1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

House Müzik / House Music

Konusu 'Müzik' forumundadır ve Suskun tarafından 17 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    House Müzik / House Music

    1985, House müziğinin temellerinin atıldığı bir yıldı. Electronic drum trackslarından sonra House Chicaco'da görülmeye başlanmıştı. Aradan bir yıl geçmeden House müzik dikkat çekici bir şekilde yaygınlaştı ve önemli kayıtlar yapılmaya başlandı. Avrupa'nın en önemli DJ'leri Chicago'da hakim olmaya başlamıştı. Bu müziğe öncülük eden iki önemli club vardı. Chicago'da Frankie Knuckles yönetiminde olan 'Warehouse' ve NY'de Larry Levan tarafından yönetilen 'Paradise Garage' dı.
    Eski Chicago Club'ı olan Warehouse bir bakıma House müziğin isim annesidir. House aylarca yerel radyolarda destek görmedi, insanların clublara gitmeleri sonucu şimdiki temeller atılmış oldu ve üç önemli kayıt onların gücüyle listelerde top ten listelerine girdi. Farley 'Jackmaster', Funk 'Love Can't Turn Around', Raze 'Jack The Groove' hemen arkasından Steve 'Silk', Hurley 'Jack Your Body' parçaları clublarda istenen yerini aldı.
    Disco'lar bilhassa hedefe yaklaşan ilk kayıtların üretimi için hazırlardı. Sinnamon tarafından yapılan 'Thanks to You', 'D-Train', 'You're The One For Me' ve 'The Peech Boys', 'Don't Make Me Wait' kayıtlarında yeni olarak dup effect ve drop-out'ları tanıtmaya çalıştılar, ancak önceleri isimlerini pek duyuramadılar, çünkü tam bir USA müziği değildi, oysaki Avrupa müziğinin içinde yani NY ve Chicago'da İngiliz Electronic Pop Müziği (Depeche Mode ve Soft Cell gibi) Giorgio Morader, Klein & MBO ve binlerce İtalyan ürünü mevcuttu.
    DJ Frankie Knukles eski disko klasiklerini, yeni Eurobeat popunu ve sentezlenmiş beat'leri mixleyerek house müziğe yeni canlar kattı. O yıllarda Frankie üzerine yapılan yorumlarda karışımların sanatını yapan bir müzik mimarı diye adlandırıyorlardı onu. En büyük house starı Frankie Knuckles club'larda yüksek bir kabinde duayyen gibi çalıyordu, müzik onsekiz saat kesintisiz devam ediyor ve fanatikleri çılgınca dans ediyordu.
    Hafızalarımızı zorlayacak olursak Warehouse Chicago'nun en farklı atmosfere sahip mekanı olarak adlandırılıyordu ve Frankie'nin katkıları kadar mekana renk katan bir isim ise Prof. Funk diye adlandırılan George Clinton'dı. Farklı kişiliği, yaratıcılığı ve ilginç giyim tarzıyla Warehouse'un yaratıcısı olmuştu.
    First Choice 'Let No Put Asunder', Candido 'Jingo', Shirley Lites 'Heat You Up', The Human League 'BEF', 'Telex', 'New Order' gibi eski kayıtlarda Frankie'nin elinde bulunuyordu. F.Knuckles'ın yönetiminde olan Warehouse'da Harold Melvin tarafından eski 'Philly Klasikleri', Billy Paul ve 'The O'Jays ile Martin Circus'un 'Disco Circus' gibi mix çalışmaları yapılıyordu.
    Ayrıca KraftWerk ve 00Telex gibi gruplarda pop müzik sentezleri yapıyorlardı. Warehouse'da çalışmalar ve yenilikler hızla devam ederken Paradise Garage cephesinde de 'Set It Off' diye adlandırılan oniki kayıt yaratılmaya başlanmıştı. Orjinalleri Walter Gibbon tarafından yapılmıştı.
    Ardından underground club'larda şükran ve sevinç ilahileri yapılmaya başlandı Chicago'da. Bu çalışmalar Frankie ve Farley'in jenerasyonunu kapsayan DJ'ler tarafından yapıldı ve yerel radyo istasyonlarında düzenli olarak çalınmaya başlandı. 1986 yılında tatsız birtakım olaylar yaşandı. NY'de yapılan 'New Music' seminerinde, uluslararası DJ 'lerin isimleri çalındı ve onları küçültücü bir şekilde etiketlendirdiler, kayıtlarını dünyanın çeşitli yerlerinde sattılar. Bu olayı takip eden 87 yılı içerisinde yeni kayıt stüdyoları Chicago'dan kaçmaya başladı.
    Bu zaman zarfında UK'de de çalışmalar yapılıyordu House müzik üzerine. Londra'nın ilk club'ı olan 'Delirium' Mike Pickering, Colin Fover, Eddie Richards, Mark Moore, Noel ve Maurice Watson DJ 'lere kendi club'ı bünyesinde destekler veriyordu. 1987 yılında kariyerleri için artı bir şans yakalayacak olan; Adonis, Marshall Jefferson, Fingers Inc ve Kevin Irving düzenlenen 'Chicago House Party' de yüksek performans sergilediler ve ardından UK clublarına turneye çıktılar. 1986'dan sonra sadece USA değil, dünyanın çeşitli yerlerinde'de House yaygınlaştı ve electronic keyboard'lar piyasaya sürüldü. David Moroles, Robert Clivilles ve David Cole bu yeni çalışmalara katkıda bulunan isimlerdendir.
    Marshall Jefersson turnenin ardından Harri Dennis ve Vince Lawrence ile Jungle Wonz ve Wirgo gibi ile yeni projeler üzerinde çalıştı, iki ünlü Trax'i olan 120 BPM 'Move Your Body' ve takiben 'Ride The Rythm'le ünlendi ve mesleğinde zirvede olan Adonis'e rakip oldu. 1987'de House müzik yaygınlaştıkça çeşitlilik gösterdi ve Chicago'da Deeep House tutulmaya başladı. House'un derin, kültürlü, güçlü ve daima teşvik edici bir imajı vardı. Fakat sound'lar can sıkıcı şekilde birbirine benzer olarak yayılmaya başlamıştı. Bu süreçte 'Atkins' atımlarda bulunurak (Model 500,No UFO gibi) müzik kayıtlarını değişime uğrattı.
    İkinci jenerasyon House Phutures'ın 'Acid Tracks'i ile uluslararası başarısı başlamıştır. Acid house 88'den önce patlamaya hazırdı. Küçük bir grup Londralı DJ kendi Turntable'ları ile kayıt stüdyosu açtılar. Chicagolular ise DJ Pierre gibi bir ustadan tracklerin nasıl yapıldığını öğreniyorlardı ve donanım satın alıyorlardı. Bu tecrübelerle Derrick May ve Kevin Saunderson tarafından 'Triangle of Love' yapıldı.
    Club'ların ve müziğin çeşitlilik göstermesiyle ciddi bir problem ortaya çıktı. Chicago'da Acid'de dans edenler LSD ve bilimum ectasy cinsi haplar konusunda tecrübelilerdi. Drug gösterilerde adet haline gelmişti. Fakat house müzikte böyle bir çirkinliğe yer yoktu. House'un adı drug'la kötüye kullanılmak istenmedi hiçbir zaman. Frankie Knuckles'ın görüşüne göre house ritmleri duyan insanların tüm kötülüklerin dışına çıkacağını düşünüyorlardı.
    Frankie'nin ardından gelen house müziğinin altın çocuğu olarak adlandırılan Brooklyn'li Todd Terry doğuştan bir yetenek olarak görülüyordu. Onun bütün hayatı ve enerjisi club kültürü için harcanmıştır adeta. Hi-Tech müziğin extreme'lerinde deney sahibi olmuş Todd Terry 'Just Wanna Dance' ile modern House'un garage ruhunu yakalamıştır.
     

Sayfayı Paylaş