1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hilal Dikmen - Ab-ı Şiir..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 14 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL






    Gözlerimde güneş çarpması, ellerim yanmış
    Akşamüstü soyundu, tenine esen iflah olmaz bir deli,
    Çıplak ruhunu gerdi ana caddelere
    Adım başı keder çalındı sokak taşlarının kırmızı yüzlerine
    Tadı melankolik, kulaklarımda isminizin çığlık hâli.
    Ömrün çarşısından işportaya çıkmış mutluluklar çaldım
    Ellerimde hırssız bir koku, gözlerimde vicdan yangını

    Her şey bir gözyaşı ertesinde vuku bulmuştu oysa
    Terleyen ruhum kendini açık etti, ayaklarım hafifledi sandım
    Adımlarımda delirmiş akşamüstünden kalma platonik bir çarpıklık
    Geçmişten gelen hayal/et/ler evimin önünde açık unutmuş kuyu kapaklarını
    Yansıdım kendime, ayna sandım, düştüm delikten içeri
    Sabah ezanı tuttu kollarımdan da, bana mısın demedi, ruh.
    Kırk cümlelik kırk satır kadar kaldım kendi içimde
    Dışarı çıktığımda esiyordu üstüm başım;
    Unutulmuş sokakların görünmez sakinlerinin uğuldayan ateşi gibi.
    Ellerimde anı körelmesi, gözlerimde çok sesli bir mutsuzluk.

    Nefesim ellerimde, tabelası ağlayan bir dükkâna girdim;
    Antika ruhlar satan bir diyara kalkan geminin bileti satılırmış orada
    Karşımda bir adam, yaşlı, yaslı,
    Akşamın biri sinirlenmiş, çizikler bırakmış nüfusta genç olan tenine
    Gecenin birini soyunurken yakaladı diye düşmüş saçına aklar.
    Geçmişle gelecek arası yol ne kadar sürer, dedim.
    Gözlerim kendime dönük, ellerim ona.

    Sonra sizi gördüm karşı kaldırımda,
    Kaldırımın üzerinde huzura el açmış minareler
    Sabah kör olmuş, kendini asmış Boğaz Köprüsü'nün metaline.
    Bir kadın, bir de erkektiniz aslında, insan değil.
    Kemerime astığım anılarım tıngırdıyordu, şehirde bir ölü sessizlik.
    Gözlerimde gözleriniz, ellerimde sizden bana kalan...
    Hiç Yok'tan iyidir, dedim kendiliğime.

    'Eğer bugün çıngıraklı bir yassa tüm varlığım
    Sizin elleriniz üşüyor diye buz tutan saçlarımdandır.
    Eğer gülümsemek bir maskeyse şapşal bir yıldızdan çaldığım
    Bir tek Ağlamak, bana değer verdiğindendir.
    İnsan dediğin hayatın piştiği tencereye atılmış baharatsa sadece
    İnsan olmayı tanımlayan her kelime sizin lügatinizden kurtulmak için
    kendini ruh intiharlarına feda ettiğindendir.
    Nefesin kesilmesi
    Ansızdır.
    An, sizsinizdir, nefes kesildiğinde.
    Nefesimin önünü kesen her cümleye inat
    Bedenime erişip ruhumu açık arttırmayla sunacağım iblisin birine'

    Ben konuştukça karardı göğün çehresi,
    İçimde Akşam Yıldızı'nın güne hasreti
    Gözlerimde güneş çarpması, ellerim yanmış
    Akşamüstü soyundu, tenime esen iflah olmaz bir deli,
    Çıplak ruhunu gerdi ana caddelere
    Adım başı isyan çalındı sokak taşlarının kırmızı yüzlerine
    Tadı muzaffer, kulaklarımda isminizin sessiz hâli.

    Ruhumdan bedenime yürüyen kimliği belirsiz anıları öldürmem
    Ansızdı.
    An, sizdiniz, güneş omzumda ağlarken.

    Ellerimde mısraların renkli sözleri var şimdi;
    Ölü şairlerin yanı başımda beliren unutulmuş sözleri.
    Çatlamış duvarlarımın gerisinde gördüm, aynı adamı
    Gece affetmiş onu, yıldıza dönüştürmüş saçlarındaki akları
    Tenindeki çizikler, alacası olmuş akşam ertesinin.
    Ruhla beden arası yol almak ne kadar sürer, dedim;
    Ellerimde mürekkep lekesi, gözlerimde yaşam.



    Hilal Dikmen
     

Sayfayı Paylaş