1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hindistan'ın Moğollar Tarafından İstilası

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 11 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.659
    Beğenileri:
    6.050
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Kadın
    Meslek:
    Muhasebe
    Banka:
    4.869 ÇTL
    Hindistan'ın Moğollar Tarafından İstilası

    Hindistan'ın Moğollar tarafından istilası, 1221 – 1327 yılları arasında Hindistan yarımadasına düzenlenen çok sayıdaki Moğol İmparatorluğu istilalarını anlatır. Moğollar Kaşmir bölgesine boyun eğdirseler de Delhi Sultanlığına karşı yapılan saldırılar başarısız olur. Moğol İmparatorluğunun dağılmasından sonra son istila Timur'un Delhi Sultanlığının başkenti Delhi'yi ele geçirip yağmalamasıyla yaşanır. Timur, Hindistan'dan kısa sürede ayrılacaktır.

    Arka planı

    Hindistan ile Moğollar arasında coğrafi olarak Harezmşahlar Devleti bulunmaktadır. Bu devletin ortadan kalkmasıyla Hindistan Moğol akınlarına maruz kalacaktır. 1221 yılında Harezmşahlar Devleti kralı Celaleddin Harezmşah'ı İndus Nehrinde yenen Cengiz Han kaçan Celaleddin Harezmşah'ı takip etmek için ardından Bala komutasında bir birlik gönderir. Bala Celaleddin Harezmşah'ı Pencab bölgesine kovalar. Lahor bölgesine kadar ilerler. Celaleddin Harezmşah bütün takiplerden kurtularak etrafında küçük bir ordu oluşturmayı başarır. Ancak Hindistan'daki müslüman krallarla Moğollara karşı ittifak teklifleri de reddedilir. Celaleddin Harezmşah Pencab bölgesindeki devletleri yense de topraklarını işgal edemez. Dağılmakta olan devletinde ve özellikle Kirman'da çıkan isyanı bastırmaya çalışır. Yeni müttefiklerle Gazne'ye ilerler ve kendisini takiple görevlendirilen Moğol Ordusunu yener. Moğollardan kazanılan ganimetin paylaşılması üzerine çıkan anlaşmazlıklar üzerine ittifak çöker. Bu dönemde Moğol tahtına Ögeday Han geçer. Celaleddin Harzemşah bölgeden uzaklaştırılacaktır.

    Keşmir'in alınması ve Delhi Sultanlığı ile ilişkiler

    1235 yılında Moğol Orduları Keşmir'i işgal eder ve bölge doğrudan Moğol egemenliğine girer.[2] Moğol Orduları Peşaver'e saldıracak ve önceden Celalettin Harezmşah ile işbirliği yapmış olan kabileleri yenilgiye uğratır. Moğol saldırılarından kaçan ve çoğunlukla Türk kökenli Halacilerden oluşan savaşçılar Delhi Sultanlığı Ordusuna katılacaktır. 1241 yılı kış aylarında Moğollar İndüs Vadisini ele geçirerek Lahor şehrini kuşatırlar. Moğol komutanı şehrin alınması sırasında öldürülünce Moğollar şehri ele geçirince büyük bir katliam yaparlar. Bu dönemde Ögeday Han da öldüğü için Moğollar Hindistan seferlerine ara verir.

    Keşmir halkı 1254-1255 yıllarında Moğol boyunduruğuna karşı ayaklanınca Möngke Han tarafından gönderilen birlikler isyanı bastırır. Bölge yıllar boyu Moğol egemenliğinde kalacaktır.[3] Möngke Hanın kuvveti ve etkisi Hindistan'da hissedilmeye başlanınca Delhi Sultanlığını tahtını ele geçirmek isteyen prens Celalettin Mesud Moğol başkenti Karakurum'a 1248 yılında giderek ondan yardım ister. Moğol Ordusunun ve Moğollara bağlı Herat valisinin ordusunun yardımıyla Celalettin Mesud Lahor, Kojah ve Sodra'da hakimiyetini ilan eder.

    İlhanlılar

    1257 yılında Sind valisi Delhi Sultanlığına karşı saldırması durumunda İlhanlı egemenliğine geçeceğini bildirmesi üzerine Hülagû Han güçlü bir orduyu bölgeye gönderir. Ancak Hülagû Han Delhi Sultanlığını işgal etmez, diplomatik olarak uzlaşmayı tercih eder.[4] Bundan sonra Hindistan'a büyük ölçekli Moğol saldırıları kesilecektir. Bu durumu fırsat bulan Delhi Sultanları da Moğollar ve Harezmşahlar gibi yabancı istilacılarla işbirliği yapan yerel prensleri cezalandıracaktır.

    Moğol istilalarından kaçan yerel kabilelerin Delhi Sultanlığına sığınmaları Hindistan'ın kuzey bölgelerinin nüfus yapısını değiştirecektir. Savaşçı Türk kökenli Halaciler, Delhi Sultanlarından iktidarı alarak kendi hanedanlarını kuracaklardır. Delhi Sultanlığının yeni önderleri Hint Yarımadasına yayılmaya başlarken Moğollar yeniden belirecektir.

    Çağatay Hanlığı dönemi

    Moğol İmparatorluğu genelinde Möngke Han'ın ölümünden sonra iç savaşa varan taht kavgası yaşanır.[6] 1227 yılında Çağatay Han tarafından kurulan ve Moğol tahtına bağlı kalan Çağatay Hanlığı iç savaş ortamında bağımsızlığını ilan eder ve bölgesel bir güç haline gelir. 1291- 1306 yılları arasında Çağatay Hanı olan Yesü Duva Afganistan'da etkili olur ve Moğol hakimiyetini Hindistan'a doğru genişletmek ister. 1292 yılında Pencap'ı işgal etmeye gönderdiği öncü birlik Halaci sultanına yenilecektir. Halaci Delhi Sultanı yaklaşan Moğol Ordusunun ilerlemesini geciktirmeye çalışır. Bu sırada öncü birlikteki esir edilen Moğol askerlerinden 4 bin tanesi müslüman olarak Delhi Ordusuna dahil edilir.[7][8] 1297 yılında Moğolların Hindistan seferi başarısız olur. 1294 yılında tahta çıkan Delhi Sultanı Alaeddin Halaci'nin en başarılı komutanlarından Zafer Han Moğol Ordularını durdurmayı başarır. Çağatay Hanı Yesü Duva, 1304 yılında Cengiz Han torunları arasındaki iç savaşların sona ermesi ve Temür Olcaytu Han'ın toplanan kurultay sonunda barış ilan etmesi üzerine Hindistan'a ortak bir sefer çağrısı yapsa da planlanan bu sefer gerçekleşmez.

    Moğol istilaları

    Halaci Hanedanı dönemi


    Moğol saldırıları durdurulmuş olsa da kesilmeyecektir. Alaeddin Halaci, Moğollarla barış yapması ve boyun eğmesi çağrılarına kulak asmayacak ve Delhi önlerine kadar ilerleyen Moğollarla savaşacaktır. Delhi Sultanlığı Ordularının komutanı Zafer Han beklemektense saldırarak Moğol Ordularını püskürtecek ancak savaş sırasında kendisi de öldürülecektir.[9] Moğollar geri dönmek için acele etmezler. Alaeddin Halaci'nin Chittor'u muhasara etmesini beklerler ve görece az bir kuvvet olan 12 bin askerle ağır silahlar olmaksızın hızla ilerlerler. Siri'ye sığınmak zorunda kalan Alaeddin Halaci aylarca Moğol Ordusunun bölgeyi ve Delhi'yi yağmalamasını çaresiz seyretmek durumunda kalır.[10] Ağır silahlardan mahrum olan Moğollar bölgeyi talan etse de Siri'yi alamazlar. Yaklaşık iki aylık pat durumundan sonra uzun süre düşman bir bölgede yurtlarından uzak kalamayan Moğollar bölgeden çekilmeye karar verirler. Moğolların ayrılmasından sonra benzer bir istilaya önlem almaya çalışan Alaeddin Halaci bölgedeki kaleleri güçlendirir ve garnizonları yoğun bir şekilde silahlandırır. Sınır birlikleri için özel bir ordu bile kurulur.

    Alınan önlemlere rağmen Moğol Ordusu yeniden belirip Pencapa bölgesini yağmalar. Bu sefer Delhi Sultanlığı saldırıya hazırdır. Ünlü komutanlar Gazi Malik ve Malik Kafur komutasındaki ordu Moğolları püskürtecek ve önemli komutanları esir alacaktır.[11]

    Çağatay Hanı Yesü Duva'nın 1306 yılında ölmesiyle başa gelen oğlu Könçek bölgeye yeniden sefer düzenler. İndüs Nehrini Multan yakınlarında geçerken saldırıya uğrayan Moğollar tüm orduyu kaybedecektir.[12] Bu dönemdeki son Moğol istilası 1307-1308'de yaşanır ancak kısa sürede püskürtülür.

    1308 yılından sonra Hindistan'a Moğol saldırıları kesilir. Bunda Alaeddin Halaci'nin uyguladığı saldırgan dış siyasetin de etkisi vardır. Sürekli olarak Moğol egemenliğindeki topraklara yağmalama amaçlı ordular gönderecek ve Moğol ileri hatlarını yıpratacaktır.

    Moğol Ordusunda savaşırken esir düşen ve müslüman olunca Delhi Sultanlığı ordusuna katılan müslüman Moğol askerler arasında huzursuzluk baş gösterir. Bunun sebepleri arasında bu askerlerin subay yapılmaması, diğer askerlerin haklarından yararlanamamaları ve ayrımcılığa maruz kalmaları sayılabilir. Bu askerler sorunlarının kaynağı olarak gördükleri Delhi Sultanı Alaeddin Halaci'ye suikast düzenlerler ancak başarılı olamazlar. Bunun ardından müslüman olmuş Moğollara karşı kitlesel katliam yapılacak ve askerlerin yanı sıra aileleri de katledilecektir.

    1320 yılında Moğollar Keşmir bölgesine saldıracak ve kış aylarına kadar bölgede kalıp yağmalayacaklardır.

    Tuğluk Hanedanı dönemi

    Hindistan'a Moğol saldırıları Halaci Hanedanının yerine geçen Tuğluk Hanedanı döneminde de devam edecektir. 1327 yılında Çağatay Hanlığı orduları sınır kasabalarına saldıracak ve Delhi'yi kuşatacaktır. Tuğluk hükümdarı I. Giyaseddin Tuğluk Şah Sultanlığını saldırılardan korumak için büyük miktarda rüşvet verecek, İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır ile ittifak yapmaya çalışacaksa da başarısız olacaktır. Çağatay Hanı Alaaddin Tarmaşirin'in Budizmden Müslümanlığa geçmesi ülkesinde çalkalanmaya yolaçacak ve iç sorunlarla boğuşan Çağatay Hanlığı Hindistan'a büyük çaplı sefer düzenleyemeyecektir.

    Bu dönemde Moğol paralı askerleri kuzeydoğu Hindistan bölgesinde yerel prenslerin ordularında yeralarak bölgesel çatışmalara dahil olacaklardır. Büyük çaplı Moğol istila dönemi kapanmıştır.

    Timur istilası

    Çağatay Hanlığı zayıflayınca hakim olduğu Orta Asya bölgesinde Çağatay komutanlarından Timur öne çıkar. Belli bir süre kâğıt üzerinde Çağatay Hanlarının vesayeti altında kaldıktan sonra kendi adını alacak olan Büyük Timur İmparatorluğunu kurar. Timur, egemenliğini genişletirken çok sayıda Moğol kabilesini birleştirecektir. İslamiyeti yayma adına yayılmacı bir siyaset izleyecektir. 1398 yılında Delhi Sultanlığında iktidarda bulunan Tuğluk Hanedanının Müslümanlıktan uzaklaşarak bölgede Hinduizme taviz verdiği gerekçesiyle savaş ilan eder. İlan edilen gerekçe bu olsa da esas amaç Hindistan'ın zenginliklerini ele geçirmek ve ülkeyi yağmalamaktır.

    Delhi'nin yağmalanması

    Timur, İndus Nehrini 24 Eylül 1398 günü geçer. Timur'un ilerleyişi sorunsuz olmaz. Delhi'ye doğru ilerleyen ordu özellikle Meerut bölgesinde direnişle karşılanır. Ancak çok büyük bir orduyla bölgeye gelen Timur'un ilerleyişi durdurulamaz. Delhi Sultanı olan Mahmud Nasreddin ise iç karışıklıklarla uğraşmakta ve güçsüz durumdadır.

    İki ordu 17 Aralık 1398 günü karşı karşıya gelir. Savaştan önce Timur daha sonra da örneklerini göstereceği acımasız korku salma taktiği gereğince 100 bin esir Hinduyu öldürecektir. Savaşta Timur, Delhi Sultanlığı Ordusundaki savaş fillerine karşı develerle savaşacak ve başarı kazanacaktır. Savaşı görece kolaylıkla kazanan Timur, Delhi'yi ele geçirecek, yağmalayacak ve yakacaktır.Delhi'den Ocak 1399'da ayrılır ve Ceyhun Nehri ötesindeki yurduna çekilir.

    Geleneği

    Timur'un kurduğu imparatorluk kısa sürede dağılacak ve ardılları fethedilen bölgelerde tasfiye edilecektir. Timur soyundan gelenler, yerel hükümdarlarla ve Çağatay kolundan Moğollarla çeşitli evliliklerle karışacaktır. Bu geleneğin bir parçası olan Babür hem Timur hem de Cengiz Han soyundan gelir. Önce Kabil'de bulunan Babür, komutasındaki birliklerle Delhi Sultanlığına saldıracak ve tahtta olan Lodi Hanedanına 1526 yılındaki I. Panipat Muharebesiyle son vererek kendi hükümdarlığını ilan edecektir. Moğol kökenli olmasına rağmen Timur İmparatorluğunda görev almayarak Hindistan'a yerleşecek ve kendi imparatorluğu olan Babür İmparatorluğunu kuracaktır.[18] Moğol askeri sistemi, gelişkin Hint kültürüyle Babür İmparatorluğu döneminde kaynaşacak ve yoğrulacaktır.
     
Benzer Konular
  1. Girayhan
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    629
  2. arzum
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    847
  3. wien06
    Mesaj:
    2
    Görüntüleme:
    870
  4. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    617
  5. Papatya
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    336
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş