1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hipparchia

Konusu 'Filozoflar' forumundadır ve incikk tarafından 28 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

  1. incikk

    incikk Uzman

    Katılım:
    9 Ocak 2008
    Mesajlar:
    1.230
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    öğrenci
    Yer:
    En GüzeL HayaLLerdeN..!
    Banka:
    1 ÇTL
    HIPPARCHIA
    Dunyanin ilk "ozgurlugu savunan ve ozgur yasayan" kadini.

    Hipparchia 346 BC de, Yunanistan'in sakin bir sahil bolgesi olan Maroneia'da dogdu.. Maroneiada sarapcilik yapan aristokrat bir ailenin kiziydi.
    Hipparchia'nin erkek kardesi, Metrocles de ondan bir sene sonra dogarak her ikisi de ikiz gibi, ayrilmaz bir parca gibi buyuduler.
    Metrocles'in en buyuk istegi felsefe calismakti. Pek cok degisik felsefe okuluna devam etti fakat hic birini sonlandiramadi. Yiyecek almak icin cok az parasi oldugundan dolayi sadece fasulye yiyebiliyordu ve cok siki bir diette gibi yasiyordu. Metrocles, bir gun cok onemli bir grup dinleyicinin onunde konusma yaparken kustu. Bundan dolayi cok utanan Metrocles kendini odasina kapatti ve olum orucuna basladi. Bir gun kapisi caldi. Ziyaretci kapi acilmadiktan sonra gitmeyecegini soyluyordu. Gelen ziyaretci Atina'nin Cynic filozofu Crates'ti. Crates Metrocles'u olanlardan dolayi uzulmemesi yonunde ikna etti ve herkesin bunu bir kaza olarak yorumladigina inandirdi. Iste o gunden sonra Metrocles Crates'in ogrencisi ve takipcisi oldu.
    Metrocles'in ailesi ogullarinin devamli ovguyle bahsettigi bu filozofla tanismak istediler.Crates Metrocles.ile birlikte onlarin evine gitti ve iste o an Hipperchia Crates'e delice asik oldu. Artik onun icin bu sevgiden vazgecmenin hic bir yolu yoktu. Hipperchia Crates ile elenmeyi kafasina koydu.
    Hipparcia'nin biogrofisini yazan Diogenes Laertius, Hippercia'nin ailesi ile ilgili detaylardan fazla soz etmez. Hipperchia'nin cocuklugunun da nasil gectigi hakkinda fazla bir bilgi yoktur ama o zamanin geleneksel aile yapisina uyan bir genc kiz gibi dusunmedigi ve dokuma tezgahlarinin basina gecmeyi, yun iplik yapmayi reddettigi, ve aksine, felsefe calismalarina buyuk ilgi duydugu belirtilei. Hipperchia icin kadinlara yasak olan konular hep cok ilgi cekmistir. Her zaman erkeklerin sohbet konularina merak sarmis ve o konularda okumus biridir. Onun bu yaklasimlari ve ilgisi gelenekci bir yapida olan ailesi tarafindan siddetle karsi konulmustur.
    Hipperchia Crates'e olan sevgisini ona actiginda, cirkin bir erkek olan Crates bu evlilikte kendini Hippercia gibi guzel ve ayni zamanda iyi bir gecmisi, kulturu olan bir kadina yakistiramamis ve kendini hep geri cekmistir.
    Hippercia'ya gore ise, kadinlarin da secim hakki vardir ve o da suphe goturmez bir sekilde sevdigi Crates'i secmistir. Crates cok az bir parasi olan ve yasam bicimi ile geleneksel yapidaki bir evlilik sartlarini yerine getiremiyecek biri oldugunu devamli vurgulamistir. Crates'in sevkat dolu yaklasimlari, insan sevgisi, mizah gucu ve iyi niyetli yaklasimlari Hipperciayi ailesine karsi koymaya da sevketmis ve eger bu evlilige izin vermezlerse kendini oldurecegini soylemistir.
    Hippercia ve Crates 326 BC'de evlendiler ve mukemmel bir beraberlik surdurduler. Hippercia esiyle birlikte, cok populer bir cift olarak her ziyafete davet edilmis ve onlarda her yere birlikte giderek kadin-erkek esitligini her zaman sergilemislerdir. Yasadiklari donemde, bir kadinin bu tur yerlere gitmesi ve davranislar sergilemesi imkansiz gibi birseydi.
    Hipparchia bir filozoftu. Onun esas ustunde durdugu konular ve uzman danismanlik yaptigi alanlar evlilik, hastaliklar ve uzuntuler ve olen kisilerin ardinda kalanlarin mahrumiyetleriydi. Bu alanlarda pek cok calismalar yapmis ve sorunlari cozmustur. Bunlarin yani sira pek cok tragedya ve felsefi kitaplar yazmistir. Bu calismalari yaparken ayni zamanda saglikli bir evlilik surdurmekte ve kendi oglunu ve kizini da buyutmekteydi.
    Hipparcia esiyle birlikte yillarca sadakat icinde bir evlilik gecirmesine ragmen "sevme ozgurlugu" konularinda propoganda yapmis ve kari koca bu dusunceyi hep desteklemislerdir. Cinselligin ayip bir sey olmadigini ve sevginin geregi dogal bir sey oldugunu anlatmislardir. Hipparchia Yunanli olan, olmayan butun kadinlara haklarini savunmalarini, cesurca konusmalarini ve dusuncelerini soylemelerini, kendi sevgililerini ve/veya eslerini kendilerinin secmelerini anlatmis ve yillarca bunun icin
    ugrasmistir. Toplumdan gelecek butun erkek siddeti ve tacizi, adaletsizligi icin karsi koymaya cagirmistir kadinlari.
    Hipparchia yasami boyunca basit ve sade bir hayat yasamis ve hic bir zaman lukse ozlem duymamistir. O tutarli ve dolu bir kadindi. Cok ilginc bir nokta ise, Hipparchia ve Crates'in kizlari sevdigi erkekle evlenmek istedigi vakit anne ve baba olarak Hipparchia and Crates kizlarindan evlilik oncesi o erkekle bir aylik bir birliktelik yasamalarini istemislerdir. Bu, tarihte, evlenmeden once, on evlilik yaparak bir erkekle birlikte yasamaya ilk ornek olarak bilinmektedir.
    Crates and Hipparchia'nin ogullari, Pasicles, de Cynic felsefede buyutulmus, sosyal esitlik, insan haklari, insan sevgisi ile toplumda yerini almistir.
    Hem Hipparchia hem de kocasi cok uzun ve dolu dolu yasadilar. Olumlerinden sonra yasadiklari toplumda daha onceleri yasam bicimlerinden dolayi oldukca elestirilmelerine ragmen olumlerinden sonra hep cok saygiyla anildilar. Ancak yillar gectikten sonra onlarin verdikleri ozgurlukcu mesajlar anlasilabildi ve dunyaca kabul edildi.
    Vicki Leon,"Hipparchia," Uppity Women of Ancient Greece (California: Tabula Rasa Press, 1989),37.
     

Sayfayı Paylaş