1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hipnoz ve Psikanaliz

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 17 Ekim 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Hipnoz ve Psikanaliz

    Hipnoz anormal davranışın ruhsal sebeplerine ilginin büyümesinde önemli bir rol oynadı. Hipnoz 18. yüzyılın son bölümünde Franz Anton Mesmer aracılığıyla tıp dünyasının dikkatini çekti. Bir asır boyunca mesmerizm tıp dünyası tarafından şarlatanlık olarak ele alınarak neredeyse tamamen reddedildi, İngiltere'de James Braid (1795-1860) hipnotik durumun olgusal özelliğine "nöropinoloji" adını verdi. (Hipnoz terimi daha sonra bu terimden türetilmiştir). Braid'in dikkatli çalışmaları ve abartılı iddialara tenezzül etmemesi hipnoza biraz da olsa bilimsel saygınlık kazandırdı.

    Hipnoz, bir doktor ve Salpetriere'deki nöroloji kliniğinin başkanı olan Jean Martin Charcot'un (1825-1893) çalışmalarıyla büyük bir önem kazandı. Charcot isteri hastalarını hipnoz yoluyla tedavi etti ve bir dereceye kadar da başarılı oldu. Daha önemlisi, hem isterinin hem de hipnozun semptomlarını tıbbi terimlerle ifade etti. Bu durum hipnozun tıp dünyası ve mesmerizmi daha önce üç defa reddeden Fransız Bilim Akademisi tarafından daha kolay kabul edilmesini sağladı. Akademi tarafından resmen onaylanma çok önemliydi çünkü bu onay nörologların ruhsal hastalıkların psikolojik yönlerini araştırmaya başlamasını uygun kıldı.

    Charcot'un çalışmaları aslında fiziksel rahatsızlıklar, felç ve benzerleri üzerinde önemle duran nörolojik çalışmalar olarak kalmaya devam etti. Charcot'un öğrencisi ve halefi Pierre Janet'in 1889 yılında Charcot'un davetini kabul ederek Salpetriere'deki psikoloji laboratuvarının müdürü olmayı kabul etmesine dek, isteriye somatik sebepler atfedilmeye devam edildi.

    Janet isterinin fiziksel bir rahatsızlık olduğu fikrini reddetti ve bunu ruhsal bir hastalık olarak gördüğünü söyledi. Bundan dolayı özellikle hafıza zayıflığı, sabit düşünceler ve bilinçaltı güçlerin etkisi olmak üzere ruhsal fenomenler üzerinde önemle durdu ve tedavi metotu olarak hipnozu tercih etti. Böylece Freud'un meslek yaşamının ilk yıllarında hipnoz ve ruhsal hastalıkların psikolojik sebepleri hakkında yayımlanmış çalışmalar büyük bir hızla ilerlemiş oldu.

    Charcot ve Janet'in çalışmalarının zihinsel hastalıkların tedavisindeki öneminden kısaca söz ettik. Burada önemli olan nokta, zihinsel hastalıkların sebeplerine ilişkin inançların somatik sebeplerden, ruhsal veya zihinsel sebeplere doğru değişmiş olmasıdır. Giderek daha fazla insan duygusal rahatsızlıkların tedavisini beden yoluyla değil, zihin yoluyla düşünmeye başlıyordu. Freud'un düşüncelerini yayınlanmasından çok daha önce psikoterapi pek çok kişi tarafından kabul edilmişti.
     

Sayfayı Paylaş