1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hipnoz Ve Hipnoterapi

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve cırcırböcee tarafından 5 Nisan 2007 başlatılmıştır.

Etiketler:
  1. cırcırböcee

    cırcırböcee V.I.P V.I.P

    Katılım:
    13 Haziran 2006
    Mesajlar:
    3.525
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    335 ÇTL
    Hipnoz Nedir Ne Değildir ? Nasıl Elde Edilir ? Hipnozun Doğası.

    Her seyden önce Hipnozun uyku olmadığını bilmekte fayda mülahaza ediyorum. Her ne kadar hipnosis Yunanca da uyku anlamına gelse de (hatta Yunan mitolojisinde uyku tanrısının adı olsa da) yapılan elektrofizyolojik incelemeler hipnoz anı ile uyku halinin tamamen farklı durumlar olduğunu göstermiştir. Uykuda görülen yavas beyin dalgalarının yerine hipnoz sırasında kişinin beyin aktivitelerinin uyanıklığa denk olduğu görülmüştür. Hipnoz kelimesi ilk kez İngiliz hekim Braid tarafından kullanılmıştır

    Hipnozun başka hiçbir şeye indirgenemeyecek kadar kendine özgü doğası vardır. Bunun üzerine hipnozla ilgili kasten söylenmiş yalanlar ve medyanın halka hipnozu yanlış lanse etmesi eklenince hipnozun ne olduğunu açıklamak "HENDEĞİ DEVEDEN ATLATMAK" kadar güç iş oluyor doğrusu. Hipnozun doğası konusu körlerin fili tarif etmesi hikayesine benzemektedir. Yani kim hipnozun neresine dokunuyorsa o şekilde tanımlamaya çalışmaktadır. Herkesin uzlaşacağı bir hipnoz tanımı yapmak çok zor olmakla birlikte hipnoz ne değildir sorusuna cevap vermek bana çok daha kolay görünmektedir.
    Bazı eski kaynaklarda hipnozun telkin ile elde edildiği bildirilmektedir. Oysa günümüzün modern hipnoz anlayışı ve modern indüksiyon tekniklerinin kullanılmasıyla kişi ile hiç bir söz konuşmadan ve kişiye hiçbir telkin vermeden de hipnoz hali elde edilmektedir. Hipnoz değil de bazı hipnotik fenomenler telkin ile elde edilmektedir. Hipnoz ve telkin ayrı ayrı fenomenlerdir.

    Tıbbi Hipnoz Derneği Başkanı Sayın Dnt.Ali Eşref Müezzinoğlu hipnozu şu şekilde tanımlar." Bilinçli hipnoz beyinsel fonksiyonların çalıştığı, bireysel denetimin açık olduğu, kesinlikle uyku hali olmadan, istekle gerçekleşen psişik bir durumdur."

    Hipnozun en doğru tanımı bence ancak şu şekilde yapılabilir " Hipnoz hipnoz dur. "Bilimde bir şeyin kendisi ile tanımlanamayacağını biliyorum ancak beni bu tanımı yapmak zorunda bırakan şey hipnozun doğası konusunda yapılan her açıklamanın (belki de benim açıklamalarım dahil) hipnozun sadece bir veya birkaç unsurunu ön plana getirmesi ve bütüncül (gestalt) bir bakış açısından uzak olmasıdır. Eşi ve benzeri olmayan bir şeyi başka şeylerle kıyaslayarak açıklamaya çalışmak ancak bu kadar gerçekçi olabilmektedir. Hipnoza bakış açımda bütünlük (gestalt) çok önemlidir. Bazen bilimde gelişme kaydedebilmek için bilinen şeyleri bir kenara bırakmak gerekmektedir. Hipnoz konusunda bunu şu ana kadar en iyi yapabilen kişinin Dr.Milton H.Erickson olduğunu sanıyorum. Sayın Dr.Engin Gençtan 'ın dediği gibi " İçinde yaşadığımız kültür, bir olguyu ancak parçalara bölüp sayılabildiği zaman gerçeklik olarak kabul etme eğilimindedir." Paramparça ettikleri şeyi de anlamakta doğal olarak zorlanıyorlar.

    Hipnoz konusu ile ilgilenmeye yeni başlamışsanız doğal olarak meydana gelen hipnozları tanımanız hipnozu daha kolay ve pratik olarak tanımanızı kolaylaştırır.

    Doğal Hipnozlar:

    Sürükleyici bir kitap okurken biri isminizi söyleyerek sizi çağırdığında hiç bir şey duymadığınız oldu mu? Sizi çağıran kişi belkide isminizi bir çok sefer tekrarlamak zorunda kalmıştır size sesini duyurana kadar. Belki çağırıldığınızı ilk duyduğunuzda da karşınızdaki kişinin sesi size çook uzak önemsiz, ilgisiz gelmiştir. Çünkü o esnada adeta farklı bir dünyadaydınız. İşte burada yaşadığınız şey doğal olarak meydana gelmiş bir hipnozdur. Çünkü içsel olarak konsantre oldunuz bir an için dış dünyaya aldırmadınız.

    Önemli bir işi başardıktan sonra çok mutlusunuz. Yüzünüzde gülücüklerle birlikte akşam evinize dönmek için aracınızı kullanıyorsunuz. Evinize ulaştığınızda ne çabuk geldim ben eve diye şaşırdınız. Belki yolda her zaman uğradığınız markete uğramayı bile unuttunuz. Adeta aracınızı otomatik olarak kullandınız. Gözünüz sadece yolu görüyordu. İşte bu yolculuk esnasında hafif bir hipnozdaydınız. Çünkü dikkatiniz içsel dünyanızdaydı. Gözleriniz yoldaydı ama aklınızdan bin bir türlü düşünce geçiyordu.

    Kekemelik sorunu olan bir çocuğu bir aile bana getireceğini söyledi. Çocuk ve aile geldi. Yaklaşık 20 dakika çocuk ve ailesi ile görüştüm. Sonra çocuğu bekleme odasına alarak aileye bu çocuğun kekeme olmadığını söyledim. Anne hemen şöyle dedi : "Ama bir cümlenin başında ııııı dedi."

    Aile ile birlikte bekleme odamıza gittik. Anne "Ay kızım sen burada çok sıkılmışsındır" dedi. Ben ondan sonra anladım ki bu annenin söylediği her şey çocuğun üzerinde olumsuz bir hipnoz etkisi yaratıyor.

    Bende sonra çocuğa dönerek şöyle dedim. Afferim sana sen ne akıllı kızmışsın. Anne ve terapiye gelirken yalnız bırakmadın, sen olmasaydın onlar sıkılabilirlerdi. Gördüğüm kadarı ile ailen kaygıları aşmak için hipnoterapiye gelmek zorunda. Senin hiç bir şeyin yok, sorunlu olan onlar. Çocuğun gülümsediğini ilk defa burada gördüm. Daha önce sürekli asık suratlı duruyordu.

    Her anne-baba ve öğretmen bir hipnotisttir. "Sen aptalsın beceremessin" sözü ise telkindir. Ama olumsuz bir telkindir.. Bu sözler kişinin kendine güvenini yıkar. Kendine güveni yıkılmış bir insanda istese de hiç bir şey becerememeye başlar. "Anne baba da bak biz sana aptal olduğunu söylemiştik" diyerek kendilerini haklı çıkarırlar. Etrafınızda bu olumsuz telkinlerden etkilenmiş bir çok insan görebilirsiniz. O kadar çok duymuşlardır ki bu sözü aptal ve beceriksiz olduklarına kendileri bile inanmaya başlarlar.

    Bazı uzmanlara göre hipnoz değiştirilmiş bir duygu durumdur. Gerçekten de hipnotize edilen kişiler hipnozda hissettiklerinin çok farklı olduğunu söylemektedirler. Ama hipnozun bu yönünün hipnozun tüm doğasını açıklamaya yeteceğini sanmıyorum. Diğer bir grup ise hipnozu esasen derin bir gevşeme hali olarak karakterize etmek isterler. Ancak her derin gevşeme bir hipnoz olmadığı için gevşeme = hipnoz denilemez. Braid ve Janet hipnozu sujenin algısal alanını daraltmanın ve konsantrasyonun meydana getirdiğini savunmuşlar ve bunu da monoidizm olarak adlandırmıştır.

    Konsantrasyon boyutunda hipnozu düşündüğümde hipnozu bir merceğin güneş ışığını odaklayıp kağıdı delmesine benzetiyorum. Nasıl ki konsantre edilmiş güneş ışığı bu işi başarabiliyorsa hipnoz ile konsantre edilmiş beyinsel ve psikolojik güçler de insanoğlunun bir çok sorununu çözebilmektedir. Bu açıdan baktığımızda mucizevi gibi görülen hipnoz olgusunun bir merceğin ışığı odaklayıp kağıdı delebilmesi kadar doğal bir olaydır.

    Hipnozu neyin meydana getirdiği konusunda başka çok önemli bir nokta da IQ ile kişinin hipnoza yatkınlığı ve transın derinleşebilmesi arasındaki doğru orantıdır. Yani kişinin IQ'su ne kadar yüksek ise o kadar iyi hipnotize edilebilir. Bu orantı ve hipnozun zihinsel işlemlerle (kognitif) elde edildiğinin delilidir, aynı zamanda hipnozun bilinçsiz bir ruh hali olmadığını da gösteriyor. Çünkü bilinçsiz bir ruh haline ulaşmak için neden IQ gereksin. Bu doğrultuda hipnozu bilinçlilik hali olarak kabul etmek zorunludur. Eğer hipnotize edilenler bilincini kaybediyor diye bir şey olsa idi zaten bilinci yerinde olmayan psikotiklerin* hipnoza daha yatkın olması gerekirdi. Oysa durum bunun tam tersidir.

    Hipnoz aklı devreden çıkarmak değil, aklımızın normal günlük yaşantının kargaşası içinde fark edemediğimiz yeteneklerini kullanmaktır.

    HİPNOZ NE DEĞİLDİR?

    Hipnoz konusunda bir çok önyargı bulunan bilimsel başka hiç bir konu yoktur. Hipnoz hakkında hiç bir şey bilmeyen insanların aşağıdaki yanlış inanç ve düşüncelerini düzeltmeleri gerekir. Bu önyargıları aşamayan insanlara hipnoz uygulaması yapmamayı tercih ederim.

    1. Hipnoz kontrolünüzü kaybettiğiniz bir ruh hali değildir.

    2. Hipnoz size söylenenleri bir mantık süzgecinden geçirmeden kuzu kuzu yapmanız değildir.

    3. Hipnozdan çıkamamak diye bir şey yoktur.

    4. Hipnoz demek o esnada olup bitenleri hatırlamamak demek değildir.



    HİPNOZUN EVRELERİ

    Doğrusunu isterseniz kişi hipnoterapi yönteminden yararlanmaya karar verdiği an hipnozun ilk evresi başlamıştır. Ama yine yaygın olarak benimsenen görüşe göre hipnozun evreleri aşağıdadır.

    1. HAFİF HİPNOZ
    Tam anlamıyla bir hipnoz oluşmamıştır. Telkin alma yetisi artmıştır. Hafif hipnozlarda göz kapaklarında seğirme DTR'ında artma gözlemlenir.

    2. ORTA DÜZEY HİPNOZ
    Telkin ile katalepsi oluşturulabilir. Bu düzey hipnozda solunum derin ve yavaştır, pupiller genişlemiştir. Kısmi amnezi olabilir.

    3. DERİN HİPNOZ (somnambulizm)
    Hipnoz bozulmadan gözler açtırılabilir. Hareketler donuk ve monotondur. Bu düzey hipnozda hipnotik fenomenler gözlemlenir.

    Hipnozun derinliği ile telkinlerin kabul görme ihtimali arasında bir orantı yoktur. Klasik hipnoz anlayışına göre hipnoz telkin edilebilirliğe (suggestibility) ulaştıran bir araçtır sadece. Oysa telkin edilebilirliği arttıran güç nedir ? diye kimse sorma ihtiyacı hissetmemiş. Bu güç kendi görüşüme göre "bilinçaltının" gücüdür.

    Hipnozun mazisi çok eskilere dayanmakla birlikte bilimsel mahfillere girmesi F A Mesmer tarafından sağlanmıştır. 18. Yüzyılın son çeyreğinde bazı nörotik hastaların tedavisinde hipnozu kullanan Mesmer hem çok popüler olmuş hem de bir çok hasım kazanmış, kendisi şarlatanlıkla suçlanmıştır. Zira her devirde olduğu gibi o devirde de insanlar doğa üstü güçlere ve bu güçlere sahip olan insanlara çok inanmışlar ve onlardan medet ummuşlardır. Bunu çok iyi kullanan Mesmer hipnoz seanslarına adeta mistik bir hava katarak etkinligini artırmıştır.
    Bir Deneyim Olarak Hipnoz


    Her insanın hipnoz deneyimi farklılıklar gösterir. Ancak her hipnoz deneyiminin ortak yönleri de olabilir. Şimdi bu ortak olabilen yönlere göz atacağız.


    Hipnozda Gevşeme

    -Hipnozda en kolay elde edilen ve en sık gözlemlenen şey hastadaki huzur, sakinlik ve gevşemedir. Hipnozu yaşayan insanlar daha önce hiç bu kadar gevşemediklerini ifade ederler.

    Hipnoz tüm vücutta ve ruhta hissedilen derin bir gevşemedir. Hipnoz, bilimin bulduğu nonfarmakolojik en etkili ajandır.

    Düşünce Sürecinde Meydana Gelen Değişiklikler.


    Hipnozda düşünce süreci yavaşlar ve düşünce derinleşir. Dikkat ve konsantrasyon hipnoz esnasında yoğundur. Belki de bundan dolayı bazı insanlar etrafta meydana gelen değişikliklere fazla aldırmazlar.

    Duygusal Değişiklikler

    Hipnozla insanların duygu durumunda değişiklikler meydana getirmek mümkündür. Öyle ki insanların bazen seans boyunca tek bir duyguyu yaşaması ve hissetmesi sağlanabilir.

    Örnek:

    Morali bozulmuş birisine seans boyunca iyimserlik duygusunu yaşaması telkin edilebilir. Bazı hastalar bunu rahatlıkla yerine getirebilirken bazılarına da yaşadıkları mutlu olaylar hatırlatarak hipnotist yardım edebilir.

    Hipnozda telkin edilen ve yaşatılan duygusal değişiklikler, hipnozdan sonrada devam etme eğilimindedirler.

    Değiştirilmiş Farkındalık (Modified Awarenes)

    Burada önemli olan nokta farkındalığın bir şekilde değiştirilmiş olmasıdır.

    Hipnozda farkındalık bir şeye

    -Odaklanabilir,
    -Dağılabilir,
    -İçe yönelmiş,(psikolojik sorunlarla çalışırken genellikle içe yönelir)
    -Dışa yönelmiş,
    -Bölünmüş olabilir.

    Tüm bunlar hipnozda beyin çorba gibi oluyor şeklinde anlaşılmamalı. Hipnoz Farkındalıktır (Dr.Ali Özden Öztürk)
    Örnek:
    Hastanın "Sizi dinliyordum ama bir parçam başka bir yerlerdeydi" şeklindeki sözleri farkındalığın bölünmesini örnek olarak verilebilir.

    Psikomotor Değişiklikler


    Vücut hareketlerinde azalma ve yavaşlama gözlenebilir.
    Hareket etme isteğinde azalma (adeta tembellik) gözlenebilir.

    Ağırlık, Hafiflik ve Uyuşukluk

    Vücuda yayılmış rahatlık veren ağırlık uyuşukluk ve hafiflik hissedilebilir.
    Örnek : Bir danışanım ağırlık hissini "Kendimi ameliyattan çıkmış gibi hissediyorum." şeklindeki sözleri ile ifade etmişti. Bir çok hasta kolunuzu kaldırır mısınız dediğimde kollarını kaldıramayacak kadar ağır hissederler veya çok yavaş kaldırabilirler.


    Hipnozda Fiziksel Bazı Değişiklikler

    -Nabız atışında azalma,

    -Reflekslerde değişme,

    -Yüz ifadesinde değişiklik,

    -Nefeslerin yavaşlaması düzenlenmesi ve derinleşmesi,

    -Gözlerin REM’deki gibi hareketlenmesi veya geriye doğru yaslanması.

    -Telkine bağlı olarak vücut ısısı arttırılabilir veya azaltılabilir. Telkin olmadığı durumlarda vücut ısısının genellikle seansın başlarında azaldığını sonlarında ise arttığını gözlemledim.

    -Kan basıncının düşmesi,

    -Kalp ritminin yavaşlaması ve düzenli olması,

    -Oksijen tüketimi artması,

    -Kas gevşekliğinin artması,

    Tüm yukarıdaki değişiklikleri atonom sinir sistemi gerçekleştirir. Otonom sinir sistemi bilinçli kontrolümüzde olmayan kalp atışı nefes alışı gibi faaliyetleri düzenler.

    Hipnozda Beş Duyu

    Hipnozda 5 duyu daha hassas çalışır. Ancak bazıları hipnotistin sesini çok daha uzaktan geliyormuş gibi algılamaya başlayabilirler.

    Bazı insanlar kendilerini serin hissederler. Bazılarında karıncalanma görülür.

    Örnekler:

    1.Seans esnasında vakit bulduğum bir an bilgisayarda bir iki sayfa açmıştım. Bilgisayarın faresinin çıkardığı tık sesinin rahatsız ettiğini danışanım söylemişti.

    2.Dokunma duyusu da hassaslaştığı için bu durum kaşınma olarak meydana çıkabilir.
    3.Seans esnasında esnediğimi bir danışanım fark etmişti İşitme duyusunun hassas çalışması nedeniyle her ne kadar çaktırmamaya çalışarak esnemişsem de yakalanmıştık)

    İmajinasyon Güçünde Artma

    Hipnozda insanın imajlar yaratma, yoğunlaştırma
    ve sürdürme gücü artar (Hammond 1990).
    Hatta imajlar hallüsinasyonlar kadar canlı olabilir.

    Hipnoz esnasında gözleri açtırılan birisine seans odasında olduğu telkin edilen ancak gerçekte orada olmayan birisi algılatılabilir (pozitif hallüsünasyon). Tam tersine hipnoz esnasında gerçekte orada olmayan bir nesneyi görmesi sağlanabilir (negatif hallisünasyon).

    Araştırmalar imajinasyonun çok önemli bir terapi aracı olabileceğini göstermektedir (Porter &Sheikh,1978).

    İmajlar hipnoterapide;

    1.Hastaların kendilerini tasvirlendirmelerinde
    (semboller yardımıyla),

    2.Yaratıcı güçlerinin terapide kullanılmasında,

    3.Kişisel gelişim ve problem çözmede kullanılabilirler.

    Manda yuva yapmış söğüt dalına isimli türkümüz hayal gücümüzün şiddetini gösterir (Bakınız Resim 1).

    Hafıza Süreçlerindeki Değişiklikler

    Sinir sistemi her şeyi kaydedebilir. Bundan dolayı çok uzak olan çocukluk yıllarına ait anılarımız hipnozda net bir şekilde canlandırılabilir. Hipnozda bu şekilde hafıza gücünün artması hipermnezi (hypermnesia) olarak adlandırılır. Ancak Hipnoz ile unutulmuş her şeyin hatırlanması da mümkün olmayabilir. Sayın Doç.Dr.Timuçin Oral'ın dediği gibi hipnoz insanı geçmişe ışınlamaz.


    İradi Olmayan Deneyimler Yaşanabilir (Avolitional Experiences)


    İradi olmayan deneyimler fiziksel ve zihinsel deneyimler olarak ikiye ayrılır.

    -Fiziksel olan deneyimlere ;

    Örnek:Bir danışanım hipnoz esnasında vücudunu iki kat halinde algıladığını söylemişti.

    Bu bağlamda fiziksel değişikliklere vücut imajında meydana gelen değişiklikler de diyebiliriz ve örneklerimizi arttırabiliriz.

    -"Vücudumun genişlediğini hissediyorum" diyebilirler.
    -Vücutlarının küçüldüğünü söyleyebilirler.

    Zihinsel iradi olmayan deneyimlere örnek olarak danışanlarımın ifadeleri:
    -Bulutların üzerinde uzanıyordum.
    -Her renkten ışıklar görüyordum.
    -Okyanusun üzerinde uzanıyordum.
    -Çok özlediğim babamı birden bire karşımda gördüm.

    Bu tür zihinsel ve fiziksel iradi olmayan deneyimler telkine bağlı olmadan kendiliğinden de ortaya çıkabilir.

    Bu tür deneyimler tesadüfe bağlı değildir anlamlı olabilirler. Örnek: Ellerinin fiziksel olarak uzadığını hisseden ve algılayan danışan bazı şeyleri kontrol etmek istediğini sembolik olarak vurguluyor olabilir.

    Zaman Algısında Değişiklikler (Time Distortion)

    Hipnoz bittikten sonra hastalardan ilk istediğim şey saatin kaç olduğunu saate bakmadan tahmin etmeleridir. Kolay kolay doğru tahminde bulunamazlar. Çünkü zaman algısı hipnozda dış olaylarla değil de içsel yaşantılara kıyaslanarak meydana getirilir. Zaman algısı içsel yaşantıların hızını kazanır. İçsel yaşantılar yavaş olduğu için hipnozdaki kişiye hipnozda kaldığı süre çok az gelir.

    Hipnozda Konuşma

    Konuşma yavaş, monoton ve duraklamalı olabilir.

    Hipnozda Literalite

    Hipnozdaki insanlar telkinleri uygularken hipnotistin kullandığı kelimelere harfi harfine uyarak telkinleri yerine getirme eğilimindedirler.

    Örnek 1:

    Önemli işlerimden dolayı sabah erken kalkmam gerektiğinde benim için kendi kendime hipnoz yapmaktan başka çare yoktur. Çünkü benim uykum ağırdır ve bundan dolayı % 95 alarmın sesini duymam bile. Böyle durumlarda içsel alarmımı hipnozla kurar ve yatarım. Bir gece kendi kendime erken uyanacaksın telkinlerinde bulundum ve uyudum. Ancak sabah uyandığımda yataktan bir türlü kalkamıyordum. Zihnim kesinlikle uyanmıştı hatta eşimle ara sıra konuşuyordum, ancak vücudum külçe gibiydi. Sonuçta uyanmama rağmen bir türlü yataktan kalkamamıştım. Tabi bir türlü kalkamamamın nedenini biraz düşününce buldum: Akşam kendi kendime yaptığım hipnozda kendime verdiğim telkin erken uyanacaksın şeklindeydi. Uyanmakla yataktan kalkmak ayrı ayrı şeylerdir. Gerçektende telkinlerimin etkisiyle erken uyanmıştım, ancak yataktan ne yapsam da canım kalkmak istemedi. Sonraki gün kendime hipnoz uygulayarak yarın saat 7 de yataktan fırlayacaksın diye telkin verdim. Ve sabah yataktan o kadar hızlı fırlamıştım ki eşim " ne oldu eve hırsız mı girdi" dedi.

    Örnek 2: Uyku sorunları yüzünden bütün gece boyunca yatakta kalması telkin edilen bir insan tuvalet ihtiyacı için dahi yataktan çıkmamıştır. Çünkü kendisine "GECE BOYUNCA YATAKTA KAL DENİLMİŞTİR".

    Sonuçlar


    Tüm bu hipnoz belirtilerini şu amaçlar için kullanabiliriz.

    -Hasta ile uyum ve işbirliğini geliştirmek,

    -Hastanın gizli yeteneklerini tedavide kullanarak onu etkilemek ve olumlu uyumlu davranışların ortaya çıkarmak.

    -Hipnozun doğasında bulunan tüm anlattığım fenomenler hipnotist tarafından telkinle ne kadar yoğunlaştırılırsa hipnoz o kadar derinleştirilmiş olur.


    Hipnoz esnasında gözlemlediğimiz değişiklikler hipnozun bir bilinç kaybı olduğunu düşündürebilir. Hastaların bilinçlerini kaybetmeden yukarıda bahsettiğim deneyimleri yaşamaları, hipnozdan hoş bir şaşkınlık içinde çıkmalarına neden olabilir.

    -Aynı kişinin farklı seansları hipnoz konusundaki bir çok deneyimlerini değiştirebilir. Çünkü hipnozda sistematik değişiklikler meydana gelmez.

    Günümüz Türkiye’sinde hipnoz hak ettigi yeri yavas yavas tedavilerde almakla birlikte su-i istimale açık bir saha olarak halen bakirligini korumaktadır. Bunun nedenini ilerleyen satırlarda daha iyi anlayacaksınız.

    Hipnozu şu an en çok uygulayanlar sahne illüzyonistleri ve medyumlardır. Bunun yanında Psikiyatristler ve Diş hekimleri de hipnozu pratiklerine almaya başlamışlardır. Ancak yinede bazı kötü niyetli kişiler hipnozu sanki başlı başına bir tedavi edici metodmuş gibi lanse etmekte ve bu yolla hastaları kullanmakta ve onlara zarar vermektedirler. Aslında hipnoz psikiyatrik hastalıkların psikoterapisine yardımcı bir metod olarak kullanılabilir. Hipnoz altında verilmesi gereken telkinler ve diğer psikoterapötik yollar izlenmezse sadece hipnoz yapılmış olması hastalığı tedavi etmez. Bunu şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz: Bir cerrahın ve bir kasabın eline neşter verdiğinizi varsayın. Cerrah yaptığı müdahalede nasıl anatomik katları tekrar birleştirmeye uygun keser. Oysa kasap sonrasını düşünmeden neşteri çeker ve tamiri güç yaralar bırakır. İnsanın ruhsal yapısını bilmeyen hastalığın sebepleri konusu üzerinde ihtisası olmayan birinin ruhsal hastalıkları tedavi etmeye kalkması kasabın ameliyat yapmasına benzer ki kişinin ruh sağlığı üzerinde onulmaz yaralar bırakabilir.

    Hipnoz günlük stres ve sıkıntılar,sigara alışkanlığından kurtulmak,şişmanlık ve yeme bozuklukları, uyku bozuklukları, konsantrasyon problemleri, fobiler(korkular), cinsel problemler,psikosomatik rahatsızlıklar, dissosiyatif bozukluklar ve diğer psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde yardımcı araç olarak kullanilabilir.

    Ancak hipnozun tek kullanım yeri psikiyatrik hastalıklar değildir. Diş hekimleri anestezide kullanabilirler. Hatta genel cerrahide bile anestezik ajan kullanmadan yalnızca hipnozla yapılan büyük operasyonlar bildirilmiştir.

    Ülkemizde hipnozun uzun yıllar ihmale uğramış olmasını materyalist yaklaşımın psikiyatristler arasında çok yaygın olmasına bağlıyorum. Hipnoz altında geçekleşen bazı fenomenleri yalnız madde ile açıklamak mümkün görünmemektedir. Ayrıca psikiyatri pratiğinde biyolojik yaklaşımın ön planda tutulmuş olması da bunda bir etken olabilir. Herkesin kolayca hipnotize olmaması da bunda bir diğer etkendir.​
     

Sayfayı Paylaş