1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Hz. Nuh (s.a.)

Konusu 'Bütün Peygamberler' forumundadır ve Gülsüm tarafından 8 Aralık 2008 başlatılmıştır.

  1. Gülsüm

    Gülsüm Katılımcı

    Katılım:
    1 Aralık 2008
    Mesajlar:
    203
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    İzmir/Bayındır
    Banka:
    5 ÇTL

    Nuh
    (Arapça: نوح,
    İbranice: נוֹחַ veya נֹחַ; Noah veya Noach),
    İbrahimi Dinler'de (Musevilik, Hristiyanlık ve İslam) kendisinden söz edilen Tufan Peygamberi.
    Tevrat'ta Nuh'un 950 yıl yaşadığı söylenir. Kur'an'da da, elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadığı geçmektedir. İslam geleneğinde Nuh ile İbrahim arasında bu kadar zaman olduğuna inanılır. İnsanlığın ikinci babası sayılmaktadır. Büyük Tufan Olayı'ndan hemen önce büyük bir gemi inşa etmiş ve bu gemiye Nuh'un Gemisi denmiştir.




    [​IMG]
    Nuh'u tasfir eden bir görsel


    Oğulları ve temel ırklar

    3 tane oğlu olduğu bütün Semavi kutsal kitaplarında yazılmakta ve Tekvin'e göre ise Nuh'un bu üç oğlundan üç temel ırk meydana geldi.

    Sam, Sami ırkının atası.
    Oğulları:
    Elam, Asşur, Arfakşad, Lud, ve Aram.

    Ham, Hami ırkının atası.
    Oğulları:
    Cush, Mizraim, Fut, ve Kenan.

    Yafes, Yafesi ırkın atası.
    Oğulları:
    Gomer, Mecüc, Maday, Yavan, Tubal, Meşeç, ve Tiras

    Kur'an'da Nuh


    "Andolsun, Biz Nuhu kendi kavmine (elçi olarak) gönderdik. Böylece kavmine dedi ki: Ey Kavmim, Allaha kulluk edin. Onun dışında sizin başka İlahınız yoktur, yine de sakınmayacak mısınız? Bunun üzerine, kavminden inkâra sapmış önde gelenler dediler ki: Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz." (Müminun Suresi, 23-25)
    "O da dedi ki: Ey Kavmim, gerçek şu ki, ben size (gönderilmiş) apaçık bir uyarıcıyım. Allaha kulluk edin, Ondan korkun ve bana itaat edin. Ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi adı konulmuş bir ecele kadar ertelesin. Elbette Allahın eceli geldiği zaman, o ertelenmez. Bir bilmiş olsaydınız." (Nuh Suresi, 2-4)
    "Dedi ki: Rabbim, gerçekten kavmimi gece ve gündüz davet edip-durdum. Fakat davet etmem, bir kaçıştan başkasını arttırmadı. Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça büyüklük gösterip-direttiler. Sonra onları açıktan açığa davet ettim. Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim." (Nuh Suresi, 5-9)
    Nuh dedi ki: "Rabbim, gerçekten onlar bana isyan ettiler; mal ve çocukları kendisine ziyandan başka bir şeyi arttırmayan kimselere uydular. Ve büyük büyük hileli-düzenler kurdular." (Nuh Suresi, 21-22)
    "Nuh, Rabbim, yeryüzünde kafirlerden yurt edinen hiç kimseyi bırakma. dedi. Çünkü Sen onları bırakacak olursan, Senin kullarını şaşırtıp-saptırırlar ve onlar, kötülükten sınırı aşan (facirden) kafirden başkasını doğurmazlar." (Nuh Suresi, 26-27)

    Gılgamış Destanında Nuh


    Gılgamış son macerasında ölümsüzlüğü bulmaya koyulur, can yoldaşı Enkidu'nun ve canından çok sevdiği anasının ölümleri onu sonsuz bir korkuya düşürmüştür. Bir gün kendisinin de öleceği, her şeyi bırakıp dünyayı terk edeceği korkusu onu yiyip bitirmektedir. Ölümsüzlüğü ölümsüz birinden öğrenebileceğini düşünen Gılgamış, ölümsüz olan Ziusudra'yı(Utnapiştim olarak da geçebilir; ama Sümercesi Ziusudra'dır) bulmaya koyulur. Sayısız maceranın ardından Ölü Deniz'i geçerek Tilmun Adası'na, Ziusudra'nın ve karısının tek başlarına yaşadıkları adaya varır. Ziusudra yaşadıklarını ve en önemlisi Tufanı anlatır Gılgamış'a. Üç büyük dinde olan bir hikâyenin Sümer metinlerinde de geçmesi çok ilginçtir. Hikayenin doğruluğunu onaylayan bir kanıttır.

    Sümer Mitolojisine göre, Tufanın geleceğini bilen tanrılar insan ırkının yok olması için seslerini hiç çıkarmazlar. Çünkü tanrıların başındaki tanrı Enlil, insan ırkından hoşlanmaz. İnsanların inançsızlıkları, hakaretleri, tanrılara değer vermeyişleri onu çileden çıkarmıştır ve bütün tanrılara da "İnsanlara yardım etmeyeceksiniz, Tufanı hiçbiri öğrenmeyecek" diyerek hepsine yemin ettirir. Yalnız aralarından kurnaz su tanrısı Enki(Ea) insan ırkını çok sevdiği için bir şekilde yardım etmek ister. Hemen dünyaya gider, Ziusudra'yı bulur. Kendisi, insanların girip tanrılara dertlerini, günahlarını anlatarak rahatladığı odaya girer ve Ziusudra'nın kapıda beklemesini ister. İçerde Enki bağıra çağıra tüm olayı anlatır, insanlara yardım edemeyeceği için çok üzüldüğünü belirtir. Ardından Tufandan kurtulmak için gereken her şeyi anlatır. Tabii ki de kapıda bekleyen Ziusudra her şeyi duyar ve hemen işe koyulur. Tanrısının verdiği talimatlara göre gemisini inşa eder, her canlıdan bir çift alır, kendisine inananlarla (ki ailesi, hizmetçileri ve bir-iki arkadaşından başka kimse inanmaz) gemiye doluşurlar. Sular her yeri doldurur, bütün şehirler kaplanır, insanlar boğularak can verir. Olanları dünyanın çevresinde dönen bir gemiden izleyen tanrılar ağlarlar, yarattıkları medeniyetin yok oluşunu izlemek onlara büyük acı verir, "Ne yaptık biz?!" diye dövünürler. Ziusudra ve yandaşları, sular çekilmeye başlayınca ortaya çıkan ilk kara parçasına çıkarlar (Bu kara parçası, Eski Ahit'te Ağrı Dağı (Ararat) olarak, Kur'an'da Cudi Dağı olarak bahsedilir). Hâlâ yaşayan insanların olduğunu gören tanrı Enlil hemen yanlarına gider, tabii ardından da diğer tanrılar onu takip eder. İlk başta sinirlenen Enlil'i diğer tanrılar sakinleştirirler ve bir anlaşma yapılır. Artık insanlar tanrılarına hürmet göstereceklerdir, karşılığında da tanrıların koruması olacaktır. Bir daha da insanlık böyle bir felaket yaşamayacaktır, bu son felakettir. Çünkü böyle bir felaketi gören tanrılar, aslında insanları sevdiklerini anlarlar.
     

Sayfayı Paylaş