1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hipofiz Bezi Hormonları - Hipofiz Bezi Görevleri

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Suskun tarafından 28 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL




    a-) Büyüme Hormonu (STH=Somatotropin) :
    Bu hormonu kimyasal yapısı bir polipeptid molekülü şeklindendir. Çeşitli omurgalı hayvan gruplarında yapısı ve molekül ağırlığı az çok değişmektedir. Ancak primatların , özellikle en yakın insansı maymunların , somatotrop hormonu insanda büyüme fonksiyonuna etkili olabilmektedir.


    Somatotrop hormon bütün vücut hücrelerine etkili bir hormon sayılırsa da aslında ancak büyüme gücünü ve olanağını büsbütün kaybetmemiş olan dokuları etkileyebilmektedir. Buna göre tam büyüme çağındaki bir organizmada tüm vücuda , fakat ergin ve büyümesi durmuş bir organizmada tüm vücuda , fakat ergin ve büyümesi durmuş bir organizmada ise sadece bazı doku ve organlara büyütücü etki gösterebilir.


    Tüm organizmada veya onun belirli doku ve organlarında büyüme hormonunun etkisi ile meydana gelen olayların esası şu üç noktada toplanabilir :


    Hücrelerde protein sentezi artar. Hücrelerin büyümesi ve sayıca çoğalması bu etki ile kamçılanır.

    Vücutta karbonhidrat kullanımı azaltılır.
    Yağlar mobilize edilerek (depolardan kaldırılarak) kullanım alanına sevk edilir.
    Buna göre somatotrop hormon etkisi ile meydana gelen büyüme bir “yağlı şişmanlama” halinden çok farklıdır. Ara metabolizma olayları tamamiyle protein sentezine ağırlık verecek yöne kayar. Bu sentezle hücrelerin yapı maddeleri çoğaltılarak mümkün olan hücrelerde büyüme ve çoğalma sağlanır.


    Büyüme hormonunun etkisi altında vücutta karbonhidrat kullanımının azalır. Bununla birlikte hiç karbonhidratsız bir beslenme rejiminde tutulan hayvanlara verilen büyüme hormonunun etkili olabilmesinde karbonhidratlara da ihtiyaç vardır. Ayrıca insülin hormonu ile somatotrop hormon arasında bir işbirliği de dikkati çeker. İnsülin esas itibariyle vücutta karbonhidrat metabolizmasını düzenler. İnsülin salgılayamayan , dışardan da insülin almayan bir organizmada somatotrop hormonun çoğalması ise , pankreasta insülin salgılayan hücreleri doğrudan doğruya ve dolaylı yolardan uyararak insülin salgısını çoğaltır.


    Büyüme hormonun ile sinerjik , yani onun etkisine yardım eden , etkisini kuvvetlendiren , hatta onun etkili olabilmesi için gerekli , ikinci bir hormon daha vardır. Bu hormon tiroid bezinden salgılanan “tiroksin hormonu” dur. İnsülinsiz büyüme olmadığı gibi tiroksinsiz de büyüme hormonunun etkisi olmaz.


    Çocukluk çağında az salgılanması büyümeyi durdurur ve cücelik ortaya çıkar. Aşırı derecede fazla salgılanması ise jigantizm denilen devlik yani çok uzun boylu olmaya sebep olur. Erişkinlerde fazla salgılanması akromegaliye sebep olur. Akromegalide büyüme özellikle el ve ayaklardaki küçük kemiklerde , alt çenede , omurlarda vs. görülür.


    b-)Prolaktin (LTH=Laktogenik Hormon) : Bu hormon dişilerde gebelik sonrası salınan protein yapısında bir hormondur. Dişilerde östrojen ve progestron hormonlarının salgılanmasını sağlar. Gebelik sırasında ve doğumdan sonra östrojen ve progestronla birlikte süt bezlerinin gelişmesini ve süt oluşmasını sağlar. Eşeysel iç güdüyü arttırır. LTH , yumurta ovaryumdan atıldıktan sonra oluşan sarı cismin progesteron hormonu salgılamasını ve gebeliğin devamını sağlar.


    c-)Tiroid Stimüle Edici Hormon (TSH) : Tiroid bezlerinin çalışmasını ve Tiroksin hormonu salgılanmasını sağlar. Bu hormonla gelişimi uyarır ve denetler.


    d-)Adreno Kortiko Tropik Hormon (ACTH) : Bu hormon protein yapıdadır. Adrenal kortekste kortizol sentezi ACTH ile uyarılır.Bu pitüiter hormonu RNA ve protein sentezini uyararak , adrenal korteksin büyümesine neden olur. Buna ek olarak , kolestrolden özgül kortizol sentezini , yoldaki enzimlerden bir ya da daha fazlasının aktivitesini arttırarak , uyarır. Böylece ACTH ile adrenal korteksin uyarımı kortizol sentezinde ve kan miktrında artışa neden olur.


    e-)Folikül Stimüle Eden Hormon (FSH) : Dişilerde FSH , ovaryumlardaki foliküllerin gelişimini diğer hipofiz hormonu LH ile birlikte yumurtanın olgunlaşmasını ve ovulasyonu sağlar. Yumurtalıkta östrojen hormonu salgılatır. Erkekte testislerde spermlerin meydana gelmesini , ayrıca sekonder (ikincil) seks karakterlerini oluşturan testosteron hormonunun salgılanmasını kontrol eder.


    f-)Lüteinleştici Hormon (LH) : Ovaryumlarda folikül uyarıcı hormonla birlikte faaliyet gösterir. Kadında ovulasyonu sağlar. Ovulasyondan sonra yumurtalıkta yumurta ve folikül hücreleri yerinde oluşan korpus luteum (sarı cisim) denen yapıyı etkiler. Ayrıca östrojen ve progesteron salgılanmasını da uyarır. Testislerde Leydig hücrelerinin uyarılması ve testosteron hormonun salgılanmasına da etkili olurlar.


    g-)Melanosit Stimüle Edici Hormon (MSH=intermedin) : Küçük bir polipeptittir. Bu hormon vücutta leke , çil gibi oluşumlardan sorumludur. Hormon azaldığı zaman cildin rengi çok açıktır. Hormon arttığı zaman ise koyulaşır. Derinin epidermis katmanı hücreleri arasında bulunan ve melanin pigmenti içeren melanositleri etkiler. Derinin rengini belirler.


    h-)Oksitosin : Doğum sırasında ve sonrasında salgılanır. Döl yatağı düz kaslarının düzenli kasılmasını sağlar. Doğuma yardımcı olur. Memeyi uyarır ve süt salgısının dışarı verilmesine yardımcı olan bir hormondur.


    ı-)Antidiüretik Hormon (ADH=Vasopressin) : Bu hormonun en önemli görevleri şunlardır :

    1-) Böbrekte nefronun alt parça hücrelerini etkiler. Bu hücrelerin sidiğin suyunu emmesini ve sidiği koyulaştırmasını sağlar. Eğer kan fazla sulanırsa ADH salgılanması azalır. Böylece kandaki fazla su idrara geçer ve idrar çıkışı artar. ADH salgılanması alkol tarafından da engellenir. Bu nedenle alkol alındığında ADH az salgılandığından aşırı derecede idrara çıkılır. Eğer kanda su oranı azalırsa ADH fazla üretilir. Böylece kana gereken su böbrek tüplerinden emilir ve kanın su oranı normal seviyeye getirilir.

    2-) Kan basıncını yükseltir.
    3-) düz kasların kasılmalarına etkili olur.
    4-) Suyun geriye emilmesini düzenler.

    Bu hormonun yetersiz olduğu durumlarda , böbrekten aşırı derecede su kaybı meydna gelir ve vücut su kaybeder. Antidiüretik hormon eksikliğinde Diabetes isipidus (şekersiz diyabet) denilen hastalık ortay çıkar. Bu hastalık , hastanın idrarını yoğunlaştırmasını ve günde 30-40 litre idrar çıkarmasına , buna bağlı olarak da çok susamasına yol açar.
     

Sayfayı Paylaş