1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Herkesin, kendisi olmaktan sıkıldığı zamanlar vardır.

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve iLk_NuR tarafından 13 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. iLk_NuR

    iLk_NuR Üstat

    Katılım:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.332
    Beğenileri:
    21
    Ödül Puanları:
    1.130
    Yer:
    meLekLerin arasından:)
    Banka:
    93 ÇTL
    Herkesin, kendisi olmaktan sıkıldığı zamanlar vardır.

    Dertlerinin, sıkıntılarının, kederlerinin kendi küçük hayatının havuzuna sığmadığı zamanlar.

    Geçmişini, gününü hatta geleceğini unutmak, bütün varlığını ıslak bir palto gibi bir portmantoya asıp yürümek istediği zamanlar.

    Hemen hemen herkes bilir bu duyguyu.

    Bu kendinden kaçma isteğini.

    Sanırım, bayramlar bunun için icat edilmiştir.

    Herkes kendi “küçük havuzunun” suyunu, büyük kalabalıkların denizine boşaltabilsin, bir zamanlığına da olsa kendini unutabilsin diye.

    Herkesin bir araya gelip oluşturduğu ama kendisini oluşturan herkesten daha başka bir şey olan kalabalıklar iyi sığınaklardır.

    İnsanların acıları ne kadar artarsa, kalabalıklara olan tutkusu da o kadar artar.

    Ezilen, acı çeken, hayatın sıkıntılarıyla bunalan insanların, parçası oldukları kalabalıklara, aşiretlerine, dinlerine, milletlerine olan düşkünlüklerinin fazlalaşması, içine akacakları, kendilerini unutacakları bir denize duydukları ihtiyacın güçlenmesindendir.

    Bazen, insanlar ortak öfkelerinde buluşup, kalabalıklara karışarak, bir düşmana karşı kinlerini bileyerek unuturlar kendilerini.

    Bu tür kalabalıkların içinde acılarını unutanlar, kısa süre sonra daha büyük, daha ortak ve daha unutulmaz acılarla karşılaşırlar.

    Savaşlar, kıyımlar, kanlı saldırılar, bu tür kalabalıklara karışan insanların aktığı karanlık denizlerdir.

    Böyle zamanlarda, kalabalıkları uyarmak henüz kendini ve aklını kaybetmemiş olanlara düşer.

    Öyle zamanlarda “durun” diye bağırmaya uğraşırsınız.

    Bir de bayramlar, ortak sevinçler vardır.

    Bence, öyle zamanlarda, o kalabalığın içine akmamış olanlar da susmak nezaketini göstermelidir.

    Gerçekleri unutmak isteyenlerle...
    aLıntı
     

Sayfayı Paylaş