1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hüzünlerde ağlamak

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 26 Ağustos 2012 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.094
    Beğenileri:
    4.419
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    813 ÇTL
    Mesafeler koyduk araya
    Kapattık kapılarımızı dostlarımıza
    Bir merhaba demek için girmeleri gerekti sıraya
    ...
    Ne kadar hasrettiler bir dost sese
    Paylaşamadık o en coşkulu anlarını , seveceğimiz yanlarını


    İnsanın öyle anları vardır ki tarif edilemez duygular yaşar.
    Sevinir,duygulanır, hüzünlenir ve tam bu esnada kabaran duyguları
    paylaşacak bir dost arar. O anda bir dost yüze ne kadarçok
    ihtiyaç duyar. Ama genellikle bu dost yüzler bulunamaz. Çünkü bütün
    dostlar o anda meşguldürler. Büyük işler peşindedirler.Maddeselleşen
    dünyada madde peşinde koşturmaktan dostlara zaman kalmaz. Dostları
    dinlemeye vakit bulamayız.İşte böylece paylaşılmayı bekleyen
    duyguları paylaşamadan içimize atarız ya da doğmadan boğarız o
    duyguları.Ben genellikle paylaşılmayı bekleyen duygularımı son
    haddine kadar saklarım ola ki paylaşacak bir dost bulurum ümidiyle.
    Dostlarımıza karşı kapılarımız sonuna kadar açık olmalı.
    Dostlar istedikleri an bizi bulmalı, bir merhaba demek için günlerce
    peşimizden koşmamalı.İnsanın her zaman sıcak bir dost sesine ihtiyacı vardır.

    Görüşürüz ya salı ya çarşamba günü diye diye
    Kaçırdık nişanı, düğünü.
    Hayat denen suyun akışında birlikte çağlayamadık.

    Peki bizler niçin vardık? Dostlarımızın en mutlu günlerinde
    yanlarında olamadıktan sonra... Çoğu zaman bir kart ya da telgraf
    göndermekle yetindik düğün, nişan davetlerine.Ve hep şöyle
    yazdık: "Yoğun işim nedeniyle, daha önceden planlanan program
    nedeniyle davetinize icabet edemiyorum.Siz değerli dostlarıma
    mutluluklar dilerim" Evet dostlara böyle mekanik, solgun cevaplar
    mı vermeliydik? Halbuki o sıcak dostlarımız bizleri aralarında
    görmekten ne kadar mutlu olacaklardı. Hatta bu kıymetli anları güzel
    bir fotoğrafla ölümsüzleştirip ömür boyu minnetle anılma şerefi elde
    edecektik.

    Gerçek dostların yanında değilken, onların davetlerine gidemezken
    neler yaptık peki? Menfaatler uğruna hep gülücükler dağıttık
    başkalarına içimizden gelmeye gelmeye. Zamanla öyle oldu ki bu sahte
    davranışlar bizi de sahteleştirdi.Ama işin acı tarafı bu durumun
    farkında bile değildik.

    Ölümlerini bile geç duyduk da vaktinde ağlayamadık.

    Yıllar önce bir yarım ekmeği bölüştüğümüz dostlar hastane
    köşelerinde ya da evlerinin bir kıyısında günlerce dost bir yüz
    aradılar.Sıcak bir ses beklediler. Bir merhaba eden olur mu diye hep
    dost yolu beklediler. Haberimiz bile olmadı.Duymadık, duyamadık.
    Çünkü dostları zaman zaman arayıp da halini hatırını sormayalı yıllar
    oldu. Ajandamızdan adları bile silindi çoklarının.

    Dostlar bir gün bu dünyayı terkettiler. Ölümlerini bile duyamadık.
    Son görevimizi hakkıyla yerine getiremedik.Cenazelerine gidip de
    tabutlarına dokunamadık. Bir gül koyup ağlayamadık. İki damla göz
    yaşı akıtıp geçmiş günleri yad edemedik bile....

    Fakat şunu hiç düşünmedik .Yarın bu sonsuz yolculuğa bizi de böyle
    yapayalnız uğurlayacaklar...
    işte...

    Bu hikaye hem acı, hem uzun
    Selam vermeden geçiyoruz artık yanından komşumuzun

    Hani bizim bir sözümüz vardı? " Komşu komşunun külüne muhtaçtır."
    Bırakın külüne muhtaç olmayı artık görmüyoruz bile. Herkes
    olabildiğince kabuğuna çekilmiş. Selam vermemek için yollar
    değiştiriliyor ya da yanınızdan öylesine geçip gidiyor insanlar.

    Oysa biz birbirimiz için vardık

    İş deyip, çalışma deyip huzuru bahane edip, ekmek parası deyip
    uzaklaştık dostlardan. Ama şunu unuttuk: Bütün kapılar aslında kendi
    yüzümüze, kendi üzerimize kapandı. Şimdi bu kapıları açacak bir dost
    arıyoruz.Geç farkettik taşın sert olduğunu.Ve asla bu kapıları açacak
    birini bulamayacağız. Çünkü, biz kapıları içten kapattık. Anahtarı
    içerde. Ancak kendimiz açabiliriz. Nasıl mı? En yakınımızdaki bir
    dosta merhaba demekle, bir gülümsemeyle...
    Haydi hemen şimdi bir kez deneyin...
    Göreceksiniz işe yarayacak.Evet tüm dostlara merhaba...
    Hayatı paylaşmak dileğiyle...

    alıntı(umuda ezgi)
     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş