1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hoca Tahsin Efendi

Konusu 'Kim Kimdir ? - Biyografiler' forumundadır ve Suskun tarafından 3 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    "Hoca Tahsin Efendi, Hoca Hasan Tahsin”
    (d. 7 Nisan 1811 Yanya – ö. 3 Temmuz 1881)
    son dönem Osmanlı bilgini ve düşünürü.

    Osmanlı Devleti’nde batılı anlamda ilk üniversite olarak kurulacak Darülfünun’da görev almak için bursla Paris’e gönderilen iki kişiden biridir (diğeri Selim Sabit Efendi). 1870’de kurulan Darülfünun’un ilk “rektörü” oldu. Ancak bir sene sonra görevden alındı, ertesi sene de kurum kapatıldı. Hoca Tahsin, ömrünü batı bilimlerini Osmanlı halkına tanıtacak çalışmalarla geçirmiş ancak insanların inançlarını bozmak ve aklını çekmek gibi suçlamalarla karşılaşmıştır.


    Yaşamı

    1811’de Yanya ilinin Çamlık bölgesinde Filat ilçesinin Ninat köyünde dünyaya geldi[1]. Müderris ve müftü Osman Efendi'nin oğludur. İlköğrenimini babasından aldı. Aile, İstanbul'a göçettikten sonra öğrenimine İstanbul'da devam etti.

    Medrese öğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra, kurulması düşünülen Darülfünun adlı Avrupa tarzı yüksek öğrenim kurumunda doğa bilimleri ve matematik dersleri vermek için yetiştirilmek ve Paris’teki Mekteb-i Osmani adlı kurumda görev yapmak üzere 1857’de Selim Sabit Efendi ile birlikte Paris’e gönderildi. Pozitif bilimler alanında tahsil gördü.

    1861’de Paris’ten döndükten sonra 1862 yılında Abdülhak Hamid Bey ve ağabeyi Abdülhalik Nasuhi Bey ile birlikte tekrar Paris’e gidip sefaret imamı olarak görev yaptı. Bu sürede materyalist felsefe ile ilgilendi, kuşkucu düşünürler ile görüştü. 1867 ilkbaharında Paris’e gelen Namık Kemal ve Yeni Osmanlılar ile dostluk kurdu.

    1868’de eski sadrazamlardan Keçecizade Fuad Paşa, hava değişimi için bulunduğu Nice şehrinde iken hayatını kaybedince onun cenazesini alarak İstanbul’a döndü.

    Ma‘ârif Nâzırı Mehmed Esad Saffet Paşa tarafından 8 Kasım 1869’da kuruluş aşamasında olan Darülfünun’ a müdür olarak atandı. Bilimsel toplantılar yaparak çağdaş bilimleri Türk halkına tanıtmaya çalıştı. Görevi bir yıl sürdü. Ertesi sene Ramazan ayında yapılan halka açık konferansların birinde o sırada İstanbul’da bulunan tanınmış İslam düşünürlerinden Cemaleddin Afgani, peygamberliğin bir yönetim sanatı, tekniği olduğunu söyleyince olaylar çıkmış; 5 Aralık 1870’de Hoca Tahsin Efendi’nin “Terakkiyyât-ı ‘Ulûm” başlıklı konuşması da ulema tarafından İslamiyet’e uygun bulunmamıştı. Bu olaylar sonucu Afgani İstanbul’dan uzaklaştırıldı, Tahsin Efendi Darülfünun’daki görevinden alındı. Okulda eğitim bir yıl daha sürebildi ancak 1872’de tatil edildi ve 1900'e kadar kapalı kaldı.

    Hoca Tahsin Efendi, Darülfünun’dan uzaklaştırılınca İstanbul’da Tersane Emini Yûsuf Efendi’nin Sıbyan Mektebi’ne çekildi ve kendini bilimsel çalışmalarına verdi. Etrafına topladığı kişilerin aklını çelmek ve inançlarını bozmak suçlamasıyla hakında soruşturma açıldı. Saffet Paşa’nın yardımları ile bu sorundan kurtulabildi.

    1870’li yılların başında “Memâlik-i İslâmiyye Coğrafya Cemiyeti”’ni kurdu ve dönemin önde gelen devlet ve düşünce adamlarından Münîf Paşa’nın yardımıyla bir ara kütüphaneler müfettişliğine getirildi. 1878’de Darülmuallimin’e öğretmen olarak atandı. 1879’da bir bilim derneği kurdu ve batı bilimlerinin yurt içinde tanınması için çaba harcadı. 1879’dan itibaren yayınladığı “Mecmû‘a-i ‘Ulûm” adlı dergide çeşitli makaleler yayınladı.

    Hiç evlenmedi, yalnız yaşadı. Sağlığı bozulunca Münif Paşa’nın Erenköy’deki köşküne yerleşen Hoca Tahsin Efendi 3 Temmuz 1881’de hayatını kaybetti ve Sahray-ı Cedit Mezarlığı’na defnedildi.

    Ölümünden sonra


    Hoca Tahsin’in ölüm haberini alan şair Abdülhak Hamit, onun için 150 mısralık bir mersiye yazdı; şiir Şemsettin Sami’nin çıkardığı "Hafta" dergisinde yayınlandı .

    Şemsettin Sami’nin kardeşi ozan Naim Fraşeri, onun için bir ağıt yaktı.

    Târîh-i Tekvîn yâhûd Hilkat (Yaratılış Tarihi) adlı eseri öğrencisi Nâdirî Fevzî’nin gayretleriyle 1893 yılında İstanbul’da yayımlanmıştır.

    Eserleri
    Yayımlanmış Eserleri


    Mürebbî-i Etfâ, (Çocukların Eğitmeni)
    Usûl-i Fenn-i Filâhat - Kimyâ-yı Zirâ‘at (Tarım Bilgisi - Tarım Kimyası)
    Esrâr-ı Âb u Havâ (Su ve Havanın Sırları)
    Psiholoji yâhûd ‘İlm-i Rûh, (Psikoloji)
    Târîh-i Tekvîn yâhûd Hilkat (Yaratılış Tarihi)
    Esâs-ı ‘İlm-i Hey’et (Astronominin Temelleri)

    Yayımlanmamış Eserleri


    Constantin-François de Chasseboeuf Volney’nin “La loi naturelle ou catéchisme du citoyen français (Doğa Yasası veya Fransız Vatandaşının İlmihâli) adlı eserini, Nevâmîs-i Tabî‘iyye (Doğa Yasaları, İstanbul) adıyla çevirisi .
     

Sayfayı Paylaş