakan Şükür elbette tartışılacak bir oyuncu. Çünkü futbol günlük performanslar dahilinde değerlendirilen bir spor ve her zaman herkes tartışmaya açıktır. Ancak bu tartışmaların içine hazımsızlıklar ve ideolojiler girince üzülüyorum. Atılan goller ve kırılan rekorları bir kenara koyacak olursak Hakan Şükür bir takım oyuncusu ve bu kadar rekoru da bir takım oyuncusu olarak kırdı Hakan Şükür. Beni en çok sevindiren madde de bu. Ben sadece gol atarak değil asist yaparak, arkadaşlarına duvar olarak, boş alan yaratarak Türk futbolunda çok da eğitimi verilmeyen noktalarda da başarılı olduğumu düşünüyorum. Oysa Türkiye’de her şey gol atmaktan ibaret gösteriliyor. Maalesef eğitici anlamda bunlar hiçbir zaman söylenmedi. Zaten medyanın görevi de bu unsurları ön plana çıkarmak olmalı. Eğer asist yapmazsanız, boş alan yaratamazsanız, takım arkadaşlarınıza yardım etmezseniz iyi bir takım oyuncusu olamazsınız. Hıncal Uluç’u, Ömer Üründül’ü ve Kemal Belgin’i bu konuda ayrı tutuyorum. Bu insanlar gerçekten benim bu özelliklerimi her zaman dile getirdiler. Eğitici yayınlar yaptılar ancak medyanın diğer kısmı, belki tuttukları takım Galatasaray olmadığı için, farklı ve çarpık yorumlar yaptılar. Bu durumlarda bütün bu başarıları yakalamamda takım arkadaşlarım, camiam, ailem, herkesin büyük payı var. Müthiş arkadaş gruplarıyla çok önemli insanlarla çalışma fırsatı yakaladım. Hani hep derler ya Hakan Şükür’ün takımda grubu var diye. Ben her zaman oynadığım takımlarda tek bir grubun üyesi olmayı başardım. Bunu şampiyon olduk diye söylemiyorum. Bazen bu arkadaş grupları sizi başarıya götürmez ancak her zaman çok kaliteli çok güzel arkadaşlıkların yaşandığı gruplarla çalıştım. Ve nihayetinde de yaşanan başarılar da bu kaliteli arkadaşlıkların neticesinde geldi.

    20 yılı aşkın futbol yaşantında hiç pişmanlıkların oldu mu?
    Hiç pişmanlığım olmadı. Ben biraz kaderci bir insanım. Her zaman kendi kararımı kendim verdim ve bu kararları verirken de beni zorlayan şartlar oldu. Yaşadığım en zor dönemlerde bile pişmanlık duymadım. Attığım her adımla ilgili olarak iyi ki yapmışım dedim hep. Bir çok değerli insan tanıdım, attığım her adımın ardından. Özel hayatımda keşkelerim oldu. Onları da bir ders olarak algıladım hep. Maddi anlamda çok kazık yedim, dolandırıldım. Biraz güvene dayalı ilişkilere önem veren bir yapım var. Bu da yanlış tabii ki. Bizim gibi isimleri madden ve manen kullanmak isteyen bir çok insan olabiliyor. Ama benim hayatım ortada. Kimseden gizli ya da saklı olarak yaptığım bir şey yok. Ama her zaman bir şeyler yazılıp çiziliyor. Bir odada kendime ait bir gazete çıkaracak halim yok. Ancak işte burada sizle yaptığımız röportaj gibi bunları anlatacağım. Sonra gazeteler bunu başka türlü yazacak. Böyle sürüp gidecek sanırım.

    Hakan Şükür bu sene veya gelecek sene veya 2 sene sonra futbolu bırakınca ne yapmak istiyor? Futbolun içinde kalacak mı?
    Futbolun içerisinde olmayı düşünüyorum. Teknik anlamda olabilir, menajerlik olabilir, belki federasyonda bir görev olabilir. Tabi bunu bilemezsiniz. Yorumcu olmam konusunda çok önemli teklifler aldım ancak yorumculuk bana çok zor ve uzak gözüküyor. Bizim ülkemizde insanların kafelerde aralarında konuştukları her şey haber olarak gündeme gelebiliyor. Bu insanların da kullanması için Hakan Şükür ismi çok uygun bir isim oluyor. Bu iddialara karşı çaresiz kalabiliyorsunuz çünkü cevap verecek bir yayın organınız olmuyor. Ben olabildiğimce performansımla bu suçlamalara cevap vermeye çalıştım. Her zaman takımın bir parçası olmak isteyen, arkadaşlarıyla beraber rakibe karşı mücadele etmeyi seven bir insan oldum. Son Fenerbahçe maçında da mesela oynamayı çok isterdim ama o kutlu doğum röportajı benim o maçta oynamamı etkiledi maalesef.

    Galatasaray taraftarları senin için “kal bu sene, yaşanacak çok şey var bu sene” şarkısını söylüyorlar.
    Kalacağız elbette, kalbim her zaman Galatasaray’da olacak. Ancak yaşanan son olaylar, gönderilecekler listesinde adımın bulunması beni çok üzdü. Kafamda taşıdığım bazı endişelerin gerçek olduğunu gösterdi bana. Ancak şunu söyleyebilirim, Kalli’ye sezon boyunca hiçbir zaman sırt çevirmediğim için kendimle gurur duydum. Ondan da bu samimiyeti görmek hoşuma gitti.

    Sence Galatasaray nasıl bir teknik adamla anlaşmalı?
    Galatasaray’ın iyi bir kadrosu var. Şampiyonluğu yakalayan çok önemli bir kadro. Gerekli takviyeyi de büyüklerimiz yapacaktır. Takip edebildiğimiz kadarıyla 4-5 isim var. Bence bu isimler arasında Laudrup benim en çok istediğim kişi. Hem futbolcuğunda hem de teknik adamlık kariyerinde çok sağlam duruşu olan bir isim. Maddi olarak çok kolay gözükmüyor ancak imkansız diye de bir şey yok.

    Buradan son olarak Galatasaray taraftarına sesleniyorum. Bunca sene benim hakkımda bu kadar çok eleştiriyi okuyup bu kadar ağır şeyleri duymalarına rağmen beni sevmeleri gerçekten inanılmazdı. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra da diğer arkadaşlarımıza da aynı şekilde destek olmaları lazım. Bu destekler uzun vadede bu genç arkadaşlarımıza çok şey kazandırır. Bunun da en güzel örneği benim. Onların sevgisi gerçekten beni ayakta tutan en büyük güçtü.
     

Sayfayı Paylaş