1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hülagu

Konusu 'Kim Kimdir ? - Biyografiler' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 3 Eylül 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.785
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    387 ÇTL
    Hulâgû 1217’de doğdu. İran’da hüküm süren İlhanlılar Devleti’nin kurucusudur. Bağdat’ı alarak Abbasi Halifeliği’ni yıkmış olan meşhur Türk-Moğol serdar ve hükümdarıdır.
    Büyük kardeşi Mengu Han babasının yerine Hakan olmuş ve Hulâgû’yu 1253’te İran’a memur etmişti. “İlhan” Hakana bağlı Eyalet Hanı demektir. Bundan dolayı Hulâgû’ya (İlhan) lakabı verilmiş ve soyundan gelen hükümdarlara da İlhanlılar denilmiştir.
    Hulâgû, İran’ı ve Kafkasya’yı ele geçirdikten sonra Şarkî İsmailiye Devleti’ni ortadan kaldırmağa karar vermişti. O zamanlarda istediği hükümdarları fedai dervişleri vasıtası ile öldürten ve asrımızın anarşistleri gibi gizli ve korkunç teşkilatı bulunan İsmaililerin merkezi Elmut Kalesi’ni aldı. Sonuncu hükümdarları olan Rukneddin’i öldürttü. 1256’da bu devleti ortadan kaldırdı. Onun elinde hapsedilmiş olan meşhur alim Nâsıruddin et-Tûsî’yi kurtararak yanına aldı.
    Hulâgû, Şii olan Nâsır ile Hıristiyan bulunan zevcelerinden birinin teşviki ile Bağdat Halifesi hakkında kin beslemeğe başlamıştı. Son Abbasi Halifesi Musta’sım-Billah’a itaat etmesi için haber gönderdi. Musta’sım kuvvetli olmadığı halde mağrur idi. Karşı koymak istedi. Halifenin Şii veziri İbni Alkami de vaziyetin hücuma elverişli olduğu hakkında Hulâgû’ya bilgi vererek Hulâgû’yu gizlice davet etti. Bunun üzerine Hulâgû, 1258’de Bağdat’ı elli gün kadar kuşattı.
    Sonuçta, Halife çaresiz kalarak oğulları ve maiyyeti ile birlikte af dilemek üzere Hulâgû’nun ordugahına gidince, Hulâgû onu çuvala koydurup süvarilerine çiğnetti. Bütün ailesini öldürtmekle beraber Bağdat’ı yakıp yıktı. Rivayete göre sekiz yüz bin kişiye yaklaşan bütün halkı da kılıçtan geçirdi.
    Daha sonra Suriye’ye doğru döndü. Haleb’i ve Şam’ı aldı. Fakat bu istila Mısır’daki Türk Sultanı Baybars tarafından durduruldu. Onun ordusu Hulâgû’nun bir serdarını fena halde bozguna uğratmış ve İlhanlıları Suriye’den çıkmaya mecbur etmişti.
    Hulâgû, daha önce büyük kardeşinin ölümünü haber alarak yerine geçmeğe hazırlanmıştı. Bu mağlubiyet darbesi üzerine İran’da kalmış ve kurduğu devletin işleriyle meşgul olmuştu.
    Tarihçiler Hulâgû’ya çok kan dökmüş bir hükümdar olarak bakarlar. Böyle olmakla beraber o, bir devletin kurucusu idi. Bilime ve sanata karşı da büyük saygısı vardı.
    Hulâgû, sarayına bilginleri toplar ve onları korurdu. Bilgiye merakı vardı. Kendisi astronomi ve kimya ile uğraşırdı. Merage’de bir rasathane yaptırdı. Bilginleri toplayarak ilim akademileri kurdu. Aladağ’da saraylar, Huy’da camiler yaptırdı. Tebriz şehri onun döneminde bir bilim merkezi oldu. Bizans’tan oraya kozmoğrafya ve diğer ilimleri öğrenmek için öğrenciler geliyordu.
    1266’da öldü.
     

Sayfayı Paylaş