1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hz. Fatima (as)'in yüksek ahlaki

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 28 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL
    Fatıma, "yüksek bir ahlâka,
    onurlu bir karaktere,
    üstün bir nefse, ulu bir duyarlılığa,
    çabuk kavrayan bir anlayışa,
    keskin bir zihne,
    yüce bir erdeme,
    parlak bir üstünlüğe,
    misk kokan bir nefese,
    cesur bir yüreğe,
    bitmek nedir bilmeyen bir heyecana,
    yüksek bir hamiyet duygusuna,
    kendini beğenmişlikten uzaklığıyla hayranlık uyandıran bir izzete sahipti.

    Kibirlilerin tasavvur ettikleri büyüklük onun düzeyine erişmekten çok uzaktı.
    Büyüklenenlerin ve zorbaların karşısında eğilmezdi."

    O, hoşgörü, sükûnet ve geniş göğsüyle, geniş ufuklu vakarıyla,
    öz güven ve yumuşaklığıyla,
    ağırlığı ve temkinliliğiyle,
    sağlam karakteri ve iffetiyle,
    onurunu korumasıyla bir ahlâk abidesiydi.

    Babasının vefatından önce, parlak bir onur ve açık bir hâyâ timsaliydi.

    Güler yüzlü ve mütebessim bir güzellik abidesiydi.

    Ama babasının (s.a.v) vefatıyla birlikte yüzündeki tebessüm kaybolmuştu.


    Dilinden haktan başka bir söz dökülmezdi,
    sadece doğruyu konuşurdu.
    Kimsenin kötülüğünden söz etmezdi.
    Gıybet etmez, kimseyi arkadan çekiştirmezdi.
    Kimseyi küçümseyici kaş göz işareti yapmazdı.
    Başkalarının sırrını saklar, verdiği sözü tutardı.
    İstişarede doğruyu söyler,
    onların gerçek hayrını isterdi,
    başkalarının mazeretlerini kabul ederdi.
    Yanlışlıkları hoş görürdü.
    Çok kere sürçmeleri ve kötülükleri hilim hoşgörüyle karşılardı.

    "Kötülükten kaçar, daima iyiliğe eğilimliydi.
    Güvenilirdi.
    Sözünde doğruydu.
    İyi niyetliydi ve sözünde kesinlikle dururdu.
    İffetin en yüksek doruklarındaydı.
    Tertemiz bir ünü vardı ve adında en ufak bir leke yoktu.
    Eğilimleri üzerinde hevâsının etkisi yoktu.
    Hz. Zehra az ile yetinen zühd sahibi biriydi.
    O, ihtirasın kalbi parçaladığını, işlerde düzensizlik ve dağınıklığa neden olduğunu çok iyi biliyordu.
    O, hayatının sonuna kadar babasının kendisine söylediği şu sözü prensip edindi:
    "Ey Fatıma! Ebedi nimetlere kavuşa bilmen için, dünya hayatının acılarına karşı sabret."
    Basit bir hayata razıydı.
    Hayatın zorluklarına karşı sabırlıydı.
    Helâlin azıyla yetinirdi.
    Razıydı ve kendisinden razı olunmuştu.
    Başkasına ait olan, başkasının sahip olduğu şeylere göz koymazdı.
    Hakkı olmayan bir şeye de gözlerini dikmezdi.
    Allah"tan başkasından bir şey istemeye tenezzül etmezdi.
    O, yüzsüzlük etmez onurlu nefsin tam bir timsaliydi.
    Nitekim babası (s.a.v) şöyle demişti:
    "Asıl zenginlik gönül zenginliğidir."

    O, dünyasını bir yana bırakarak kendini Rabbine adayan Hz. Betül"dü. Dünyanın çekici süslerine arkasını dönmüştü.

    Dünya hayatının aldatıcı güzelliklerine eğilim göstermiyordu
    ve dünyaya meyletmenin ne büyük felâketlere yol açtığını çok iyi biliyordu.

    Dünya hayatının zorluklarına sabrederken,
    dilinden Rabbinin zikrini eksik etmeden
    sorumluluğunu yerine getirme hususunda muazzam bir sabır örneği sergiliyordu.

    Hz. Zehra"nın asıl ilgisi ahirete yönelikti.
    Dünyanın göz alıcı güzelliklerine değer vermiyordu.
    Çünkü babasının (s.a.v) dünyadan, dünyanın nimetlerinden, lezzetlerinden ve şehevî arzularından yüz çevirdiğini görüyordu.
     

Sayfayı Paylaş