1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

“İbadetlerimden zevk alamıyorum, neden?”

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve duurm68 tarafından 18 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. duurm68

    duurm68 Üye

    Katılım:
    7 Ocak 2008
    Mesajlar:
    82
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    180
    Yer:
    ankara
    Banka:
    0 ÇTL
    Gençler Soruyor “İbadetlerimden zevk alamıyorum, neden?”
    SORU:
    “İbadetlerimden zevk alamıyorum, neden?”


    Ben bir üniversite öğrencisiyim. İbadetlerimi yapmakta zorlanıyorum. Yaptığım ibadetlerden de yeterince zevk alamıyorum.

    Öyle olduğu zaman, içimde suçluluk hissi meydana geliyor. Kendimi suçlamaya başlıyorum. Bu durumdan nasıl kurtulabilirim?

    CEVAP:
    “Kalıbını Secdeye,
    Kalbini Kıbleye Bırak”

    İÇİNDE bulunduğun ve şikayet ettiğin durum, çoklarınca paylaşılan bir sorun. Yani, yalnız değilsin. Ama çözümü üzerine kafa yorulması gereken bir sorun bu, aynı zamanda.

    Öncelikle “ibadetten zevk alabilme” üzerinde biraz duralım istersen. Bu sorunu ne zaman işitsem, hemen aklıma çok katlı bir bina geliyor. Nasıl ki bir binanın beşinci katına çıkmak istiyorsan, asansöre binip evvela önceki katları çıkmalısın, ancak ondan sonra beşinci kata çıkabilirsin. Aynen öyle de, ibadetten zevk almak, insanın iç alemindeki inanç mertebelerinde biraz beşinci kata tekabül ediyor. Yani öyle hemen ibadetlerden arzu edilen oranda ruhî zevk alınamayabiliyor. Çünkü burası, inançta diğer unsurlara riayet edilmesi halinde Allah’ın lütfettiği bir ihsan.

    Daha açıkça söylemem gerekirse, ibadetlerden zevk alabilmek için bazı şartların yerine getirilmesi gerekiyor. Günümüzde bu şartlar arasında en çok üzeri çizileni hangisi dersen, bana göre, iftidah tekbiri. Hani şu namaza başlarken ellerimizi kulaklarımızın yumuşakçalarına dokunduruyoruz ya, işte o. Bu tekbirin anlamlarından bir tanesi, dünya işlerini başımızın arkasına, yani ilgi alanımızın dışına çıkarmak. Ama senin de bildiğin gibi, genellikle dünya işlerimiz, sıkıntılarımız, kaygılarımız, planlarımız, umutlarımız… çoğu zaman, namaz esnasında namazımızın önüne geçiyor. Bazen yatıp kalkmaktan başka, namaz kıldığımızı bile anlayamayabiliyoruz. Böyle bir halde iken, kıldığımız namazdan zevk alsaydık tuhaf olurdu diye düşünüyorum. Bilmiyorum, sen ne düşünüyorsun?

    Bu konuyla ilgili bir diğer nokta da şu: Namazdan alınan ruhi zevkte mertebe vardır. Bazısı, namaz kıldığında sadece namaz yükümlülüğünden kurtulmuş olmanın zevkini tadar. Bazısı, namaz kıldığında Rabbiyle bir görüşme (mukabele) yapmış olmanın lezzetini yaşar ve bir sonraki buluşmayı özler. Ama illa ki her namaz kılan, kendi nasibi ölçüsünde namazdan bir zevk alır. Senin de bundan hali olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Ayrıca, en düşük zevk alan bile, namaz dairesinin dışında binlerce olumsuz duygu ve düşünceyle mücadele etmek zorunda kalan insanlara göre ruhen daha büyük bir ferahlık duygusu hisseder.

    Şunu unutma ki, namaz konusunda önemli olan, namaz dairesi içinde olabilmek ve kalabilmektir. Bazen şeytan sağdan yaklaşır ve “Senin kıldığına da namaz mı denir?” diyerek sana senin namazını kötülemeye başlar. Seni namazdan uzaklaştırmaya çalışır. Sakın ona kanma. Sen onca işini bırakmışsın ve namaza durmuşsun. Bir eylemde, hem de güzel bir eylemde bulunmuşsun. Sırf bu bile, Allah indinde takdire değer bir amel. Ayrıca nasıl çam tohumu da çam ağacı gibi ağaç dairesindedir; aynen onun gibi, senin namazın da—yeterince zevk alamasan bile—namaz dairesi içindedir. Gün gelip tohumun büyüyüp ağaç olması gibi, sen de namazında olgunlaşıp Rabbin fazl-u ihsanına yetişirsin (inşaallah).

    Sana, son olarak, ‘huzur’ ya da ‘huzurda olmak’ diye ifade edilen kavramdan bahsetmek istiyorum. Bir insanın namazdan lezzet alması, aslında o kişinin kendisini ne kadar Rabbinin huzurunda hissettiğiyle de alâkalı bir durumdur. Bu hissin gelişebilmesi için herhalde kişinin sadece ibadetler sırasında değil, hayatının diğer kesitlerinde de Rabbinin rızasını gözetmesi ve ona uygun şekilde yaşama melekesi kazanması icap ediyor. Başka bir ifadeyle, ibadet dışı zaman ile ibadet zamanı arasında bir ‘yumuşak geçiş’ sağlayabilmek için, aslında ibadet dışı zamanı da bir nevi ibadet şuuruyla yaşamamız gerekiyor.

    İşte buna, ‘huzurda olmak’ deniyor ki, mü’minin yaptığı hareketler ve söylediği sözlerden gerçek anlamda lezzet alması, bu şartın yerine getirilmesiyle mümkün biraz da. Allah hepimize huzurda olma şuuruyla yaşamayı nasip etsin. (Amin!)
     

Sayfayı Paylaş