1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hilmi Yavuz Şiirleri

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 15 Ağustos 2012 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL
    AKŞAMIN YARISINDA

    herkes öteki gibi duruyor... akşam
    da durduğu yerde durmuyor artık;
    yolcu yolu kuşatıyor durmadan;
    kapanıyor 'Zaman' denen karanlık...

    hiçbir şeyde yok gibi ve herşeyde var;
    sıkışmış birileri ara yerde;
    kalbim! durma yetiş eski yazlara!
    nedense bir durgunluk var saatlerde...

    herşey nasıl da bütündü bir zaman:
    şimdi bahçe eksik, güllerse yarım;
    kar yağar, hüzün bile yok... ve nerdesiniz,
    âh, evet nerdesiniz, yoksaydıklarım?
     
  2. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL


    ay doğar
    bir ay doğar umarsız gözlerinden
    bir ay batar bedir allah
    karanlıklar bir silâh kahrı gibi oturur yüreğime
    iflah olmaz bir silâh

    ya kara bir kırbaç gibi vur beni küheylânlara
    ya beni öldür allah

    dünyada
    nerede olursa olsun dünyada
    senin umarsız gözlerin
    kanlı bir avuç zehir
    bir de yangınlı yaz akşamlarıyla bir gelir
    ya da

    senin umarsız gözlerin
    mahzun eşkiya ateşleridir
    tutuşur rüzgârlı bayırlarda​
     
  3. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL


    mübalâğa akşam olur

    güz, neftî dolaklarını kuşanır da gelir
    yaprağın fetrete düştüğü zaman

    sen ey yaz günlerini
    top top ak çuhaya tebdil eyleyip
    ve solgun bir gülümseme olarak
    eğnine giyen şaman
    buyur otur
    şeyhim
    samanyollarının ılık sedirine uzan
    uzun, görklü ve sof
    yüzünü bizden yana döndür
    bize buğdayın ateşini
    gözlerin timârını
    ve hüznü vâridâtını anlat

    elini elimize dokundurmadan

    sen ki öldüğü yere
    bir kök sümbül bırakır gibi
    usulca sevdalar bırakan
    ovaların ve kartalların musahibi

    ne zaman diye sorma, ne zaman
    yaprağın fetreti gülün kıyâmına
    gülün kıyâmı ağacın isyanına
    dönerse işte o zaman

    mübalağa akşam olur
    güz, neftî dolaklarını çıkarır da gelir

    elini elimize dokundurmadan
     
  4. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL


    nerde o sarısabır, safran ve sarı sesi
    akşamın? duymak sanki bir gülün
    yolculuğu gibidir bahçeden sana doğru;
    gelsin, bilsin ve sensin, yağdığın o yağmuru
    alıp gidensin işte, daha ergin bir yaza...

    bahçemde yer kalmadı, her taraf tıka basa
    yaşlı yazlarla dolu... orda elbet o çölün
    ortasında yabansı, ürkek ve sanki garip
    bir şeyler duyuyorum... sesler, şeyler? ölünün
    son gördüğü o gülü çağrıştıran, -nedense...

    ben yine bahçemleyim, bu belki kendimleyim-
    mi demek? Zaman ten'dir, eğer yazlar bedense...
     
  5. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL


    derindir arası güllerin
    ve aşkın yakut dilinden
    duyulur türküsü şiirin:
    -çiçekli dağ
    çiçekli dağ

    aşklar anlatıdır yazın
    onları bir sokağ
    ın
    adıyla çağırır yolllarında:
    -çiçekli dağ
    çiçekli dağ

    aynalar uçurumdur bakarsan
    derin bağ
    larla
    bağlanır acılarımız
    çiçekli dağ
    çiçekli dağ

    ve sessizlik büyük ağ
    larla çeker
    yolcu denilen nehri
    kimdir hüzün söyle söyle
    çiçekli dağ?
     
  6. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL


    biz ki sevdamızı, alaca
    kıl bir heybe gibi sunduk
    aba terlikle denizi yürüyenlere
    şavkımız dağlara vurunca

    börklüce mustafa, yonca
    ve hançerlerin piri
    ölümü masmavi bir hamayıl
    gibi boynunda taşıyıp
    gözleriyle bir acıya kalebent
    olmanın korkunç şiiri

    dövülüp tavını bulunca

    serez çarşısına, ince
    kıvrık ve celâlî
    bir ayışığı gibi girmek
    ve sesiyle şayağa ve tunca
    sancağı buğdaysı, türküsü ebruli
    bir isyân diye işlenmek

    ve devrilmek, birbiri ardınca

    biz ki, sevdamızı, alaca
    kıl bir heybe gibi sunduk
    aba terlikle denizi yürüyenlere
    gölgemiz dağlara vurunca
     
  7. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL


    kimbilir nereden gelirim?
    soldu tenimde büyü;
    yıkasam çıkmıyor kirim;
    gövdem otuz kuşun tüyü;
    atsam içimden örtüyü;
    sayrıya benzerdi dirim.

    neden böyle acıyor etin?
    sen Çöl'le Kitab'ın arası;
    heybende incir ve zeytin;
    hani nerde çarmıh yarası?
    çöl sarsıldı, çöl sarası
    tutuyor gülünü mahremiyetin.

    o çiviyi çakan kim?
    ve benim çarmıhım kimde?
    ne Söz'üm ben, ne de Dil'im...
    kalbim en büyük gerilim;
    niye ben çarmıhta değilim,
    çarmıh benim içimde?
     
  8. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL


    eylül! daha çocukluğumdan
    beri size bakardım ben
    bir yazın azalmakta olan
    sözcüklerinden nasıl da
    ansızın sökülürdünüz
    bahçelerle ve kül
    dolardı içim...eylül!

    eylül! kırılgan mevsim!
    cam hançeri güzün
    dağılırdı kalbimde
    birden gecenin ve gündüzün
    perdesiyle örtülürdünüz
    tenhâyla ve tül
    dolardı içim...eylül!

    eylül! unuttum sizi
    dağ kızarır yol sararırdı
    ve ben dönüşlere bakardım
    o amanvermez belleğin
    paramparça güldüğüydünüz
    aynalarla ve gül
    dolardı içim...eylül!​
     
  9. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL


    acının vergisini verdik, gülün haracını ödedik
    hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra

    sen ki eyvan ağıtlarda
    sürekli ve ahşap bir gülümseme gibi durdun
    gözlerin bozkırdan devşirme
    yolların bozgundan derlenmiş
    karanlık yolcusu turnaların ve kurdun
    ey hüzünlere reâyâ olan derviş

    acının vergisini verdin, gülün haracını ödedin
    hüznü demirbaş defterinden düşmeye geldi sıra

    tarlalarla uzar gider al kısrak
    gökçe çiçek tozar durur sılalarla
    oysa ölüm, bir uçtan bir uca
    bir uzun kervansaraydır ki
    savrulur günü saati gelince
    yıkılır yırtıla yırtıla
     
  10. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL

    ne zaman dinecek, ne zaman
    bu taflan, bu taflan?

    ey uçurum gözlü sevgilim!
    ne zaman baksam
    bir 'hiçlik tadı'
    ve ağzından
    yıldızlar uçuran
    ergin, yeşil ve yabanıl
    bir yaz gecesi gibisin
    yüzünde yolların gülüşü
    ve yaz göğüne ilişkin
    bir esenlik üretiyorsun
    geçip giden fırtınalardan

    ey uçurum gözlü sevgilim!
    ne zaman baksam
    aşkların büyük yarlarıyla
    kuşatılmış görüyorum kendimi
    safran
    ve ezilmiş yazlardan
    bakışlarının kıyısız
    açıklarına
    gurbet ve cevahir taşıyan
    bir gülüş söylencesi
    geçer bir yazdan ötekine
    derin anlatılardan

    ey uçurum gözlü sevgilim!
    ne zaman baksam
    bir dağın yırtmacından
    ince bir dere yatağı
    gibi kayan
    yeşil tenini görüyorum
    akşam
    nasıl da yakışıyor yüzüne
    ve sanki bir kayalığın içine
    durmadan kendi kendini oyan
    bir ferhâd gibiyim ben
    ya da pusuda, karanlık
    bir gül gibi
    hem solan hem solmayan

    ne zaman dinecek, ne zaman
    bu taflan, bu taflan?

    ey uçurum gözlü sevgilim!​
     

Sayfayı Paylaş