1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hülagû Han...

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve Rigel tarafından 26 Ekim 2014 başlatılmıştır.

  1. Sentinus
    No Mood

    Sentinus Tengri Biz Menen!.. Özel üye

    Katılım:
    11 Mart 2014
    Mesajlar:
    2.721
    Beğenileri:
    4.076
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Erkek
    Yer:
    İstanbul
    En Büyük Türk Kahramanlarından Biri: Hülagü Han

    Türk tarihi, çok büyük kahramanlarla doludur. Bunları tek tek yazmanın imkânı yoktur... Bu kahramanlardan birisi de Hülagü Han'dır...

    Hülagü Han, İlhanlılar Devleti'nin kurucusudur. Yaptığı işlerle, tarihin altın madalyasını almaya hak kazanmış bir yiğit Türk evladıdır. Torunu olmaktan gurur duyduğumuz atalarımızdan olan Hülagü Han, iyi bir Komutan olmasıyla da takdire değerdir.

    Hülagü Han, abisi Mengü Han tarafından Orta Doğu'yu ele geçirmek için görevlendirilmiştir. Kardeşinin başarılı bir kahraman ve başarılı bir asker olduğundan şüphesi olmayan Mengü, Hülagü'nün bunu başarabileceğine şüphe duymamaktadır. Aldığı göreve göre Hülagü'nün Abbasi Halifeliği ile Memlük Devleti'ni ve bir de Haşhaşi adlı tarikatı tamamen yok etmesi, İran halklarından olan Lurları zapta geçirmesi gerekiyordu. Buyruğu alan Hülagü ordusunun başına gelip dolu dizgin Orta Doğu'ya aktı...

    Hülagü ve ordusu korkunç bir güce sahipti. Türklerin en başarılı olduğu alan olan savaşta şimdi Türkler konuşuyordu. Lurlar çok basit ve zahmetsizce zaptolundu. Zaten genç kartal Hülagü'ye karşı koyabilecek durumda da değillerdi... Teslim oldular ve Hülagü aldığı buyruk üzerine onları zapta geçirince dokunmadı. Böylece ilk görev yerine getirilmiş oldu...

    Ardından diğer yok etme görevleri için tekrar yola çıktı...

    Haşhaşiler güçlü bir tarikattı. Çok sert vuruşuyorlar ve yenilmiyorlardı. Haşhaşilerin kalesi Alamut'u savaşarak ele geçiremeyeceğini anlayan Hülagü, bilimsel yollara başvurdu. Demek ki Türklerin bilime ve tekniğe verdiği önem o zamanlarda da vardı. Zeka ise Türklerin en belirgin özelliklerindendi. Hülagü, devrin bilim adamlarından yardım alarak kalenin altını tünellerle oydu. Sonra bu tünellerin tümünü petrol ile doldurdular. Haşhaşiler tam Hülagü'yü yendiğini sanarak sevinirlerken koca kale tepesi bir bomba gibi patlatıldı ve kale havaya uçtu.

    Haşhaşilere ait bu büyük kale, daha önce başka milletler tarafından da ele geçirilmek istenmişti ama hiç kimse bunu yapamamıştı. Hülagü, eşsiz zekasıyla bunu başardı ve bu şekilde zekasını ve aklını herkese de ispatlamış oldu.

    Sıra diğer göreve gelmişti: Belki de en çetin görev buydu. Hülagü, halifeliği yıkacaktı. Hülagü önce bir ulakla halifeye teslim olmasını, boşuna kan akmasını istemediğini söylemişti. Ama halife buna karşı çıkmış ve Hülagü'ye cevaben "Allah'ın halifeyi ve halife ordusunu koruduğunu, halifeliğe saldıranlara Allah'ın gazap vereceğini" söylemişti. Gönlüyle ikna çabalarına hep ters cevap veren halife artık savaşı hak etmişti. Hülagü, zekasını ve ordusunu yanına alıp yola çıktı...

    Hülagü, nihayet ordusuyla birlikte Bağdat'a gelmişti. Hülagü ordusunu bölümlere ayırıp Bağdat'ı çevreledi. Yapılacak iş belliydi; var güçle saldırılacaktı... Hülagü de öyle yaptı. Var gücüyle Abbasi ordusuna hücum etti. Abassiler bir süre direnip kısmen de olsa Hülagü'yü püskürtmeyi başardıysa da bu güçlü askerlere daha fazla dayanamamışlar ve yenilmişlerdi. Hülagü ve onun aslanları Abbasi Halifeliğine saldırdı ve Abbasi askerlerinin tümünü kılıçtan geçirdi... Abbasi Halifeliği'nin ordusu dağıldı ve surları yıkıldı. Saldırıdan bir kaç gün sonra Hülagü Abbasi Halifeliğini yok edip yönetimi tamamen ele aldı...

    Canının derdine düşen ve Allah'ın yardım etmediğini anlayan Halife kıvırdı ve Hülagü ile anlaşma yapmayı teklif etti. Fakat ilk teklifi kabul etmeyen halifenin bu teklifini de Hülagü "bunu baştan düşünecektin" diyerek kabul etmedi...

    Bağdat'ın alınmasından sonra sıra halifeye gelmişti. Hülagü'ye kafa tutan halife şimdi yalvar yakar Hülagü'den canını bağışlamasını istiyordu ama Hülagü bunu kabul etmemişti. Türk kültürüne göre asiller (devlet idarecileri) kanları yere akıtılmadan öldürülürdü. Bu nedenle halifenin de böyle öldürülmesi gerekiyordu. Hülagü halifeyi bir keçeye sardırıp atların ayakları altında çiğneterek öldürdü.

    Yüce Han Hülagü'ye binler selam olsun...

    Kaynak: Prof.Dr.Sadettin GÖMEÇ
     
    Mod-53 bunu beğendi.
Benzer Konular
  1. KıRMıZı
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    554
  2. Suskun
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    1.568
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş