1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hipnoz nedir?

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 28 Kasım 2012 başlatılmıştır.

Etiketler:
  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.783
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.063 ÇTL
    Hipnoz nedir?

    İnsanda bir başkası (hipnotizmacı) tarafından yaratılan kendinden geçme durumu. Hipnozdayken uyumak mümkün olmakla birlikte, hipnoz bir uyku hali değildir. Hipnoz durumundaki kişi hipnotizmacının dediklerini yerine getirir, ancak ussal etkinliği sağlayan beynin bunlan nasıl ve niçin gerçekleştirdiği henüz yeterince açıklanamamıştır.

    İpnoz halini sağlamak genellikle güç bir iş değildir. Gerekli sözleri etkili bir biçimde söyleyebilen normal zekalı her insan, hipnotizma yöntemlerini kolayca öğrenebilir. Hipnotize edilecek kimsenin bu işe razı olması işi kolaylaştırır. Ancak hipnotize edilmeyi kabul etmeyen, hatta buna inanmayan kimseler de belirli koşullar altında hipnotize edilebilirler.

    Hipnotizma yöntemlerinde bazı farklılıklar olmakla birlikte hepsinde loş bir oda ve deneğin rahatça yerleşebileceği bir koltuk veya kanepe gereklidir. Dikkati çekecek ses ve benzeri uyarıcılardan arınmış olan odada, deneğin göz hizasının biraz yukarısına yerleştirilecek lamba gibi bir nesne bulunur. Deneğe gözünü bu nesneden ayırmaması söylenerek, göz kaslarının ve gözkapaklarının yorulması sağlanır. Bundan sonra hipnotizmacı konuşmaya başlar.

    Hipnotize etmenin iki yolu vardır. Eğer denek istekliyse, hipnotizmacı sert bir tavır takınır. Denek hipnotizmaya inanmıyor veya hırçın davranıyorsa hipnotizmacı uysal bir tutum izleyerek, denek hipnoz halinin belirli aşamalarından sonra gelen derin kendinden geçme durumuna varıncaya kadar konuşur

    Hipnozun dört aşaması vardır. İlk aşamada gözleri kapanan denek, ussal ve bedensel bir gevşemeye kavuşur. İnsanların %85'inde bu ve bundan sonraki aşama gerçekleştirilebilir. İkinci aşama, hafif kendinden geçme (katalepsi) dir. Bu aşamada, gözlerini açması veya kol ve bacaklarını oynatması istenen denek, bu isteğe cevap veremez. Hipnotize edilen kişilerden %40'ında hipnotizmacı daha fazla çaba göstermezse, ikinci aşamadan sonraki aşamalar gerçekleşmez. Üçüncü aşama kendinden yarı geçme halidir, Bu aşamada denek artık hipnotize edilmiş olduğundan, basit emirleri yerine getirir, uyandıktan sonra kendisine söylenilmiş olanları unutur.

    Dördüncü aşama olan tam kendinden geçme halinde, denek hipnozda olduğu halde gözlerini açabilir ve olağanüstü telkinlerin etkisinde kalabilir. Örneğin olumlu (var olmayan nesneleri görmek) veya olumsuz (var olan nesneleri görmemek) sanrılar görebilir. Vücudu acı algılama yeteneğini yitirdiğinden, anesteziye başvurmadan ameliyat yapılabilir. Deneklerden ancak %20'si kendinden geçme aşamasına girebilmektedir. Bu aşamada ve kendinden yarı geçme halinde, denek geçmiş yaşantı ve anılarına döndürülebildiğinden, yetişkinlerin üç yaşında bir çocuk, hatta altı aylık bir bebek gibi davranmaları sağlanabilmektedir.

    Hipnotizmacı bu etkiyi, deneği tekdüze ve tok bir sesle söz yağmuruna tutarak sağlar. Denek hipnoza yatkın bir kişiyse, yavaş yavaş gevşeme haline girer. İyice gevşemiş, rahatlamış, gözleri kapalı ve soluk alışı düzenliyse, hipnotizmacı deneğin kendinden geçme derecesini ölçmek için, yatıştırıcı bir sesle konuşmaya devam ederek gözlerini açmasını ister. Denek gözlerini açmayı başaramazsa yarı kendinden geçme ve tam kendinden geçme aşamalarını gerçekleştirmeyi dener. Normal bir denekte bütün bu işlemlerin 10 dakikadan fazla sürmemesi gerekir. Hipnotizmacı bundan sonra, sayma tekniğinden yararlanarak deneğin iyice kendinden geçip geçmediğini denetler ve onun gittikçe derin bir uykuya dalmasını sağlar.

    Hipnozla sağlanan kendinden geçme hali, normal uyku halinden farklı olmakla birlikte, denek kendini uykuda hisseder. Uyku aşamasına varıldıktan sonra, hipnotizmacı beş dakika bekler ve bu süre içinde denekte, soluk almanın ağır ve düzenli hale gelmesi, kasların gevşemesi, çenenin sarkması, yüzdeki gerginliğin yok olması gibi hipnoz belirtileri olup olmadığını gözler. Deneğin kolu kaldırılıp, bırakıldığında kol kendi ağırlığının etkisiyle, cansızmış gibi düşerse yarı ya da tam kendinden geçme hali gerçekleşmiştir. Bunu saptamak için deneğin eline iğne batırılır ve tepki göstermediği görülür. Denekler, hipnozdan sonra kendilerini çok iyi hissederler ve uykuda yaptıkları hiç bir şeyi hatırlamazlar.

    Hipnozun en önemli kullanımı tıp, cerrahi ve psikiyatri alanlarındadır. Fransız hekimi Franz Anton Mesmer (1733-1815) tedavi amacıyla hipnozdan yararlanan ilk Avrupalı hekimdir. Doğu ülkelerinde ise hipnoz yüzyıllar boyunca uygulanmış bir yöntemdir.

    Psikiyatri uzmanları hipnoza, bellek yitiminin, çökkünlüğün ve sinir hastalıklarının tedavisinde veya fobi gibi bazı ruhsal bozuklukların giderilmesinde sık sık başvururlar. Denek hipnozla çok geride kalan günlere, hatta bebeklik dönemine döndürülebilir. hipnoz sırasında hasta o günlerle ilgili olayları oldukça net bir biçimde hatırlayabilir. Nitekim yetişkin bir hasta, altı yaşına döndürülüp kendisine altıncı yaş gününün hangi güne rastladığı sorulduğu zaman duraksamadan ve çocuksu bir sesle, doğru cevap vermiştir.

    Deneklerin hipnozun etkisi altında gerçekten geriye dönebildiklerini tanıtlayan çeşitli örnekler vardır. Örneğin altı aylıktan büyüklerde ayak tabanına vurulunca başparmak aşağı doğru bükülür; bu tepkiyi istemli olarak denetlemek çok zordur. Bununla birlikte hipnoz uygulamasıyla 6 aylık olduğu günlere döndürülen deneklerin pek çoğunda böyle bir uyarı sonucunda, başparmak yukarıya kalkar. Böylece hipnotizmacının, deneğe bilinçliyken istemli olarak yapamayacağı şeyleri yaptırabilme gücü olduğu görülmektedir.

    Hipnoz olayını açıklamak için ileri sürülen çeşitli kuramların hiç biri doyurucu açıklamalar getirememektedir. Hipnoz sırasında sinir sisteminde herhangi bir fiziksel anormallik veya değişme saptanmamış olduğundan, bazı kuramlar fizyolojik açıklamaları reddetmektedirler. Elektroansefalografi, hipnoz etkisinde bulunan hastaların beyninden çıkan elektrik dalgalarının anormal olduklarını ve uyku, sara nöbeti veya koma sırasında çıkanlara benzemediklerini göstermiştir. Böylece hipnozun fizyolojik değil, açıklanması güç bir psikolojik olay olduğu anlaşılmaktadır.

    «Hipnoz denen olay nasıl meydana gelir?» «Ussal ve bedensel etkinlik uyanıkken yapılamayacak şeyleri yapacak biçimde nasıl etkilenir?» gibi soruların cevaplan henüz bilinmemektedir.
     

Sayfayı Paylaş