1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hipnoz ile Sancısız Doğum Yöntemi

Konusu 'Kadın - Erkek Sağlığı' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 14 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    Hipnoz ile Sancısız Doğum Yöntemi
    Filmlerde gördüğümüz, öyle olduğuna inandığımız ve bu düşüncelerle şartlandığımız doğum sancıları meğer sanalmış. Hipnozla farkındalığı artan anneler artık ıkınmadan, sancısız ve normal doğum yapmanın mutluluğunu yaşıyor.



    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Ayşe Duman, özellikle sancıdan korktuğu için sezaryene yönelen kadınlara hipnozu önerdi.

    Şehir hayatı içinde kadının gittikçe büyüyen korkularından biri de doğurmak. Kadınlar normal doğumun ağrılı, sancılı, çoğunlukla müdahale gerektiren bir süreç olduğu konusunda şartlanarak yetişiyor. Bu durum, doğum sırasında kendiliğinden gevşemesi gereken doğum kanalı kaslarını daha da kasan kadının, doğumu; ağrılı, uzun ve zor bir süreç olarak yaşamasına yol açıyor. Sırf bu düşünceler yüzünden, bebek sahibi olma mutluluğunu yaşayamayan, gereksiz olarak sezaryanle doğum yapan kadınlar var.

    Neden hipnozla doğum?
    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Ayşe Duman,“Hipnoz; öze dönüş, içsel bir yolculuk, farkındalığımızı arttırıp özgürleşmek olarak da tanımlandığında doğumdaki faydaları çok daha iyi anlaşılabilir. Zira doğumu ağrılı hale getiren, zorlaştıran hatta bazen imkânsızlaştıran nedenlerin başında, doğumun doğallığından uzaklaşıp tıbbi müdahale gerektiren süreç olarak değerlendirmek , anne adayının ağrı beklentisiyle korkup gerilmesi ve tüm bedeniyle birlikte doğum kanalı kaslarını kasması gelmektedir.” şeklinde konuştu.
    Doğumun normal bir süreç olarak algılanması gerektiğini ifade eden Dr Ayşe Duman “Aslında doğum son derece normal, vücudun her hangi bir fonksiyonunun gerçekleşmesi gibi, zamanı geldiğinde rahim kaslarının kasılmasıyla bebeğin doğum kanalından ilerleyip doğmasından ibarettir.

    Negatif şartlanmaları yıkıp doğumu doğal seyri içinde bırakmak için hipnozu kullanıyoruz. Böylece kadın normal doğumda zaten vücudunda var olan programın işleyişine izin veriyor, doğum ağrısız, keyifli bir sürece dönüyor” dedi.
    Doğum sürecinde rahim kaslarının aynen kalp kası gibi istemsiz kasıldığını belirten Dr Ayşe Duman, “Tüm ömrümüz boyunca kalbimiz çalışırken ağrı hissetmediğimiz, bağırıp çağırmadığımıza göre doğumdaki kasılmalarda tıbbi bir problem yoksa ağrı hissetmek, negatif şartlanmadan başka bir şey değildir. Hipnozla yaptığımız şey negatiflikleri silip, doğru programı zihne yerleştirdikten sonra doğumun her anının tadını çıkarmayı sağlamaktır. Hamilelik boyunca 6.ayda itibaren, 5-6 seans hipnoz alan hastalarımız doğumda kendilerine verdiğimiz komutları hatırlayarak, oto hipnozla doğumu kolaylaştırıyorlar. Üstelik bunun için hipnoz aldıkları doktor tarafından doğurtulmalarına da gerek yok. Hipnoz için bana gelen bazı anne adayları, doğum için yine kendi doktoruna gidebiliyor. Sonuçta doğum sürecine böylesine uyumla aktif olarak katılan bir anne adayı doğumu üstlenen hekim arkadaşları, ebe hanımları da yormamış tam tersi, süreci keyifle yaşatmış oluyor. Bu konuda meslektaşlarımızla bilgimizi paylaşarak hastalarının konforunu arttırmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    Ikınmak tarih oldu
    Amerikan Tıp Birliği tarafından kabul edilmiş olan doğumda hipnoz yöntemlerinin kullanılmasıyla normal doğum; ağrı kesiciye, ıkınmaya, doğumla ilgili akademik kariyer yapmaya gerek kalmadan, tüm muhteşemliği ile gerçekleşiyor. Kendi kendine hipnoz sayesinde normal doğum, doğal, ağrısız keyifli bir olay olarak yaşanıyor. Hastaların bu yönteme kolaylıkla uyum sağladığını ifade eden Dr Ayşe Duman, izlenimlerini şöyle paylaşıyor: “Hipnozla normal doğum yapmış bir annenin sözleri ‘”İnanılmaz güzeldi. Her anın tadını çıkardım. Çok keyifliydi'' buna şahit olan ebe hanımın hayretle ağzından çıkan cümleler “bunca yıllık ebeyim, bu kadar rahat doğuran, doğumdan sonra böyle konuşan hiçbir anne görmedim''

    Bulantı, kusma, uykusuzluk kalmıyor..
    Doğum öncesi hipnoz seanslarına gelen anne adayları ve eşleri, bu yöntemi başka problemlerini çözmek için de kullanıyor. Dr Ayşe Duman, hipnozun anneyi rahatlattığını, dolayısıyla hamilelikte rastlanan sıkıntıların üstesinden gelmede de kullanıldığını söylerken “Doğum öncesi oto hipnozla gevşemeyi öğrenen anneler, uykusuzluk, stres, mide bulantısı-kusma, koku hassasiyeti, iştahsızlık gibi hamilelikte sıklıkla rastlanan sorunlarını da rahatlıkla çözebiliyorlar. Mesela bir başka çiçeği burnunda annem,” Ayşe hanım bu ne muhteşem bir teknikti. Biz burada eşimle öğrendiğimizi evde de gevşeme için kullandık” dedi. Bunlar anne adayının rahatlamasını, dolayısıyla hamileliğini rahat geçirmesini sağlayan ve gerçekten de işe yarayan yöntemler” şeklinde konuştu.

    Bebekler huzurla ve güven içinde doğuyor…
    Hipnoz yöntemiyle doğumun sadece anne için değil, bebek için de bir konfor ve kolaylık olduğunu ifade eden Dr Ayşe Duman “ Hipnozun oluşturduğu gevşeme ve doğal ağrısız ortam, doğum sürecini kısaltır. Bebek, son derece huzurlu ve güven içinde doğar. Anne adayı, kolaylıkla öğreneceği hipnoz yöntemiyle, ağrılarını ortadan kaldırmayı öğrenip doğumun keyfini yaşayabilir. Sağlıklı bir gebelik süreci ve normal bir bebek dünyaya getirebilmek için, işi şansa bırakmak yerine, hekim bilgisi dahilinde gebelik planlaması yapılması gerekiyor.



    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Berker AA muhabirine yaptığı açıklamada, anne olmaya karar vermeden önce bilinçli hareket edilmesi ve sağlık kontrollerinin iyi yapılması gerektiğini söyledi.

    Bunun için öncelikle sağlıklı beslenmeye özen gösterilmesi gerektiğine işaret eden Berker, folik asit takviyesinin yapılması, fazla kiloların verilmesi, düzenli egzersize başlanılması, sigara alışkanlığına son verilmesi, doğum kontrolünün bırakılması, topsoplazma testinin yaptırılması, aşıların tamamlanması, ilaç kullanımına dikkat edilmesi ve mutlaka hekim kontrolüne girilmesi gerektiğini belirtti.

    Berker, beslenme şeklinin ve biçiminin hem anne adayı hem de bebeğin gelişimi açısından çok önemli olduğundan, gebelik öncesinde yeterince beslenilip beslenilmediğine, sağlıklı bir diyet uygulanıp uygulanmadığına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

    Dengeli beslenmek için 4 ana grupta yiyecekten yeterince alınmasının yeterli olduğuna dikkati çeken Berker, ''Günde 3 ana öğün ve hafif ara öğünler düzenli beslenme yeterlidir. 'Vitamin hapı alırım' diye sebze tüketiminden uzaklaşılmamalı. Çünkü vitamin ilaçları henüz tam olarak vitamin ve mineralleri sağlamıyor'' uyarısında bulundu.

    ''GEBELİKTE İLK 12 HAFTA FOLİK ASİT KULLANILMALI''
    Sağlıklı bir gebelik ve bebeğin normal gelişimi açısından folik asit kullanımının çok önemli olduğunu vurgulayan Berker'in verdiği bilgiye göre, hamilelikte bebeğin gelişimi üzerinde çok etkili olduğu ileri sürülen folik asit içeren gıdaların sofradan eksik edilmemesi gerekiyor. Çünkü nöral tüp defekti adı verilen doğumsal sakatlıkları önlemeye yardımcı olduğu biliniyor. Sofrada folik asit açısından zengin olan karaciğer, yeşil sebzeler ve baklagillerin eksik olmaması gerekiyor.

    Hamilelik başladıktan sonraki ilk 12 hafta süresince folik asit içeren preperatların kullanılması önem taşıyor.

    SİGARA KULLANIMINA DİKKAT
    Rahat gebelik, kolay doğum ve doğum sonrası kilo verilmesi kilo kontrolü yapılması gerekiyor. Fazla kilonun üstüne gelen hamilelik nedeniyle alınan kilo, bele daha fazla yük bindirdiğinden, bu durum ileride bel ağrısına yol açıyor.

    Zinde bir gebelik süreci ve sonrasında eski formun tekrar kazanılması için düzenli egzersiz yapılması önem taşıyor. Gebelik öncesinde egzersizlere başlanılması, gün içerisinde özellikle bel, sırt ve karın kaslarını çalıştıracak hafif egzersizler öneriliyor.
    Sigara bağımlılığı, anne adayının dışında bebeğin sağlını da ciddi tehlikeye sokuyor. Çünkü, gebelik sırasında yakılan her sigara, bebeğe giden oksijenin çalınması anlamına geliyor. Araştırmalar, sigara bağımlısı annelerin daha düşük kilolu bebekler dünyaya getirdiğini gösteriyor. Bu bebekler, solunum yolu enfeksiyonlarına dayanıksız oluyor ve akranlarına göre genel sağlık sorunları daha fazla görülüyor. Ayrıca bebeğin hiçbir neden yokken ani ölüm sendromu nedeniyle hayatını kaybetme oranları da daha yüksek çıkıyor. Doğumu zorlaştırıcı etkilerin yanı sıra, loğusalık döneminde sütün azalmasına yol açıyor.
    Sigaranın tamamen bırakılamaması halinde en azından günde 10 tanenin altında içilmesi ve pasif içicilikten korunulması gerekiyor.

    HAYVAN DIŞKISI TEHLİKE YARATIYOR
    Anne olmaya karar vermeden önce mutlaka hekime başvurarak, doğum kontrol yöntemlerinin bırakılması ve ne zaman hamile kalınması ile ilgili hekimden bilgi alınması isteniyor. Çünkü, bazı doğum kontrol yöntemleri sonrasında en az bir yada iki ay hamile kalınmaması önem taşıyor.

    Özellikle evinde hayvan besleyen anne adaylarının, gebelik kararı öncesinde hayvanları evden uzaklaştırması değil, ''toksoplazma'' testi yaptırması gerekiyor. Çünkü, hayvanın dışkısından bulaşabilecek olan toksoplazma, gebelik esnasında enfeksiyona ve enfeksiyonun da bebeğe bulaşmasına neden oluyor. Rahim içine geçtiği durumlarda da bebekte bazı kalıcı hasar oluşturabiliyor. Testte toksoplazma olmadığı ortaya çıkması halinde de hayvanın dışkısının ele temas etmemesine özen gösterilmesi gerekiyor.

    Öte yandan gebelik öncesinde mutlaka aşıların gözden geçirilmesi gerekiyor. Çünkü, aşılanmayan annelerin etken maddeyle karşılaşması, yalnızca kendini değil, bebeğini de etkiliyor. Hamilelik sırasında ya da doğumda taşınılan enfeksiyonu bebeğe geçirme riski bulunuyor. Bu nedenle, hamilelik öncesi hepatit B, kızamıkçık ve tetanoza karşı bağışıklık olmaması halinde ve aşılar yaptırılmamışsa bir uzmana başvurarak aşıların tamamlanması gerekiyor.

    Gebelikte olduğu kadar gebelik öncesinde de ilaç kullanımında seçici olunması isteniyor. Korunma bırakıldığında ve hamile kalma olasılığı düşünüldüğünde bir uzmana danışmadan ilaç almaktan sakınılması önem taşıyor. Çünkü, erken hamilelik döneminde bazı ilaçların plasentadan geçerek bebeğin gelişimini olumsuz etkilediği belirtiliyor.
     

Sayfayı Paylaş