1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Herkes Çekiyor, Neyi Çektiğini Bilmeden!!

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve ÇağanCan tarafından 29 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. ÇağanCan

    ÇağanCan Aktif

    Katılım:
    2 Kasım 2012
    Mesajlar:
    334
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Turizm
    Yer:
    Ankara-Antalya
    Banka:
    33 ÇTL
    Herkes çekiyor! Neyi çektiğini bilmeden

    Bursa Ulu Cami. Vakit huzura yaklaşmak üzere. Ki huzur en çok her şehrin Ulu Cami'sinde beklemektedir bizi.

    Ama o da ne?!
    Vakti huzur üzere beklemek var iken.
    Şöyle sesiz. Şöyle başını kalbine gömerek…
    Şu şadırvandaki suyun akışına karışıp ...
    Kalbin sesini şadırvandaki suyun sesine arkadaş edip.
    Işığın kaç ayrı perdeden oynaşıp kaç ayrı gölgede tonlanışından ilham alıp.
    Sakinleşmek var iken..
    Bu nedir! Bu olmakta olan!!!
    Herkes. Her yaştan. Her her meşrepten. Her sınıftan.
    Elinde cep telefonu ya da daha profesyonel kamera ile.
    ÇEKİYOR.
    Ekrana neyi düşürdüğünü bilmeden gözünü kameranın gözüne emanet ederek.
    Kendi gözlerinden kendi hafızasından daha çok makinenin gözlerine ve makinenin hafızasına güvenerek.
    ÇEKİYOR.
    Camide. Tesbih çekmiyor lakin. Fotoğraf çekiyor.
    Nereyi çekiyor?
    Nereyi çektiğini bilmeden çekiyor.
    Turistik bir heyecan ile çekiyor.
    Sadece gözleri görünen çarşaflı kadın da bu turistik heyecanın pençesinde;
    Pardesüsu yerlere değen hanımanne görüntüsündeki teyze de;
    Ayakta deri niyetine kot pantolon sırtta deri niyetine tişört dar omuzlarının üzerinde başının üstüne neler koyduysa koca bir kafa eylemiş olan başörtülü kız da;
    Başındaki örtüyü düştü düşecek bir gevşeklikle tepesinin ortasına attırıvermiş; etekler dizden yukardabilezikler dirsekte; nereye bakacağını bilmeden emanet bir hayranlık maskesiyle dolaşan kadın da
    Çıplak ayaklı çıplak kollu gayri Müslim turist de.
    Ziynet konusunda kadınlarla yarışmaya dünden razı bilekleri boynu parnakları dolu esnaf kılıklı adam da.
    Halka karışmamak için tenha köşeler arayan bürokrat ya da teknokrat olan beyaz yakalı beyler de.
    Hasatını kaldırmış da el yeğniliği olarak şehre inmiş çifçi de.
    Herkes ÇEKİYOR.
    Herkes “oradaydım” mesajı ile kendisini kayıt altına alıyor. Ahirete intikal edecek resimli bir proje yarışmasına katılmışçasına.
    Lakin kimse camide olmuyor. Kimse huzurda olmuyor.
    Yalnız rahlelerin üzerine olabildiğince eğilerek gelmekte olan vakte gark olanlar.
    Zamanın ve mekanın ruhu ile uyum içinde usul usul Kur'an okuyanlar.
    Gözlerini kapatıp neredesin ey huzur diye istigfar çekerken kalbini kuş gibi uçuranlar.
    İşte yalnız onlar fotoğraf çekmiyor.
    Çünkü onlar tövbe istiğfar ile dünyanın yükünü çekiyor.
    Belki de kıyamet onların yüzü suyu hürmetine üzerimize bu defalık da çökmüyor.
    Dualarınız Kabul Olsun. Dualarımız huzurdan geri dönmeyen dualardan olsun.
    Lakin anasız babasız kalanları evlatlarını bir gecede yitirmiş olanları hastalığın pençesinde ilaçsız ve hekimsiz çile çekenleri kapısı penceresi günlerce açılmamış olanları da görün emi? Gözünüz ile görün. Gönül gözünüz ile görün. Kameralara emanet etmeden. Sizin başınız göğe eriyor olabilir. Lakin göklerin çökmek üzere olduğu zamanlara geldik işte… Unutmayın! Bir tek kişi kalbinde iyiliği muhafaza edebildiği sürece kopmayacak kıyamet. Neden o bir kişi siz değilsiniz? Neden sizin kalbiniz kaplarda birikmiş sütleri mayalamaz?
     
    ~KaÇaK CaDı~ bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş