1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hoşgeldin Merhamet.!

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve BeReNN tarafından 1 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    Getirin bana üstüne yeminler ettiğim kalemi.

    Çizsin merhametin resmini…



    Ömrümün kerahet vaktinde çaldı kapımı. Günahlarımın zekatını vermiştim oysa. Kurban etmem gerekiyordu sabrımı. Bari.

    Bari ölüm nefsimi doyursa.



    -Bir derdim var üstad dedi masumca.

    -Bir derdim var. Derdim benim.

    -Buyur ettim gönlümün pay-i tahtına.



    Genelde canı birşeye sıkıldığında. Bazen de birşeye sevindiğinde gelir bana. Ya da birşeye ihtiyacı olduğunda. Bazen danışmak için gelir. Bazen dertleşmek için. Bazen sakinleşmek için. Bazen de moral bulmak için. Bazen neşelenmek için. Bazen gülmek. Verdiği önemli kararların altında benim imzam vardır genelde.


    Başı her sıkıştığında. Ya da çok daraldığında. Darıldığında.

    Dünya üstüne üstüne gittiğinde. Ya da başından aşağı kaynar sular döküldüğünde gelir.

    Ya da çok yalnız hissettiğinde. Birini sevdiğinde gelir bazen. Birinden nefret ettiğinde. Üzüldüğünde ya da. İhanete uğradığında gelir. Aldatıldığında bazen.

    Bazen de hayal kırıklığına uğradığında.

    Kendi için gelir genelde.

    Gelir ve gider...


    İşte böyle bir günde gelmişti. Bir derdi var gibiydi. İçeri aldım ve pencerenin kenarındaki koltuğu gösterdim oturması için. Geçti oturdu. Her zaman hazır olan çayımdan bir bardak doldurup getirdim. Verdim ve karşısına oturdum.

    -Nasılsın? diye sordum.

    Çaydan bir yudum aldı ve.

    -Merhamet üstad? Merhamet? dedi sadece.

    Gülümsedim.

    Ellerini ellerime aldım. Buz gibiydi.

    -Bak dedim. Bu ellerin çok hassas öyle değil mi? En ufak bir şeyde yaralanırlar. Kanarlar. Öyle olunca ne olur? Canın yanar öyle değil mi?

    -Evet. dedi.

    -Peki. Canının acısı nasıl geçer hiç düşündün mü? Ellerinde yara nasıl kapanır?

    -?!?

    -Merhem gerek dedim. Merhem gerek.

    Ele de. Cana da...



    Elleri ısınmıştı. Çayını bitirdi aceleyle. Kapıya yöneldi.

    -Teşekkür ederim dedi.

    Ve gitti...
     

Sayfayı Paylaş