1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hiphop Nerde Nasıl Doğdu?

Konusu 'Müzik' forumundadır ve Suskun tarafından 17 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]


    HiPHOP NEREDE, NASIL, HANGİ KOŞULLARDA DOĞDU: (Part1-1979 Yılına Kadarki Dönemi içermektedir)


    Tarihin en derin acilarin yasandigi, kentlerin yerle bir edildigi, on milyonlarca insanin hayatini kaybettigi 2. dünya savasi sonrası, Faşist Mussolini italyasi ve Nazi Almanyasina karşi zafer elde eden iki ülke olan Kapitalist Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dünyanin egemenliğine oynayan iki dev güç olarak ortaya çıkmişti.

    Yaşanabilir yeni bir dünya hayalli, geride kalan tüm insanları etkisi altına almisti. Savas sonrası dogan çocuklar, 1960lara gelindiginde ergenlik yasini geride
    birakmis, temelde aile kurumunun baskici kutsalligina karsi isyanla ortaya çikan özgürlük savunucusu birer genç olmuslardi.
    [​IMG]
    Oldukça ferah geçen ve sivil tarihinin en renkli dönemi 1960larin estirdigi rüzgar, dünyanin her yerini etkisi altina almişti. ‘Beat Kuşagi’ böyle bir dönemde ortaya çikmiş ve tarihin akişina damgasını vurmuştu. ‘Savaşma- Seviş’ yaşam felsefesiyle ayaga kalkan gençler, daha fazla özgürlük, daha fazla adalet istiyordu. 1960larin bu Beat Kuşagi, 60 sonrası gençlik hareketinde oldugu gibi hiphop kültürünün ortaya çikmasinı tetikledi

    Öte yandan Amerikan ‘Kuzey-Güney’ iç savaşı sonrası kölelikten kurtulan siyahiler, daha özgürlüklerinin tadini bile çikarmadan sanayi devriminin işgücünü oluşturmak için kuzey kentlerine göç etmişler; hayatta kalma mücadelesi sonrasi, temel insan haklarindan ancak 1960lardan itibaren söz etmeye başlamişlardi.

    Her türlü siyah sivil hareketlerin polis tarafindan bastirildigi 60li yillarda; 1964te Harlemde bir siyah ayaklanma olmuş ve tüm ülkeye yayilmişti. 1965te ise Los Angeles te çikan ayaklanma ise kanli sonuçlanmiş, 34 kişi ölmüş, 900 yakin kişi yaralanmişti. 1966 yilina gelindiğinde ise California - Oakland da siyah bir çocugun otomobil altında kalarak can vermesiyle yükselen protestoyu da polis yine copla dagitmiş; pek çok kişi yaralanmişti. işte The Black Panter Party (Kara Panter Partisi) hareketi burada, polisle çatişip kanlı bir maglubiyete ugrayarak dogdu. The Black Panter Party, dönemin militan lideri Malkom-X in düşünceleriyle, Marx, Lenin ve Mao nun teorilerini sentezleyip Halkla iktidar sloganıyla özetliyordu. Siyah Özgürlük Hareketinin liderlerinden Martin Luther King ve Malcolm X-in öncülügünde ‘siyah bilinç’ gelişmiş ‘Black Power’ adiyla büyük bir halk hareketine dönüşmüştü.

    FBI tarafından ‘Public Enemy Number One’ (Bir Numaralı Halk Düşmani) ilan edilmişti. Bu radikal yasadişi örgüt, ileride hiphop tarihinin gelmiş geçmiş en sert grubu olarak kabul edilen Public Enemy’i ortaya çikmasina temel kaynak oluşturacakti.

    Hiphop’i doguran en önemli hareketlerden biri de, siyahilerin bu özgürlük hareketiyle birlikte yayilan ‘Siyah Güzeldir’ anlayisiydi. Rap müziğinin büyük babası olarak kabul edilen Funk müziğinin öncü isimlerinden olan James Brown, ‘‘Söyle ona yüksek sesle. ‘Ben Siyahim; gururluyum’’ şarkisiyla meydan okuyordu beyaz şövenizmine. ‘Siyah güzeldir’ söylemi Muhammet Ali’nin başarisiyla geniş taban buldu kendine. Bu taban hiphop kültürünü yaratacak gençlere büyük bir pozitiv enerji verecekti. 1970li yıllara gelindiginde ‘Siyah Özgürlük Hareketi’nin çok önemli kazanimlari bulunmaktaydi.

    Kölelikten kurtulmuş, bazı temel kazanimlar elde etmiş olan siyahiler, eglenmeyi, dans etmeyi, kafayı bulmayi, özgürce seks yapmayi, istedigi gibi giyinip süslenmeyi yaşamin merkezine koyan bir ruh haliyle yaşiyordu. işte, ‘disko’ müzigi bu iyimserlik içinde patladi. ‘Disko’ müziginin öncülerinden Chic’in ‘Goog Times’ (Güzel Zamanlar) bu dönemin ruhunu oldukça başarili bir şekilde dillendirdigi için büyük bir başarı elde etmişti.

    Yine, 2. dünya savaşı sonrası Jamaika’da üstlenen Amerikan askerlerin oraya ***ürdügü plaklar sayesinde Jamaika sokaklarında r&b, soul ve caz yayilmaya başlamişti. 30 40 hoporlörden oluşan ve ‘ses sistemi’ adi verilen açikhava diskolarından, dj’ler davul ve bas-in balyoz gibi vurduğu beat’lerin üzerine yayilan reggae melodileriyle derin bir saund yakalamişlardi.

    Düzenlenen bu Jam’lerde icra edilen Dub, zamanla deneysel olarak bu müziginin üstüne, siyahilerin yaşaminin neredeyse her alaninda kullandigi uyakli söz söyleme sanati olan ‘rhyme’nin etkisiyle, mikrofonu alan dj’ler, hayattan, aşktan, kendinden bahsetmeye, belirli bir uslup dahilinde masallar, efsaneler anlatmaya şiir okumaya başladilar. Dub’in akişina yön veren bu sözel müdahale ile yeni bir mecra yaratacak; bu mecra Dj Kool Herc gibi dj’ler aracıligiyla New York’a akarak rap’i dogumuna önemli katkilarda bulunacaki.

    Yine 1960’larda The Last Poests ve The Watts gibi şiir gruplari rap şiiri ortaya koymuş; Shirley Ellis gibi vokalistler, konuşur gibi caz, soul, rhythim&blues yapmişlardi. Radyolarda bile parça başlarinda rhyme yapan dj’ler bu tavrini günlük hayata taşımişti. Ama bu parçanın içine serpiştirilmiş bir şekildeydi.

    1974lere gelindiginde bu iyimserlik ve pozitif atmosfer içinde, New York’da, Dj Afrika Bambaata ve The Soulsonic Force adındaki diskjokey ekibi, break dansçılar ve writer’lerle beraber, en yoksul işçi sinifi semti olan Bronx’ta bir lisede toplanarak, şiddet karşiti Zulu Nation’i kurarak semtlerindeki çeteleri bariştirmak için her hafta sonu sokaklarda, illegal açik hava partileri düzenlemeye başlarlar. Zamanla, hemen her hafta sonu oluşturdukları bu yeni yaşam alanlarinda, Zulu Nation üyesi olan büyük çoğunluğu Bronx’lu yoksul siyahi gençlerin düzenlemeye başladikları bu ‘Block Party’ adini verdikleri partiler hiphop kültürünün oluşumuna en önemli kaynaklık oluşturdu.

    Yine ayni yillarda Dj Kool Herc (Clive Campbell) adli Jamaika göçmeni genç, orada dub dj’ligi hakkinda ögrendigi bilgilerle kendi imkanlariyla geliştirdigi ses tesisatlariyla, işçi sınifinin yaşadigi toplu konut blokları ve parklarda düzenlenen partilerde çalmaya başladi. Yaygin olan disko müzigine karşin, farklı plaklardan aldigi sample ile Jamaikan tarzi mix’leyerek yeni bir tarz yaratmaya başlamakla kalmamiş, kendi ilkel mixer’ini da yaparak günümüz diskjokey tez tezgahini da ilk kez kurmuştu.

    Hiphop’in öncülerinden bir başka isim olan, Bronx’lu Dj Grandmaster Flas (Joseph Saddler), ve ekibi 5 mc’den oluşan ekibi Furious Five ise 1977’de hiphop camiasındaki yerini aldi. Flas, hiphopın temel unsurlarindan biri olan ‘scratching’ yöntemini bularak ve ritmi metronoma oturtmayı icat ederek müzikal bir devrim yapmişti.

    Bu üç önemli dj, rock ve popun yanında yükselen 3. büyük gücü haline gelen funky müziginin sevilen şarkilarini çalarak kitleleri coşturmaya, eglendirmeye çalişiyor; son derece kisitli imkanlarla, ticari funky ve klüp müziğinin bazi elementlerini ödünç alip, iki pikap ile yaptikları mixler eşliginde elektronik underground bir saundla harmanliyorlardi.

    Özellikle kitleleri en çok coşturan break beat - davul ritimleri- üzerine yapılan anonslar ve söylenen kafiyeli sözler ile rap müziği yavaş yavaş şekillenmeye başlamişti. Zamanla bu partilerde, electric boogie eşliginde yeni yeni isimler ortaya çikarak yeteneklerini geniş kesimlere sergileyecekti.

    1979 Ağustos’unda, The Fatback Band adindaki saygin funk grubu, tarihin ilk funk/rap parçasi olan ‘King Tim 3’ü kaydeder. Eglenceli sözleriyle bu sira dışı şarki, insanlarin dikkatlerini çekerek şaşirtir.

    Hemen ardindan, 1979 Ekim’inde, Master Gee, Big Bank Hank ve Wonder Mike'dan oluşan ve New Jersey’den çikan Sugar Hill Gang, ‘Rappers Delight’ adli 45’liğini yayinlar. Sugar Hill Gang, disko müziğinin öncü ismi olan Chic’in meşhur hiti ‘Good Time’dan alinan break ritmin üstüne, yaptigi bu ‘Rappers Delight’ ile ilk kez, bir parçanin üstüne baştan aşagi rap yapan grup oldu.

    ‘Rappers Delight’ ile birlikte 1979 yilinda, New York City banliyölerinde, dj, rap, break dance, graffiti’den oluşan hiphop kültürü dogmuş oldu.

    Dönemin bikkinlik veren disko müziğine karşi, endüstriyel müzik sektörünün dişinda, kendine özgü iç işleyişi olan, iki pikap ile bir mikrofon yardimiyla kaydedilen, kendi içlerinden çikan, kendilerine ait ve kendilerini yansitan ve elden ele dolaşan kaset kayıtlariyla her yere yayilan bu yeni müzik türünün oluştugu yeni yaşam alanlari, yeni bir sosyal ilişkiler, yeni degerler nedeniyle kendi barişçil, urban alt kültürünü de yaratir.

    Tabanda, Afrika Bambaata ve Zulu Nation, Newyork’un dört bir anini turlayarak hiphop kültürünü her elementiyle yayginlaştirmaya çalişirken; pop kulvarında ise, Sugar Hill Gang’in plaklari, Kurtis Blow ve Brookly’in ilk rap grubu Whodini’nin müzik sektörüne çikişlari; Dj Grandmaster Flas‘in 1979'daki 'Super Rappin' adini taşıyan hit’i; 1982 yilinda ise, hiphop’ın kimliğini bulduğu bu sosyal boyutlu şarkinin, ‘The Message’nin yayinlanişi, geri dönülmez bir boyuta taşidi hiphop-i. Artık Hiphop New York’un tüm gettolarindaydi.

    1980’den sonra ise, Ranould Reagen iktidarı ve paranin para getirdigi, işsizligin hat safhaya ulaşacagi sancili neo-liberalizmin dönemi başlayacak; Hiphop doguğu ülkeye ve sağcı Reagen iktidarina karşi verdigi mücadeleyle güçlenecekti.
     

Sayfayı Paylaş